Anonim Yazıyor kitap kapağı

14. bölüm / 29

Anonim Yazıyor

Bölüm 14

Vaveyla Yazarı: Beyaz Yeşim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: Bölüm 14

"Mehmet.. Mehmet benden ayrıldı!!"

"Önce bir sakin ol Rukiye. Bize gelebilir misin?"

Hıçkırıkları yüzünden düzgün konuşamıyordu.

"Ge-Gelemem.. Bundan sonra hiçbir yere.. gidemeeeem."

Bağırarak ağladığına göre evde kimse yoktu.

"Tamam ben geleceğim. Sakın odandan çıkma ve beni bekle! Tamam mı?"

Cevap vermesini bekledim ama sadece ağlıyordu. Telefonu kapattım. Yemeği yapmıştım ama yemek yemeden gitmem için anneme Rukiye'nin durumunu çok açıklamadan anlattım. Gerçekten çok ağladığını söylediğimde "Gidip bir baksan iyi olur. Ciddi bir şeyse Lale teyzen ve bana da söyle mutlaka." demişti.

"Tamam." diyip hızlıca çıktım evden. Giriş katta oturdukları için dış kapıdan girdiğim gibi hızlıca zili çaldım. Geçen saniyeler sanki saatler gibi gelmişti. Sonunda kapı açıldığında saçları darmadağınık, ağlamaktan gözleri ve burnu kıpkırmızı olmuş Rukiye hıçkırıkları kesilmeden bana bakıyordu. İçeri girip kapıyı kapattım. Rukiye üstüme atlayıp boynuma sarıldı ve yüksek sesle ağlamaya başladı tekrar. Binada sesi yankılanmasın diye önce odasına götürdüm onu ve kapıyı kapattım.

Bir süre yatağında sarılarak sakinleşmesini bekledim. Saçlarını sıvazlıyordum.

O lanet olası Mehmet sonunda yapacağını yapmıştı! Zaten başından beri neden izin verdim ki! Rukiye'yi vazgeçirmeliydim!

Ama o çöp parçasına söylemiştim! Madem kardeşimi ağlattı.. Rukiye daha iyi olduktan sonra yaptığından pişman olmasını sağlayacağım!

"Mihrimah."

Düşüncelerimden sıyrılıp "Efendim!" dedim hızlıca.

"Ben çirkin miyim? Ya da sevilmeyecek kadar kötü biri miyim? Ya da vakit geçirilemeyecek kadar sıkıcı biri mi? Hangisiyim ben hı? Hangisiyim ki Mehmet benden ayrıldı!?"

Tekrar ağlamaya başlamıştı.

"Rukiye! Sen hiçbiri değilsin tabi ki!"

Başını gömdüğü omzumdan kaldırıp bana baktı. Akan gözyaşlarını silerken "Yalan söylüyorsun." dedi.

"Hayır söylemiyorum. Sen güzel, akıllı, sempatik ve eğlenceli birisin. Senin değerini karşıdaki insan belirlemiyor Rukiye. Ağlıyacaksan sevdiğin insandan ayrıldın diye ağla.. kendini küçük görüp seni beğenmediğini düşündüğün için değil!"

"İkisi aynı şey değil mi? Beni beğense ayrılmazdı!"

"Ah Rukiye! Yapma böyle. Bence sen şimdi ayrıldın diye ağla, sonra bu konu hakkında konuşuruz tamam? Hadi ağla."

Elimle kafasını göğsüme bastırdım. Birkaç
kere burnunu çektikten sonra gülme mi yoksa ağlama mı anlamadığım bir ses çıkarıyordu. Biraz geri çekildim. Gözleri yaşlı olsa da gülüyordu.

"Ne oldu?" dedim merakla.

"Ağla deyince ağlayasım kaçtı. Kim ağlayan birisine böyle bir şey der ki?"

Biraz da olsa gülümsetebildiğim için mutluydum. Sırıtarak kafamı kaşıdım.

"Ne bileyim? Ağlayan insan nasıl teselli edilir ki?"

"Acısı olan kişi teselli edilmez. Sadece destek olunur. Çünkü hiçbir teselli samimi bir sarılma kadar etkili olamaz."

"Hmm, pekâlâ."

Sağ elimi kafasına koyup biraz eğildim.

"Ben herzaman yanındayım kardeşim. İstediğin kadar ağlayabilirsin."

Güven veren ses tonuma ben de şaşırmıştım açıkçası. Rukiye'nin gözler tekrar dolunca bir ağlama seli daha geleceğini anlamıştım. Boynuma sarılıp yine sesli bir şekilde ağlamaya başladığında sırtını sıvazlamaya başladım. Bu konuda yapabileceğim tek şey buydu sanırım.

********

"Daha iyi misin?

Suyunu yudumlarken kafasını salladı.

"Daha iyiyim. Ağlamak iyi geldi."

"Bana neler olduğunu anlatmak istersen dinlerim."

Başını önüne doğru eğdi ve utanmış bir şekilde bana baktı.

"Bana.. sana söylemiştim diyecek misin?"

Gülümsedim.

"Dertlendiğin şeye bak."

Umutlanmıştı.

"Ger-"

Yüzümdeki masum gülümsemeyle "Tabiki diyeceğim." dediğimde tekrar somurtmuştu. "Hadi anlat." dedim.

"Pekâlâ"

2 saat boyunca ilişkilerinin her detayını anlatmıştı. 1 aydır çıkıyorlardı daha ama Rukiye içinde baya biriktirmişti.

Kısacası; Bu çöp Rukiye'ye klişe 'sorun sende değil bende' ayağı yapmış ve ayrılmıştı. Hakkını yemeyeceğim en azından karakterine göre masum bir yol seçmiş.

Rukiye biraz uzun sustuğunda "Sıram geldi mi?" diye sormadan edemedim. Kollarını birbirine bağlayıp "Geldi, söyle gitsin." dedi. Yine masum gülüşümü yaptım.

"Sana söylemiştim."

Bir süre arkasını dönüp somurttuktan sonra aklına bir şey gelmiş olmalı ki bana döndü.

"Hey! Sen.. onunla çıkmamam için bana hiçbir şey demedin ki! engellemedin beni!"

"E onun bana yaptıklarını söyledim ya! Sen de buna rağmen yine de devam ettin. Söylediğim şey buydu."

"Evet söyledin ama sanki umrunda değilmiş gibi davrandığın için o kadar da kötü birisi olmadığını düşündüm."

Gözlerimi hayretle açtım.

"Vay be! Bana onunla çıkmanın benim hatam olduğunu mu söylüyorsun yani?!"

"Öyle bir şey demedim. Sadece beni uyarman gerekirdi."

Şuan ne yaşıyorum ben? Ona destek olmak için alttan aldığım herşeyi şimdi benim hatammış gibi lanse ediyordu. Bir süre birbirimize baktık. Kaşlarım yavaşça çatılırken ayağa kalktım.

"Bana onu sevdiğini ve ayrılamayacağını söyledin. Eğer sana 'ayrıl' deseydim seni desteklemediğim için bana kızacaktın. Seni destekledim ama şimdi ayrılınca seni uyarmadığım hakkında yakınıyorsun! Ben sana ne desem yaranamayacak gibiyim. Ama şunu söylemeliyim ki; iyi ki senden ayrıldı."

Son cümlem hayalkırıklığı ile bakmasına sebep olmuştu. Yanlış anlamaya son vermek için devam ettim.

"Çünkü ne olursa olsun o çöp parçası seni haketmiyordu. Yine söylüyorum; ben herzaman yanındayım ama şuanki durumda sağlıklı iletişim kuramayacağız sanırım. O yüzden gidiyorum."

Kapıya geldiğimde arkamdan seslendi ama umursamayıp çıktım. Kendimi gerçekten çok kötü hissediyordum. Ben destek olmak için elimden geleni yapmışken o bunların hiçbirini görmemişti. Rukiye en yakın arkadaşımdı ama sanırım bazı sınırlar ilişkileri ayakta tutmak için gereklilikti.

*******

Akşam yemeği ve çay faslından sonra odama geçmiştim. Saat gece 11 olmuştu bile ama huzursuz ruh halim yüzünden uykum gelmiyordu.

Telefonuma baktım. Hiçbir mesaj yoktu. Düşünürsem yapamayacağımı bildiğim için whatsapp'a girip Kenan'a yazdım.

Ben: Selam, naber?

Çift tik olmuştu. Böyle durumlarda hemen görecek mi diye gereksiz bir gerginlik yükleniyordu bana. Kalbimin kontrolü elimde olsa bu kadar hızlı attırmazdım ama değildi maalesef.

Yazıyor!

Kenan: Selam, iyiyim senden naber?

Ben: Doğruyu söylemek gerekirse pek iyi değilim.

Kenan: Neden? Çok büyük bir sorun değildir umarım.

Ben: Sana anlatabilir miyim? Biraz dertleşmeye ihtiyacım var.

Birkaç saniye bekledikten sonra yazmıştı.

Kenan: Elbette.

Ben: Eğer yorgunsan başka zaman anlatırım sorun değil.

Kenan: Merak etme Mihrimah, önce kendime dinlemek isteyip istemediğimi sordum :)

Ah, demek o yüzden bir süre yazmadı. Yüzüme ister istemez bir gülümseme yayıldı. Anlattıklarımı dinliyor olması hoşuma gitmişti.

Kenan: Anlat lütfen.

Mehmet'in Rukiye'yle ayrılığını ve benim Rukiye'yle olan diyaloglarımızı anlattım. Parmaklarım yazmaktan yorulmuştu. Aralarda onun fikirlerini de sormuştum.

Ben: Sence burada kim haklı? Suçlu ben olamam diye düşünüyorum.

Kenan: Bence olaya şuçlu veya suçsuz diye bakmamak daha faydalı olacaktır.

Ben: Nasıl bakmalıyım peki?

Kenan: Arkadaşınla birbirinizi anlamak istiyor musunuz yoksa istemiyor musunuz diye bakmalısınız.

Kenan: Çünkü yaptığımız şeylerin altında hepimizin bir çeşit sebepleri oluyor. Bu sebepler bizi bazı yanlış düşüncelere ve eylemlere sevk ediyor olsa da bu birisini suçlu ilan etmeye yeterli olmamalı. Çünkü belki de o sebebi biz vermiş olabiliriz.

Ben: Bu konuyu biraz daha açar mısın?

Kenan: Sizin durumunuzu ele alalım. Arkadaşın onu uyarmadığın için seni suçluyor. Çünkü zamanında ne kadar rahatsız olsan da ona karışmayacağını söyledin. Peki sence bu doğru bir seçim miydi?

Ben: O zaman bu şekilde davranmam ilişkimiz için daha iyi olacaktı.

Kenan: Ama uzun vadede bir soruna yol açtı. Yanlış anlama. Burada arkadaşını asla savunmuyorum. Onun da yanlışı var elbette. Senin açından olayı anlatıyorum.

Ben: Tarafsız bir şekilde yorumladığına inanıyorum. Devam et lütfen

Kenan: Teşekkür ederim.

Kenan: Aslında en başında onun için endişelendiğini ve bu ilişkinin ona zarar vereceği söylemiş olsaydın şimdi 'Sen haklıymışsın' derdi. Ve aranızda bir yanlış anlaşılma olmazdı. Bazen destek verdiğimizi düşünsek de sadece karşı tarafı gereksiz cesaretlendirmiş olabiliyoruz. Anlatmak istediğim buydu.

Kenan: İşte belki senin sözlerinden aldığı cesaretle ilişkiye devam etmiştir ve sonunda ayrılık üzüntüsünden dolayı seni sorumlu tutma gibi bir hata yapmıştır. Bu benim tahminim elbette. Doğrusunu onunla görüştüğünüzde öğrenebilirsin.

Biraz düşündüm. Hatalı benmişim gibi davranması gerçekten gururumu incitmişti. Ancak hâlâ en yakın arkadaşım olmasını istiyordum. Umarım yarın daha aklı başında bir konuşma yapabilirdik.

Ben: Yazdıkların farklı bir bakış açısı kazandırdı bana.

Ben: İlk tanıştığım Kenan'dan farklısın artık. Kendi görüşlerini ifade etmekte daha rahatsın (❁´◡`❁)

Ben: Bu konudaki görüşlerin de çok faydalı oldu benim için, teşekkür ederim ≧◠‿◠≦

Kenan: Kimin öğrencisiyim? Rica ederim.

Ben: 🤭

Hemen iyi geceler demek istemiyordum. O yazmadan başka konuya geçtim.

Ben: Daha neşeli şeylerden bahsedelim biraz😅 Ne tür müzikler dinlersin?

Kenan: Kulağıma hoş gelen bütün müzikleri dinliyorum açıkçası.

Ben: En son hangi şarkıyı dinledin merak ettim.

Kenan: Beraber dinlemek ister misin?

Ben: Nasıl yani?

Kenan: Unuttun mu? :) Sen yapmıştın.

Kenan: Arayacağım ve müziği açacağım. Böylece beraber dinlemiş olacağız.

Ben: Öyle yapmıştım değil mi? 😅

Ben: Tamam yapalım.

Biraz sonra aramıştı. Başta klavye tuş sesleri gelmişti. Sonra bildiğim bir melodi.. Bu; Emre Fel'in 'Senden güzeli mi var' şarkısıydı.

Benim de sevdiğim bir şarkı olmasını beklemiyordum.

-----

Bu yol uzun, ben beklerim günahım neyse
Sen canım' al, ben razıyım bir hazin söze
Senin gönlün bendedir, yâr, bendeki sende
Bir başkasına yaramaz bu can, üzülme

----

Şarkının bu kısmını çok romantik buluyordum. Kenan'ın bu şarkıyı kimi düşünerek dinlediğini merak ediyordum. Sonra bir şeyin farkına vardım.

Ben kimi düşünerek dinliyorum?

Önce Kenan sonra Ali.. ikisine de saçma şekilde fazla duygusal bir yakınlık hissetmeye başlamıştım. Kenan'la konuşuyoruz diye anlayabilirim belki ama Ali'yle ilk karşılaşmadan sonra hissettiklerimi anlamlandıramıyordum. İkisinin aynı kişi olması gibi absürt bir olayla da açıklayamam ki..

İkisi aynı kişi mi? Hah, saçmalık. Ne düşünüyorum? İsimleri farklıyken nasıl aynı kişi olabilirler?

Açıkçası Ali'yi o kadar da tanımıyordum. Hatta o da ben de telefon numaralarımızı istememiştik. Bilmiyorum..

Mesaj sesiyle irkildim. Şarkı çoktan bitmişti. Kenan telefonu kapatmış ve mesaj yazmıştı.

Kenan: Sence güzel bir şarkı mı?

Ben: Ben çok sık dinliyorum ve beğeniyorum. Bana da böyle aşık olacak birisiyle karşılaşmak istememe sebep oluyor ₍ᐢ •̥ ̫ •̥ ᐢ₎︎

Gerçekten öyle biri olsa güzel olurdu.

Kenan: Merak ediyorum.. dinlerken birisini düşünüyor musun?

Ne-neden böyle bir soru sordu ki?!

+++++++++++++++++

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

54okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.