62. bölüm · Kuzey bekçileri
Bırakmadım seni
Gökçe az da olsa toparlanmışken ufak bir grip tarzı bir şey atlatıyordu. Bir yere dinlenmesi için getirmişken Selin ayaklarına Vics sürerken bense başına soğuk bez koyuyordum.
Selin: Ayakları çok küçükmüş. Hihihihi.
Gökçe:*Sayıklar* Babâ.
Mert: Buradayım kuzum, buradayım.
Selin: Nasıl hissediyorsun kuzum?
Gökçe: Hani babam demişti ya, hayatımın en berbat akşamdan kalmasını yaşıyor gibiyim.
Selin: Mert sen çık , üstü giyinik değil ya.
Odadan çıktıktan kısa süre sonra gökçe de gelmişti. Duygusuz bir suratla bana bakıyordu.
Gökçe: Ne kadar zamandır baygınım?
Mert: Yaklaşık 3 gündür. O benim ceketim mi?
Gökçe: Hıhım, baba bak damla konusunda...
Mert: Bülent iltibata geçti, yapmamı istediği bazı işler var. O da damla hakkında bilgi toplayacak.
Gökçe: Tamam , peki şimdi neredeyiz? Burası bizim okul değil. Her halinden belli oluyor.
Mert: Karargahın ifşa olma ihtimaline karşı ayarlanan sığınaklardan birisi birnevi de rehabilitasyon merkezimiz. İyileşme sürecin burada geçsin istedim. *Avluya çıkarlar* Dağdan gelen tatlı su vücudu her türlü pislikten temizlemeye yardımcı oluyor.
Gökçe: Yani ben bu suya girdim mi?
Selin: Arya ve ben seni o suyla yıkadık canım.
Gökçe: *Utanarak bakar*
Mert: Ben o esnada burada değildim.
Gökçeden:
Tek başıma merkezi gezerken avlunun tepesinde ki cam tavandan gelen tatlı esintiyi dinledim.
Mert: *Papatya uzattım*
Gökçe: 14 yaşında değilim artık baba.
Mert: Çiçekle yaşın ne alakası var bakayım?
Gökçe: Teşekkür ederim.
Mert: *Alnından öper* Seni bırakmadım gökçem. Toparlan, iyileş , ekibe geri gel. *Telsiz çalışır* sırası mıydı ya?
Bülent: Mert, dinlemede misin?
Mert: Evet, bülent ayak işlerini yapmaktan bıktım bir gelişme var mı?
Bülent: Evet var, ama benim için son bir iş daha yapman gerekiyor.
Mert: Az önce dediğimi duymadın mı? Benden bu kadar.
Bülent: Son bir iş sonra buluşacağız, sana ne bulduğumu göstereceğim.
Mert: Unut gitsin. *Telsizi kapar*
Bülent: İkinci adı: nur, Damla Nur Gültekin, Ekibe alım formunda öyle yazıyor.
Mert: İçinden: İlgimi çektin Şerefsiz. SON BİR İŞ.
Bülent: Son bir iş, koordinatları yolladım. Bol şans.
Gökçeye döndüm merak ve heyecanla bana bakıyordu. Hafiften sırıttım.
Mert: Benimle gelmek ister misin? Epeydir helikopter görmüyorsun.
Gökçe: Gidelim.
Alana gelip doktoru ikimiz dinlemeye başladık.
Doktor: Aslan ona hem hız hem de güç kazandırıyor. Tek başına çok daha güçlü olacaktır. Alperen'in de planı bu zaten aslanı tam formuna getirmek istiyor.
Gizlice motora döndükten sonra bülentin verdiği koordinatlara gelmiştik. Orada beni bekliyordu.
Mert: Naber?
Bülent: Lanet olsun, şöyle sessizce gelme.
Mert: Ne buldun anlat hadi.
Bülent: Anlatacağım ama baştan söyleyeyim haberler iyi değil. Arşivdeki bazı insanlarla iletişime geçip dosyalara bakmalarını rica ettim ve..
Mert: Hadi Bülent...
Bülent: Dediğim gibi o hastaneye tahliye edilmiş. Karnında ki yarayı tamamen iyileştirmişler. Sonrasında kurtköydeki başka bir ekibe gönderil...
Mert: Neresi olduğunu biliyorum hala hayatta demek ki...
Bülent: Hayır.
Mert: Ne demek "Hayır" lan?
Bülent: Tahliye edildi, tüm hastalar ve üyeler öldü.
Mert: Sen canlısın onlar yaşıyor. Kaçtığınız esnada yanınızda kimleri götürdünüz?
Bülent: Apocalypse personeli. Ve birkaç Federal tanıdık.
Mert: Git başımdan bülent.
Damla öldüyse de şimdilik başka dertlerim vardı ve daha fazlası olacağından fazlasıyla emindim.
