Anonim Yazıyor kitap kapağı

24. bölüm / 29

Anonim Yazıyor

Bölüm: 24

Vaveyla Yazarı: Beyaz Yeşim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: Bölüm: 24

Bir anlık sessizlik oldu. Çatalı havada tuttuğum, kimin lokmasını alacağımı bilmediğim o birkaç saniye gerilimi neredeyse elle tutulur gibiydi.

Gözlerim önce Yiğit’e kaydı. Çocukluğumuzdan beri hep aynı şakacı hâl, aynı rahat bakışlar… Sonra Kenan’a baktım. Onun gözleri ise öyle bir ciddiyetle üzerimdeydi ki, sanki o küçücük lokmaya bütün kalbini yüklemiş gibiydi.

“Şimdi ikiniz de beni köşeye sıkıştırıyorsunuz,” dedim, gülmeye çalışarak.

Yiğit hemen atıldı:

“Hayır, bu sadece tatlı bir seçim. Hem, kabul et, benim lokmam her zaman şans getirir.”

Kenan kendinden emin bir gülümseme takındı.

“Şans dediğin, kimin yanında olduğuna bağlıdır. Benim lokmam belki daha kalıcı olur.”

İçimde istemsiz bir kıpırtı oldu. Çatallar havada beklerken, garson masamıza başka bir tabak bıraktı, sanki gerilimi o da fark etmiş gibi hızlıca uzaklaştı. Ben çatalımı indirdim ve iki lokmaya da bakarak başımı salladım:

“Bence en güzeli… kendi lokmamı yemem.”

Çatalı tatlıya batırıp ağzıma attım. İkisi birden bana bakıyordu. Yiğit homurdandı:

“Her zamanki gibi kurnazsın, Mihri.”

Kenan ise boş elini çenesine dayayıp daha sessizce, gözlerimin içine bakarak mırıldandı:

“Sanırım en doğru seçimi yaptın.”

Sonra da bana uzattığı tatlıyı kendisi yedi. Beni destekleyen tavırlarına karşı gülümsedim.

Bu krizden profesyonel bir şekilde çıktığım için kendimi tebrik ederim . Aferin Mihri!! Şimdi keyiflenmiştim.

İkinci lokmamı ağzıma atarken gözlerimi Kenan'dan Yiğit'e çevirdim. Anlık olarak Yiğit'in suratındaki hüznü görmüştüm. Ama o, hemen eski hâline dönmüştü. Şaşkınlığımı es geçip "Tatlıyı beğendiniz mi?" diye sordum. Bir dahakine bunun nedenini sorsam iyi olacak. İkisi de beğendiklerini söylediklerinde ciddi olduklarını biliyordum.

Sonunda tatlımız bittiğinde hesabı istemek için garson ararken Kenan elini kaldırmış ve hesabı istemişti.

Garson masaya yaklaştığında ben cüzdanıma uzandım ama Kenan çoktan kartını çıkarmıştı. Hareketleri öyle sakindi ki, sanki başından beri planlıyormuş gibi görünüyordu.

“Buna izin vermem Mihrimah.” dedi, sesindeki kararlılık neredeyse itirazı imkânsız kılıyordu.

Ben de çabucak lafa girdim:

“Olmaz Kenan, beraber ödeyelim. Sürekli sen ödüyorsun zaten. Yiğit'e ben ısmarlamak istemiştim."

Yiğit araya girip "Mihri haklı, ben size dahil oldum. O yüzden ben ödeyeceğim." dediğinde "Saçmalama!" dedim. "Sen misafirimsin!"

Ama garson çoktan Kenan’ın kartını almıştı bile. Kenan, Yiğit’e kısa bir bakış atıp ardından bana döndü:

"Senin misafirin, benim de misafirimdir."

Dudaklarımı büzüp kaşlarımı indirdim. Fişi alırken bu hâlime gülmüştü.

"Üzülme, bir ara sana da ödetirim."

"Öyle olsun tamam."

Masadan kalktığımızda dışarıda hafif bir akşam serinliği vardı. Caddenin ışıkları huzurlu bir hava yayıyordu. Kenan arabaya doğru birkaç adım önden yürürken, Yiğit yanımda biraz yavaşlamıştı. Onunla aramızda hafif bir boşluk oluştu; sanki söylemek istediği bir şey vardı ama dilinin ucunda takılı kalıyordu.

Sonunda, gözlerini benden kaçırmadan sordu:

“Mihri… siz Kenan’la çıkıyor musunuz?”

Adımlarımın ritmi bozuldu. Kaşlarımın arasına şaşkın bir çizgi düştü.

“Çıkmak mı?” dedim, hafifçe gülerek. “Yani… öyle bir şey yok.”

Ama Yiğit’in yüzünde anlık bir acı belirdi. Gözlerinde o bildiğim şakacı ışık yoktu; yerine buruk bir gölge oturmuştu. Dudaklarını araladı, sanki daha fazlasını soracak gibiydi, ama sonra kendini toparladı.

“Hmm… Anladım,” dedi kısa bir nefesle. Sonra hemen eski hâline dönmeye çalışarak gülümsedi. “Sadece merak etmiştim. Öyle yani, kafamda kalmasın diye.”

"Sormanda bir sıkıntı yok."

Söyleyip söylememe arasında kalsam da.. bütün sırlarımı bilen birisinden saklamak istemiyordum. Kenan arabanın yanında bizi bekliyordu. Yiğit'e dönüp "Aslında.." dedim kocaman gülümseyerek. "Biz çıkmıyoruz ama hislerimizi biliyoruz. Yani.. belki şimdi değil ama yakında."

Bunu itiraf etmek içimi rahatlatmıştı. Ellerimi ağzıma kapattım. Sanki sırrımı başkaları duymasın diye..

Yiğit, beklemediğim bir tepki verip kafasını öne eğdi.

"Kenan bekliyor." diyerek adımlarını hızlandırıp arabaya önden girdi. Arkasından şaşkınca bakakalmıştım. Bugün bu çocuğun bilmediğim taraflarını görüyordum. Kenan'ın "Bir sorun mu var?" sorusuyla dalgınlığımı atlatıp başımı iki yana salladım. Başka bir şey demeden ben de arabaya bindim.

Kenan'ın adres sorması dışında yolculuk sessiz geçmişti. Amcamların evleri bizim iki mahalle aşağımızdaydı. Yiğit'i bıraktığımızda enerjik olmaya çalışarak "Görüşürüz kuzen!" diye seslendim arkasından. O da "Tatlı için teşekkürler." diye el sallayıp hafif bir tebessüm etti.

Kenan bizim eve geldiğinde inmek için hareketlendim. Bileğimi tutup beni durdurunca yüzüne baktım.

"Seninle yalnız vakit geçirmek istiyorum. Çok uzun olmasa da olur."

Utançtan yanağımın kızardığını hissediyordum. Boğazımı temizleyip "Şu ileride bir park var. Orada otursak olur mu?" dediğimde gülümseyip "Olur." dedi. Elimi emniyet kemerinden çekip bacaklarıma yerleştirdim.

Tekrar arabayı sürüp parka gittik. Küçük bir park olduğu için genelde sessiz bir yerdi. 2 banktan birisine oturduk. Biraz sessizlikten sonra Kenan konuştu.

"Düşünceli gibisin."

"Evet, Yiğit kafamı karıştırdı."

Gözlerim yerden elimi tutan ellerine kaydı. Oradan Kenan'ın yüzüne. Kaşlarını hafifçe çatmış huzursuz bir yüz ifadesi takınmıştı.

"Kuzeninle ne kadar yakın olduğunu anlıyorum. Ve senin için ne kadar önemli olduğunu da. Ama şunu bilmeni istiyorum; Benim için en değerli kişi sensin. Kimsenin seni üzmesini istemem."

Tebessümle cevap verdim.

"Sanırım seni fazla endişelendirdim, üzgünüm. Beni üzecek bir şey yapmadı. Yalnızca bazı şeyleri anlamakta zorluk çekiyorum."

"Anladım. Ben yanındayım."

"Teşekkürler, sanırım zamanla anlarım ya. Şimdi bu atmosferi bozmayalım."

Kafamı gözyüzüne kaldırıp derin bir nefes alıp verdim.

"Hava çok güzel."

"Evet, gerçekten çok güzel."

Gözlerimi kaçırdım.

"Bunu bana bakarak söylediğini hissedebiliyorum. Bu biraz utandırıcı."

"Gerçek bu. Benim gözümde öylesin."

Başımı eğdim.

"Herzaman duygularında çok açık ve dürüstsün. Bense.."

"Kendi hızında ilerlemen sorun değil Mihrimah. Ben gönüllü olarak seni bekliyorum. Kendini ne zaman açmak istersen seni dinlerim."

"Aylar geçse de mi?"

"Evet, aylar geçse de."

"Ya yıllar geçerse?"

"Sorun değil, yıllar geçse de sana güveniyorum."

Gözlerimi gözlerine diktim.

"Ya şimdi?"

İçimi ısıtan gülümsemesiyle "Çok mutlu olurum." dediğinde kararımı vermiştim.

"Senden hoşlanıyorum Kenan."

Ellerimi daha sıkı kavradı.

"Ben de senden hoşlanıyorum Mihrimah."

Dudaklarımı büzdüm.

"Hiç şaşırmış gibi değilsin. Daha heyecanlı bir tepki bekliyordum."

Yüzümü avuçiçlerine aldı.

"Ağzından duyduğum için çok mutluyum elbette ama söylemesen de biliyordum zaten. Sen eğer beni seviyor olmasaydın benimle ilgilenmezdin. Birinin duygularıyla oynayacak birisi değilsin çünkü."

Bir süre istifimi bozmadan süzdüm onu.

"İyi, bana güveniyor olman hoşuma gittiği için affediyorum."

Küçük bir kahkahayla "Çabuk affeden bir sevgilim olduğu için şanslıyım." dediğinde kalbim tekledi.

"S-sevgilim?"

Başını yana eğdi.

"Değil misin?"

Yüzümü avuçlarından çekip ellerimle tuttum iki elini. Sonra da tuttuğum bu ellerin gerçekliğini sorgular gibi elleriyle oynadım.

"Evet." dedim mayışmış bir ses tonuyla. Bu hisler beni sersemletmişti sanki.

"Doğru, artık sevgiliyiz."

Alnımda hissettiğim yumuşaklık ve ardından gelen hoş bir parfüm kokusu. Kenan alnımdan öpmüştü beni. Saçlarımı geri atmak için elini çekti. Ben de yüzüne odaklandım tekrar.

Parmaklarını gezdirdiği saçlarımda gözlerini de ardından gezdiriyordu. Ben de beni izleyen gözlerini.

Sonunda bakışlarımız buluşmuştu.

"Sanırım bu gece benden mutlusu yoktur. Aşık olduğum kız bana aşkını itiraf etti."

Sözler dudaklarından çıkarken, o kadar sade ama o kadar derindi ki… kalbimin ritmi bir anlığına dengesini yitirdi.

Bir süre konuşmadık. Sadece birbirimize baktık. Park lambalarının solgun ışığı yüzüne vuruyor, kirpiklerinin arasına düşen gölgeler sanki her şeyi daha gerçek, daha yakın kılıyordu.

“Kenan…” dedim fısıltıyla, “bazen bu kadar duygunun altında ezileceğimden korkuyorum.”

“Ezilmezsin” dedi. “Ben buradayım, seni korurum."

Kendimi biraz ona yasladım, başımı omzuna koydum. Ne kadar zaman geçti, bilmiyorum.. belki dakikalar, belki saat. Ama o an, hiçbir şeyin hızla akmadığı, zamanın bile sessizleştiği bir yerdeydik. Bir şey söylemeye gerek yoktu. Kelimeler, hissettiklerimizin yanında hep biraz yetersiz kalıyordu zaten.

Sonra Kenan elimi biraz daha sıktı.
“Artık seni eve bırakayım mı?” dedi yumuşak bir sesle.

Başımı salladım. “Olur.”

Yavaşça kalktık. Parktan çıkarken, çimenlerin üstünde yürürken ayakkabılarımızın çıkardığı o yumuşak ses, gecenin sessizliğine karışıyordu.
Her şey sade, ama tuhaf bir şekilde anlamlıydı.

Arabaya vardığımızda kapıyı açtı, ben binerken gözleri bir an yüzümde gezindi.
“Seninle olmak bana iyi geldi,” dedi.

“Bana da.”

Daha fazlasını söylemedik. Yakın olan evimin önüne kısa sürede varmıştık. Ben kapı koluna uzandım, sonra durdum. Kenan’a dönerek
“Bu gece için teşekkür ederim.” dedim. Gözlerinde aynı güven ve sevgi olan bakışı vardı.

“Ben teşekkür ederim."

Bir an sessizlik oldu. Sonra o, elimi tuttu.. vedalaşır gibi değil, bir sözü mühürler gibi.

“İyi geceler Mihrimah.”

“İyi geceler Kenan.”

Elini bıraktım, arabadan indim. Kaldırıma basar basmaz serin bir rüzgâr yüzüme çarptı. Kapıyı kapattım. Ben girmeden gitmeyeceğini bildiğim için binadan içeri girmeden önce ona dönüp el salladım ve öyle girdim. O andan sonra eve nasıl girdim, neler yaptım da kendimi camın önünde gökyüzünü izlerken buldum hatırlamıyorum.

Sanki dünya da benim gibi derin bir nefes almış, bana sadece şimdiyi bırakmıştı.

Ve ben ilk kez, içimdeki her şeyi acele etmeden hissedebiliyordum. Ne bir arama, ne bir mesaj... Sadece gece, ben ve içimde yankılanan o sakin mutluluk..

“Artık bir şeyler yerli yerine oturdu.”

ᕯᕯᕯᕯᕯᕯᕯᕯᕯᕯᕯᕯ

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

50okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.