8. bölüm / 29
Anonim YazıyorBölüm : 8
Bölümler 29Şu an: Bölüm : 8
- 1 Bölüm : 11.156 kelime
- 2 Bölüm : 21.333 kelime
- 3 Bölüm : 31.112 kelime
- 4 Bölüm : 41.105 kelime
- 5 Bölüm : 51.252 kelime
- 6 Bölüm : 61.077 kelime
- 7 Bölüm : 71.511 kelime
- 8 Bölüm : 81.031 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Bölüm : 91.266 kelime
- 10 Bölüm : 101.133 kelime
- 11 Bölüm 111.110 kelime
- 12 Bölüm 121.544 kelime
- 13 Bölüm 131.278 kelime
- 14 Bölüm 141.469 kelime
- 15 Bölüm 152.275 kelime
- 16 Anonim 162.237 kelime
- 17 Anonim 171.007 kelime
- 18 Bölüm 182.226 kelime
- 19 Bölüm 192.481 kelime
- 20 Bölüm 201.480 kelime
- 21 Bölüm 212.147 kelime
- 22 Anonim 22: Deniz ve Rukiye2.016 kelime
- 23 Bölüm: 231.801 kelime
- 24 Bölüm: 241.322 kelime
- 25 Bölüm: 252.414 kelime
- 26 Bölüm: 262.173 kelime
- 27 Bölüm: 272.054 kelime
- 28 Bölüm: 282.068 kelime
- 29 Bölüm: 292.033 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Siz: İnanabiliyor musun ya?! Daha beni tanımadan böyle şeyleri rahatlıkla söyleyebiliyor!!
Siz: Güya benden hoşlanıyormuş! Külahıma anlatsın!
Siz: Hayır arkadaşımla sevgili, onun başını yakarsa ben de onu yakarım!
Siz: Sinirden elim ayağım titriyor cidden, zor yazıyorum. Sen şuan iştesin biliyorum ama sadece yazarak sakinleşmek istemiştim.
Siz: Eve geçince benden gelen ilk mesajların bunlar olduğunu göreceğin için şimdiden özür dilerim.
Telefonu kapatıp yatağa bıraktım ve cenin pozisyonuna geçerek telefonu izlemeye başladım. Eve gelir gelmez üzerimdekilerle koltuğa oturup hâlâ sinirim tazeyken Kenan'a yazmıştım. Akşam sinirim geçebilirdi çünkü.
Başımdan geçenleri yazarken sakin kalamamış hem sesli söylenip hem de bütün evi gezmiştim. En son kendimi yatakta bulmuş ve şuan telefonla bakışıyorduk. En son ne zaman bu kadar sinirlendiğimi hatırlamıyordum. İyi ki annemler pazara gitmişler de ev boştu. Stresimi atmak için aburcubur yiyerek anime izlemeye başladım.
Odamın kapısının sesli bir şekilde açılmasıyla yerimde zıplamıştım.
"Abla, biraz da ben laptopla oynayabilir miyim?"
"Ondan önce, neden kapıyı çalmadın? Belki müsait olmayacaktım?"
Masumca omuz silkip "Ama çaldım ki, sen hiç cevap vermeyince girdim." dediğinde bayağı dalmış olduğumu anladım.
"Tamam, aferin sana. Bölüm bitsin veririm, biraz bekle."
Kafasını olumlu anlamda salladıktan sonra odama girerek çalışma sandalyeme oturup elleri dizlerinde beklemeye başladı. Duruşu o kadar tatlıydı ki gülümsememe engel olamamıştım. Kardeşim diye demiyorum ama hem tatlı hem de diğer çocuklara göre fazlasıyla usluydu. Bazen fazla ısrarcı ve gürültülü olabiliyordu ama bu yaşta yine az yapıyordu.
Durdurduğum videoyu oynatıp önemsiz yerleri atlayarak bölümün daha hızlı bitmesini sağlamıştım. Zaten opening ve endingi çıkarırsak bir bölün 20 dakikadan azdı.
"Gel bakayım buraya."
Sinan yavaşça sandalyeden inip yatağımın yanına geldiğinde işaret parmağımı yanağıma bastırıp "Ablaya bir öpücük." dediğimde kocaman gülüp boynuma sarılarak sulu sulu öptü. Her böyle öptüğünde yanağımı sildiğimi bildiği için ben yapmadan kendi koluyla yanaklarımı silmişti. Ben de onu öpüp laptopu verdiğimde odadan çıktı.
Küçük velet, arada beni neşenlendirmeye yarıyordu. Zilin çalmasıyla kalkıp kapıyı açtım. Gelen Raki'ydi. Benim yelpazem nerede? Yine strese girdim..
Raki yatağıma oturduğunda ben de kapıyı kapatıp sandalyeyi çevirerek ters oturdum. Kollarımı sandalyenin üzerinde birleştirdikten sonra çenemi dayayıp Raki'yi dinlemeye başladım.
"Mehmet bana acil bir işin çıktığını, bu yüzden de gittiğini söyledi."
Gerçekten çok orjinal bir yalanmış.
"Ona söylemedim ama ikimiz de biliyoruz ki senin en acil işin, anime izlerken sıkışıp en saçma zamanda tuvalete koşmandır." Gözlerini kıstı. "Yani kısacası neden gittiğini hemen açıklıyorsun!"
Zaman kazanmak için sandalyeyi döndürerek 'hmm'lamaya başladım. Ne söylesem? Ne söylesem?.. En iyisi soruya soruyla karşılık vermekti.
"Neden sevgilin yalan söylesin ki? Ona güvenmiyor musun?"
"Ona güvenmiyor değilim, seni tanıyorum."
Kaşlarımı çatıp ayaklarımı bastırarak fren yaptım. Ayarlayamayıp sırtım Raki'ye dönük durduğumda karizmayı çizdirmemek için sanki öyle hesaplamışım gibi yavaş yavaş ona doğru dönmüştüm.
"Yani ben yalan söylüyorum öyle mi? Aslında söylüyor da sayılmam çünkü ona hiç işim çıktığını falan söylemedim ama sen ona güvendin?! Ciddi olamazsın.."
Raki ani çıkışımla şaşırmıştı.
"Öyle bir şey.. demek istemedim. Ama.. ama neden yalan söylesin ki? Aranızda bir şey mi geçti?"
"Evet, bir şeyler geçti ama bence boşverelim. Seni seviyorum ve kırılmanı istemiyorum."
Neden çenemi kapatamıyorum ki? Sorulan sorulara -eğer fazla düşünmüyorsam- istemsizce cevap verme gibi bir sorunum vardı. Raki kızgınlıkla bağırdı.
"Şuan kırılmamı istemiyorsun ama daha sonra kırılırsam sorun yok yani! İkisi de aynı kapıya çıkıyor, başta veya sonda ne farkeder?!" Sesini azaltmıştı. "Ben şimdi anlatmanı istiyorum Mihrimah, anlat."
"Beni tanıdığını biliyorum Rukiye, ama anlatınca sanki tanımıyormuş gibi davranmandan korkuyorum. Mehmet'i seviyorsun ve bu yüzden düzgün düşünemeyebilirsin. Ne sizin aranızın ne de ikimizin arasının bozulmasını istemiyorum."
Raki beni dinledikten sonra sessiz kaldı. Yüzünden iç hesaplaşma yaşadığı belliydi. Etrafa bakınarak düşünmesi son bulduğunda gözlerime baktı tekrar.
"Sence ben, mantıksız davranacak biri miyim? Ya da halden anlamayacak? Dediklerinden anladım ki bana ağır gelecek bir şey söyleyeceksin. Yine de bu gerçeği değiştiremez, eninde sonunda yine öğreneceğim. Aramızda herhangi bir sır olduğunu çok sonra öğrenecek olsaydım daha anlayışsız biri olabilirdim emin ol!"
Beynimle çatışan duygularımla bir müddet Raki'nin ısrarcı bakışlarını izledim. Sonunda derin bir nefes verip pes ederek "Pekâlâ.." dedim ve kararlı bir yüz ifadesi takındım.
"Madem öyle düşünüyorsun, direk söylüyorum o zaman."
"Dur bir dakika, alıştıra alıştıra söylemen gerekmiyor muydu?"
"Ben bilmem, kendini en kötüsüne hazırla."
"Ne kadar kötü? 10 üzerinden puan ver."
"Valla bana göre değil ama senin yerinde olarak düşünen bana göre 10 üzerinden 10 diyebilirim. Sana göre nasıl olur bilmem.."
Donuk bakışlarını üzerimde bir süre tuttuktan sonra gözlerini devirip "Tamam söylebilirsin, istemesem de hazırım sanırım." dediğinde daha gözlerini bana çeviremeden "Mehmet benden hoşlandığını söylemişti." dememle baktığı yerde gözleri dondu. Ellerimi havada yavaş yavaş kaldırıp indirirken "Şimdi sakin ol," dedim.
"Çıkacak gibi atan kalbini önce bir sakinleştir.. İlk aşama inkardır, onu aşarsan kademe kademe kabullenmeye doğru gideceksin. Sindirmesi zor biliyorum ama duygularının beynine hükmetmesine izin verme. Şim-" Raki âniden bana bakıp "Susar mısın?" dediğinde dudaklarımı içime çektim. Gözlerini kapatıp başını kaldırarak derin derin nefesler alıp verdi. Yetmedi şişesinden su alıp içti. Kısık bir sesle "Daha devamı var.." dediğim an şahin gözlerini bana çevirdi.
"Taksit taksit anlatma, yolla gelsin! Ben hazırım! Ayrıca şu yanıma gel uzaktan daha sinir bozucu oluyorsun!"
Mantıklı düşün Rakiii. Tıpış tıpış gidip oturdum ve aramızda geçen ne varsa anlattım. Raki, Mehmet'in bugün bana söylediklerini duyunca gözleri ve ağzı aynı oranda açılmıştı.
"Seni üzerse herşeyi anlatacaktım ama.." diye konuşmamı bitirdiğimde "Beni üzmesi şart mı?" demişti kaşlarını düşürerek.
"Seni üzmesi demek beni üzmesi demektir. Senin kızman demek benim kızmam demektir Mihrimah. Sen bu sıkıntıları içine atarken ben onunla mutlu hayaller kuruyordum inanamıyorum.."
"Çok uzun zaman geçmedi bunlar olalı sonuçta, kendini üzme. Bak, ondan ayrılmak istemiyorsan benim için sorun yok."
"Benim için var. O beni sevmezken nasıl onunla çıkabilirim ki?" Hızla ayağa kalktı. "Aaah! Herneyse, en iyisi ben gideyim. Kafamı toplamam lazım."
Raki giderken peşinden ben de ayaklandım. Her hareketi hızlıydı. Gitmeden önce "Senin bir suçun yok." diyip yanağımı öptükten sonra koşar adım merdivenleri inmişti. Kapıyı kapatacakken annemin sesini duymuştum. Arabayı çıkarmasına yardım etmemi istiyordu. Terlik giyip ayağı indim.
"Rukiye'yle kavga mı ettiniz siz? Yüzü asıktı. Hızlıca selam verip gitti. Bak sakın küs kalmayın, yarına barışın tamam mı?"
"Anne, keşke ilk soruna bir cevap verseydim. Kavga etmedik."
"O zaman ne oldu?"
Kapıyı kapattıktan sonra omuz silkerek "Söylesem de anlamazsın boşver." deyip Sinan'ın odasına geçtim. Karınüstü uzanmış elleri çenesinde ayağını sallayarak çizgifilm izliyordu. Ben de yanına aynı şekilde uzanıp izlemeye başladım. Bir ara bana baksa da bir şey dememişti.
Bu izleyişim istediğim için değildi.. Aklımdan saçma sapan şeylerin geçmesini engellemek içindi.
--------------
Bölüm etkileşimi
