123. bölüm · Kuzey bekçileri
Büyük organizasyon
Gökçeden:
Abimin ilk cenazesinde henüz 12 yaşındaydım. Şimdi ise 20 yaşında koca bir kız oldum. Abla oldum, eş oldum ama onun yanında hiç olamadım. Abimle hiçbir zaman yeterince vakit geçiremedik. Geçirdiysek de ben hatırlamıyordum.
Selin: *Elini omzuna koyar*
Gökçe: Belki ona serumu tekrar...
Arya: Gökçe, onu öldüren şey serumdu zaten.
Miray: *Gökçe'ye çiçek verir*
Gökçe: *Gülümser* Teşekkür ederim ablacım.
Hüseyin: Onları yalnız bırakalım. *Gider*
Güneş: Başın sağolsun evlat. *Omzuna vurur*
*Telefon çalar*
Selin: *Açar* Efendim? Tamam hemen geliyoruz. Gökçe hadi kızım, bir gelişme olmuş.
Gökçe: *Mezar taşına dokunur* Babamı görürsen selam söyle olur mu abi?
Bu esnada Mert'in rüyası:
Acar ve gökçe karşılıklı hastane kantininde oturmuş yüzleşiyorken:
Mert: *Arkadan seruma bağlı şekilde gelir*
*Bir anda serum borusunu boynuna Sarar, boğar*
Acar: Adaş, sen yaşıyor musun lan *zor konuşur*
Mert: Bıktım lan senden orospu çocuğu. Geber lan artık. GEBER, GEBER, GEBEEEEER.
*Derin bir nefes alıp kendine gelir*
Ata: *Camın önüne gelir* Usta? Usta??
*Camın önüne gelirler*
Dilay: Uyandı mı?
Mert: *Onlara döner*
Ata: Vallaha uyandı açtı gözünü.
Ayla: Çok şükür.
Irmak: Melek ablaya haber veriyorum.
Ata: Usta buradayız usta, sakin ol buradayız. Buradayız usta.
Mert: *Oksijen maskesini çıkarır*
Burak: Buradayız kardeşim buradayız.
Bu esnada gökçe:
Toplantı odasında oturmuş elimize geçen son belgeleri inceliyorduk ki:
Arya: Tuğçe'nin hesap hareketlerine göre acarı Eren açığa en başında yönlendiren kişi oymuş.
Gökçe: Erene tekrar ulaşırsak ve antiserumu enjekte edersek gereken cevapları alabiliriz.
Egemen: *Odaya girer* Hastaneden haber var.
Selin: Ne olmuş?
Elif: Mert uyanmış.
Hastaneye geldiğimizde babam kontrol edildiği esnada gülerek bize doğru bakıyordu içeri girdiğimizde:
Güneş: Hoşgeldin evlat.
Mert: Ehhh, Anne yine ölemedim ben değil mi?
Arya: Daha ölmedin abi merak etme.
Gökçe: Daha ben evleneceğim, nereye ölüyorsun?
Mert: Getir nikah memurunu, kıy burada nikahı ya. Herifteki rahatlığa bak ölüyordum az daha.
Selin: O değil de miroşun hala sana ihtiyacı var.
Miray: *Üstüne çıkıp Mert'in göğsüne yatar*
Mert: A miroş göğsüm, Babacım. *Göğsü acır*
Gökçe: Yalnız baba Melek abla dedi ki göğüsü aça kapata göğsün yalama olmuş, Fermuar taktılar. He bir de bir şey daha dediler de... Aslında biz de böyle bir şey bekliyorduk ama doktor deyince...
Mert: Ne dedi ya?
Arya: Hayvan gibiymişsin hayvan, it gibiymişsin.
Mert: *Güler* Güldürmeyin çocuklar.
Derin bir uyku çektikten sonra , gözlerimi yavaştan açmıştım ki, Selin yanımda ki koltukta uzanıyordu
Mert: *Doğrulup selinin üstünü örter*
Selin: *Gülümser*
Mert: Selin beni vuran...
Selin: Tuğçeydi, biliyoruz. Gökçe onu öldürdü.
Mert: Benim yüzümden gökçenin düğünü mahvoldu. Tam evleniyordu...
Selin: Bak şimdi bu konuda da suçluluk duyma. Hasta olmasan kulağını bir güzel çekerdim senin.
Mert: Bunlar hastane yemeği mi?
Selin: Evet, acıkınca yediririm Sana.
Mert: Aşkım onun yerine söyle duble İskender söylesek beraber acılı acılı yesek.
Selin: Acılı acılı bir Selin dayağı yesen mesela. Bu çorba bitecek bak bizzat yaptım kırma beni. Off Mert, utanmasam uçak geliyor diyeceğim şimdi. Miray gibisin ya.
Mert: Öyle mi? Sen regli olunca ben ellerimle meyve soyuyordum sana. Ne çabuk unuttun?
Selin: Unutsam bu eziyete katlanır mıyım sence?
Mert: Öyle mii? Aferin aşkım pot üstüne pot kırıyorsun.
Selin: Ya bakma sen benim dediğime, yanındayım ve hep yanında olacağım.
Mert: Tamam aldın gönlümü, Ya aşkım bizim kebapçıdan şöyle acılı acılı dürüm söylesene.
Selin: Yok yok ben bırakıyorum. *Kalacakken*
Mert: Ya gel, gel. *Kolundan tutup kendine çeker* *Dudağına yapışır*
Selin: *Ayrılır* Sen iyileşmişsin.
*Geri yapışır*
Mert: *Saçlarını okşar*
Selin: *Sıkıca sarılır*
Mert: Kaburgalarım acıyooor.
Selin: Ay, özür dilerim.
Birkaç saat sonra 21 oynamaya başlamıştık ki:
Selin: Aşkım sana Bir soru? Ekibimizin adı ne?
Mert: Dynamix ya aşkım, ne alaka?
Selin: Kafan yerinde mi diye emin oluyorum. Çabuk cevap ver, Burak senin oğlun mu?
Mert: Lan Burak ne alaka herif çocukluktan beridir tanıyor.
Selin: O zaman arya senin kızın?
Mert: Lan arya benden 4 yaş büyük, bakma bana abi dediğine ya.
Selin: O zaman Miray senin kızın?
Mert: Lan mir... Miray benim kızım zaten Selin. Bizim kızımız ya Selin. İyi misin sen?
Selin: Şaşırtmacalı sorayım dedim.
Arya, hüseyin, miray ve gökçe de yanımıza geldiğinde belli ki son bir nasihat vermeye gelmişlerdi.
Gökçe: Şimdi bir daha tek başına dolanmak yok.
Hüseyin: Dolanırsan şunu hatırla.
Mert: Neyi?
Arya: *Tokat atar* Bunu.
Mert: Bir daha dolanırsam 3 olsun.
Hüseyin/Gökçe/Arya: *Sırayla Tokat atarlar*
Mert: Tamam mesajı aldım ilk seferde tamam dedim niye daha devam ediyorsunuz?
Gökçe: Garantiye alalım dedik.
Miray: *Göğsüne çıkıp yanağını öper*
Mert: Oy benim güzel kızım.
Miray: Beim babam. *Gökçeye sırıtır*
Gökçe: Pışşt sen yokken biz vardık lan.
Selin: Babanızı yormayın kızlar.
3 hafta sonra:
Hastaneden çıkmış nihayet eve doğru gidiyorduk ki Selin bir anda elimi tuttu.
Selin: Gökçe ve miraya bir kardeş mi yapsak?
Mert: Miraya hamile olduğunu öğrendiğinde gökçe kıyameti koparmıştı bu kez bizi keser.
Selin: Zamanla alışacaktır aşkım.
*Eve girerler, birbirlerine bakakalırlar*
Bu esnada gökçe:
*Masaya gazete koyar*
Arya: O depremin en büyük hasarını biz durdurduk. Eğer Melek abla makineyi kap...
Hüseyin: Şehir diye bir şey kalmazdı.
Gökçe: O suçu bizim üstümüze yıkamazlar.
Güneş: Aslında yıkarlar, Mert Eren açığı öldürdüğünü söylemişti adam hala şehirde at koşturuyor. Mert'in o gün verdiği ifade de çöpe atıldı ayrıca Melek için makineyi durdurduğunu söyleyince millet "Aptal bir biyolog bunu yapamaz, siz kafayı yemişsiniz" diyorlar.
Gökçe: 11 ay önce bu hikayeyi anlattığımızda insanları inandırabilmiştik.
Hüseyin: Şehir o 11 ayda yıkıma sürüklendi.
Arya: Tren yolları artık sadece gidiş için bilet alıyor. Şehir nüfusu 2 milyondan 680 bine düştü.
Güneş: Şehir öldü de toprak atan yok.
Gökçe: Eğer mecbur kalırsak deprem sorununu üstlenecek kurbanlara ihtiyacımız olacak.
Hüseyin: Ekibin erkekleri halleder o kısmı. Arya Selin ve sen dışarıda yeteri kadar açık hedefsiniz zaten. İçerideyken sizi koruyamayız.
Arya: Bizi düşünürken çok tatlı oluyorsun.
*Tam öpecekken*
Gökçe: Romantizmnizi bölmek istemem ama işe odaklanabilir miyiz?
Acar: *Bir anda odaya girer*
*4'ü birden silah çekerler*
Miray: *Parmaklarıyla silah yapar*
Acar: Devletten kaçılmaz dedim, hata mı ettim?
Güneş: Çök lan yere.
Acar: Öyle uzun boylu değil, bu binaya girdiğim gibi çıkarım yoksa *Telefonu gösterir* Bu arkadaşlar da rabblerine kavuşurlar. *Candelia ve Pushot duvara zincirlidir*
Gökçe: Alllah belanı versin.
Acar: Bu telefon yere değdiği anda 2 kişiyi daha kaybedersiniz.
Arya: Öyle bir kaşınıyorsun ki...
Melek: *Odaya girer* Karargaha kadar gelip sağ çıkabileceğini mi düşündün?
Acar: Elimdekini görmüyorsun galiba.
Melek: Görüyorum, sen de bir bak bence.
*Görüntü bozulur, sahtedir*
Melek: Son durak burası Acar, alın bunu.
Gökçe: *Kelepçe alır* Elime düştün Acar. Sonunda elime düştün, Babamlara haber verin.
Bu esnada karargahın dışında:
X: Bu okul yıllardır onu yönetenlerin ve kapitalistlerin elinde çöp oluyor. Hepsine savaş ilan ediyorum. *Fünyeye basar*
*Meleğin arkasında bomba patlar*
Devam edecek...
