147. bölüm · Kuzey bekçileri
9. Sezon fragman/Son Piyon
Candelia: Mert... Nihayet aileni bir düzene soktun.
Kolay olmadığını biliyorum ama sen hiç değişmedin. *Kalbini gösterir* tam şurası.
*Polisler şehirde ilerliyordur*
Gökçe: *Çatıdan izliyordur* Biraz esneyelim. *Ayaklarını ve ellerini esnetir* biraz yiyelim. *Sosisliden bir ısırık alır* Veee gidelim.
Mert: Tam 13 sene oldu şehre hiç dönmedik.
Irmak: Çünkü size ihtiyaç olmadı.
Ata: Ama artık tehdit daha büyük.
X: *Çocuğa arabayla çarpıp kaçar*
Gökçe: *Köşeye sıkıştırır* KIPIRDAMA!
X: *Kimlik gösterir* Amerikan büyük elçiliği, diplomatik dokunulmazlık.
Gökçe: Sıra bizim çocuklara mı geldi lan? *Dibinden ateş eder* Ben dokunacağım sana.
Şuheda: Şehir Amerikan vatandaşlarıyla doldu.
Efe: Ayrıca emre ve sürüsü hala şehirde.
Mert: Meltix'i ona enjekte etmeniz gerek
Burcu: Denedik, formülü değiştirmişler.
Mert: *Seline bakar* Sessizlik sana göre değil.
Selin: Ne diyebilirim ki? Arkadaşlarımızın bize ihtiyacı var , çoktan arabada olmalıydık.
Aras: Amerikalılar dosyasını hükümet devralacak.
Yetkili: Eşelemeyin o dosyayı yoksa çok fazla can yanacak, eski dost falan ölüleri rahat bırakın.
Oğuz: Sana hesap mı vereceğiz lan? Haddini bil.
Yetkili: Bilmezsem ne olur?
Oğuz: Senin o dişlerini kırar eline veririm.
Mert: Yine yeni yeni manyaklar çıkıyor ya oooof.
Selin: Amerikalılarla Göktuğ'nun ne alakası var?
Umut: Dilanaz, Amerikalıları ülkeye o sokuyor.
Güneş: Dilanazın hikayesi de senin ki gibi başladı Mert ama sen aile ve arkadaş buldun. Dilanaz ise ne bulduysa kaybetti.
Selin/Gökçe/Mert: *Emre'nin karşısına gelirler*
Gökçe: Yeni varyant senden çok daha havalı he.
Mert: Arkadaş, bunu yanımda söyleme bari.
Burcu: Göktuğ'ya ne kadar güvenebiliriz?
Melek: Bu soruşturmada sen ve gökçe yoksunuz.
Göktuğ: Hocam ben...
Mert: Defol Göktuğ.
Göktuğ: Anlamadım...
Mert: Defol dedim, duymadın mı?
Gökçe: *Yüzüğünü göktuğ'ya verir*
Hakan: Abilerden ye fırçayı sesin çıkmasın, gel burada bize artistlik yap, YOK YA!
Gökçe: *Patlama olur, beton dizine düşer* AAAA!
Nil: Elimden geleni yaptım ama... Yürüyüşün...
Gökçe: *Tekerlekli sandalyeyle gider* Ajan gökçe Aydın yok, düz gökçe var artık sizde kabul edin.
Mert: Sana ayak altında dolanma demedim mi?
Göktuğ: İşimi yaparken senden izin mi alacağım?
Selin: Sen yaptın yapacağını 2.80 yatıyor gökçe.
Acar: Emre'nin gücüyle dünyayı yönetebiliriz.
Emre: İş bitince yönetecek bir şey kalmayacak.
Mert: *Emre'nin peşinden koşar* Kardeş kardeşe konuşalım, Motoru kime yaptırıyorsun?
Emre: Sen konuştukça pataklama isteğim artıyor.
*Havada çarpışırlar*
Alperen: Kader... Bizi bekler.
Emre: Bir konuda haklıydın, bu iş burada biter.
*Yumrukları çarpışır*
