2. bölüm / 29
Anonim YazıyorBölüm : 2
Bölümler 29Şu an: Bölüm : 2
- 1 Bölüm : 11.156 kelime
- 2 Bölüm : 21.333 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm : 31.112 kelime
- 4 Bölüm : 41.105 kelime
- 5 Bölüm : 51.252 kelime
- 6 Bölüm : 61.077 kelime
- 7 Bölüm : 71.511 kelime
- 8 Bölüm : 81.031 kelime
- 9 Bölüm : 91.266 kelime
- 10 Bölüm : 101.133 kelime
- 11 Bölüm 111.110 kelime
- 12 Bölüm 121.544 kelime
- 13 Bölüm 131.278 kelime
- 14 Bölüm 141.469 kelime
- 15 Bölüm 152.275 kelime
- 16 Anonim 162.237 kelime
- 17 Anonim 171.007 kelime
- 18 Bölüm 182.226 kelime
- 19 Bölüm 192.481 kelime
- 20 Bölüm 201.480 kelime
- 21 Bölüm 212.147 kelime
- 22 Anonim 22: Deniz ve Rukiye2.016 kelime
- 23 Bölüm: 231.801 kelime
- 24 Bölüm: 241.322 kelime
- 25 Bölüm: 252.414 kelime
- 26 Bölüm: 262.173 kelime
- 27 Bölüm: 272.054 kelime
- 28 Bölüm: 282.068 kelime
- 29 Bölüm: 292.033 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bilinmeyen mesajı görünce aklıma okuduğum anonim kitapları gelmişti. Ben de ona göre karşılık vermiştim.
Ben: 𝑩𝒆𝒏𝒊 𝒎𝒊 𝒔𝒆𝒗𝒊𝒚𝒐𝒓𝒔𝒖𝒏 ?
Anında cevap gelmişti.
053...: 𝑨𝒏𝒍𝒂𝒎𝒂𝒅𝜾𝒎?
Ben: 𝑩𝒆𝒏𝒊 𝒔𝒆𝒗𝒊𝒚𝒐𝒓𝒔𝒖𝒏 𝒗𝒆 𝒂𝒏𝒐𝒏𝒊𝒎𝒍𝒊𝒌 𝒚𝒂𝒑𝒂𝒓𝒂𝒌 𝒔𝒆𝒏𝒊 𝒔𝒆𝒗𝒎𝒆𝒎𝒊 𝒔𝒈̆𝒍𝒂𝒚𝒂𝒄𝒂𝒌𝒔𝜾𝒏. 𝑲𝒂𝒓𝒔̧𝜾𝒎𝒂 𝒄̧𝜾𝒌𝒎𝒂𝒅𝒂𝒏 𝒃𝒂𝒏𝒂 𝒚𝒂𝒓𝒅𝜾𝒎 𝒆𝒅𝒆𝒄𝒆𝒌𝒔𝒊𝒏 , 𝒉𝒆𝒅𝒊𝒚𝒆𝒍𝒆𝒓 𝒗𝒆𝒓𝒆𝒄𝒆𝒌𝒔𝒊𝒏 𝒇𝒂𝒍𝒂𝒏.
053...: 𝑯𝒂𝒚𝜾𝒓, 𝒐̈𝒚𝒍𝒆 𝒃𝒊𝒓 𝒔̧𝒆𝒚 𝒚𝒂𝒑𝒎𝒂𝒚𝒂𝒄𝒂𝒈̆𝜾𝒎.
Niyeti öyle olmayan anonim mi olurmuş? Hiç klişe değil ama!
Ben: 𝑬 𝒐 𝒛𝒂𝒎𝒂𝒏 𝒏𝒆𝒅𝒆𝒏 𝒚𝒂𝒛𝜾𝒚𝒐𝒓𝒔𝒖𝒏? 𝑺𝒆𝒏𝒊 𝒕𝒂𝒏𝜾𝒎𝜾𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎 .
053...: 𝑺̧𝒆𝒚, 𝑺𝒂𝒅𝒆𝒄𝒆 𝒓𝒂𝒔𝒕𝒈𝒆𝒍𝒆 𝒃𝒊𝒓 𝒏𝒖𝒎𝒂𝒓𝒂 𝒄̧𝒆𝒗𝒊𝒓𝒊𝒑 𝒅𝒆𝒓𝒕𝒍𝒆𝒔̧𝒎𝒆𝒌 𝒊𝒔𝒕𝒆𝒎𝒊𝒔̧𝒕𝒊𝒎.
Ben: 𝑯𝒎𝒎, 𝒅𝒆𝒎𝒆𝒌 𝒚𝒂𝒏𝒍𝜾𝒔̧ 𝒂𝒏𝒍𝒂𝒅𝜾𝒎 ?
053...: 𝑬𝒗𝒆𝒕.
Ben: 𝑶 𝒛𝒂𝒎𝒂𝒏 𝒃𝒊𝒓𝒊𝒔𝒊𝒏𝒊 𝒃𝒖𝒍𝒎𝒂 𝒌𝒐𝒏𝒖𝒔𝒖𝒏𝒅𝒂 𝒊𝒚𝒊 𝒔̧𝒂𝒏𝒔𝒍𝒂𝒓.
Birkaç saniye beklememin ardından şaşırtıcı bir cevap gelmişti.
053...: 𝑰𝜾𝜾𝒎, 𝒐 𝒌𝒊𝒔̧𝒊 𝒔𝒆𝒏 𝒐𝒍𝒔𝒂𝒏?
Yazıyı gördüğümde aklıma gelen melodiyi defedip -siz de öyle yapın- ne yazacağımı bilemeden bakakalmıştım.
"Kimmiş?"
Meraklı arkadaşımın sesiyle kendime gelip hiç uzatmadan mesajları gösterdim. Ondan saklayacak bir şeyim yoktu. Omuz silkip "Dertleşmek için tuhaf bir yol." dediğinde hak verdim. Sonuçta kime denk geleceğini bilmiyordu. Belki aşağılayan, dalga geçen birine denk gelebilirdi.
"Ne yazayım sence?"
Tatlısından bir lokma alıp yuttuktan sonra "İstediğini." dedi. "Eğer tanımadığın birinin sorunlarını dinlemeyi dert etmiyorsan kabul et. Ya da uğraşmak istemiyorsan reddet, bu kadar basit."
Gözüm mesajlarda gezinirken konuştum.
"O kadarını ben de düşündüm zaten. Sadece.. son yazdığı nedense reddetmemi zorlaştırıyor. Sanki bana güveniyormuş da reddedersem kırılırmış gibi.. Ne yapsam ki?"
"O zaman kabul et." diyen arkadaşıma baktım. Sıcak bir gülümsemeyle devam etti. "Zaten senin tanımasan bile yardım isteyen insanları kıramama gibi bir huyun var, odunluğuna gölge düşürüyor." dediğinde bir an onu ciddiye aldığım için gülerek öfledim. Baştakiler doğru da, sonu duymadım sayıyorum. Kaşlarımı kaldırıp "Kabul ediyorum o zaman." dediğimde yine "İstersen." demişti. Madem öyle..
Ben: 𝑷𝒆𝒌𝒂̂𝒍𝒂̂, 𝒐̈𝒚𝒍𝒆 𝒐𝒍𝒔𝒖𝒏 𝒃𝒂𝒌𝒂𝒍𝜾𝒎.
Normal mesaj olduğu için görüp görmediğini veya ne zaman yazacağını bilmiyordum. Bir süre mesaj gelmesini bekledim. Eğer elinde olsaydı şu ana kadar yazması gerekirdi. O yüzden ben de telefonumu masaya bıraktım.
Bitmiş tatlı tabaklarımızı almaya gelen garson masamıza iki tane içecek bırakıp gitmişti. Raki bana, ben ona baktım. İkimiz aynı anda "Sen mi sipariş ettin?" diye birbirimize sormuştuk. Tam garsonu çağırmak için elimi kaldırmıştım ki.. tezgahın arkasından bizi izleyen bir çift gözle karşılaşmıştım. Bu Mehmet'ti. Gülümseyerek gözlerimin içine bakması normal miydi?
Ben anında gözlerimi çevirip Raki'ye baktım. Neyse ki o hâlâ tatlıyı inceliyordu.
"Raki," diye seslenince bana baktı. "Galiba seninki göndermiş." diyerek kaşımla tezgah tarafını gösterdim. Bir daha bakmak istemiyordum. Hevesle o tarafa baktığında yüzüne büyük bir gülümseme yerleştirip başıyla selam verdi, ya da aldı bilmiyorum. Sonra bana döndü. Heyecanlı hareketlerine gülümsemiştim.
"İlk defa böyle bir şey yapıyor, ay yoksa beni mi farketti? Yok ya, devamlı müşterisiyiz ya ondandır belki değil mi?"
Bakışları aklıma gelince zoraki "Hı, hı." diyebilmiştim. Resmen mavi gözleriyle tüylerimi diken diken etmişti.. kötü anlamda. Arkadaşım onu seviyordu, o ise bana bakıyordu! Hayır, ilgilendiğim de yoktu ki neden yani? Ah tabî, ilgisiz kız ilgi çeker değil mi? inşaAllah yanlış anlamışımdır. Arkamdaki birilerine bakıyordur. Başımı yan tarafıma çevirdim ve umutsuzca tekrar önüme döndüm. Erkeklerdi. Yoksa.. Aman neyse iyice kafayı yedim.
"Niye içmiyorsun?"
Gülümseyip içeceğimi önüne iterken "Ben doydum, sen iç istersen." demiştim. Ağzını açmışken yanımıza gelen kişiyle gözlerimi devirdim. Şapkamdan görmüyordu muhtemelen.
"İçecekleri beğendiniz mi?"
Raki mest olmuş bir şekilde "Çok güzeller, jestiniz için teşekkür ederiz." demişti.
"Ama arkadaşınız pek beğenmedi sanırım. Başka bir arzunuz varsa.." dediğinde hiç başımı kaldırmadan içeceğimi önüme çektim ve "Yok," dedim. "Bu yeterli, teşekkürler."
Sessiz bir gülmenin ardından şapkamın önü kaldırılınca geri çekilip ona baktım. Hafif eğilmiş, gülümsediği için gözleri kısılmış bir şekilde bana baktı. Ne oluyor?
"Beğenmeniz dileğiyle." dedikten sonra doğrulup "Afiyet olsun." dedi ve masamızdan uzaklaştı. Heyecandan bir şey anlamayan arkadaşım, çocuğun ne kadar mükemmel ve centilmen olduğu hakkında konuşmaya başlarken ben de hoş olmayan düşüncelerle içeceğimden bir yudum aldım. Tadının sevdiğim aroma olmasını beklemiyordum. Çatılmış kaşlarımı tezgaha çevirdim. Neden baktığımı anlamış olmalı ki yüzüne bir sırıtış ekleyip başıyla selam verdikten sonra işine dönmüştü. Dertsiz başıma şu sıcak günde dert almıştım sanırım. Gözlerimi Raki'ye çevirdim. İşte bu, ona anlatamayacağım bir şeydi.
~~~~~
Kafeden çıkmamız ve geldiğimiz bol kedili parkta hayatımın en güzel dakikalarını yaşıyor olmak mutluluktan havalara uçmama sebepti. Yere çömelmiş mamaları tek tek ağızlarına vermem için miyavlayan şu sevimli şeylerle bir kere daha çığlık attım.
"Ya! Sizi yerim ben! Yemek mi istiyorsunuz? Alın benim tatlı bebeklerim, minnoşlarım."
Cebimde titreyen telefonu umursamayıp yedirmeye devam ettim. Yeni bir avuç mama almadan önce sevmeyi ve mıncıklamayı da ihmal etmiyordum. Raki normalde oflayıp poflardı ama bugün sevdiceğinin nezâketi aklını başından almış olmalıydı. Aklıma gelen şeyle ben ofladım.
Çömelmekten ağrıyan bacaklarımla daha fazla duramayıp kalktım ve kenarlara mamaları döküp banka oturdum. Yüzümü buruşturup ayak bileklerimi oynatarak bacak kaslarımı ısındırırken Raki'den ıslak mendil istedim. Çantasında hep bulundurduğu için sormuyordum bile. Elimi temizledikten sonra mesaja baktım.
053....: 𝑮𝒆𝒓𝒄̧𝒆𝒌𝒕𝒆𝒏 𝒎𝒊?
Ben: 𝑬𝒗𝒆𝒕, 𝒈𝒆𝒓𝒄̧𝒆𝒌𝒕𝒆𝒏. 𝑩𝒊𝒓𝒂𝒛 𝒐̈𝒏𝒄𝒆 𝒐𝒍𝒂𝒏𝒍𝒂𝒓𝒅𝒂𝒏 𝒔𝒐𝒏𝒓𝒂 𝒃𝒆𝒏𝒊𝒎 𝒅𝒆 𝒕𝒂𝒏𝜾𝒎𝒂𝒅𝜾𝒈̆𝜾𝒎 𝒃𝒊𝒓𝒊𝒏𝒅𝒆𝒏 𝒇𝒊𝒌𝒊𝒓 𝒂𝒍𝒎𝒂𝒚𝒂 𝒊𝒉𝒕𝒊𝒚𝒂𝒄𝜾𝒎 𝒐𝒍𝒂𝒄𝒂𝒌 𝒔𝒂𝒏𝜾𝒓𝜾𝒎.
Tanıdığım insanlara normalde asla bu olayı anlatamazdım. Çünkü hepsi Raki'yi tanıyor ve ona anlatabilirlerdi. Bu da benim hiç istemeyeceğim bir şeydi. Hem.. ileride ne olacağını bilmiyordum, bana tavsiye verebilecek bir yabancı hiçte fena olmaz gibi duruyordu. Gelen mesaja baktım.
053...: 𝑻𝒆𝒔̧𝒆𝒌𝒌𝒖̈𝒓𝒍𝒆𝒓, 𝒆𝒍𝒊𝒎𝒅𝒆𝒏 𝒈𝒆𝒍𝒆𝒏𝒊 𝒚𝒂𝒑𝒂𝒄𝒂𝒈̆𝜾𝒎 .
Yazdığı şeye gülmüştüm. Bu kadar ciddiye alacağını hiç düşünmemiştim.
Ben: 𝑴𝒂𝒅𝒆𝒎 𝒂𝒓𝒕𝜾𝒌 𝒎𝒆𝒔𝒂𝒋 𝒂𝒓𝒌𝒂𝒅𝒂𝒔̧𝜾𝒚𝜾𝒛, 𝒂𝒅𝜾𝒎 𝑴𝒊𝒉𝒓𝒊𝒎𝒂𝒉. 𝑻𝒂𝒏𝜾𝒔̧𝒕𝜾𝒈̆𝜾𝒎𝒂 𝒎𝒆𝒎𝒏𝒖𝒏 𝒐𝒍𝒅𝒖𝒎. 😊
Bu emojiyi koymasa mıydım? Gerçek hayatta bu yüz ifadesini yabancı birine kullanmazdım ama mesajda bunu kullanınca dostça bir imâj verdiğimi düşünüyordum.
053....: 𝑨𝒅𝜾𝒎 𝑲𝒆𝒏𝒂𝒏. 𝑩𝒆𝒏 𝒅𝒆 𝒕𝒂𝒏𝜾𝒔̧𝒕𝜾𝒈̆𝜾𝒎𝒂 𝒎𝒆𝒎𝒏𝒖𝒏 𝒐𝒍𝒅𝒖𝒎 .
Adını öğrendiğim için ismini kaydettim. O sırada tekrar yazmıştı.
Kenan: 𝑨𝒏𝒐𝒏𝒊𝒎𝒍𝒊𝒌 𝒚𝒂𝒑𝒎𝒂𝒌 𝒈𝒊𝒃𝒊 𝒃𝒊𝒓 𝒏𝒊𝒚𝒆𝒕𝒊𝒎 𝒚𝒐𝒌 𝒂𝒏𝒄𝒂𝒌 𝒚𝒊𝒏𝒆 𝒅𝒆 𝒃𝒊𝒓𝒂𝒛 𝒈𝒊𝒛𝒍𝒊𝒍𝒊𝒌 𝒊𝒔𝒕𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎 . 𝒀𝒂𝒏𝒊 𝒔𝒂𝒅𝒆𝒄𝒆 𝒎𝒆𝒔𝒂𝒋𝒍𝒂 𝒊𝒍𝒆𝒕𝒊𝒔̧𝒊𝒎 𝒌𝒖𝒓𝒎𝒂𝒚𝜾 𝒊𝒔𝒕𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎. 𝑺𝒆𝒔𝒍𝒊 𝒗𝒆𝒚𝒂 𝒈𝒐̈𝒓𝒖̈𝒏𝒕𝒖̈𝒍𝒖̈ 𝒈𝒐̈𝒓𝒖̈𝒔̧𝒎𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒐𝒍𝒎𝒂𝒎𝒂𝒔𝜾 𝒔𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒊𝒄̧𝒊𝒏 𝒔𝒐𝒓𝒖𝒏 𝒎𝒖?
Ben: 𝑯𝒂𝒚𝜾𝒓, 𝒆𝒍𝒃𝒆𝒕𝒕𝒆 𝒔𝒐𝒓𝒖𝒏 𝒅𝒆𝒈̆𝒊𝒍. 𝑩𝒆𝒏 𝒅𝒂𝒉𝒂 𝒄̧𝒐𝒌 𝒚𝒂𝒔̧𝜾𝒎𝜾𝒛𝜾, 𝒃𝒖𝒓𝒄𝒖𝒎𝒖𝒛𝒖 𝒔𝒐̈𝒚𝒍𝒆𝒚𝒆𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓𝒊𝒛 𝒅𝒊𝒚𝒆 𝒅𝒖̈𝒔̧𝒖̈𝒏𝒖̈𝒚𝒐𝒓𝒅𝒖𝒎. 𝑽𝒆 𝒃𝒊𝒓 𝒅𝒆 𝑾𝒉𝒂𝒕𝒔𝒂𝒑𝒑‘𝒕𝒂𝒏 𝒌𝒐𝒏𝒖𝒔̧𝒔𝒂𝒌? 𝑰̇𝒏𝒔𝒂𝒏 𝒐𝒓𝒂𝒚𝒂 𝒂𝒍𝜾𝒔̧𝜾𝒏𝒄𝒂 ”𝒚𝒂𝒛𝜾𝒚𝒐𝒓..” 𝒗𝒆 𝒈𝒐̈𝒓𝒖̈𝒍𝒅𝒖̈ 𝒈𝒊𝒃𝒊 𝒔̧𝒆𝒚𝒍𝒆𝒓𝒊 𝒂𝒓𝜾𝒚𝒐𝒓 𝒎𝒆𝒔𝒂𝒋𝒍𝒂𝒔̧𝜾𝒓𝒌𝒆𝒏 😅
Kenan: 𝑩𝒆𝒏𝒊𝒎 𝒊𝒄̧𝒊𝒏 𝒔𝒐𝒓𝒖𝒏 𝒅𝒆𝒈̆𝒊𝒍.
Biraz sonra Whatsapp'tan mesaj gelmişti.
Kenan: 𝑶̈𝒚𝒍𝒆𝒚𝒔𝒆 𝒃𝒆𝒏 𝒃𝒂𝒔̧𝒍𝜾𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎. 𝑨𝒅𝜾𝒎 𝑲𝒆𝒏𝒂𝒏, 𝒚𝒂𝒌𝜾𝒏𝒅𝒂 23 𝒐𝒍𝒂𝒄𝒂𝒈̆𝜾𝒎. 𝑨𝒌𝒓𝒆𝒑 𝒃𝒖𝒓𝒄𝒖𝒚𝒖𝒎 𝒂𝒎𝒂 𝒐̈𝒛𝒆𝒍𝒍𝒊𝒌𝒍𝒆𝒓𝒊𝒏𝒊 𝒕𝒂𝒔̧𝜾𝒅𝜾𝒈̆𝜾𝒎 𝒔𝒐̈𝒚𝒍𝒆𝒏𝒆𝒎𝒆𝒛. 𝑲𝒐𝒏𝒖𝒔̧𝒎𝒂𝒌𝒕𝒂𝒏 𝒄̧𝒐𝒌 𝒚𝒂𝒛𝒎𝒂𝒌𝒍𝒂 𝒌𝒆𝒏𝒅𝒊𝒎𝒊 𝒅𝒂𝒉𝒂 𝒊𝒚𝒊 𝒊𝒇𝒂𝒅𝒆 𝒆𝒅𝒆𝒃𝒊𝒍𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎. 𝑽𝒆 𝑫𝒖̈𝒛𝒄𝒆‘𝒅𝒆 𝒚𝒂𝒔̧𝜾𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎 .
Düzce demek.. Bir kere oradaki hayvanat bahçesine gitmiştik. Sessiz sakin bir ilçeydi.
Ben: 𝑨𝒅𝜾𝒎 𝑴𝒊𝒉𝒓𝒊𝒎𝒂𝒉. 𝑩𝒆𝒏 𝒅𝒆 20 𝒚𝒂𝒔̧𝜾𝒏𝒂 𝒈𝒊𝒓𝒆𝒄𝒆𝒈̆𝒊𝒎. 𝑩𝒂𝒔̧𝒂𝒌 𝒃𝒖𝒓𝒄𝒖𝒚𝒖𝒎. 𝑻𝒂𝒏𝜾𝒎𝒂𝒚𝒂𝒏𝒍𝒂𝒓 𝒃𝒆𝒏𝒊 𝒔𝒐𝒈̆𝒖𝒌 𝒃𝒊𝒓𝒊 𝒈𝒊𝒃𝒊 𝒈𝒐̈𝒓𝒆𝒃𝒊𝒍𝒊𝒚𝒐𝒓 𝒄̧𝒖̈𝒏𝒌𝒖̈ 𝒃𝒂𝒛𝒆𝒏 𝒊𝒇𝒂𝒅𝒆𝒔𝒊𝒛 𝒐𝒍𝒂𝒃𝒊𝒍𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎. 𝑨𝒎𝒂 𝒕𝒂𝒏𝜾𝒅𝜾𝒌𝒍𝒂𝒓𝜾𝒏𝒅𝒂 𝒈𝒆𝒏𝒆𝒍𝒍𝒊𝒌𝒍𝒆 𝒈𝒐̈𝒓𝒖̈𝒏𝒅𝒖̈𝒈̆𝒖̈𝒎 𝒈𝒊𝒃𝒊 𝒐𝒍𝒎𝒂𝒅𝜾𝒈̆𝜾𝒎𝜾 𝒔𝒐̈𝒚𝒍𝒆𝒓𝒍𝒆𝒓 😅 𝑲𝒆𝒏𝒅𝒊𝒎𝒅𝒆𝒏 𝒗𝒂𝒛𝒈𝒆𝒄̧𝒎𝒆𝒅𝒆𝒏 𝒊𝒏𝒔𝒂𝒏𝒍𝒂𝒓𝒂 𝒖𝒚𝒖𝒎 𝒔𝒂𝒈̆𝒍𝒂𝒎𝒂𝒚𝒂 𝒐̈𝒛𝒆𝒏 𝒈𝒐̈𝒔𝒕𝒆𝒓𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎.
Kenan: 𝑩𝒆𝒏𝒊 𝒌𝒂𝒃𝒖𝒍 𝒆𝒕𝒎𝒆𝒏 𝒅𝒐𝒈̆𝒓𝒖 𝒔𝒐̈𝒚𝒍𝒆𝒅𝒊𝒈̆𝒊𝒏𝒊 𝒈𝒐̈𝒔𝒕𝒆𝒓𝒊𝒚𝒐𝒓. 𝑲𝒆𝒏𝒅𝒊𝒏𝒅𝒆𝒏 𝒗𝒂𝒛𝒈𝒆𝒄̧𝒎𝒆𝒅𝒆𝒏 𝒃𝒊𝒓𝒊𝒍𝒆𝒓𝒊𝒚𝒍𝒆 𝒂𝒏𝒍𝒂𝒔̧𝒂𝒃𝒊𝒍𝒊𝒚𝒐𝒓 𝒐𝒍𝒎𝒂𝒏 𝒄̧𝒐𝒌 𝒊𝒚𝒊. 𝑰̇𝒎𝒓𝒆𝒏𝒅𝒊𝒎 𝒔𝒂𝒏𝒂.
Sebebini sormak istediğimde yazdığı diğer mesajla vazgeçtim.
Kenan: 𝑺𝒆𝒏𝒊𝒏𝒍𝒆 𝒂𝒏𝒍𝒂𝒔̧𝒂𝒃𝒊𝒍𝒆𝒄𝒆𝒈̆𝒊𝒎𝒊𝒛𝒊 𝒉𝒊𝒔𝒔𝒆𝒅𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎. 𝑵𝒆 𝒚𝒂𝒛𝜾𝒌 𝒌𝒊 𝒊𝒔̧𝒕𝒆𝒚𝒊𝒎 𝒗𝒆 𝒎𝒐𝒍𝒂𝒎 𝒃𝒊𝒕𝒕𝒊. 𝑨𝒌𝒔̧𝒂𝒎 𝒅𝒂 𝒌𝒐𝒏𝒖𝒔̧𝒂𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓𝒔𝒆𝒌 𝒔𝒆𝒗𝒊𝒏𝒊𝒓𝒊𝒎.
Ben: 𝑬𝒍𝒃𝒆𝒕𝒕𝒆, 𝒌𝒐𝒍𝒂𝒚 𝒈𝒆𝒍𝒔𝒊𝒏.
Kenan: 𝑻𝒆𝒔̧𝒆𝒌𝒌𝒖̈𝒓𝒍𝒆𝒓 .
"Vay vay vay.. Bizim kız erkeğin biriyle harıl harıl mesajlaşıyor, arkadaşını unutuyor?"
Raki'nin yakınmasını duyduğumda zaten sonlanan konuşmamızla telefonu kapatıp cebime koydum ve tek kaşımı kaldırıp bana imâlı bakışlar atan arkadaşıma döndüm.
"Kiminle mesajlaştığımı gayet iyi biliyorsun. Ayrıca belki kızdı ne biliyorsun?"
Bir oyun sergiliyormuşcasına acıklı bir role girdi.
"Sorun da orda zaten, hâlâ bir şey bilmiyorum. Bana.. can dostuna, çocukluk arkadaşına, sır tutanına bir şey anlatmayacak mısın canım arkadaşım?"
Kaşlarını kaldırmış anlatmam için beklemesi komiğime gidince gülmüştüm ama bunun hakkında azar işitmemek için de kısa kesip hemen Kenan'ı anlattım. Bitirdiğimde hangi mânâda yaptığını anlamadığım bir "Hmm.." sesi çıkardı.
"Ne hmm? Sen böyle boş hmm'lar çıkarmazsın, konuş bakalım."
Omuz silkip geriye yaslandı. Kedileri izlerken "Bilmem, daha yeni tanıştınız ne düşüneyim?" dediğinde inanıp üstelemedim. Raki'de fikirler bol olsa da bazen şimdiki gibi bir şey demediği de oluyordu.
Kedilerle biraz daha oynadıktan sonra daha fazla yanmak istemediğim için eve gitmeyi teklif ettim. Kabul edince de yolda Raki'nin Mehmet hayranlığını dinleye dinleye işkence çekerken eve varmıştım. Hep konuşuyordu konuşmasına da.. bugünden sonra nasıl tepki vereceğimi bilmiyordum.
Bir dakika ya.. bunun benimle ne alakası var? Kendi kendime stres oluyorum. Hatta söylesem mi?.. Yok, o kadar değil.
Eve girer girmez banyoya giderek elimi ve yüzümü yıkadıktan sonra karşıma çıkan kardeşimin saçını karıştırıp odama geçtim. Çantamı ve şapkamı çıkarıp sandalyenin üzerine koyduktan sonra da yüzüstü kendimi yatağıma attım ve derin bir nefes verdim. Sıcakta dışarı çıkmak gerçekten çok yorucu oluyordu. Vücûdumu döndürüp sırtüstü yattım ve başımı cama çevirdim, ama sonra güneşin parlaklığından rahatsız olup diğer tarafa döndüm. Derin ve sıkıntılı bir nefes verdim.
"Lütfen Allah'ım.. Ben yanlış anlamış olayım."
------------------
Bölüm etkileşimi
