14. bölüm · Kuzey bekçileri
Yolunda olmayan birşeyler
İki günlük molanın ardından nihayet okula dönmüştük Alperen mesafeli davranmamızdan dolayı gerçeği bildiğimizi anlamıştı ki karargaha bile gelmiyordu Okyanusya Berna ve kuzguncuyu gözetlerken Nero ve boozer ise alpereni gözlüyordu bir başarısız operasyon ve alperenin ifşası onları devre dışı bırakmaya yeteceğine inanıyorduk
Irmakla beraber selinin yardımıyla wilce provası yaparken oldukça gelişmiştim en azından Selin öyle diyordu İzmir'deki o gecenin ardından daha yakındık daha samimiydik tam son hareketi yaparken okyanusyanın girmesiyle birlikte yarıda kesmiştik telaşlı bir şekilde girdiği belliydi
O: Mert bunu görmen gerek
F: neler oluyor?
O: sadece gel...
Deyip beni doğruca.yemekhane katına getirmişti bir kolonun arkasına saklanmış ileri doğru bakıyorduk ki neye baktığımızı hala anlamamıştım
F: Ekin tam olarak neye bakıyoruz?
O: sus ve bekle
Kısa bir süre sonra konuşmaları duyulmayan ama kavga ettikleri belli olan kuzguncu ve Berna göründü sessiz kavga ediyorlardı ne olduğunu anlamamıştık çağırma sebebini anlamıştım
O: yolunda olmayan bir şeyler var
O bunu söyleyene kadar ben çoktan video kameramı çıkarmış onları kayda alıyordum Ekin bana bakarak anlamayan bir ses tonuyla
O: sen napıyorsun
F: sadece bekle ve abinin şovunu izle
Videoya aldıktan sonra çok geçmeden ikilinin bize doğru geldiğini fark ettik bizi hala farketememişlerdi doğruca kapılardan birinin arkasına saklanıp geçmelerini beklemeye başladık istemeden de olsa ekinle dipdibeydik nefeslerimiz birbirine değiyordu ama bu olmazdı seline bunu yapamazdım geçtiklerinden emin olduktan hemen sonra çıkıp doğruca karargaha gittik durumu ekibe anlatınca herkesin kafasında aynı soru vardı
Merzifon: bu kayıtla ne yapacağız?
F: istediğim şeyi bulabildim mi Selin?
T: dudak okuma işini Yalova bizim için halledecek
Y: babam doğuştan konuşma engelli olunca öğrenmiştim
Deyince tüm kaydı izlemesini beklemeye başladık denilenleri yazmaya başlamıştı bitirdiğinde konuşmayı okumaya çalıştık ama
Avrupa: bunların hiçbiri tek başına bir şey ifade etmiyor
"Apo bizi kapıya götürmez" "Surtru getirmek lazım" bu iki cümle özellikle dikkatimizi çekerken aponun Alperen olduğu çok barizdi ama surtr denen şeyin ne ya da kim olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu ama şuan bunu düşünme şansımız yoktu wilce için vakit gelmişti yağmurlu havanın altında dansa başlamıştık ki bir gözüm sürekli kuzguncu ve Bernanın üzerindeydi bir şeyler çevireceklerini biliyorduk
Ona göre hazırlık yapmıştık daha doğrusu nadine ve tokadın bir fikri vardı yani en azından kendileri böyle diyorlardı dans esnasında rakiplerin bir hazırlıkta olduklarını fark etmiştik nadine tam o anda bana fısıldadı
N: elini elbisemin sırt dekoltesinden geçir bir kalem ve kağıt göreceksin al onu
Aşırı derece çekinerek dediğini yaptım nadine ile ilk defa bu denli temas ediyordum kalem kağıdı alıp göğsümde duran eline verdim
Kapağı ağzına koyup kağıda bir şeyler yazmaya başladı bana doğru çevirip gösterdi şifre gibiydi
"Koltuk değişimi" nasıl vereceksin anlamında kaş göz yaptığım anda kısık bir sesle onlara bakarak
N: Sus ve ablanın şovunu izle
Deyip seline kaş göz işareti yaptı kağıdı katlayıp ayaklarına doğru attı tam isabet etmişti tokatın topuklusunun hemen altına girmişti seri bir hareketle topuklusundan kağıdı alıp bize doğru baktı "dynamixle dans" operasyonu tam olarak istediğimiz şekilde ilerlerken rakip ikili diplerine girmek üzereydi nadine bana doğru bakıp
N: bunun için üzgünüm
Dediği anda topuklusuyla bacağıma tekme atmıştı acıdan kıvranırken bir anlık dikkat dağılması sonrası tekrar ayakta durduğumda karşımda nadine değil Tokat vardı açık konuşayım wilce e yazıldığımız ilk günden beri bir gün onunla dans etmeyi hayal ediyordum yerler değişse bile Napolyonun durma niyeti olmadığı belliydi son aşama belliydi Napolyon ve dynamix çarpışması gerçekleşecekti kristale karşılık ateş...
Tokat bana doğru bakıp ceketimin içinden mınçıkayı tuttu ben de sırtından sopamı almıştım ekipten diğerlerine baktığımda ise kuşanmışlardı yakamdaki telsiz mikrofonuna doğru konuştum
F:3...2...
Napolyon dibimize girmiştiki beklenen emri verdim
F: ateş serbest
Ortalık birbirine girerken Napolyon vs dynamix gerçekleşiyordu böyle bir şeyi en son derecedeyken görmüştüm bu sefer daha kalabalık daha şiddetliydi kuzguncu VS ben , Berna vs Selin yaşanıyordu ikimiz aynı sopayı aramıza almış itmeye çalışırken kuzguncu hala ısrar ediyordu
K: SIRF ŞANS...BAŞKA OLAYIN YOK
Dediğinde gücümü toplayıp sopayı iki koltuk altına birden alıp duvara vurdum
K: TAMAM DUR , PES PESSS
Bıçağımla beraber onu flama gibi tişörtünden duvara astım bir sopaya bir de duvarda asılı şekilde duran kuzguna baktım içimden *değmez* diye geçirdim Berna ise selinin elinden kaçmıştı bu normal bir şey değildi istediklerini almadan geri çekilmezlerdi her şey bitti sanarken daha fazla Napolyon sadece Selin ve bana doğru koşuyordu
C: bizi istemiyorlar , onların peşindeler Tokat ve felixi korumamız gerekiyor
Ekip dans alanında hala napolyonla uğraşırken grup bizi uzaklaştırmaya çalışıyordu napolyonlu bir grupla karşı karşıya geldiğimizde siyah maskeliyi anında tanıdım bu alperendi grup kalanıyla uğraşırken ben ise okulun dışüna kadar alpereni kovalamıştım
A: öL lan artık ÖL
Ok atmaya çalışmıştı ki fark etmediği bir şey vardı sadağında ok kalmamıştı salağın arkasından ard arda ok atmıştım ki anlamadığım bir şekilde hemen önümdeki minibüs havaya uçmuştu patlamanın etkisiyle yere düşmüştüm orada öldüğünü düşünüyordum bitmişti köstebek gitmişti Napolyon da artık devam edeceğini sanmam bitirmiştim
Ayağa kalktığım anda Kayra bana doğru sesleniyordu
K: MERT ÇABUK GEL NADİNE YARALI
Yaralı kelimesini duyduğum anda korkuyla koşarak dans pistinin oraya geldim Kayranın kollarında nadine öylece duruyordu göğsünde kocaman bir kesik vardı kollarıma alıp doğruca karargaha girdik her yara için kullandığımız bitkisel bir karışım vardı ondan hazırlayıp önce yaraya döktüm sonra da ona içirdim tadı berbattır ama çare yoktu
5 dakika geçti hala bir tepki vermiyordu onu yanaklarından tutup uyanması için dürtüyordum
F: Irmak lütfen aç gözünü🥺...bir daha gitme
Kısa bir süre sonra derin bir nefes alarak kendine geldi bitmişti bitmiş olması gerekiyordu en azından biz öyle olduğunu sanıyorduk
Bu esnada:
Mert acar: Patlama numarası iyi fikirdi şimdi Napolyonu devre dışı bırakma vakti geldi sonra doğuya gideceksin seni bekliyor olacaklar
Alperen: siz nasıl emrederseniz...devam edecek
