139. bölüm · Kuzey bekçileri

Huzurun ilk gecesi

Oguz Dönmez

Bölümler
1 O bahsi kaybedersin 2 Sadece bir yemek 3 İşler sarpa saracak 4 Düşman görüldü 5 Liderlikten ne anlarsın? 6 Gemiyi terk etmeyeceğim 7 Partner savaşları 8 Reset düğmesi 9 Anlaşma masası 10 Ekip şehre indi 11 Korkunç gece 12 Fuar katliamı 13 Yolunda olmayan birşeyler 14 Fırıldak olmamayı çoktan öğrettiler 15 Tekirdağ gelini 16 Çağrı 17 Deste senin elinde 18 Doğudaki tanıdık 19 Şehidimiz var 20 Taverna'nın planı 21 Yargıç ve avukat 22 Şah-mat 23 Gizemli avcı 24 Kıyametin habercisi 25 Avcı Ve Mert 26 Olmayacağım günler gelecek 27 Şampiyonlar Turnuvası 28 Şeytanın ta kendisi 29 Maskenin arkasındaki 30 Sizin yerinize ben ölürdüm 31 Game Over 32 Plandaki kusur 33 Artık kaçamayız 34 Merkez bankasına hoşgeldin 35 Bizim olanı almaya geldik 36 Sakın durma 37 Şimdi ne olacak? 38 SENİN SUÇUN 39 Savaşarak öleceğim 40 Yenmesi imkansız olan 41 Direniş zincirinin iki halkası 42 Dayan gökçe geliyorum 43 Saat işliyor 44 Sakın ölme... 45 Sıfırdan lidere 46 Bir şey arıyorlar gibi 47 Nasıl hayatta kaldın? 48 Gökçe'yi durduramadı 49 Düşman hattı 50 Bırakmadım seni 51 Kıskırtma 52 İhanet 53 Lian yu'dan sağ çıkamazsınız 54 Tek şansımız var 55 Son köstebek 56 Ofis kışkırtması 57 Bilyelerin büyüsü 58 NİDHOGG!? 59 Arka kapıdan defolup gideceğiz işte 60 Hırsızlığı bir kez yapan 61 Pes ediyor 62 Yolun sonu 63 Felix Ragnarok'u başlatır 64 Ekipler savaşı part-1 65 Ragnarok'un sonu 66 Felix baba 67 Mert'in imtahanı 68 Irmak gidiyor, Burcu geliyor 69 Cehenneme kısa yoldan bilet 70 Geri dönmek üzere 71 Kuzey bekçileri 72 Yenilmemeliyim ve para sızıntısı 73 Henüz bitmedi 74 Selin öldü mü?-Fragman 75 5. Sezon finali-İntikam yemini 76 Kazanabileceğimiz bir savaş 77 Hedef: Selin 78 Yaşayan efsaneler 79 Tarih tekerrürden ibarettir 80 Hoşçakal masum kadın 81 Burada başlamış 82 Dünyamın sonu 83 Bu ne biçim kavga? 84 Bu gece ölmek yok 85 Sadece seni alacağım 86 Geçittirme hamlesi 87 Şehit: Mert Aydın operasyonu 88 Ölümün gözleri 89 78 yaralı , 27 yıkık ev 90 Aydınların sınavı 91 6. Sezon finali-Ölmek için güzel bir gece 92 Yeni başlayanlar 93 Bir gün öleceğim seni düşünerek 94 Son bir rütuş 95 Beklenmeyen anda gelen en güzel misafir 96 Ölümden kaçamadı 97 Gökçe son noktayı koydu 98 Yeni Felix 99 Zorlu sınavlar 100 Artık insan değil 101 İşte gerçek kahraman 102 Yarım kalan hesap 103 Hayatını kaybetti 104 Bu şehir bizimdir 105 Yedeği olan birileri 106 Büyük organizasyon 107 Şimdi kimse sizsiniz 108 Kalpler ve gölgeler 109 23.27 110 Sonuncuyu harcama 111 Şafak Sınırı 112 Geri Sayım 113 Aklanma vakti 114 Kod Ver 10 2 115 Kaderin düğümü 116 Mahkum 4-6-1-8 117 Huzurun ilk gecesi 118 Kırık pusula 119 Arayış ve hesaplaşma 120 Dostlar beni hatırlasın 121 Karanlıkta biriken öfke 122 BENİM ADIM MERT AYDIN 123 8. Sezon finali fragmanı: 124 Son kez öldür/Sezon finali 125 9. Sezon fragman/Son Piyon 126 Black slasher 127 Yerle bir 128 Gece'nin iki yüzü 129 Hacker ve Bedel

İntro:
Benim adım mert aydın, cehennemde geçen 5 ayın ardından 5 ayın ardından şehrime döndüm. Artık durum değişti: Gündüzleri belediye başkanı olarak şehre liderlik yapıyorum ama geceleri başka biriyim, başka bir şeyim, Kuzey bekçisiyim.
Kuzey bekçilerinde daha önce:
Selin: Ait olduğun yere gidiyorsun Mert acar.
Mert: *Uçan tekme atar, hücre kilitlenir*
Hakim: Şahsın beraatine karar verilmiştir.
Mert: Yeniden bu şehrin isimsiz kahramanları Dynamix ekibi olabilmek için toparlanmaları gerekecek.

4 ay önce:
*Ekip hapishane müdürünün odasındadır*
Hüseyin/Burak: *Odaya girerler*
Hüseyin: Neler oluyor?
Ata: Özel toplantı diyelim.
Selin: Mert nerede?
Hüseyin: Arya nerede?
Burak: Merti farklı koğuşa aldılar yenge.
Irmak: Niye?

Hüseyin: Merti tanımıyor musunuz? Haftada bir mahkumlardan biriyle kavga ediyor.
Mert: Üzgünüm geciktim, ufak bir işim çıktı.
Selin: Hapishanede ne işi? Ya Sen niye rahat durmuyorsun?
Mert: İnan ki benimle alakası yok.
*Birini bavulla dövmüştür*
22 sene sonra:
*Gök gürültülü sağanak yağış vardır*
Kaptan: Bu kadar zahmete girdiğine göre burası senin için önemli bir yer olmalı.
Bilinmeyen kız: Mesele yer değil, burada bulmayı umduğum kişi.
( Code: Veronica adası )

Günümüz:
Mert: *Uyanır*
Selin: *Göğsünde yatıyordur.
Mert: *Kalkmaya Hamle eder*
Selin: *Sıkıca tutar* 5 Dakika daha.
Mert: Ehh sonunda herhangi bir telefon çalmadan ya da ev taranmadan beraber uyanabildik.
Selin: Emekli olduğumuza hala inanamıyorum.
Mert: Teknik olarak emekli sayılmayız sadece en büyük galibiyetimizi aldık diyelim.

Selin: Hüseyinin dediği bir şey geldi aklıma: Biz emekliliği görmeyiz mertle, demiş. Sen yoğun bakıma alındığında.
Mert: Bazen düşünüyorum tüm bunlar olmasaydı bir kanunsuz hayatımız olmasaydı, nasıl olurdu?
Selin: Bu soruyu şöyle değiştireyim çünkü şehri seninle kurtarmayı seviyorum. 3 yıl önce gökçe kaçırılıp sen kalp krizi geçirdikten sonra dönmeseydik nasıl olurdu?
Mert: Hmmm, Ragnarok olmazdı, Bülentle hiç tanışmazdık, sen şuan 3 değil dördüncüye hamile olurdun.

22 sene sonra:
( Code Veronica adası )
Bilinmeyen kız: *Etrafta yürüyordur*
*Çıtırtı gelir*
Bilinmeyen kız: *Etrafında döner*
*Bubi tuzağı aktif olur, baş aşağı ağaca bağlanır*
Bilinmeyen kız: Tabii tuzak neden olmasın.
Y: *Ona doğru geliyordur*
Bilinmeyen kız: *Sesi duyar* Hey her kimden ya da aradığım kişiysen bil ki: Kung fu biliyorum, Siyah kuşak tekvandocuyum ve...
Y: *Karşısına gelir*

Bilinmeyen kız: Beynime kan gittiği için ne diyeceğimi de unuttum.
Y: Güzel. *Yüzüne yumruk atar*

Günümüz:
*Karargahta*
Hayri: Veda partisi hazırlamak ne zormuş ya.
Gökçe: Bir kere veda edecekler söylenme.
Candelia: *Balon şişirir*
Mert: Ayrılan tek iki kişi onlar olur inşallah.
Ata: Belli olmaz üstat.
Göktuğ: Bir şey diyeceğim posteri kim ayarladı?
Mert: Ben.

Irmak: Neden Macer Alara diye okunuyor?
Selin: Alara diye tanıdığın mı var mertçim?
Mert: Yoo.
Göktuğ: İnşallah Enes onları oyalayabilir.
Melahat: Bir şey diyeceğim işe devam edeceksek sürekli böyle yer altında mı olacağız?
Ata: Heh yeni bir karargah lazım.
Mert: Üzerinde çalıştığım bir şey var.

Bu esnada:
*Hüseyin ve aryanın gözleri bağlıdır*
Hüseyin: Enes nereye gidiyoruz biz?
Arya: Yozgatta ne işimiz var ya bizim?
Enes: Yozgat ne alaka ya?
Arya: 1 saattir yoldayız aq, bizim Ankara'da olmamız mümkün değil şuan.
Enes: Tamam geldik. *Arabadan indirir* Yürü, yürü gel topla gel gel gel gel gel gel, Dur.
*Gözlerini açar*
Hepsi birden: SÜRPRİZZZ!

Arya: Oğlum biz bir saattir yoldayız karargaha nasıl gelebildik?
Enes: Bir yere gitmedik oğlum 1 saat şirketin etrafında dolandık arka kapıdan geldik.
Selin: Yav tamam ne uzattınız hadi.
Miray: Pastanın kremasını yer.
Arya: Miroooş ablacım o benim pastam, dua et de yaramazlıkları onaylayan bir halayım.
Miray: *Selinin karnına dokunur* Kardeş gel artık.
1Saat sonra:
Şehirden ayrılış otoyolu:
Mert: Her şeyi aldınız değil mi?
Arya: Evet galiba, unuttuğumuz bir şey varsa onları satabilirsiniz.
Mert: Bülenti arayıp sizi bıraktırabilirim.
Hüseyin: Son birkaç aydan sonra rahat bir helikopter yolculuğu iyi gider.
Arya: Biz de nereye gideceğimizi bilmiyoruz.
Selin: *Aryanın elini sıkar* Ne zaman, nerede, neye ihtiyacınız olursa bir telefon uzağınızdayız.

Oktay: Hıııı. *Aryaya elini uzatır*
Gökçe: Gitmeni istemiyor halası. Çantana koyduğum telefonla seni milyon kez arayacağım.
*Selin ve gökçe arabaya geçer*

Hüseyin: *Elini sıkar* Kendine dikkat et ogi. *Arabaya gider*
Mert: Sizin adınıza seviniyorum.
Arya: Teklifim hala geçerli Mert.
Mert: Uzun zamandır bu işi yapıyorum arya. Emekli olunca ne yaparım hiç düşünmedim.
Arya: Seni çocukluktan beri tanıyan biri olarak söylüyorum, kendine daha fazla yüklenme artık. Bırakmak istediğin yerde bırak.
Mert: Her nerede olursan ol er ya da geç kavuşacağız.*Sarılırlar*
Arya: Hepsi sana emanet. *Giderler*
Mert: Güle güle Speedy gonzalesler.

Gökçelerin evinde:
Gökçe: Yolcuları uğurladık, şimdi ne var?
Selin: Biz geç balayımıza gideceğiz.
Göktuğ: 2 Bebeğe bakmak zorunda olmasak biz de giderdik de işte.
Mert: Daha 1 hafta oldu şikayetlere başlanmış.
Gökçe: Geceleri birisi ağlıyor diğeri başlıyor.
Selin: Belli zaten zombiye dönmüşsün kuzum.
Göktuğ: Çocuk bakmak zor işmiş ya.
Mert: Ben 2 tane büyüttüm aslanım merak etme.

Miray: *Melisi kucağına alır* Sen biraz büyü de saklambaç oynayalım tamam mı bücürük?
Melis: *Gülerek Miraya bakar*
Miray: Abla yeğenim bana mı gülüyor?
Gökçe: Sanırım evet ablacım.
Göktuğ: Gökçenin en büyük korkusu ne?
Mert: Bunu bilmiyorsan siz boşanın zaten.
Selin: Sudan.
Mert: Boğulmaktan.
Gökçe: Sudan korkuyorum ben baba.
Selin: İşte gör gör anne farkı.

Mert: Lan bu kızın sudan korkmasının sebebi benim. 7 yaşında tramvayı ben yaşattım.
Gökçe: Aferin marifet gibi söylüyor bir de.
Mert: Ben bunu küçükken su yatağında ters çevirdim. Bu o zamandan beri korkuyor.
Ertesi sabah:
Bali:
Mert: *Selinle el ele yürüyorlardır*
Selin: Bekle bizi bali biz geldik.
Mert: *Yanağını öper* Seninle uyandığım her sabaha bin kez şükrediyorum.
Selin: Baliye gelince romantizm perileri bastı benim kocamı.

Mert: Geçen gün dediğini çok düşündüm aşkım. 2 yıl önce dönmesek hayatımız nasıl olurdu? diye. Uzun süredir bu işteyiz aşkım normal hayatta neler yapılır hiç hatırlamıyorum.
Selin: Sabahları bana kahve yapardın, kahvenin ortasında ya biri gelirdi ya da Miray ağlardı. Ama işimiz hala bitmiş değil Mert.

Gökçeden:
*Ofise gelir*
Gökçe: Melek ablam. *Kahve verir*
Melek: Bugün beklediğim son kişi, Doğum izninde değil miydin sen?
Gökçe: Evde canım sıkıldı ben de sana geleyim dedim. Çocuklara bugün Göktuğ bakıyor.
Melek: Zamanında Merti babasız büyütmek zorunda kalmış biri olarak söylüyorum vay Göktuğ'nun haline. *Votka doldurur*
Gökçe: Ona söylemeyi hiç denedin mi abla?
Melek: Beni hayatta affetmez.

Gökçe: Yine de bilmeli.
Melek: Buraya gerçekten annelik öğüdü vermeye geldiysen bu şişeyi tek başıma içeceğim.
Gökçe: Babam er ya da geç farkına varacak.
Melek: Nasıl varabilir ki?
Gökçe: *Ses kayıt cihazı çıkarıp açar*
Güneşin sesi: Ben Mert'in esas annesi değilim, taşıyıcı annesiyim. Yıllar önce Mertin babası çocuk sahibi olamayacağını öğrendiğinde eve bir kuma getirdi, beni. Esas annesi Melek ablanız. Kocasından gördüğü şiddet nedeniyle kendi oğlundan vazgeçmek zorunda kalmıştı.

Gökçe: Yapma abla, beraber atlattığınız onca şeyden sonra bunu ondan saklayamazsın.
Melek: Mesele o kadar basit değil gökçe. Mert de tek çocuğum değil.
Gökçe: Ne? Babamın bir abisi falan mı var?
Melek: Daha çok ikizi, ismini gizlemişler sadece lakabını biliyorum. "Elanor"
Gökçe: Hassiktir ya, şaka yapıyor ol lütfen.
Melek: Şaka gibi bir halim mi var?
Gökçe: Yok da....
Melek: Tanıyor musun?
Gökçe: Tanıyoruz, sen de tanıyorsun.
Melek: Ne?
Gökçe:Edisin kızı

Melek: İki kere Ne?
Gökçe: Babam geçen yıl vurulmadan önce onu bulmak için edise teklif sunmuştu, kabul etti. Araştırmalar bizi Ezgi Akyürek ismine çıkardı.
Melek: Bizim Ezgi Akyürek???
Gökçe: Süprizz.
Melek: Tamam sus, kafam bulamaç oldu.
Gökçe: İyi yanından bakalım iki çocuğun da senin yanında ve aynı işin içindeler.
Melek: İkisi de acarın örgütüyle uğraşıyorlar.
Gökçe: Ne var bunda?
Melek: Bilmediğiniz bir şey daha var.
*Saçlarını toplar, ensesinde bir şey gösterir*
Gökçe: Lanet olsun.

Bu esnada ezgiden:

*Araba mezarlığında çatışma halindedirler*
Ezgi: *Herifi duvara sabitler* Paket tamam.
Burak: *Sandıklara bakar* Silahlar tamam.
Candelia: *Varili açar* Mendix de burada.
Paralı asker: *Ezginin arkasındadır* Kımıldama.
Ezgi: Tamam, sakin Romeo.
Gökçe/Melek: *Sırtına ok atarlar*
Ezgi: Ben hallederdim.
Gökçe: He he tabi.
Ezgi: Biyologlar sahaya inmez sanıyordum.
Melek: Alışsanız iyi olur.

Bu esnada bali:
*Seline ve mert'e masaj yapılmıştır*
Masör:Ada lagi yang Anda inginkan, Pak?
Mert: Tidak, terima kasih.
Masör: *Gider*
Selin: Sen balice mi biliyorsun?
Mert: Gelmeden önce biraz sözlüğe bakmıştım.
Selin: Telefonuna bak masaj boyunca susmadı.
Mert: *Bakar*
*Gökçeden: 4 okunmamış mesaj ve 8 arama*

Mesajlar:
-Tatilde olduğunu biliyorum ama
- Beni ara hemen.
-ACİL DURUM!
- Hangi cehennemdesiniz??
Selin: Kimden?
Mert: Gökçe yazmış, başa çıkabileceğine eminim.
Bu esnada gökçe:
Melek: Çok kalabalıklar.
Gökçe: Hepsiyle birden başa çıkamayız.

Nisa: Kulaklara dikkat. *Sonik çığlık atar*
*Camlar patlar, adamlar yere savrulur*
Edis: Başınıza iş açmadan yapamıyorsunuz dimi?
Nisa: Kumoş senin sıran.
Kumsal: *Bir anda rüzgar gibi geçip onları bağlar* Offf bu işi seviyorum.
Gökçe: Bu nasıl oldu?
Edis: Z8HIN serumunun yan etkileri diyelim.
Mert: Harika.
Gökçe: Sen... Nasıl?
Mert: Mesajını aldığım gibi geldim.
Ezgi: Bu 1 saatte nasıl geldi?

1 saat önce esas Mert:
Selinin ani gelen sancısı sonucu hastaneye getirmiştik ki apar topar doğuma alacaklardı.
Selin: *Elini çok fena sıkar* MERT!
Mert: Aşkım sorun yok buradayım.
Selin: AAAA!
*Doğuma alınır*
Mert: *Birini arar* Alo? yardımın gerek.
Şuan:
Nefessiz kaldığı için bebeği küvöze almışlardı. Kız doğmuştu camın dışında onu izliyordum ki:
Mert: Ablan gibi çok güzelsin kuzum. 5 ay yanında değildim, doktor kontrollerine gelemedim. Ama artık buradayım tamam mı küçüğüm?
Doktor: Mert bey? Eşinizin bilinci açık sizi ve bebeği sordu. Bebeği birazdan çıkaracaklar. Siz burada beklemeyin isterseniz?
Mert: Yok ben kızımı bırakamam.

Mert: *Cama döner* Duydun mu kızım? Annen seni sormuş. Her şey yoluna girecek küçüğüm.
*Odaya girerler*
Selin: M-mert? Bebek nerede?
Mert: Burada aşkım. *Kucağına verir*
Selin: Bir de halan erkek olacak demişti.🥹 İsim düşündün mü aşkım?
Mert: Bir fikrim var ama sen beğenir misin ki?
Selin: Ne peki?
Mert: Ekin, hayatımızın yeni tohumu olacak.

Selin: Ekin, ne kadar güzel ismin oldu kızım.
Mert: *Gökçeyi görüntülü arar*
Gökçe: *Açar* Lütfen klonlamayı bulmadım de.
Mert: Yok daha bulmadım merak etme. Ama burada birini buldum. *Ekini gösterir*
Gökçe: ANA, lan siz ne ara...
Mert: Gelince konuşuruz kuzum. *kapatır*
Selin: Gökçe klonlama derken neyden bahsetti?
Mert: Bora Dönmeze çarpılmış diyelim.

Selin: Mert??
Mert: *Televizyonu açar*
Çakma Mert: Bugün şehirdeki silahların çoğunu kanunsuz ekibi ele geçirdi. Ve uyuşturucuyu.
Selin: Bu...Canlı yayın mı?
Mert: Bir sihirbaz asla hilesini söylemez.
5 saat sonra:
*İki Mert ve Selin aynı anda karargaha girer*
Gökçe: Biri kafama vursun, çift görüyorum.
Çakma Mert: *Elastik maskeyi açıp gökçeye verir*
Mert: Çocuklar Bora Dönmezle tanışın. İş mahlasıyla insan hedef. İstediği herhangi birinin yüzünü kendisine maske yapabiliyor.

Gökçe: Bu çok tuhaf. *Maskeyi yüzüne tutar* Ben Mert Aydın hepinizin efendisiyim. *Güler*
Melek: Her neyse burada benim bücürüm var. *Ekini kucağına alır* Bu benim balım bu benim boncuğum bu benim balım.
Mert: Melek abla sen niye... Kanunsuz zırhıylasın?
Edis: Bizimle sahaya inecek artık.
Mert: Mümkün değil.
Melek: Niye?
Mert: Melek.abla, Sana ameliyat alanında ihtiyacım var. Hayat kadını gibi giyinip Sahaya inmeni istemiyorum.
Melek: Senden izin alır gibi bir halim mi var?
Mert: Operasyon yetkilisi benim.
Melek: Sen yokken ekibi ben işletiyorum Mert. Kusura bakma ama en az sen kadar yetkiliyim.

Mert: Eğitimsiz ve dengesizsin bir operasyonda çuvallarsan ve birini kaybedersek bu senin suçun olur. Seni kaybedersek bu da benim suçum olur. Neden bu riski alayım?
Melek: Kendimi göstermeme izin ver.
Mert: *Düşünür* Gökçe Bana ok atabileceğim birilerini bul her ne olursa, suç olsun yeter.
Melek: Napıyorsun?
Mert: Hazırlan sahadaki yeteneğini göreceğim.
Gökçe: Tombala, çin mahallesinde soygun.
Mert: Hazırlan, hazır zaten ben hazırlanayım.
Melek: *Güler* Bu işi şimdiden sevdim.

Çin mahallesinde:
*Çatıdalardır*
Melek: Bu kıyafetler çok dar, plan.nedir?
Mert: Kural 1: Operasyon anında fazla konuşma.
Kural 2: Bana ayak uydur yeter.
Operasyon esnasında:
Tüm hırsızları temizlemiştik ki:
Melek: *Son soyguncuyu ölesiye döver*
Mert: MELEK ABLA DUR, MELEK ABLA! *Tutar*
Melek: Başardık.

Mert: *Yayını verir* Hazır değilsin.
Melek: Ne? Sana ayak uydurdum, istediğini yaptım nasıl hala hazır olmam?
Mert: Karargaha dönüyoruz *Gidecekken*
Melek: Eksik olan şey ne? Onu söyle en azından?
Mert: HAZIR DEĞİLSİN! *Gider*
Melek: Ben hazırım.
Mert: Kapa çeneni.

Karargaha dönünce:
Selin: Nasıl geçti?
Mert: Başarılı ama başarısız. *Yayını yerine koyar*
Melek: *Yüzü asıktır* Bir şey bildiği yok.
Mert: Kontrolünü kaybettin.
Melek: Sanki sen dövüşte sinirleniyorsun.

Mert: Öfke kontrol edenin silahıdır, kullan onu.
Melek: Ufak bir sinir krizinden bunu yapamazsın.
Mert: Tamam. *Ellerini iki yana açar* Hadi.
Melek: Sana vurmamı mı istiyorsun?
Mert: Denemeni istiyorum.
Melek: *Sol koluna vuracakken*
Mert: *Eline vurur*

Melek: Ewww, ne ya...
Mert: Tekrar dene.
Melek: *Diğer koluna vuracakken*
Mert: *Eline vurur*
Melek: Bunu neden yapıyorsun?
Mert: Çok yavaş, tekrar dene.
Melek: *Şener*
Mert: Zayıf, TEKRAR DENE!
Melek: Kes şunu. *Vuracakken*
Mert: *Kaçınır, yere düşer* Hazır değilsin.

Melek: EHHHH. *Sürekli vurmayı dener*
Mert: *Kolunu tutup çelme takar* BİTİRDİN Mİ?
Melek: *Yayını alıp gider*
Gökçe: Bu neydi şimdi?
Mert: Göğsüne bir izleyici koydum nerede ne zaman olduğunu bilelim.
Selin: Ekip içi bir savaş istemiyoruz.
Gökçe: Aslında anne oğul desek daha doğru.

Mert: Ne?
Gökçe: *Ses kayıt cihazını uzatır* Sadece dinle.
Mert: *Aynı ses kaydını dinler*
Selin: Üzgünüm Mert.
Mert: *Bir şey demeden gider*
Evrim: Nereye gidecek?
Selin: Annesinin peşinden gidecek.

22 sene sonra:
Bilinmeyen kız: *Kendine gelir*
Y: Seni kim yolladı?
Bilinmeyen kız: Kimse ama babamı tanıyorsun.
Y: Senin babanı nereden tanıyayım?
*Ok doğrultur*
Miray: Bekle hayır. *Flaş gösterir* Benim babam... Mert aydın.
Arya: *Kapüşonunu açar* ... Miray?