78. bölüm · Kuzey bekçileri
Felix baba
Ragnaroktan 2 hafta sonra: ( Bodrum , Titanik Otel )
Yaşananlardan 2 hafta geçmiş ekipçek 2 haftalık bir tatile çıkmıştık. Daha tatilin ilk günündeydik.
Mert: *Havuza atlar*
Gökçe: Anne gelmiyor musun?
Selin: Siz gidin ben *Ağzını kapatıp lavoboya koşar*
Senem: Selin gelelim mi?
Mert: *Havuzdan çıkacak olur*
Gökçe: Sen dur baba.
Mert: Tamam, bizim oda kartını al. Selini götür dinlensin.
Gökçeden:
Selini odaya çıkarıp yatağa yatırdım. Her ne yaptılarsa oda bayaa dağılmıştı. Her yer her yerdeydi.
Selin: Gökçe şurada montunun cebinde para olacak onu al eczaneden bana ilaç ve bir şey daha almanı isteyeceğim ama bu aramızda kalacak tamam mı?
5 saat sonra:
Mert: *Saçına jöle sürüyordur* Selin birazdan çıkıyoruz.
Selin: Tamammm , hazırım. *Yanına gelir*
Mert: Woww , Bu ne güzelliktir Selin hanım. *Alnından öpecekken , kapı çalar* Ehhh.
Selin: Gökçeyle arya makyajını yapmam için gelecekti.
Mert: İki dakika sonra gelemediler değil mi?
Selin: *Yanağından öper* Çok sürmez. Tüm gece beraberiz zaten.
Mert: *Kapıyı açar* Hoşgeldinizzz
Arya: Hoşbulduk. Çok şık olmuşsunuz.
Selin: Gökçe gelmedi mi?
Gökçe: Telefonumu alıp geldim.
Selin: Şeyi getirdin mi?
Gökçe: Evet , evet şey bende.
Mert: Siz ana kız ne iş çeviriyorsunuz?
Arya: Kızsal şeyler diyelim.
Mert: *Seline bakar* Reglin önümüzdeki hafta sanıyordum.
Selin: Aşkım sen gitsen mi?
*Gider*
Arya: Bu mümkün mü? Emin misin?
Selin: Reglim 10 gün gecikti emin olmamız gerek.
Gökçe: *Göğsünden "şeyi" verir*
30 dakika sonra:
Parti alanında pasta kesimi için Selinleri beklerken bir yandan da tatlıları gömüyorduk.
Nadine: Mert sana Bir soru planlayıp da iptal ettiğin bir operasyon hiç oldu mu? Ragnarok'a kadar yani.
Mert: İki tane oldu, Birisi selini Çernobilden alırken ki.
Hüseyin: Neydi ki?
Mert: Beni ölü gösterecektik, Çernobilin hata yapması için. Selin kıyameti koparmasın diye iptal ettik.
Barkın: Hata yapardık o zaman işte.
Irmak: Yaran nasıl oldu?
Dilanaz: 4 Dikiş, 6 kırık kemik ve çıkık bir omuz.
Mert: İyi koymuşum demek ki.
Gökçe / Göktuğ: *Kol kola gelirler*
Mert: Hop dedik damat bey. Yavaş gel *Gökçeyi çeker* Önce bir kızı isteseydin ya.
Gökçe: Baba yaa.
Mert: Annen nerede?
Selin: Geldim, geldim.
Pasta kesiminden sonra Little hope grubu ve selin'le muhabbet esnasında yarın ki YouTube çekiminin planlamasını yapıyorduk.
Mert: Doğru sevgiliyi bulma yarışması.
Ata: Sunucu benim.
Melahat: Challengeları da ben seçtim. Tokat yarışması bile koydum.
Selin: Bulamazsan... Olacakları sen düşün.
X: Pardon istemeden kulak misafiri oldum da, yaranız mı vardı beyefendi?
Barkın: Evet, şeyyy ufak bir kaza geçirdim sadece.
2X: 6 kırık kemik hafife alınacak bir şey değil. *Bileğinden tutup odaklanır, Barkının acısı azalır*
Mert:B-bunu nasıl yaptın?
2X: Meslek sırrı diyelim. *Elini uzatır* Mert karabacak. Eşim Cansu ve kızımız kumsal.
Mert: Mert Aydın, eşim Selin ve kızımız gökçe.
Gökçe: Miyaba. *Kumsalın yanaklarını sever*
Senem: Kumsal senin adaş çıktı bu.
Mert: *Tüm olan biteni anlatır* O günden beri Acardan haber almadık. Belki de vazgeçmiştir.
Mert K.: Öyle adamları tanırım ölene kadar vazgeçmeyecektir. Tetikte olsanız iyi olur.
Cansu: Şu Mjlonjiri bir göstersene...
Mert: *Mjlonjiri masaya dik şekilde koyar*
Mert K.: *Kaldırmayı dener, olmaz* Bunun hilesi ne?
Mert: Bu bir hile değil, bir çeşit büyü sadece güce layık olanlar onu kaldırabilir.
Selin: Ben hiç denememiştim, şimdi kaldırırsam senle aynı güce sahip olacağım değil mi? *Dener, kalkmaz*
Gökçe: Bir de ben deneyeyim *Dener, hafif yerinden oynar
Mert: *Şaşkınlıkla bakar*
Cansu: *Selini kenara çeker* Fazla zorlama kendini.
Selin: Nasıl yani?
Cansu: Kumsaldan biliyorum, kendini yorman zararlı.
Uğurlamak için kapıya geldiğimizde İki Mert karşılıklı durduk. Öğüt verecek gibi bir hali vardı.
Mert K.: Bak evlat , eee benim kötü bir babam vardı çocukluğum da öyle. 30 a geldiğimde bir çocuk sahibi olamayacağımı düşünüyordum.
Mert: Ama olmuşsun.
Mert K.: Evet , zar zor. Onun için tonla riske girdim. Defalarca kez ölümden döndüm.
Mert: Evet, Kore'deki nükleer çarpışmayı duymuştum. Ne olduğuna dair en ufak fikrim yok. Senin türünü bilmiyorum ama şunu biliyorum. Sen iyi bir babasın Mert.
Mert K.: Sen de öyle olacaksın. *Arabaya doğru gider* He bir de gitmeden, Şu aşağıdaki Ford Ranger SUV araç benim eski arabam. Buraya gelince başka bir tane almıştım. *Anahtarı verir* Hediyem olsun.
Mert: Sağol. *Tam gidecekken* bir araç daha var mı?
Mert K.: Şansını zorlama.
Odaya döndüğümüzde Selin elinde yeşil ve mavi renkte kelebekler olan bir posteri inceliyordu. Bir çeşit festival posteriydi. "Ölümün gözleri, Bahar festivali".
Selin: Bunun için Gökçeye bilet alsak hoşuna gider mi?
Mert: Muhtemelen evet. *Nescafe uzatır* İçcen mi?
Selin: Mert ben...
Mert: Ya da minibara gidip....
Selin: Mert hamileyim.
Mert: Yemin et.
Selin: Bugün test yaptım , çift çizgi çıktı.
Mert: *Sırıtır* Kucağına alıp döndürür*
Selin: Lan deli dur, düşcemmm.
Mert Karabacak ve ailesinin hikayesini okumak isterseniz kurtun vampiri kitabına göz atabilirsiniz. Ölümün gözleri kitabına da göz gezdirmeyi unutmayın.
