90. bölüm · Kuzey bekçileri
Kazanabileceğimiz bir savaş
Mertten:
Ormanda koşuya çıkmıştır. Daldan dala atlayıp ağaçlardaki hedef noktalarına at fırlatıyordur.
Yazardan: Tabii general hayatını bırakmış olabiliriz ama günlük antrenmanlara aynen devam.
Selinden:
Ekiple toplantı halindedir. Yeni karargah yeni teçhizat yeni elemanlarla beraber sıfırdan bir ekip kurmuştur.
Gökçeden:
Fransa'da ressamlık yapmaya başlamıştır. Dağ resimleri çiziyordur.
Mertten:
Kendi evinin bahçesinde ağaçları budarken anıları canlanır:
3 yıl önce:
Selin: *Karargaha girer* Bu kadar mı yani?
Mert: Mektupta yeterince açık değil miydim?
Selin: Bebeğini kaybetmiş bir halde benden ayrılamazsın.
Mert: Selin o bizim bebeğimizdi ve ben başarısız oldum.
Selin: Bunun için seni suçlamıyorum o gün arabaya tek başıma gitmek benim kararımdı. Senin suçun değil.
Mert: En başta acarı başımıza dert açan bendim.
Selin: Sen kötü biri değilsin. Bunların hiçbirini isteyerek yapmadın.
Şuan:
Dövüş mankenini yumrukluyordur sinirini atmaya çalışırken arkasından gelen bir sesle birlikte döndüm.
Mert: *Boğazına mızrak dayar*
Hüseyin: Hop, hop biziz. Sakin ol.
Mert: Hüseyin, arya Burada ne işiniz var?
Arya: Seni almaya geldik. *Video izleyin* Onlara masks of firar diyoruz. Korku maskeleri, başlarında ultimask denen bir herif var.
Mert: *Görüntüyü yaklaştırır* Yakışıklı.
Hüseyin: Herif psikopatın teki.
Mert: Acarla bir alakası var mı?
Arya: *Gazete küpürü gösterir* El yapımı anti müdahale tipi patlayıcı. Bu Mert acarın imzası.
Mert: İlgilenecek biri olmaması çok yazık.
Hüseyin: İlgilenen birisi var. *Sonraki küpürü gösterir* Selin kendi ekibini kurdu kendilerine nightmares diyorlar. Başlarında edis denen bir Biyolog var.
Arya: Herif pisliğin teki, Selin o herifle bu işi fazla yürütemez ayrıca adam sayısı olarak da çok eksiğiz. Gökçe ve Göktuğ Fransa'da, Emre ve Elif Avustralyada, Lizbon doğum izninde, Annen memlekette sen buradasın Melek hoca ve Neslihan hoca İstanbulda bilim festivalindeler. Dynamix of war'a ihtiyacımız var.
Mert: Hayır hayır hayır bunu unutun ben oraya dönmem.
Arya: Kusura bakma ama sizin evliliğiniz ve evlat acınız...
Mert: Arya... Şuan çok hassas bir yarayı deşiyorsun.
Hüseyin: Usta o gün orada kıyamet koptu, hepimiz altında kaldık.
Mert: Yıllarca dedim ki günü geldiğinde ekip biter. İyi kötü bir adımız kalır geriye hiç olmazsa. Ama şimdi diyorum ki o bile kalmasın, unutulsun adımız , sanımız hepsi.
Yazardan: Sike sike geleceksin kankacım işimiz var.
Uzun ısrarlar sonucu okula döndüğümüzde hatırladığımdan çok daha farklı bir manzarayla karşı karşıya geldim eskiden dynamix yazılarıyla dolu olan duvarlar şimdi ise "Dynamix nerede?" Gibisiniden protesto yazılarıyla doluydu.
İnsanlar haklıydı teknik olarak hiçbir şey başarmamıştık. Aksine tehditin büyümesine bile bile göz yummuştuk. Nightmares'ın karargahına geldiğimizde eski karargaha kıyasla daha büyük ve daha gelişmiş bir havası vardı. Etrafa Göz gezdirdiğim esnada selin'le göz göze geldik.
Selin: Arya, Hüseyin??
Arya: Hemen kızma Selin, yardıma ihtiyacımız var.
Edis: *Mert'i süzer* Arkadaşları yalnız bırakalım.
Hepsi gittiğinde selin'le baş başa kalmıştık.
Mert: Selin... *Elini tutmaya hamle eder*
Selin: Yapma. *Ellerini çeker* Buraya neden ya da ne ümitle geldiğini bilmiyorum. Ama ne hayatımız eskisi gibi ne de ben eskisi gibiyim. Beni o gün yalnız bıraktın o hastanede o halde bırakıp gittin. *Göğsünü yumruklar* neden Mert? neden beni oracıkta terk ettin?
Hiçbir şey demeyip doğruca kendi eski karargahıma dönmüştüm ne dese haklıydı. Ben yapmam gereken şeyi biliyordum şüphelerimi doğrulaması için gereken ilk adımı nightmares karargahındayken atmıştım.
Mert: *Karargahtaki kamerayı açar*
Edis, gençleri karşısına dikmiş onlara konuşma yapıyordur. Arya, Hüseyin , kumsal ve senem önünde dikiliyordur.
Edis: Bir kez anlatacağım iyi dinleyin: Felix baba yok, abileriniz ablalarınız yok. Ben varım ben ne operasyon yapacaksanız, her ne planlayacaksanız önce bana soracaksınız.
Nil: Er ya da geç döneceğini biliyordum. *Masaya kahve koyar*
Özge: *Kameraya bakar* Edişten mi şüpheleniyorsun?
Mert: O herifte garip bir şey var. *Kağıda bir şey çizip gösterir, kırık bir kafatası vardır*
Merve: Nedir bu?
Mert: Edisin bileğinde ki dövme, bu da acarın gemisinden aldığımız bir tüp.
Ezgi: Aynı işaret.
Aras: Tamam, edisin acara çalıştığını kanıtlasak bile ki bu çok zor, adam sayısı olarak hala yetersiziz.
Mert: Bir planım var.
3 saat sonra:
Karargahtan çıkmıştım ki arkamda birini ün varlığını hissettim dönüp baktığımda Selin karşımdaydı.
Mert: Ne oldu Selin?
Selin: Edis, acara çalışıyor bunu biliyorum mert. Acara ulaşmak için onu kullanıyorum.
Mert: Selin bu bir satranç tahtası, aylarca sevgiliydik. Taktikleri biliyorsun kandırmayı ve pazarlığı biliyorsun. Ama ben olmadan başarısız olursun.
Selin: Sen beni kısmi lohusa halimle beni hastanede bıraktığında…
Mert: Selin…
Selin: Kendimi eğitmek zorunda kaldım. Bana bir bak mert sadece bak… ben de bizi görmeye çalış.
3 ay önce:
Selin merti ziyarete gelmiştir:
Mert: Acarı yenmek istiyorsak gurubu tekrar toplamamız gerek.
Selin: Biz mi??
Günümüz:
Mert: Biz mi??
Selin: Lanet olsun, bak ben…
Mert: Geveleme de konuş.
Selin: Tamam , dürüst olacağım… sana ihtiyacım var.
Tam konuşacağım esnada tüfek sesini duydum omzumda hissettiğim bir acıyla yere serildim.
45 dakika sonra:
Nadine: *Kamera karşısına çıkar* Dynamix liderimiz mert Aydın şehit olmuştur.
Gökçe: *Arabaya biner*
Arya/Hüseyin: *Şarjörleri takarlar*
*Yan yana onlarca araç okulun içine girer*
Merve: Haklıymış, herkes eve dönüyor.
