99. bölüm · Kuzey bekçileri
Sadece seni alacağım
Selin ameliyatta ekip ise karargahtayken ben ise hastane koridorunda oturmuş hem selini bekliyor, hem de elimdeki Napolyon flaşını inceliyordum. Berna'nın hayatta olmasına cevap olabilecek herhangi bir şey bunda olabilirdi. Nerede? Ve nasıl olduğuna dair.
Hastane personellerinden biri danışmadaki bilgisayarı boş bıraktığında hızlıca bilgisayara yöneldim. Flaşı taktığım anda onlarca veri akmaya başladı. Özel bir şifre istiyordu konu Berna olunca olabilecek şifre belliydi. "Kuzguncu" Şifreyi girdiğimde bir dizi rakamlar ve harfler akmaya başladı. Napolyon'un sır perdesi aralanıyordu.
Flaşta berna'nın ölümünü tezgahladığı bu tezgahtan sonra gittiği rotaya dair her şey vardı. Ankara'dan başlayıp ucu Mardin'e kadar dayanan en sonunda tekrardan Ankara'ya dönen uzun hatlı bir rotaydı. Flaşı alıp kapattığım esnada tam o anda Selin sedyede götürülüyordu. Güzel karım yoğun bakıma göre daha canlıydı. Rengi tekrardan yerine gelmişti.
Melek: Bünyesi güçlüymüş, parçaları karnından çıkardık. Bir daha ki sefer bana bir iyilik yap Mert. Kızı vurma. Birkaç saate kendine gelecektir o esnada senin yapman gereken bazı şeyler var.
Mert: Selin için ne lazımsa yaparım hocam.
Melek: Selini kastetmiyorum leş gibi viski kokuyorsun. Ve dokunsam uyuyacak gibisin hastanenin boş tarafındaki banyoda sana temiz havlu ve kıyafet getirttim. Selinin yan odasındaki yeri de senin için ayarlattım. Bu iyiliğimi unutma ve bana borçlusun.
Mert: Sağol abla.
Melek abla'nın dediği gibi önce duş alıp sonra da aralıksız 6 saat uyumuştum. Kendime geldiğimde selin'le beni aynı odaya almışlardı. Yanı başımda bir not vardı.
"Bana iki kez borçlusun."
-M.
Selinin hala kendine gelmemişti onu uyandırmadan yavaşça yarasını açtım. Dikiş izi tamamen belli oluyordu. Yarasını kapatıp kafamı eğip kısık kısık ağlamaya başladım. Benim yüzümden şuan bu haldeydi.
Selin: *Saçlarını okşar* Ağlama.
Mert: *Kafamı kaldırıp ona baktım.* Özür dilerim.
Selin: Mert, o bir kazaydı, ben olduğumu bilemezdin.
Mert: Canın Acıdı mı? Yani okum sana saplandığında.
Selin: Mert, Ben evlat acısı yaşadım seni kaybetmenin acısını yaşadım. O ok yarası bana kuş kadar acı vermedi.
Mert: Başka bir sorun var.
Selin: Mert biz en kötüsünü yaşadık. Ne olabilir ki?
Mert: *Olanları anlatır*
Selin: Sana bir şey oldu mu?
Mert: Selin sana az önce...
Selin: O herif umrumda değil sana bir şey oldu mu?
Mert: *Elindeki kesikleri gösterir*
Selin: O herif beni 3 yaşındayken terk edip gitti. Onu öldürdüğün için seni yargılayacak değilim.
Mert: Selin, bana bir iyilik yap. Bu kadar iyi olma.
Selin: *Güler* Koca adayım çok iyi yapacak bir şey yok.
Seline yemek yedirmeye çalışıyordum ki hala kendi yiyebileceğine dair benimle inatlaşmaya çalışıyordu.
Selin: Mert , elim ayağım tutuyor.
Mert: Doktor dinlenmen gerek dediii.
Selin: Kocan beslesin de dedi mi bari?
Tüm çorbayı içip bitirmişken telefonum çalmaya başladı. Açıp baktığımda yine 84 kodlu bir numara arıyordu açtım. Mert: Efendim?
Edis: Mert kardeş, Edis ben.
Mert: Edis mi?
Edis: Seni Acar abime bağlıyorum.
*Biraz süre geçer*
Acar: Bağlandım. *Güler* Mert bilader Edis kardeşimin sesini duydun mu? Nasıl geliyor sesi ama? Özgürlüğüne kavuşmuş gibi değil mi?
Mert: Edisi mi kaçırdın?
Acar: Ama ben sana söyledim: sen benden bir alırsın, ben senden üç alırım.
Mert: Ben, sadece seni alacağım biliyor musun Acar? Her şey bitecek o zaman.
Acar: Daha yeni başladık be bilader. Hemen bitsin diyorsun daha çok maçımız olacak hepsini ben kazanacağım. *Telefonu kapatır*
Mert: *Odadan çıkıp, Gökçeyi arar* Gökçe, Edis...
Gökçe: Biliyorum, biliyorum. Onunla uğraşıyorum. Doğu kanadına konuçlandılar. Temizlemeye gideceğiz.
Mert: Yola çıkıyorum. *Telefonu yüzüne kapatır*
Odanın kapısını açmamla şok geçirmem bir oldu.
Selin: *Hazırlanmıştır*
Mert: Sen napıyorsun? *Cevap vermez* Selin...
Selin: O aşağılık herifi ben öldüreceğim.
Mert: Selin dikişlerin daha çok yeni biz hallederiz.
Selin: Bensiz operasyonlara gitmeyeceğini söylemiştim.
Mert: Ama...
Selin: Sen olsan da olmasan da gideceğim. Durdurabilirsen durdursun.
Mert: Bana bunu yaptırma.
Vurmaya çalışıp kolundan tuttum, duvara çevirip arkasına geçtim. O vurmaya hamle etmişti ki yine başarısız oldu.
Mert:.*Kapüşonundan tutar* Bitirdin mi?
Selin: Mert, bileğim acıyor.
Mert: *Kolunu bırakır* Özür dilerim.
Selin: *Yatağın kenarına oturur* Senin gibi güçlü değilim.
Mert: *Ellerini tutar* Değilsin, çok daha iyisisin. Hadi araba sonsuza dek kapıda kalmayacak.
Selin: Geliyor muyum?
Mert: Fikrimi değiştirmeden gel.
