5. bölüm / 29
Anonim YazıyorBölüm : 5
Bölümler 29Şu an: Bölüm : 5
- 1 Bölüm : 11.156 kelime
- 2 Bölüm : 21.333 kelime
- 3 Bölüm : 31.112 kelime
- 4 Bölüm : 41.105 kelime
- 5 Bölüm : 51.252 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Bölüm : 61.077 kelime
- 7 Bölüm : 71.511 kelime
- 8 Bölüm : 81.031 kelime
- 9 Bölüm : 91.266 kelime
- 10 Bölüm : 101.133 kelime
- 11 Bölüm 111.110 kelime
- 12 Bölüm 121.544 kelime
- 13 Bölüm 131.278 kelime
- 14 Bölüm 141.469 kelime
- 15 Bölüm 152.275 kelime
- 16 Anonim 162.237 kelime
- 17 Anonim 171.007 kelime
- 18 Bölüm 182.226 kelime
- 19 Bölüm 192.481 kelime
- 20 Bölüm 201.480 kelime
- 21 Bölüm 212.147 kelime
- 22 Anonim 22: Deniz ve Rukiye2.016 kelime
- 23 Bölüm: 231.801 kelime
- 24 Bölüm: 241.322 kelime
- 25 Bölüm: 252.414 kelime
- 26 Bölüm: 262.173 kelime
- 27 Bölüm: 272.054 kelime
- 28 Bölüm: 282.068 kelime
- 29 Bölüm: 292.033 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kenan: Bunu dostça bir iltifat olarak kabul et lütfen.
Beni mi duydu?
Kenan: Benim gibi birine istemeden kapılıp da hayatını mahvetmeni istemem.
Yazdıklarını okurken kaşlarım çatılıyordu. Bir hışım ses kaydediciye basıp "Kendini küçük görme!!" diye bağırdım. Parmağım basılı saniyenin ilerleyişini sinirle izlerken derin bir nefes verip parmağımı sola kaydırarak göndermekten vazgeçtim. Vazgeçtiğim şey sesimi göndermek..
Siz: Kendini küçük görme Kenan!!
Siz: Şuan ki halinden memnun olmayabilirsin ama kendin için 'benim gibi biri' deme!
Siz: Değişmek istiyorsun ve bunu başaracaksın da..
Siz: Emin ol, şu zamana kadar konuştuklarım 'senin gibi' olsaydı şimdiye çoktan çıkıyor olurduk!
Siz: Önce kendi içindeki savaşı kazan, bak ondan sonra gör, kendine ve hayata farklı bakacaksın.
Siz: O yüzden bir daha sakın kendini küçük veya ezik görme!! 😡
Siz: Şuan sana gerçekten çok kızgınım! Nasıl böyle konuşursun?!
Sinirimden derin derin nefesler almaya başlamıştım.
Kenan: özür dilerim..
Kenan: Bu kadar kızacağını tahmin etmemiştim, şaşırdım gerçekten..
Siz: Tabî ki kızarım! Benimle konuşma amacını unutmadım ona göre.
Siz: Sen kendini sevene kadar ve çekinmeden isteklerini söyleyene kadar seni takip altında tutacağım!
Siz: Evet, karar verdim! Hergün bana, normalde yapamadığın ama o gün yaptığın şeyleri yazacaksın!
Kenan: Nasıl yani?
Siz: Mesela; biri sana haksız bir şekilde sinirlendiğinde alttan almayıp kendini savunmak gibi..
Siz: Sadece o da değil, yapamadıklarını da yaz ki çözümler üretebilelim. Belki güzel bir tavsiye bile verebilirim, kim bilir?
Siz: Bunları yapman için seni zorlayamam elbette, sadece sana yardım etmek istiyorum o kadar.
Siz: İlk sınavın geldi bak. Eğer istemiyorsan söyle, benim fikirlerimi kabul etmek zorunda değilsin. Kırılmam, çekinmem, üzülmem.. belki birazcık ama geçer hemen.
Siz: Eee, ne diyorsun?
Biraz düşünmesini beklerken hemen yazmasına şaşırmıştım.
Kenan: Azarlandığım için güldüğüme inanamıyorum..
Kenan: Belki de bu, sen olduğun içindir Mihrimah ya da samimiliğinden..
Kenan: Her ne sebepten olursa olsun sen gerçekten çok tuhafsın.. iyi anlamda.
Kenan: Sorunun cevabına gelirsek.. bu fırsatı kaçırmak ahmaklık olur.
Siz: Yani hergün rapor vermeyi kabul ediyor musun?
Siz: Bir an evlenme teklifi ediyor hissine kapıldım. (⌒∇⌒)
Kenan: Evet, kabul ediyorum.
Kenan: Yalnız, yorgun olduğum günün raporunu ertesi gününkiyle versem sorun olur mu efendim?
Siz: Yeterli görürsem kabul edebilirim ancak beyefendi, lütfen titiz bir şekilde kendinizi geliştiriniz..
Kıkırdamaya başladım.
Kenan: Aman efendim, ben çok fazla insanlarla muhattap olan biri değilimdir. Benimle konuşurlarsa ancak öyle konuşurum. Hergün bir şey yaşayamam muhtemelen, affedin.
Siz: Demek öyle Kenan. O zaman o günlerde tanımadığın biriyle muhattap ol. Konu ne olur bilemem artık. 😈
Kenan: Bu gerçekten zor işte.
Siz: Herzaman değil, rutin geçen zamanlarda..
Kenan: Pekâlâ, deneyeceğim.
Siz: Sevindim. 。^‿^。
Kenan: Ah, senden hoşlanması muhtemel çocuk hakkında.. Bence arkadaşına şimdilik söyleme. Eğer çocuk ileri giderse açıklarsın, yani benim fikrim bu.
Siz: Pekâlâ, tavsiyene uyacağım. Eğer bir şey olursa ben de sana söylerim, böylece ikimizde birbirimizden yardım almış oluruz. ^^
Kenan: Nasıl istersen.
~Birkaç gün sonra~
"Atlıkarıncaya bineceğim!"
Sinan'ın sevinç çığlıklarına Raki'nin 9 yaşındaki kardeşi Yasin de eşlik etmişti.
"Tamaaam! Hadi birlikte koşalım!"
Çocuklarla birlikte atlıkarınca gişesine koşan Raki'ye güldüm. Zaten çocukların aklına durup dururken lunapark fikrini sokan da oydu, çocuk ruhlu şey. Annelerimizin kendi çapında işleri olduğu için mecburen ben de gelmiştim. Şapkamla birlikte..
Ellerimi dizime kadar olan pileli eteğimin ceplerine koyarak bizimkilerin yanlarına gittim. Şansa sıra azdı. Raki önce çocukları bindirdi, ardından yanıma gelip kolumdan çekiştirirken "Hadi sen de biniyorsun." demesin mi?
"A-ama bana sordun mu alırken ya?"
"Boşuna debelenme, para verdim bile. İsraf olmasına izin vermem." diyip beni platforma çıkardıktan sonra atın birine binip bana sırıttı. Daha çok tehdit sırıtışıydı. Raki'nin oturduğu atın arkasındaki arabaya bindim ben de ne yapayım?
Alet yavaş yavaş dönmeye ve yukarı-aşağı hareket etmeye başladı. Bir bakıma eğlenceliydi ama Raki'nin çığlık atıp güldüğü kadar da değildi yani. Hiç de utanmıyor bu kız, hayranım cidden.
Atlıkarıncanın ardından dönme dolaba bindik. Tepeye doğru çıkarken telefon kamerasını açıp güzel bir kare bekledim. Tam tepede, güneş kameraya vururken şehrin manzarasını çekmiştim. Fotoğrafı Whatsapp'tan Kenan'a atıp altına da "Gününün güzel geçmesi dileğiyle 👐" yazıp gönderdim.
Kenan'ın unutmamak için yaptığı şeyleri yazdığı defterin fotoğrafını bana atması aklıma gelince kıkırdamıştım. Herşeyi ciddiye alan bir yapısı olduğunu zaten ilk zamanlar anlamıştım. Bence bu onu daha şirin yapıyordu.
"Çocuklar Mihrimah ablanızı çok takmayın, arada böyle deli deli güler."
Raki'nin sesiyle dudaklarımı düz hâle getirip onlara döndüm. Üçü de bana uzaylı görmüş gibi bakıyorlardı.
"Fener tutulmuş tavşan gibi ne bakıyorsunuz acaba? Komik bir şey geldi aklıma güldüm, sanki sizde olmuyor."
Raki cevap vermişti.
"Yok yani sen anca kedilerle birlikteyken bu kadar kıkırdardın da ondan biraz şey oldu. Hoş, o zamanlar bambaşka birisi oluyorsun ya, o da ayrı bir durum."
Sinan konuşmaya başlayınca hepimiz ona döndük.
"Ablam kedi severken gerçekten kendinden geçiyor. Bir keresinde kedi sevmek için ağaca tırmandığı bile olmuştu."
"Bir kere kediyi kurtarmak için tırmanmıştım."
"Ama kedi ağacın dalından yandaki duvara geçmişti." dediğinde hepsi gülmüştü.
"Ne-ne yapabilirim yani? Farketmemişim ne var?"
Kıkırdayan Raki'ye ters bir bakış atmam umurunda olmamıştı. Turun sonuna gelmiştik. Açılan kapıyla "Hadi hadi iniyoruz!" diyerek ittirmeye başladım. Raki'nin en sinir olduğu şeydi sonuçta. Bana sessiz sessiz söylenirken bu sefer sırıtan bendim.
Çarpışan arabaların oraya gidip bir süre ismine tezat şekilde çarpmaktan çekinen insanları izledik. Çok sıra olduğu için başka alete geçtik. Büyük ve tehlikeli aletler dışında çocuklara uygun şeylerle eğlendikten sonra bankın birine oturduk. Çantamdan Sinan için yanıma aldığım şapkayı çıkarıp kafasına taktıktan sonra su verdim.
"Raki, Yasin'e şapka getirdin mi? Hava çok ısındı."
Elindeki suyu kardeşine verirken "Yok ya, unutmuşum." dediğinde "Beklediğim gibi." diyerek ikinci şapkayı Yasin'in başına taktım. Onun için almıştım zaten ama yine de bir ihtimal getirmiştir belki diye sormuştum.
"Sağol kardeşim, cansın."
Sırıtarak "Biliyorum." dediğimde gözlerini kısıp yalandan kötü kötü baktı. Omuz silkip Yasin'in su içmeyi bitirmesini bekledim. Çok terlemişti. Bünyesi hassas olduğu için terli kalması yaz olsa bile hastalanmasına sebep olabiliyordu.
"Biz lavaboya gidiyoruz" dediğimde sebebini bildiği için sormamıştı. Tuvalete girmeden kenarda üzerini çıkartıp çantamda olan yenilerini verdim. Çıkarttığı şapkasını lavaboda ıslatıp giyindiğinde tekrar kafasına takmıştım. Şirin şirin gülümseyip "Sağol abla, çok iyi geldi valla." dediğinde yanağından öpüp makas aldım. "Önemli değil." dedim gülümserken. Raki ve Yasin'in yanına döndüğümüzde ayağa kalktılar.
"Ne oldu?"
"Bu sıcakta dondurma iyi gider diye düşündük, sizce?"
Sinan'a baktım. Gözleri ışıl ışıl "Ben de istiyorum!" demişti.
"Madem herkes istiyor, gidelim o zaman. Nereye peki?"
Raki'nin imâlı imâlı bakışlarından neresi olduğunu anladığımda başımı sağa sola salladım isteksizce.
"Başka yer olmaz mı?"
Dudaklarını kocaman gerip "Buraya en yakın orası Mihrimah." dediğinde maalesef ki haklıydı. Çocuklar da hızlı olmamızı söylerken bana pek fazla seçenek kalmıyordu.
"İyi." dedim Sinan'ın omzundan tutup yürüterek. Kafe 10 dakikalık mesafede olduğu için varmak çok da uzun sürmemişti.. ne yazık ki.
Bu sefer 4 kişi olduğumuz için meşhur yerimize geçemeyecektik çünkü orası 2 kişilikti. Camın kenarında bir yere oturduk. Garson geldiğinde ilk ben isteğimi söyledim. Daha sonra telefonumu çıkarıp mesaj gelmiş mi diye bakmak için mobil veriyi açtım. Mesaj değil ama resim atmış birkaç dakika önce.
Resimde masa olduğunu tahmin ettiğim kahverengi tahtaya yapıştırılmış kare postişin üzerinde el yazısıyla "Teşekkürler :)" yazılıydı. Yüzümde istemsizce oluşan sırıtmayla telefonuma bakıyordum.
Siz: Kağıda yazmaya alıştın bakıyorum.
Siz: El yazının benimkinden güzel olduğunu itiraf etmeliyim.
Kenan: Teşekkürler, aslında normal sayılır.
Siz: Ne demek normal? Yazının bir karakteri var, bense öyle bodoslama yazıyorum. Dümdüz..
Kenan: E sen de bir şeyler yazıp gönder bakalım, dediğin kadar kötü mü merak ettim.
Siz: Eve geçince yazarım.
Kenan: Hâlâ lunaparkta mısınız?
Siz: Nereden anladın lunaparkta olduğumuzu?
Kenan: Sadece resimden yola çıkarak öyle olduğunu tahmin ettim, doğruymuş.
Siz: Evet, o zaman ordaydık ama şuan arkadaşım ve kardeşlerimizle kafede oturuyoruz.
Kenan: Öyleyse keyfinize bakın, benim işe dönmem gerekli.
Siz: İyi çalışmalar 👋
Kenan: Teşekkürler!
Kenan'ın son görülme tarihi çıkana kadar bakmaya devam ettim.
"Siparişleriniz." denildiğini duyduğumda telefonu cebime koyup garsona döndüm. Döndüğüm gibi de onu görmemle gülen yüzüm donmuştu. Neden o getiriyordu ki?
--------------
Bölüm etkileşimi
