21. bölüm · Kuzey bekçileri
Doğudaki tanıdık
Kaliforniya içeri sızmayı başardıktan bu yana yaklaşık bir hafta geçmişti ofisteki yerime alışmaya başlamıştım uyduruk bir çekyatta yatıyordum her gece zor da olsa uyumaya çalışıyordum zor ama mecburiydi alışmamak gibi bir seçeneğim yoktu planlarımız yavaş yavaş işlerken Kaliforniyadan beklediğimiz işaret geldi
Ses kayıt cihazlı oklardan birini duvara saplamıştı oku çıkarıp elime aldığımda kaydı açtım
K: Fazla vaktim yok kısa özet geçeceğim 7 Halkalı sarmal tekniğini kullanıyorlar ekipte ilerledikçe kademe atlıyorsun en küçük yani 7. Halka en yüksek rütbeli olanların bulunduğu halka orası şuanlık beni ilk halkada tutuyorlar test aşamasındayım henüz ama esas önemli olan şu ki ok ve yay kullanmayı öğreniyorlar savaşa hazırlanıyorlar gibi bizim de aynısını yapmamız gerek tekrar haber vereceğim bol şans Mert
Karargaha geldiğimde herkese bu kaydı dinletmiştim ki kimsenin suratında bir gram korku emaresi yoktu yalan yok bende de yoktu alperenin bilmediği bir detay vardı ki biz bunu Aylar öncesinde keşfetmiştik doğudaki birkaç bağlantı sayesindenm apocalypse ekibi Alperenden çok çok daha öncesinde kurulmaya başlanmıştı ama savaşmak için değil bir grup öğrencinin dersler için kurduğu basit bir ekipti sadece heimdall dedikleri adam ise Alperen için yeri ayrı biriydi belli onun ayarında biri işimize yarardı bundan eminim
Selinle ofise geçtiğimizde uyuduğum yeri düzeltiyordum selinse elinde telefonla biriyle mesajlaşıyordu suratında kararlı ve kendinden emin bir ifade varken dönüp ona seslendim
M: apocalypse konusunda bir fikrin var mı?
S:ben de onunla ilgili biriyle konuşuyordum bize yardım edebilecek birini tanıyorum doğudan biri eski bir okçu bize bir şekilde yardımcı olabilir
M: gidip görelim şu doğudaki tanıdığı
İkimiz doğudaki Kanada yöneldiğimiz esnada doğu her zaman hatırladığım gibiydi hareketli gürültülü ama içerisinde ise büyük sırlar taşıyan bir yerdi bankta oturan birinin arkasına gelmiştik anlamadığım şekilde çocuğun saçları bir yerden tanıdık geliyordu nereden olduğunu anlamamıştım
S: Brezilya... Yardımın gerekiyor
B: elbette dostum...ne yapabilirim?
Diye sorduğu anda ayağa kalkıp bize doğru döndü galip onu tanıyordum derece kolejindeki ekipten barkındı bu Mert acarın en has adamlarından biri
Hiçbir şey demeden arkamı dönüp öylece gittim kesinlikle ondan gelecek yardımı kabul edemezdik sinirli sinirli yürürken arkamdan selinin ayak seslerini de duyabiliyordum peşimdeydi
S: Mert...MERT durur musun?
M: ne var
S: sorun ne? Yardım edebilir
M: ondan gelecek yardım Allah'tan gelsin Selin o şekilde yardıma ihtiyacımız yok
S:Neden?
M: Mert acarın eski ortağı da o yüzden ona güvenmiyorum
S: tamam bak geçmişte ne yaşadınız az çok biliyorum ama düşmanımız silahlanıyor Mert yardıma ihtiyacımız var ben ona kefil oluyorum tamam mı hata yaparsa benden bilirsin
M: karargaha adım atmayacak ne yardım edecekse buradan etsin
S: anlaştık
Deyip Selin doğu tarafına giderken ben de karargahın oraya gelmiştim ırmağa durumu anlattığım esnada o da karşı çıkmıştı ama yapacak bir şey yoktu Berna beklenmedik bir anda beklenmedik bir dosyayla gelmişti ne olduğunu anlamaya çalıştığımız anda söze girdi
B: öncelikle ben emekli olmaya karar verdim gerekli işlemleri de başlattım orada bu denli ekibe zarar vermişken durmamam daha iyi
Bilyesini gömmek için arka bahçede toplanmıştık ki son kez Mersin olarak yan yana oturup konuştuk
M: emin misin? Kesinlikle dönmeyecek misin yani?
B: ya ben mersinle konuştum
S: ne dedi
B: dönmeyeceğim dedi yaa emekli olmak istiyormuş artık
Vakti geldiğinde bilyeyi kırma görevi bana verilmişti bilyeye bakarak veda konuşmamı yaptım bilyeler hepimizin dynamix hayatını temsil ediyordu
M: bu ekipten ayrıldığınızda sizi yeni hayatlarınıza uğurluyoruz sonraki yolculuklarında tekrar kavuşacağız
Deyip bilyenin içindeki lambayı yaktım tüm sinirimle mjlonjirle vurdum bilyeye bunun Berna için kalıcı bir veda olacağı hiç aklıma gelmemişti
