120. bölüm · Kuzey bekçileri
Hayatını kaybetti
1 ay sonra:
Mert: *Kucağında mirayı sallıyordur*
Arya: Düğün Arabası aldınız değil mi gökçik?
Gökçe: Aldık aldık.
Selin: Öff evlenin de bitsin artık.
Mert: Bana göre evlenmeyin de bitsin artık.
Hüseyin: Göktuğ şimdi farklı bir ekibe geçmeden aynen Dynamix'ten devam edecek değil mi?
Mert: Bir zahmet.
Selin: *Koluna vurur* Çocuklara karısmayacağız demiştik. Nasıl istiyorlarsa öyle yapsınlar.
Gökçe: Ekip kuracak imkanımız yok zaten henüz.
Mert: Kurmayın ben onu iç güveysi, iç güveysi döverim ya siz merak etmeyin. *Mirayı sallar* Küçük çocuk gibisi yok ya. Evlenme derdi yok, aklı başında, akıllı, uslu. Evlat gibi evlat be.
Gökçe: O evlatsa ben neyim? Eşantiyon mu?
Mert: Promosyon gönderdiler seni, kıskanma lan.
Selin: Mert çocuklar arasında ayrım yapamazsın.
Hüseyin: Mert, arya mı? ben mi?
Mert: Arya, açık arayla hem de. *Selin ters ters bakar* Ne onlar çocuğum değil, o köpeğim bile değil. Eğer bir köpeğim olsaydı, o köpeğin de bir çocuğu olsaydı ve o çocuğun da bir köpeği olsaydı işte o hüseyin olurdu.
Hüseyin: Tekirdağ'daki köpeği hatırladım.
Mert: *Seline döner* Biz Tekirdağda sevgili miydik? Sevgiliydik tabi lan.
Selin: Oha, AMA OHA. ÇÜŞ.
Mert: Anlık gerginlikle sordum.
Selin: İlgilenmiyorum insanlara olan gerginliğinle Tekirdağ'da sevgili miydik? Diye sordun bana vururum he seni. Aşkım biz ne zaman sevgili olduk?
Mert: Ragnarok'tan 7 ay önce.
Selin: Tarih ver.
Mert: 13 ağustos, bu yanlış olabilir bu arada.
Selin: 26 TEMMUZ, *Masaya vurur* gül aldığın gün bana. Daha ayı bilmiyor, kafayı yemelik.
Yaşlı teyze: *Yanlarına gelir* Maşallah çok tatlı *Miray için diyor* Allah bağışlasın. Bu yaşlarına da hiç doyum olmuyor, torun gibisi var mı? *Gider*
Mert: Hıııı?
Hüseyin: Owww.
Arya: Teyze çok büyük pot kırdı.
Selin: Mert dedeeeee.
Ertesi gün:
Selinden:
Sabah erkenden kalkıp Gökçe ve kızlarla kuaförde buluşacaktım ki gökçe Arya ve Hüseyin Sivas'a düğün arabasını almak için gitmişlerdi. Uyandığımda miroş da tatlı tatlı oynuyordu. Ama bizim bay öküz kocam hala yataktan kalkmamıştı.
Selin: Mert, MERT!! *Kafasına topuklusunu atar*
Mert: Ne yaa? Uyandım işte.
Selin: Oyondom oşto, ya sen çocuklara söz vermedin mi? Sabah hepinizi evlerden alacağım diye? Hadi saat yedi. Üstümü giyeceğim çık hadi.
Mert: Aşkım beni kaldırma, görmediğim şey değil.
Selin: Kafanı kırarım senin giyinip geliyorum. Gelene kadar kalkmış ol. *Gider*
Geri geldiğimde mirayı kucağıma almıştım. Bizim odun hala uyumaya devam ediyordu.
Selin: Bak Annecim baban ayı gibi uyuyor.
Miray: *Omzunda uyur*
Selin: Allah'ım ben ne yapacağım bunlarla?
Mirayı geri yatırdığımda küpelerimi takmak için makyaj masama doğru hafifçe eğilmiştim ki birinin beni gözetlediğini hissediyordum.
Selin: *Arkasını döner, Mert kalçalarını izlemiştir*
Mert: *Uyuyor numarası yapar*
Selin: *Yüzüne su döker*
Mert: *Kolundan tutup yatağa çeker, üstüne çıkar*
Selin: Sjsjjsjjjs, Mert elbisem kırışacakkk.
Mert: *Dudağına yapışır*
Selin: Imm, Miray uyanık.
Mert: El kadar çocuk ne anlayacak?
Selin: *Saatine bakar* 3 dakikan var.
Yazardan: Tamam burayı geçelim artık.
Gökçeden:
Sivas dönüşünde benzinliğe girmiştik ki lavoboya girip geldiğimiz esnada:
Arya: Arkada o güller çok sallanıyor bak
Hüseyin: Başka araç mı bulsak?
Gökçe: Bence de başka araç bulalım.
*Araç yoktur*
Arya: Lan aracı çalmışlar.
Hüseyin: Hediyemi çalmışlar gökçik.
Arya: Güllerimi çalmışlar gökçik.
Hüseyin: Gökçe Bir şey yap.
Arya: Yap bir şey gökçe.
Gökçe: *Bir ona bir ona bakıyordur*
Hüseyin: Gökçe bakma öyle.
Arya: Gökçe.
Hüseyin: Gökçe.
Arya: Gökçeiii
Gökçe: SUSUN LAN, Oğlum siz rahatsız mısınız?
Yazardan: Evet. ( Yazar bir dur )
Gökçe: Sizi bana düşmanlarım mı gönderdi? İki tane deliyle dağın bir ortasında ben ne yapıyorum ya? Cüzdan, telefon hepsi arab... LAN!?
Arya: NE OLDU?
Gökçe: Benim gelinlik bile arabada lan.
Hüseyin: Kendini de unutsaydın arabada gökçe.
*Telefon çalar, Selin arıyordur*
Arya: Efendim yenge?
Selin: Arya neredesiniz? Hadi geç kalacağız.
Arya: Eeee yenge şöyle bir şey... Eee... Sen bize bir ekip aracı yönlendirebilir misin?
Selin: O niye?
Arya: Eeee gökçe anlatsın. *Telefonu verir*
Gökçe: Anne biz arabayı çaldırdık, benim gelinlik falan hepsi arabada şuan.
Selin: Şuan kızmıyorum ama babanı bilemem. Konumunuza bir araç yönlendireceğim.
Telefonu kapattıktan kısa bir süre sonra yine çaldı. Bu sefer de babam arıyordu.
Gökçe: *Açar* Baba?
Mert: 6 Aylık peşin kira verdim ben o arabaya.
Gökçe: Onu hallederiz onda sıkıntı yok da...
Mert: Babam 6 aylık peşin kira verdim o arabaya nasıl halledeceksin? Nasıl sıkıntı yok?
Gökçe: Halledebilirim diyorum.
Mert: LAYYN, Seni boğabilirim şuan. *Kapanır*
Gökçe: *Tekrar arar, açılmaz* Ne oldu ya?
Arya: Belki tünele falan girmiştir, telaşlanma.
5 saat sonra:
Mertten:
Evden çıkmış elimde hediyeleri taşırken kapıyı kilitlemek için dönmüştüm ki:
X: *Sırtından vurur*
Mert: *Zar zor döner, silah çekecekken*
X: *Diz kapağından ve iki kez göğsünden vurur*
*Hediyeler yere saçılır*
Mert: *Plakayı görür* 34 Adana Giresun 788
Bu esnada düğünden:
Gökçe: Anne babam nerede kaldı?
Selin: Kuzum Evetleri vermeden yetişirim dedi.
Güneş: Bir şeyler hazırlıyor belki bekle sadece.
Nikah memuru: Artık başlamak zorundayız.
Gökçe: 5 dakika daha, lütfen.
Selin: *Mert'i arar* Hadi Mert, neredesin?
*Telsiz açılır*
Nil: Acil kod: 6425... *Duyulmaz* Yaralı bulundu.
Göktuğ: Açık kalmış par...
Arya: Bir dakika Göktuğ.
Hüseyin: *Telsizi alır* Nil anonsu tekrar et. DUYMUYOR MUSUN NİL? Anonsu tekrar et.
Nil: Acil kod: 6425, Ekip alfası Mert Aydın evinin önünde yaralı halde bulundu.
Selin: *Telefonu elinden düşürür*
Gökçe: Baba...
Melek: Yürü, yürü yürü yürü gidiyoruz hemen.
Hastane kanadına geldiğimizde solunum makinelerine güç sağlayan makine hasar görmüştü. Sabotaj olduğu her halinden belliydi.
Meryem: Kahretsin, merti buraya getireceğimizi biliyorlar. Sabotaj yapılmış Merti korumamız gerek.
Melek abla ve sağlık ekibi ambulansta babamlayken araçlarla koruma altına almıştık.
*Arkalı önlü konvoyu köşeye sıkıştırırlar*
Yoğun bir çatışma esnasında Acar da oradaydı.
Acar: İçeride misinadaş? Yaşıyorsun. Yoksa kaçırmazdın bu aksiyonu madem sen gelemiyorsun bak ben sana geldim.
Devran: Şu aradan kaçsak atlatırız Belki.
Melek: Mümkün değil, zor tutuyorum merti.
Melekten:
Çatışma devam ederken ambulans bir şekilde kaçmayı başarmıştı. Güvenli evlerden birine gidiyorduk ki:
*Ambulansın yolunu keserler*
Cansel: *Ambulansı açar* Ölüm meleği geldi.
Ambulansı kaçırmışlardı ki bu kadının derdi belliydi. Mert'in öldüğünü garanti etmek istiyordu. Terk edilmiş bir depoya geldiğimizde:
*Kalp monitöründeki çizgiler düzleşmiştir*
Mert: *Eli boşluğa düşer*
Ôzge: Müdahale etmeliyiz yoksa ölecek.
Cansel: Bitti mi?
*Evet anlamında baş sallarlar*
Cansel: Örtün üstünü.
Melek: *Örter*
Hüseyin: *Araçla kapıyı kırarlar*
Paralı asker: Gelenler var. *Çatışmaya girerler*
Senem: *Üstü örtülü merti görür* Abii?
Hüseyin: *O da görür* Bu sen değilsin Mert.
İsot: *Telsizi açar* Çatışma halindeyiz destek gerek. Ambulansı bulduk.
Selin: Mert'e ulaştınız mı?
Dilay: Ulaştık abla ama...
Candelia: Ama ne?
Hüseyin: Çok geç kaldık hocam çok.
Gökçe: BABA!? *Koşarak gara girer*
Göktuğ: Gökçe dur. *Sipere çeker*
Cansel: Boşuna uğraşıyorsunuz ölü bir adam için.
Gökçe: KONUŞMA, babamı bırakmam size.
Selin/Gökçe: *Aynı anda canseli vururlar*
Selin: *Dibine gelip başından vurur* Yaşattığın cehennemden bin beterine git.
Gökçe: BABA! *Ambulansa koşarak girer*
*Elleri titreyerek örtüsünü açar, Merttir* Baba.... BABAAAAAAA.
baba kalk eve gidelim, baba.
Nergis: Göktuğ onu al buradan hadi.
Güneş: *Telsizden seslenir* Mert öldü mü? Biriniz cevap verin. Mert öldü mü?
Melek: Onlar ambulansı kaçırınca monitör bağlantısını kestim. Nabzı görmüyorsunuz bekleyin. *Monitörü tekrar bağlar, nabız vardır*
Hüseyin: Hadi araçlara hadiii.
