Anonim Yazıyor kitap kapağı

26. bölüm / 29

Anonim Yazıyor

Bölüm: 26

Vaveyla Yazarı: Beyaz Yeşim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: Bölüm: 26

Odaya elindeki birkaç aburcubur ve 2 bardak içecekle giren Rukiye ile uzandığım yerden doğruldum. Tepsiyi yatağın üzerine koymadan önce kolundaki bezi gözüyle gösterip "Şunu serer misin? Çarpılmak istemiyorum." dediğinde gülüp dediğini yaptım.

"Hiç gülme, her köye gittiğimizde anlatılan korku hikayelerini sana anlatsam aynı şeyi düşünürdün."

"Güldüğüme bakma, ben de inanırım kırıntıyla yatmanın sıkıntı olacağına. Cinlere inanıyorum çünkü. Kur'an'da geçen bir varlığa inanmazsam müslüman olamam yani."

Rukiye kollarını kendine sarıp "Adını anmaaa! Tövbe de tövbe!" dedi ürpererek. Bir kraker alıp ağzıma attım.

"Adı değil ki, cinsi. Biz insanların nasıl kendi ismi varsa onların da kendi ismi var. Öyle cin demekle yanımızda bitmiyorlar."

Gözlerini kısarak bakmaya başladı.

"Bilmek istesem internette var. Ben direk konuşmak istemiyorum Mihriciğim."

Omuz silktim. Kendi açmıştı konuyu halbuki..

Aklıma gelen şeyle "Benim Yiğit adındaki kuzenimi hatırlıyor musun?" diye sordum.

"Hayal meyal, neden ki?"

"Bana hiç Mihri demezdi. Geçen gün ailesine ziyarete gelmiş ve okul çıkışı bana süpriz yaptı. Tabi Kenan da gelmişti. Bana 'Mihri, Mihri'm' falan dedi, şaşırdım."

İçeceğinden bir yudum alıp lokmasını yuttuktan sonra cevap vermişti.

"Klasik erko işte. Yabancı erkek gördü mü sahiplenici davranıyor."

"Öyle mi diyorsun?"

R: "Başka ne olacak? Seni sevdiği için mi yaptı sence?"

M: "Sevmiyor mudur? Küçüklüğümizde çok iyi anlaşırdık. Ben onu seviyorum. Hem o da gayet samimiydi."

R: "Öyle sevmekten bahsetmiyorum. Bir erkeğin bir kadını sevmesinden bahsediyorum."

M: "Hmm, sanmıyorum."

Rukiye gözlerini kısıp bakmaya başladığında yine neyi anlamadığımı düşünüyordum. Başımı iki yana salladım "Ne oldu?" der gibi. Uzun bir bakışın ardından elini havada sallayıp "Boşversene, çok da önemli değil." demişti. Ben de omuz silktim.

"Ben anlattım, sen anlat bakalım şimdi. Gelişmeler var mı hayatında? Deniz'le nasıl gidiyor?"

Sorumla yüz ifadesi de değişmişti.

"Anlatayım da bir yorum yap şu işe. Gerçekten kafam karıştı."

~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~

Rukiye, adeti olmadığı halde cumartesi günü annesine yardım için kafeye gitmeye karar vermişti. Yasin babasıyla gitmişti o gün. Annesi erken gittiği için tek başına gidecekti. Otobüs durağında beklerken pek bir şey düşünmüyordu. O gün bütün arkadaş bulıuşmalarını iptal etmiş ve ani bir kararla yola çıkmıştı.

'Bugün garip hissediyorum. Sanki bir şeyler olacak gibi.'

Düşüncesi biter bitmez otobüs gelmişti ve hemen girip boş bir yere oturdu. Dışarıyı izlemeye başlamıştı. Birçok düşünceyle beraber ineceği durağa nerdeyse gelmişti ve düğmeye basıp hafifçe ayaklandı. Yanındaki kişinin uzun bacakları dikkatini çekmişti.

'Burdan geçmem için onun da kalkması lazım. Umarım ben söylemeden kalkar.'

Durağa az kaldığını farkedince ayaklandığı halde yol vermeyen adamın yüzüne bakıp sinirle "Ayaklarınızı çekerseniz geçeceğim." demişti. Kollarını göğsünde birleştirmiş sırıtarak "Ben de ineceğim." diyen kişi Deniz'den başkası değildi.

"Sen- neden?"

Bir şey diyemeden otobüs durmuş ve kapılar açılmıştı. Deniz, Rukiye'nin bileğinden tutup "İnmeliyiz." diyerek peşinden sürükledi. Otobüsten indiklerinde Rukiye bileğindeki sıcak ve büyük ellerden kurtuldu. Üşüyen bileğinin artık sıcak olmasını düşünmeden konuşmaya çalıştı. Huysuz bir şekilde "Söylesen inerdim." demişti.

"Huysuzluk yapmak için bahane mi arıyorsun? En son seninle anlaşmıştık diye hatırlıyorum."

Aslında gerçekten huysuzluk yapacak bir şey yoktu ancak Rukiye, içinde kendinin bile kabul edemediği ve Deniz'i gördüğünde kalbini hızlandıran hisleri bastırmak için istemsizce böyle davrandığını farketmiyordu.

"Huysuzluk yapmıyorum. Sürüklenmekten hoşlanmıyorum."

Sözünü bitirir bitirmez kafeye doğru yürümeye başladı. Saçlarını alnından geriye doğru atarak parmaklarının arasından geçirdi.

"Nerden çıktı bu şimdi?"

Kendi kendine mırıldanırken arkaya bakma isteğini zor zaptediyordu. Göremese de botlarının tok sesi arkasında olduğunu haber veriyordu. Kafenin tabelası görünmüştü. Hâlâ peşinde olmasının sebebinin annesi olduğunu anlamıştı. Küçük bir hayalkırıklığı dalgası hissetti.

Bu duygudan kurtulmak için büyük bir adım atmıştı ama ayağı çökük bir yere basınca dengesini kaybederek öne doğru düşecekken kolundan hızla çekilmesiyle kurtulmuştu. Sert dönüşü ile afallasa da görüşü netleştikçe kendisine kaşlarını çatmış endişeyle bakan buz mavisi gözlerin ne kadar yakınında olduğuna şaşırmıştı.

"İyi misin?"

Gözlerini birkaç kere kırpıştırdıktan sonra sesleri net duymaya başlamıştı.

"Hey! İyi misin Rukiye?"

Deniz kollarını sıkıca tutmuş ve göz hizasına eğilmiş sorusunu tekrarlıyordu.

"İ-İyiyim.."

Deniz başını yere eğip derin bir nefes vererek "Şükürler olsun, konuşmayınca büyük sıkıntı var sandım." demişti. "Gerçi yakaladım ama.."

Mırıldanarak söylese de o kadar yakınlardı ki, Rukiye de duymuştu.

"B-Ben iyiyim dedim."

Deniz'in ellerinden kurtulmak için sertçe geri çekildi. Kalbi yerinden fırlayacak gibi hissediyordu. Neredeyse düşeceği için mi yoksa Deniz'in yakınlığı mı sebep olmuştu, anlayamıyordu.

"Teşekkür ederim. Sen olmasan kötü düşecektim."

'Sen olmasan acele edip takılmazdım ama.. neyse.'

Deniz, geniş bir gülümseme ile dişlerini göstererek "Rica ederim." demişti.

'Öyle gülme be insafsız! Kalbim çıkacak.'

Rukiye tekrar iç sesinin ağzına bir tane vurup 'Sen akıllanmadın galiba son olaydan sonra!' diye kendisini uyarmıştı.

'Bu tipten zarar gelmez baksana şu şirinliğee'

'Yo yo yo, Mihrimah'tan hoşlandığını söyleyen bir adamdan hoşlanamam! Platonik aşklar bitti yeter!'

Rukiye hızla arkasını dönüp zaten yaklaştıkları kafeye önden girmişti. Masaları hızla geçip arka kısma, annesinin yanına gitmişti direk. Hiçbir şey olmamış gibi davranacaktı.

"Selam anne!"

Lale hanım daldığı işten başını kaldırıp kızını selamladı.

"Hoşgeldin kuzum, nasılsın? Gel seni bir öpeyim."

Rukiye yanağını annesine uzatırken cevap verdi.

"İyiyim, yardım edilecek bir şey var mı?"

Lale Hanım elindeki tepsiyi tezgâha bırakıp Rukiye’yi baştan aşağı süzdü.Annelik denen şey böyleydi işte; tek bakışta fazlasını görürdü.

“Biraz solgun görünüyorsun,” dedi. “Üşüttün mü?”

“Yok anne,” diye hızlıca cevap verdi Rukiye. “Yolda biraz sendeledim sadece.”

Cümlenin sonu, az önce yaşananlara değmeden havada asılı kaldı. Tam o anda arkasından gelen tok bir ses duyuldu.

“Sendelediği doğru.”

Rukiye’nin omuzları istemsizce gerildi.

Deniz, kafenin arka kısmına kadar gelmişti. Kolları rahatça yanlarında, yüzünde az önceki şakacı ifadeden daha ciddi bir hâl vardı. Lale Hanım’a dönüp hafifçe başını eğdi.

“Merhaba Lale Teyze.”

Lale Hanım gülümseyerek karşılık verdi.
“Hoş geldin Deniz. Sen de mi bugün buradaydın?”

“Evet,” dedi Deniz. “Canım sıkıldı, ben de yardım ederim diye geldim.”

Rukiye içinden homurdandı.

'Herkes yardım etmek için burada, bir ben mi dramatik yaşıyorum acaba?'

Lale Hanım ikisini yan yana görünce durumu hiç yadırgamadı.

“Geldiğiniz iyi oldu,” dedi. “Rukiye, Deniz’le kasaları arka depodan çıkarın. Kime taşıtırım diye düşünüyordum."

Rukiye’nin itiraz edecek hâli yoktu.

“Tamam,” dedi kısık bir sesle.

Arka depoya doğru yürürlerken aralarındaki mesafe ilk kez bu kadar bilinçliydi. Ne çok yakın, ne de tamamen uzak. Deniz sessizliği ilk bozan oldu.

“Bileğin sızlıyor mu?”

Rukiye refleksle kolunu gövdesine yaklaştırdı.

“Hayır. Abartacak bir şey yok.”

Deniz durdu.
Gerçekten durdu.

Rukiye iki adım daha attıktan sonra fark edip geri döndü. Deniz ona bakıyordu; ciddi, filtresiz, kaçmayan bir bakışla.

“Bak,” dedi. “Ben seni çektiğim için kızgınsan, anlarım. Ama düşüyordun. O an düşündüğüm tek şey oydu.”

Rukiye dudaklarını kemirmeye başladı. Duygusu kabarıyordu ama bunu bir savunmaya çevirmek istemiyordu.

“Kızgın değilim,” dedi daha yumuşak bir sesle. “Sadece… bir anda çektiğin için tuhaf hissettim.”

Deniz başını salladı.

“Anladım.”

Bir an durdu. Sonra ekledi:

“Bir daha yapmam. Ama düşüyorsan yine tutarım. Bunu da bil.”

İşte bu cümle…

Ne romantikti ne de özür dilenen bir hâli vardı.
Ama Rukiye’nin göğsünde bir yere oturdu.

Depoya girdiklerinde Deniz kasayı tek hamlede kaldırdı. Rukiye farkında olmadan izlediğini yakalayıp gözlerini başka yöne çevirdi.

Güçlü… ama bağırmıyor.
Yanımda… ama üstüme gelmiyor.

Bu fark, Rukiye’yi en çok şaşırtan şeydi.

Kasayı çıkardıklarında Deniz kapıyı tuttu. Rukiye geçerken duraksadı.

“Deniz,” dedi, sesi beklediğinden daha alçak çıkmıştı.
“Otobüste… beni görünce neden bir şey demedin?”

Deniz kaşını kaldırdı.

“Çünkü beni arkanda bırakırdın."

Rukiye istemsizce güldü. Kısa, yakalanmış bir gülüştü bu.

“Doğru,” dedi. “Bırakırdım."

Deniz de gülümsedi ama bu sefer şakacı değildi.

“Ben de peşinden gelirdim.”

Bu cümle Rukiye’nin kalbinde yankılandı. Daha fazla duramayıp içeri geçmişti.

~𝑩𝒊𝒓𝒌𝒂𝒄̧ 𝒔𝒂𝒂𝒕 𝒔𝒐𝒏𝒓𝒂

Kafe biraz sakinlemişti. Öğle kalabalığı dağılmış, masaların çoğu boşalmıştı. Lale Hanım mutfakta bir şeylerle oyalanırken Rukiye tezgâhın arkasında bardakları siliyordu. Aynı hareketi üçüncü kez tekrarladığını fark ettiğinde elini durdurdu.

'Odaklan.'

Ama olmadı.

Deniz az ileride sandalyeleri düzelttikten sonra Rukiye’nin yanına doğru geldi. Yan yana durduklarında omuzları neredeyse değiyordu ama Deniz özellikle temas etmemeye dikkat ediyordu. Bu bile bilinçliydi.

“Rukiye,” dedi.

Ses tonu Rukiye’nin içini sıkıştırmaya yetti. Ciddi bir şeyler söyleyecek olması daha da strese sokuyordu.

“Ne var?” diye sordu, başını kaldırmadan.

Deniz bir an sustu. Sonra eline bir bardak alıp silmeye başladı. Rukiye yaptığı şeyi farkettiğinde 'Gerek yok' demek için ağzını açmışken Deniz'in “Otobüste seni görünce şaşırmadım," sözleriyle durmuştu. "Sevindim."

Rukiye'nin eli bardakta donmuştu. Deniz, Lale hanımın duymasından çekindiği için normalden daha kısık sesle konuşuyordu.

“Deniz—”

“Bir saniye,” diye kesti sözünü. Sesi sert değildi ama kararlıydı. “Bitireyim.”

Rukiye istemeden başını kaldırdı. Deniz ona bakıyordu; gözleri saklamıyor, ölçmüyor, denemiyordu.

“Ben uzaktan bakabilen biri değilim,” dedi. “Hoşlanıyorsam söylerim. Söylemezsem de kendime saygım kalmaz.”

Rukiye’nin kalbi hızlandı.

'Hayır… şimdi değil… Mihrimah'a olan itirafını bana yapma.'

“Mihrimah meselesini biliyorum,” diye devam etti Deniz. “Hoşlandım. Geçti. Bitti.”

'Bitti mi?'

Bu cümleyi söylerken sesi dümdüzdü. Ne savunma vardı ne açıklama ihtiyacı.

“Şu an burada olan şey onunla ilgili değil.”

Sildiği bardağı kenara bıraktı ve ellerini tezgaha koyup hafifçe eğildi.

“Seninle ilgili.”

Son kelimeleri özellikle vurgulamıştı. Rukiye boğazını temizledi. İtirafın kendisine olacağını bilmemenin şaşkınlığıyla aklı karışmıştı. Ne diyeceğini nasıl hissedeceğini şaşırmıştı.

“Deniz… ben—”

“Biliyorum,” dedi hemen. “Zorlandığını da biliyorum. Güven meselen olduğunu da.”

Bir an durdu, sonra ekledi:

“Seni ikna etmek için çabalamıyorum.”

Bu cümle Rukiye’yi hazırlıksız yakaladı.

“Ben şunu söylemeye geldim: Senden hoşlanıyorum."

Sessizlik.

Deniz devam etti:

“Karşılık vermek zorunda değilsin.
Şimdi olmaz diyebilirsin.
Hiç olmaz diyebilirsin.”

Omuzlarını hafifçe silkti.

“Ama bil istedim. Kaçmadan, dolandırmadan.”

Rukiye’nin gözleri doldu. Bu, alışık olduğu bir yoğunluktu ama sebebi farklıydı. İlk defa biri duygusunu yük olmadan önüne koymuştu.

“Beni zorlamayacak mısın?” diye sordu, sesi kısık.

Deniz kaşlarını çattı.

“Zorlarsam bu, benim istediğim şey olmaz.”

Sonra yumuşadı.

“Benim istediğim şey, sevdiğim kişinin yanımda olması. Benimle olması. Ama zorlamadan.."

Rukiye başını eğdi.

“Buna cevap vermek için zamana ihtiyacım var,” dedi dürüstçe.

Deniz tereddüt etmeden başını salladı.

“Sorun değil. Tüm zamanlar senin."

Sonra gülümsedi.

“Lale teyze duyduysa aşırı utandırıcı olur. Benden bu kadar."

Deniz daha fazla beklemeden uzaklaşmış ve ardından gittiğini belli eden kapı sesi duyulmuştu.

Rukiye, gerçek mi rüya mı olduğunu anlamadığı bir evredeydi. Aşkın platonik halinden başka bir şey bilmeyen genç kız, olmayacağını düşündüğü kişiden bir itiraf almıştı.

Bu itiraftan mutlu mu olmalıydı yoksa endişe mi duymalıydı? Ne hissedeceğine karar veremedi o an.

~~~~~~~~~~

𝑴𝒊𝒉𝒓𝒊𝒎𝒂𝒉

"İnanılmaz." diyebildim sadece.

"Gerçekten inanılmaz. Ben şimdi ne yapacağım?"

Kıkırdamaya başladım.

"Biz Kenan'la kaç aydır görüşüyoruz ancak bu noktaya geldik ama maşallah Deniz koşmuyor, depar atıyor sanki."

Rukiye de istemsiz gülmüştü.

"Gerçekten ya."

Rukiye gülüşünün ardından sustu. Bardaktaki pipeti çevire çevire oynatıyordu. Gözleri bende değildi ama cevabımı beklediği her hâlinden belliydi.

“Gülme ama,” dedi sonunda. “Korkuyorum Mihrimah."

Kıkırdamam kendiliğinden kesildi. Yatağa biraz daha doğrulup ona döndüm.

“Neden?”

“Çünkü bu… sağlıklı gibi.”

Bir an durdu, kaşlarını çattı.

“Ve ben sağlıklı şeylere alışık değilim.”

Bu sefer ben güldüm ama yumuşak bir gülüştü.

“Bak işte asıl korkutucu olan bu,” dedim. “Dram yok, kovalamaca yok, belirsizlikten beslenen saçma bir çekim yok. Adam net.”

“Çok net,” diye mırıldandı. “Fazla net.”

“Rukiyeee,” dedim adını uzatarak. “Bir düşün. Sana ne yaptı? Kolundan tuttu çünkü düşüyordun. Sonra özür diledi. Hislerini söyledi ama seni sıkıştırmadı. ‘Tüm zamanlar senin’ dedi. Bu cümleyi en son bir erkekten ne zaman duydun?”

Cevap vermedi. Zaten vermesine gerek yoktu; yüzündeki ifade yeterince konuşuyordu.

“Benim korkum şu,” dedi bir süre sonra. “Eğer bu sefer de yanılırsam… kendime kızarım.”

Başımı yana eğdim.

“Peki ya hiç denemezsen?”

Gözlerini kaldırıp bana baktı. O an Rukiye değil de küçük bir kız çocuğu gibiydi. Kırılgan, temkinli.

“Denemek,” dedi yavaşça. “Bir söz vermek değil mi?”

“Hayır,” dedim net bir sesle. “Denemek, sadece bir kapıyı aralamak. İçeri girmek zorunda değilsin.”

Bir kraker daha aldım, düşünür gibi çiğnedim.

“Hem,” diye ekledim, “adam sana ‘şimdi cevap ver’ demedi. Bu bile başlı başına dürüst bir söz.”

Rukiye derin bir nefes aldı.

"Seninle ilgili konuyu hatırlıyor musun?"

Bu konunun açılması kötü hissettirmişti. Benden hoşlanma mevzusu olduğuna eminim.

"Hiçbir zaman onu o şekilde görmediğimi biliyorsun."

"Seninle ilgisi olmadığını biliyorum. Bana.."

Bir süre duraksadı ve devam etti.

"Hoşlandım. Geçti. Bitti.' dedi. Olay içinde anlatmak rahatsız eder diye şimdi söyledim. Bunu söylediğinde gerçekten şaşırdım. Çünkü bir an sana olan hislerini bana itiraf edecek sandım."

Benim hakkımda konuşacağını hiç beklemiyordum.

"Böyle olsun istemezdim. Eminim kendini çok kötü hissetmişsindir."

Rukiye sırtını yatak başına yaslayıp bacaklarını kendine çekti ve sarıldı. Çenesini kollarının üzerine koyup bana gülümseyerek baktı.

"Sorun değil. Sonuçta yanlış anlamaydı. Deniz gerçekten bu konuları çok rahat konuşuyor."

Avucumu alnıma bastırdım.

"Tam bir patavatsız."

"Bu yönü biraz sevimli aslında."

Gözlerimi büyütüp Rukiye baktım. Sırıtarak omuz silkti. Bu haline gülmüştüm.

"Onunla anca sen baş edersin zaten."

Gülüşü yine azalmıştı.

"Mihrimah."

"Efendim."

“Ya çok bağlanırsam?”

Bu soru… işte bu soru Rukiye’ydi.

“Bağlanmak,” dedim yavaşça, “yanlış kişiye olunca acıtıyor. Doğru kişiye olunca güçlendiriyor.”

“Doğru kişi olup olmadığını nasıl anlayacağım?”

Omuz silktim.

“Anlayamazsın. Zaman gösterir. Ama şunu anlarsın: Kendin gibi olabiliyor musun yanında?”

Rukiye gözlerini yere indirdi.

“Olabiliyorum,” dedi fısıltıyla. “En korktuğum şeyleri bile saklamadan söyledim.”

Gülümsedim.

“İşte orası önemli."

Söylediklerimi içinde tartar gibi sessizce durdu bir süre.

“Yani,” dedi sonunda. “şimdilik panik yok.”

“Kesinlikle yok.”

“Kaçmak yok.”

“Özellikle yok.”

Birlikte güldük.

Rukiye sırtını geriye yasladı ve tavana baktı.

"İlk defa böyle hissediyorum. Her ilişkim hızlı başlayıp hızlı bitti. Ama bu sefer ben de farklı hissediyorum. Acele etmene gerek yok, dedi."

Rukiye'nin kendini daha iyi hissetmesine sevinmiştim. Normalde çok düşünen biri değildir. Harekete geçmeyi tercih eder. Ama bu sefer kendini de düşünüyordu.

Ayağa kalkıp yanına gittim ve omzundan kollarımı dolayıp sıkıca sarıldım.

"Acele etmene gerek yok. İstemiyorsan da sorun değil. İstiyorsan da sorun değil. Tercihlerin sana ait. Ben hep senin yanında olacağım."

O da bana sıkıca sarıldı.

"Teşekkürler kardeşim. Seni seviyorum."

Sesi kafanı gömdüğü için boğuk çıkıyordu.

"Ben de seni seviyorum."

✷✷✷✷✷✷✷✷✷✷✷✷

𝑩𝒆𝒈̆𝒆𝒏𝒎𝒆𝒚𝒊 𝒗𝒆 𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎 𝒚𝒂𝒑𝒎𝒂𝒚𝜾 𝒖𝒏𝒖𝒕𝒎𝒂𝒚𝜾𝒏𝜾𝒛 ! *\(^_^)/*︎

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

47okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.