Anonim Yazıyor kitap kapağı

9. bölüm / 29

Anonim Yazıyor

Bölüm : 9

Vaveyla Yazarı: Beyaz Yeşim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: Bölüm : 9

Telefonu bilmen kaçıncı kez daha kontrol ettikten sonra bilmem kaçıncı kez yatağa attım. Bacaklarıma sardığım kollarımı daha çok sıkıp ofladım. Saat geceyarısına geldiği halde Kenan hâlâ bana geri dönmemişti. Son görülmesi de en son konuştuğumuz saatte kalmıştı.

Her yazmak için yeltendiğimde beynim duruyor ve rahatsız eder miyim diye endişeleniyordum. Belki yazamayışının önemli bir sebebi vardır.

Daha fazla beklemenin yararsız olduğunu artık kabullenerek telefonu komidinin üzerine koyup yatağa uzandım. Pikeyi de üzerime çektiğimde uyumak isteyen bedenim hemen dinginleşmişti.

~~~~~~

"Anne bu sıcakta neden bu işkenceyi çekiyorum? Daha yeni temizlik yapmadık mi anne nedeeen?"

Üst bedenimin bütün ağırlığını yeri sildiğim bezi tutan ellerime verip ileri geri yeri silerken yakınıyordum. Uyuşuk uyuşuk yaptığım için annem bana saydırırken ben hâlâ bu durumu sorguluyordum.

"Hadi sen evin kızısın anladık da, ben neden buradayım Selma teyze ya?!"

Raki hem kolay olan eşyaların tozlarını alıyor hem de şikayet ediyordu hanımefendiye bak. Burada yer sileceğim diye karnımdan ikiye ayrılacaktım.

"Ne demek Mihrimah evin kızı? Sen de bu evin bir kızısın Rukiye aşk olsun! Hem kötü mü oldu? Aranız bozuk falansa düzeltirsiniz. Şimdilik hem çeneleri hem elleri çalıştırmanıza izin veriyorum ama barışınca düzgünce işleri yapın, benim mutfakta işim var."

Annem terlik sesi eşliğinde çıktığında odada sadece yer bezinin parkeye sürtme sesi duyuluyordu. Raki'yle birkaç gün konuşmayacağımızı sanarken ertesi günü annemin bu jesti tuhaf bir ortam olmasına sebep olmuştu.

Bir süre sessizce işlerimize devam etmiştik ama sonunda konuşan o olmuştu.

"Mihrimah,"

"Hı?"

"Sen.. Mehmet'ten nefret ediyor musun?"

"Biliyorsun ki kin tutabilen birisi değilim."

"Evet, biliyorum."

Yine sessizlik. Bezi kovada temizleyip sıktıktan sonra gözucuyla Raki'ye bakmış, sırtı bana dönük tabloları temizlediğini görünce tekrar işime dönmüştüm. Boğazımı kısaca temizledim.

"Peki.. neden sordun böyle bir şeyi?"

"Imm.. Ben, Mehmet'in sana yaptıklarını affedemiyorum, ama.. bir türlü ondan ayrılmak için de hamle yapamıyorum. Bu yüzden sordum."

"Yani kısaca Mehmet'ten ayrılmak istemiyorsun."

"Şey, evet. Kızdın mı?"

"Hayır, tabî ki. Dün, herşeyi anlatmadan önce söylediğim şeyi öylesine söylememiştim. Benim yüzünden sevdiğin kişiden ayrılman gerekmiyor."

"Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?"

Sorusuna hatıralarla cevap vermek istedim.

"8 yaşında, en sevdiğim oyuncağımı benden istediğin zaman sırf beğendin diye verdiğimde, ortaokulda, hiç sevmediğim halde bir hafta boyunca saçlarımı yapmana izin verdiğimde, lisedeyken kavgamızın birinde haklı olduğum halde özür dilediğimde.." bezi bırakıp arkamı döndüm ve Raki'ye gülümsedim. "Bu anılarımızdan geriye bende bir pişmalık kalmadığı gibi, bu ânımızdan da geriye bir pişmanlık kalmayacak desem, nasıl düşündüğümü açıklamış olur muyum?"

Minnettar bir gülümse yüzüne yerleşirken yanıma gelmeye başladığında ayağa kalktım. Raki kollarını boynuma dolamasıyla ben de ona sarıldım.

"Sen gerçek bir dostsun Mihrimah, seni seviyorum."

"Ben de seni seviyorum kardeşim, ben de seni."

Raki aniden benden ayrıldığında ne olduğunu anlamayarak ona baktım.

"Şu temizliği bitirip dışarı çıkalım." diyerek heyecanla yerine geçti ve ve tekrar bana bakıp "Hadisene!" dediğinde gülüp işime döndüm. Sonunda eski halimize döndüğümüz için seviniyordum, ama bir yandan aklım hâlâ Kenan'daydı. İnşaAllah önemli bir şey yoktur.

~~~~~~

"Sen bir gelsene benimle."

Raki'nin kulağına fısıldayıp çekiştirmeye başladım. Sesimiz duyulmayacak kadar uzaklaştıktan sonra Raki'yi karşıma alıp avucumu alnıma bastırdım ve burnumdan kısa bir nefes verdikten sonra ona tek kaşımı kaldırarak baktım.

"Tamam, nefret etmediğimi söyledim ama daha dün ona tokat atmışken nasıl bugün onunla normalmiş gibi konuşmamı bekliyorsun?! Eğer geleceğini söyleseydin baştan gelmezdim buraya kadar! Ben gidiyorum."

"Ya dur bir dakika!"

Gitmemem için iki eliyle koluma girmişti.

"Ben de bilmiyordum ki, gerçekten bak. Onu görünce istemsizce seslendim, bir an unutuverdim işte ne yapayım? Beni yalnız bırakma, hem bu barışmanız için iyi bir fırsat olabilir."

Barışmak mı? Onunla mümkün mertebe aynı ortamda bile durmamayı yeğlerken Raki'nin bizim barışmamızı istemesi kötü olmuştu.

"Ben-"

"Hep böyle davranamazsın, ben sürekli ikinizle ayrı ayrı takılmak zorunda mı kalacağım? Hep birlikte olmak daha eğlenceli olur diye düşünüyorum, ama eğer istemiyorsan.."

Neden böyle konuşup vicdanımı sızlatıyor ki bu kız!

İsteksiz de olsa "Tamam tamam," dedim. "Gidelim bakalım, ama sana söylüyorum bu sık sık olmayacak."

Raki sevinçle gülümseyip "Bugün kabul ettin ya, gerisi önemli değil." dedikten sonra kolkola Mehmet'in yanına geri döndük. Telefonla konuşuyorken bizim geldiğimizi görünce sonlandırıp kapatmıştı. Raki kolumdan çıkıp Mehmet'in koluna girdi.

"Planlanmamış olsa da buluştuğumuza sevindim."

"Ben de öyle, dünki talihsizlikler kafama takılmıştı. Bugün telafi edebilecek olmamız güzel olacak."

Ha ha ha, telafi he.. 'Kalsın!' dememek için kendimi zor tutuyordum. Zaten ona bakmak bile istemediğim için telefonumda boş boş geziniyordum.

"Bu yüzden borcumu ödemek için sizi güzel bir yere götüreceğim. Arabam ilerde, gidelim."

Raki sevincini ifade eden şeyler söylerken ben nedense daha tedirgin olmaya başlamıştım. Peşlerinden arabaya doğru ilerledim. Mehmet, Raki'ye kapı açtığında bana da aynı şeyi yapma ihtimaline karşı hızlı davranıp arabaya bindim ve sürücü koltuğunun arkasına oturdum. Sebebi belli değil mi?

Yolda giderken dışarıya bakınıyordum. Arada konu bana dönse de kısa cevaplarla hemen geçiştiriyordum. Neden yol bu kadar uzun sürüyor? Gururumdan soramıyordum. Raki'ye de sürekli 'Gidince göreceksin.'diyip duruyordu.

Sonunda geldiğimizde karşımızda alışveriş merkezi görmenin hayalkırıklığına uğratmadığını söylesem yalan olur.

"Kızlar, ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum, ancak içeri girmeyi bekleyin lütfen."

Mehmet, Raki'yle bakıştığımızı görünce açıklama yapma gereği duymuş olmalıydı. Bizi ne için buraya getirdiğini merak etmeye başlamıştım iyice.

Binaya girdiğimizde yalnızca Mehmet'i takip ediyorduk. Bu kadar uzağa alışveriş için gelmediğimiz için bu alışveriş merkezini de hiç bilmiyorduk.

Kısa bir koridor yürüyüşünün ardından sol tarafa döndüğümüzde diğer kısımlara göre buranın daha serin olduğunu farketmiştim. Mehmet bize beklememizi söyledikten sonra ilerideki stantdan mont, eldiven ve bere alarak yanımıza gelmişti. Tamam serin ama o kadar da değildi. Mehmet anlamsızca bakan bize gülmüştü.

"Bana öyle bakmayın, şu kapının arkasında size göstermek istediğim yer var." diyerek Raki'yi ittirdiğinde Raki, beni son anda elimden tutup çekmişti. Görevliler kapıyı açtığında yüzümüze vuran soğuk esintiyle şok olmuştuk. Nasıl yani?

"Hasta olmamak için buyrun."

Mehmet'in elindekileri alıp üzerimize geçirmiştik. Resmen.. kapalı bir kar merkezi mi?

"Yaz sıcağı kafama vurdu da serap mı görüyorum?" diye ağzımda istemsizce gevelemiştim. Raki çoktan koşmuş ve bizi yanına çağırıyordu.

"Sevdin mi?"

Mehmet'in sesini duyduğumda şoktan çıkıp başımı ondan başka tarafa çevirdim.

"Beni düşünmenize gerek yok, özellikle Rukiye buradayken."

Sessiz bir gülmenin ardından "Hmm," sesi çıkardı. "Ama onsuz da gelmeyeceğine göre şuan sormaktan başka seçeneğim yok. Ve.. Üzgünüm.. Dün için. Bu sıcakta senin için buranın iyi olabileceğini düşündüğüm için sizi getirdim."

"Böyle şeyler söylemeyin." dedim Raki'ye doğru bakışlarımı çevirerek. "Bana ilgi duyan birisinin bunları yapması hoşuma gitmiyor. Kardeşim dediğim biriyle çıkıyorken hem de.. Bana söylediklerinizi de unuttum bile, çünkü kendimin nasıl birisi olduğunu biliyorum ve başkasının sözlerini takacak kadar güvensiz değilim. Ve.. benden daha çok ilgilenmeniz gereken birisi var."

"Rukiye'yle neden çıktığımı farketmiş olmalısın."

"Ne yazık ki.. Rukiye'ye üzülüyorum."

"Daha önce beni seven arkadaşından bahsetmiştin. O Rukiye değil mi?"

"Öyleyse ne olmuş?"

"Bak, ondan daha çok seni tanıyorum."

Buluştuğumuzdan beri ilk kez doğrudan yüzüne baktım. İfadem düzdü.

"Hangi rengi seviyorum?"

Umutlanmış olmalı ki, yüzünde bir tebessüm oluştu.

"Siyah ve mor."

"Nereden anladın? Daha önce konuşmadık."

"Çünkü bu renkleri daha sık giyiyorsun."

"Peki Rukiye? Sonuçta kafeye herzaman onunla geliyorum."

"O her rengi kullanıyor, ayırt edemem."

"Ya en sevdiğim meyve?"

Sorularımı ruhsuzca soruyordum. O ise küçük bir çocuk gibi keyifle cevaplıyordu.

"Muz."

"Bunu nasıl öğrendin?"

"Çoğu isteğin muz içerikli oluyor."

"Rukiye?"

"Ayırt edemem."

"Giyimimde en sık kullandığım şey ne?"

"Şapka."

"Peki Rukiye?"

Kaşlarını hafif çatıp "Neden bütün bunları soruyorsun?" dedi anlamayarak. "Beni test ettiğini sanmıyorum."

"Doğru, size beni tanımanın ne kadar kolay olduğunu gösteriyorum. Ben düz birisiyim ve biraz dikkatli olan birisi sizin sahip olduğunuz bilgilere sahip olabilir. Yani, beni tanıdığınızı iddia etmeniz hiçbir şey ifade etmiyor." Başımı tekrar Raki'ye çevirdim. "Merak ettiğiniz kişi o olmalı. O sizin herşeyinizi biliyorken sizin bilmemeniz haksızlık. Sizi sevmesi hatrına onunla ilgilenin, benimle değil. Ben sabit fikirli biriyim ve sizinle arkadaş dahi olmayacağım. Şimdi.. İzninizle."

Beremi düzeltip hızlı adımlarla kendi kendine eğlenen kardeşimin yanına gidip arkasından sarıldım. Korktuğu için çığlık atsa da beni görünce sinsice sırıtmış ve kollarımı tutup ikimizi de yere düşürmüştü. Gülerken aynı zamanda karları öylesine birbirimize atıyorduk. Gelmişim madem, eğlenmek gerek..

===============

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

60okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.