32. bölüm · Kuzey bekçileri
Olmayacağım günler gelecek
Kaliforniya hastane kanadındayken günlerdir hiçbir şekilde onun yanına gitmemiştim. Yalan olmasın karşısına çıkacak yüzüm olmadığından gitmiyordum. Koskoca Dynamix lideri kendi ekip üyesinden çekiniyordu bu kez cesaretimi toplayıp geçmiş olsun çiçeğimi alıp doğruca odaya geldim.
Yazardan: oğlum çiçek az olmuş çikolata da al gel
( Yazar git şuradan )
Kapıyı çalıp çekinerek bile olsa içeriye seslendim.
M: Müsaade var mı Mesude hala?
Mes: Gel evlat.
Odaya girip kapıyı kapattım Melike yattığı yerde doğrulmak için hamle etmişti ki durması için el ettim. Sırtından yara almıştı birkaç ok çiziği.
M: Durumu iyi mi?
Mes: Beklediğimizden hızlı toparlandı müsadenizle. Yemek molasına çıkacağım.
M: Estağfurullah buyrun.
Mesude hala çıktıktan sonra odaya göz gezdirdim bir sürü çiçek ve geçmiş olsun hediyeleri vardı.
M: İyi misin Melike?
Mel: İyiyim iyiyim birkaç sıyrık işte.
Pişmanlıkla onun yüzüne bakıyordum içimdeki pişmanlığı sezmiş olacak ki hemen söze girdi.
Mel: Senden yana derdim yok usta. Bir suçlu varsa o da benim. Malazgirt mevzusunu sana söylemem lazımdı ama başındaki onca derdin arasında beni duymamandan çekindim. Selin olayı falan derken.
M: Seni yargılayacak değilim usta, Gereken neyse onu yaptın. İyileş , zırhını kuşan , yanıma gel.
Melike'nin yanından bir hışımla çıkmak zorunda kalmıştım. Telsizimde mavi kod durumu verilmişti. Çağrı kodu alperen'in kurduğu eski bir düzenek deli gibi sinyal veriyordu. "Karargaha toplanın" sinyaliydi. Karargaha geldiğimde ise tüm ekip oraya toplanmıştı görünen o ki tüm ekip aynı kodu aynı anda tam 128 defa almıştık.
Karargah'ın duvarına bir ok saplanmıştı ucunda kan vardı. Mesude hanımın doğruladığına göre oktaki kanla Melike'nin yarasının açısı ile eşleşiyordu, bir tür mesaj vermeye çalıştığı barizdi. Oktaki mesajı çalıştırdığımda beklenmeyen oldu.
X: Bu kaydın tüm dynamix ekibi tarafından duyulduğundan emin olun.
Sesi durdurup ekibe döndüm Kimse anlamamıştı ama bu sesi tanıyordum beklenmeyen olmuştu.
Beren: Bu da kim?
M: Şşt *kaydı tekrar açtım*
X: Kaybınız var biliyorum ama pazarlık yapmak için buradayız. Saat 20.45'te eski kafeteryanın orada olun.
Kayıt burada bitmişti Nadine ve Hakkari bana bakıyorlardı sesi tanımışlardı. Mert acardan başkası değildi okulda olduğu net şekilde barizdi.
Bölgeye adamlarımızı yerleştirdikten sonra Selin, Nadine ve ben ön safta olacak şekilde alana girdik. Mert acar ve Alperen karşımızdaydı, karşılıklı oturduğumuzda Alperen beni şaşırtarak masaya Levihatan baltasını koydu. İskandinav mitolojisinde Mjlonjire kıyasla en güçlü silah buydu. Bizde pusatlar masaya konur hesabı ben de Mjlonjir'i masaya koydum masaya bardak koyup şarap dolduruyordu ki direk söze girdim.
Felix: Konuşmaya başla.
Flipper: Kış çökmeden önce bazı şeyler yaşandı *Alpereni işaret ederek* hiç keyfin kalmadı ŞİMDİ, adamlarına yaptıklarınız nefsi müdafaaydı. İşe de yaramıyorlardı zaten ama kuzguncu öyle miydi yaa? Ayakçıydı, iz sürücüydü evet kafa gidikti ama...
Felix: Sadede gel.
Flipper: Barış yapmaya ne dersin, evinde Uzan bana karışma alacağımı alıp gideyim. Hee bir de kıyağım olsun. Eski ortağım sizde kalabilir evet burada olduğunu biliyorum.
Hakkari: *Köşeden çıktım* Kar beyaz derse bilin ki yalandır.
Flipper: Bu nasihat mi şimdi? He bir güvence daha vereyim eski yamağımla olayını çözeceğim. Barkın derdini başından alacağım. Ekibin güvende olacak he bir de Nadine Danimarka'yı aramayı bırakacak eee ne diyorsun?
Nadine olayına şok olsam bile ,Başından beri buna cevabım belliydi bu anı bekliyordum. Hiçbir şey beni durduramazdı.
Felix: Hayır.
Alperen: Sen halledersin patron.
Flipper: Ehhh, öyle olsun bakalım *Levihatanı alıp geriye doğru fırlatır*
Yan yana gelip birbirimizin kafasını tuttuk.
Fl: Alperen belki söylemiştir bizde kan parası denen bir gelenek var. Aldığına karşılık ben de senden bir parça alacağım demek oluyor sen seç.
Felix: Kafasına ard arda vurdum* Yavaş al hayvan YAVAŞ AL BİZON.
Flipper: Bu kuzgunun intikamıydı , ününü duyduğum ekip katilini göster bana.
Felix: Adamınla kavgayı ben istemedim.
Fl: Umrumda bile değil.
F: BU İŞ BUGÜN BİTECEK.
Fli: Ben bitti demeden bitmez lan.
F:Son nefesini ben duyacağım. *Ard arda okar attım*
*Birbirimize koşup ortada çarpıştık*
Kısa bir dövüşün ardından Levihatan'a karşı savunma yapmaya çalışıyordum ama zırh hasar aldı. Boynumdan tutup bana baktı.
Fl: Sana yenilmelerine şaşmamalı bu aciz haline rağmen bile , Ama ben onlara benzemem. Ekibine gelince onlar için özel planlarım var.
Felix: Kes la sesini *kafa atıp yumruğu vurdum* AAAAA, AAA , HRRR
Bitti sanarken arkamda sert bir darbe hissettim. Levihatan'ın arkasını sırtıma vurmuştu.
Fl: *güldüm* İşte be, işte savaş dynamix'i. Kan parası ödendi diyebiliriz sonra görüşeceğiz.
Çekip gitmişti ekip koşarak bana doğru geliyordu yaramdan dolayı yere Yığılacaktım ki Selin beni kollarına aldı sonrası tamamen karanlıktı. Bilincim kapalıydı ama dışarıdan sesleri duyabiliyordum.
Gökçe: Babalık yaptı bana :(
Ekibin en küçüğü beni babası gibi severdi onun sesiydi bir şey olacağından epey korkmuştu.
Kendime geldiğimde esas sorun Alper daha ilk günden bu olaydan dolayı bir darbe vurmuştu. Devriyelerden birine darbe indirmişti ilk işim onunlaydı yaralı olmama rağmen uğraşacaktım.
Felix: Alper biz de bu işler böyle yürümez kimse kafasına göre iş yapamaz. Anladın mı? Buyruğa itaatsizlik ise asla affedilmez.
Aikido: Dikkat edeceğim efendim.
Son iş olarak kızımın yanına geldim artık dinlenmeye çekilecektim ama son olarak bu iş.
F: Yanına gelip sandviç verdim* Al evlat iyi gelir.
G: Sen iyi misin baba?
F: Benim derdim senin iyi olman.
G: Ölümden dönen sensin ama beni merak ediyorsun.
F: Er ya da geç veda etmek zorunda kalacağız, olamayacağım günler gelecek. İnsanlar ölecek, arkadaşların , ekip, ben öleceğim. Çocukluk bitti artık, buna hazır olman çok zor ama yapman gerek.
İlk savaşta yenik düştük ama sorun değil çarpışmayı biz kazanacağız ama bayaa sürecek gibi.
