20. bölüm / 24
MASKELER lBÖLÜM XVll - BABAMIN SON CÜMLESİ
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM XVll - BABAMIN SON CÜMLESİ
- 1 bilgilendirme yazısı17 kelime
- 2 BÖLÜM l - İLK MASKE2.628 kelime
- 3 BÖLÜM ll - GEÇMİŞİN İZLERİ2.281 kelime
- 4 BÖLÜM lll - HATIRLAMAM GEREKENLER2.238 kelime
- 5 BÖLÜM lV - İLK KAYIP2.507 kelime
- 6 BÖLÜM V - KAYIP OLAN2.602 kelime
- 7 BÖLÜM Vl - SAKLADIĞIM KİŞİ2.461 kelime
- 8 BÖLÜM VVl - SEKİZ NUMARALI KAPI2.456 kelime
- 9 BÖLÜM Vlll - KAPININ ARDINDA2.334 kelime
- 10 BÖLÜM lX - BAŞLADIĞIMIZ YER2.283 kelime
- 11 BÖLÜM X - İLK KAYIT2.385 kelime
- 12 BÖLÜM Xl -2.285 kelime
- 13 BÖLÜM Xll - ESKİ HASTANE2.353 kelime
- 14 BÖLÜM Xlll - HATIRLADIĞIM GECE2.189 kelime
- 15 BÖLÜM XlV - SAKLI ZARF2.365 kelime
- 16 BÖLÜM XV - GÜVENMEK2.343 kelime
- 17 BÖLÜM XVl - ONU BEN GÖNDERDİM2.423 kelime
- 18 BÖLÜM XVll - BABAMIN SON CÜMLESİ2.331 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 BÖLÜM XVlll - GÖNDERİLMEYEN MESAJ2.067 kelime
- 20 BÖLÜM XIX - GÖLGE1.988 kelime
- 21 BÖLÜM XX - PERON 31.988 kelime
- 22 BÖLÜM XXl - UNUTULAN GECENİN TANIĞI1.652 kelime
- 23 BÖLÜM XXll - KIRILAN MASKE1.637 kelime
- 24 BÖLÜM XXlll - İKİNCİ MASKENİN GÖLGESİ1.142 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SAYFA 1
Kayıt cihazından babamın sesi gelmeye devam ediyordu.
“Mert…”
Sesini duyduğum anda içimde yıllardır kapalı duran bir kapı açılmış gibi hissettim.
“Eğer bu kaydı dinliyorsan, demek ki sonunda geri döndün.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bunu sana daha önce söyleyemedim.”
“Çünkü seni korumak için susmam gerekiyordu.”
Eylül yanıma geldi.
Kayıtta adı geçeceğini biliyormuş gibi sessizdi.
Babam devam etti.
“Eylül'e söylemediğim bir gerçek var.”
Eylül başını kaldırdı.
“Bu gerçek, senin hafızanla ilgili değil.”
“Senin kim olduğunla da ilgili değil.”
“Bu gerçek, benim neden ortadan kaybolduğumla ilgili.”
Kayıt bir süre cızırtılı geldi.
Sonra babamın sesi tekrar duyuldu.
“Ben kaçmadım.”
“Beni kimse kaçırmadı.”
“Ben gitmeyi seçtim.”
İçimden bir şey koptu.
“Peki neden?”
Babam sanki sorumu duyuyormuş gibi devam etti.
“Çünkü yanımda götürmem gereken biri vardı.”
Herkes birbirine baktı.
“Ve o kişi…”
Kayıt aniden durdu.
Ekrandaki süre ilerlemeye devam ediyordu.
Ama ses yoktu.
Arda cihazı kontrol etti.
“Bozulmuş olabilir.”
“Hayır.”
Ekrana baktım.
Bir sonraki dosya açılmıştı.
Dosya adı:
“23.41.”
SAYFA 2
Dosyayı açtım.
Babamın sesi yeniden geldi.
“Eğer ilk kaydı dinlediysen, artık ikinciyi dinlemeye hazırsın.”
“Bu kayıtta sana bir isim söyleyeceğim.”
“Fakat o ismi duyduğunda hemen kimseye güvenme.”
“Çünkü o isim, senin hayatındaki en büyük sırrı taşıyor.”
Nefesimi tuttum.
“Erin.”
Eylül'ün yüzü değişti.
Babam devam etti.
“Erin benim düşmanım değildi.”
“Kerem'in de düşmanı değildi.”
“Selim'in de.”
“Erin sadece gerçeği gördü.”
Bir süre sessizlik oldu.
“Fakat onun gördüğü gerçek, herkesi tehlikeye soktu.”
Emir:
“Ne görmüş?”
Babamın sesi yeniden geldi.
“Erin, benim üzerimde çalıştığım dosyanın asıl amacını öğrendi.”
“Bu çalışma Mert için başlamadı.”
Gözlerim açıldı.
“Başka biri için başladı.”
Arda:
“Kim?”
Kayıt devam etti.
“Bu kişinin kim olduğunu açıklarsam, onu da tehlikeye atarım.”
“Bu yüzden sana sadece bir ipucu bırakıyorum.”
“İlk dosya Mert'in adıyla açılmadı.”
“İlk dosyanın adı…”
Kayıt yine kesildi.
Cihaz birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.
Sonra ekran karardı.
Deniz:
“Bu kadar mı?”
Hayır.
Cihazın altında ikinci bir düğme vardı.
Üzerinde:
“MANUEL.”
yazıyordu.
Bastım.
SAYFA 3
Cihazdan bu kez başka bir ses geldi.
Benim çocukluk sesim.
“Babamın dosyasını buldum.”
Sonra Erin'in sesi.
“Bunu kimseye söyleme.”
“Niye?”
“Çünkü dosyada sen yoksun.”
“Kim var?”
“Ben.”
Çocuk halim:
“Sen neden dosyadasın?”
Erin:
“Çünkü onlar beni senden önce seçti.”
Kayıt bir anda değişti.
Büyük ihtimalle başka bir tarihte kaydedilmişti.
Erin konuşuyordu.
“Babanın araştırması benim üzerimden başladı.”
“Sonra sen dahil oldun.”
“Çünkü sen benim gördüklerimi hatırlayabiliyordun.”
Başım ağrımaya başladı.
“Ben neden onun gördüklerini hatırlıyordum?”
Kayıt sanki bu soruya cevap veriyordu.
“Çünkü Mert, sen insanlara baktığında onların söylediklerinden çok hatırladıklarını görüyorsun.”
“Senin hafızan diğerlerinden farklı.”
“Bazen insanların unuttuğu şeyleri hatırlıyorsun.”
“Bazen de kendi yaşamadığın anıları kendi anın sanıyorsun.”
Bu cümle beni susturdu.
Belki de yıllardır yaşadığım karmaşanın sebebi buydu.
Benim olmayan bazı anılar zihnime karışmıştı.
Babam bunu çözmeye çalışmıştı.
Kerem ise bunu kullanmıştı.
Selim ise dosyaların peşine düşmüştü.
Ama Erin…
Erin her şeyi görmüştü.
SAYFA 4
Kayıt devam etti.
Erin'in sesi daha yakındı.
“Mert, sana bir şey söylemem gerekiyor.”
“Ne?”
“Babanın sana söylediği her şey doğru değil.”
Çocuk halim:
“Babam bana yalan mı söylüyor?”
“Hayır.”
“Öyleyse?”
“Baban bazı gerçekleri saklıyor.”
“Niye?”
“Çünkü seni korumak istiyor.”
“Beni kimden?”
Erin cevap vermeden önce uzun süre sustu.
“Bunu henüz bilmemen gerekiyor.”
Çocuk halim kızgın bir şekilde:
“Ben artık çocuk değilim.”
Erin:
“Biliyorum.”
“Peki neden bana güvenmiyorsun?”
“Çünkü bazen gerçeği bilmek insanı korumaz.”
“Ne yapar?”
“Tehlikeye atar.”
Kayıt burada değişti.
Bu kez babamın sesi duyuldu.
“Erin haklı.”
“Fakat Mert'in gerçeği bilmesi gerekiyor.”
“Bir gün.”
“Doğru zamanda.”
“Eğer ben yanında olmazsam…”
Kayıt kesildi.
Sonra çok kısa bir ses geldi.
“Eylül'e güven.”
Eylül başını kaldırdı.
Ben ona baktım.
“Babam sana güvenmemi istemiş.”
Eylül'ün gözleri doldu.
“Evet.”
“Peki sen neden bana söylemedin?”
“Çünkü senden bir söz almıştım.”
“Ne sözü?”
“Ne olursa olsun, sana geçmişini kendi başına hatırlaman için izin verecektim.”
“Bunu neden yaptın?”
Eylül:
“Çünkü baban bana böyle söyledi.”
SAYFA 5
Kayıt yeniden başladı.
Babamın sesi bu kez daha yorgundu.
“Eylül, eğer bunu bir gün dinliyorsan, Mert sana kızabilir.”
“Bırak kızsın.”
“Çünkü sana kızması, sana güvenmesinden daha kolay olacak.”
Eylül gözlerini kapattı.
Babam devam etti.
“Onu korumak için bazen onun nefretini göze alacaksın.”
“Bunu kabul ediyorsan, yanında kal.”
Kayıt kısa bir süre sustu.
“Fakat bir şeyi asla yapma.”
“Onun yerine karar verme.”
“Çünkü Mert'in hayatında en büyük hatayı ben yaptım.”
“Onun adına karar verdim.”
Bu cümlede sesindeki pişmanlık çok açıktı.
“Onun bazı anılarını kapatmasına izin verdim.”
“Bunu yapmamalıydım.”
“Fakat o zaman başka bir seçeneğim yoktu.”
Eylül bana baktı.
“Bunu biliyor muydun?”
“Hayır.”
“Ben de sana söyleyemedim.”
Kayıt devam etti.
“Bir gün Mert her şeyi hatırlayacak.”
“O gün geldiğinde ona sadece şunu söyleyin.”
“Gerçekten korkuyorsan, gerçeği başkasından dinleme.”
“Önce kendinden dinle.”
Cihazdan bir cızırtı geldi.
Sonra babamın son cümlesi duyuldu.
“Ve Mert…”
“Beni arama.”
“Çünkü beni bulduğun gün…”
Ses kesildi.
Kayıt sona erdi.
Hepimiz sessiz kaldık.
Ama cihazın ekranında yeni bir dosya görünüyordu.
“23.42.”
SAYFA 6
Yeni kaydı açtım.
Bu kez konuşan kişi Kerem'di.
“Bu kaydı bulduysan, baban sana her şeyi anlatmış demektir.”
Arda hemen yaklaştı.
“Kerem.”
Kerem'in sesi sakindi.
“Babanın yaptığı hatayı tekrar etme.”
“Beni düşmanın sanma.”
“Ben sadece onun bıraktığı işi tamamlamak istedim.”
Eylül:
“Yalan söylüyor.”
Kerem devam etti.
“Senin hafızanı değiştirmedim.”
“Ben sadece sana neyi hatırlayacağını gösterdim.”
Bu cümle odadaki herkesi susturdu.
“Bazı anıları sen zaten kendin kapattın.”
“Ben sadece o kapıların anahtarlarını sakladım.”
Kayıtta kısa bir sessizlik oldu.
“Baban sana bir seçim yaptırdı.”
“Sen de seçtin.”
“Fakat bir şeyi bilmiyordun.”
“Seçiminin sonucu, sadece seni değil, Erin'i de etkiledi.”
Erin'in adı geçince cihazdaki ses daha da alçaldı.
“Erin sana güveniyordu.”
“Sen de ona.”
“Fakat o gece birinizin gitmesi gerekiyordu.”
“Ve sen…”
Kayıt durdu.
Sonra yeniden başladı.
“Onu seçtin.”
Gözlerimi kapattım.
“Ben Erin'i gönderdim.”
Kerem'in sesi:
“Hayır.”
“Sen kendini gönderdin.”
SAYFA 7
Cihazın ekranına baktım.
“Ben kendimi mi gönderdim?”
Kerem'in sesi devam etti.
“18 Ekim gecesi sen merkezden çıktığında, peşinde olan kişiyi üzerine çekmek için bunu yaptın.”
“Baban seni durdurmak istedi.”
“Sen dinlemedin.”
“Çünkü Erin'in saklanması gerekiyordu.”
“Sen onun yerini kimseye söylemedin.”
“Bunun karşılığında hafızandan bazı şeyleri kapatmayı kabul ettin.”
Eylül başını eğdi.
“Bunların hepsi doğru.”
Ona baktım.
“Sen biliyordun.”
“Evet.”
“Ve bana söylemedin.”
“Çünkü söz verdim.”
Kerem'in sesi tekrar duyuldu.
“Fakat sana söylemedikleri bir şey daha var.”
“Erin tek başına değildi.”
Kalbim hızlandı.
“Yanında biri vardı.”
“Biri ona yardım ediyordu.”
“Ve o kişi…”
Kayıt kesildi.
Arda cihazı kontrol etti.
“Yine aynı yerde kesiliyor.”
Deniz:
“Biri kayıtları bölmüş.”
“Kim?”
Cihazın ekranında yeni bir yazı çıktı.
“DOSYA SİLİNDİ.”
Sonra başka bir yazı:
“GERİ YÜKLEME İÇİN ŞİFRE.”
Şifre kutusunun altında tek bir ipucu vardı.
“ERİN'İN İLK SÖYLEDİĞİ İSİM.”
Eylül bana baktı.
“Bunu sen biliyorsun.”
“Ben mi?”
“Erin sana çocukken söylemişti.”
Gözlerimi kapattım.
Bir görüntü geldi.
Erin bana eğilmişti.
“Bir gün beni ararsan, sana gerçek adımı söyleyeceğim.”
“Adın Erin değil mi?”
Gülümsemişti.
“Hayır.”
Görüntü kayboldu.
“Erin'in gerçek adı…”
Cümle ağzımdan çıkmadan cihaz açıldı.
SAYFA 8
Ekranda tek bir isim vardı.
“EMİR.”
Donup kaldım.
Emir:
“Ne?”
Herkes ona baktı.
“Erin'in gerçek adı Emir miydi?”
Eren'in sözleri aklıma geldi.
Erin'in ikizi.
Kardeşi.
İsimler.
Her şey birbirine karışıyordu.
Emir geri çekildi.
“Ben Erin değilim.”
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden adım çıktı?”
Eylül cihazı aldı.
“Bu bir şifre olabilir.”
Arda:
“Deneyelim.”
Şifreyi girdik.
Dosya açıldı.
Ama ekranda bir isim daha çıktı.
“ERİN — TAKMA AD.”
Altında:
“GERÇEK İSİM: EMİR.”
Odaya ağır bir sessizlik çöktü.
Emir başını kaldırdı.
“Benim adım Emir.”
“Biliyorum.”
“Ben çocukluğumdan beri kendimi Emir olarak biliyorum.”
Deniz:
“Belki başka bir Emir'den bahsediyor.”
Ekrandaki belge devam etti.
“ERİN, MERT'İN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE KULLANILAN GÖZLEM ADIDIR.”
“Gerçek kişi: Emir.”
Emir bir adım geri çekildi.
“Bu mümkün değil.”
Ben ona baktım.
“Emir…”
“Hayır.”
Sesi titredi.
“Ben seni yıllardır tanıyorum.”
“Biliyorum.”
“Senin çocukluk arkadaşın benim.”
“Biliyorum.”
Eylül belgeyi inceledi.
“Burada başka bir tarih var.”
“Ne?”
“Erin'in dosyası 18 Ekim'de kapatılmış.”
Altında:
“Emir dosyası 19 Ekim'de açılmış.”
Arda:
“Yani…”
Deniz cümleyi tamamladı.
“Erin ve Emir aynı kişi olabilir.”
SAYFA 9
Emir'in yüzüne baktım.
“Bunu biliyor muydun?”
“Hayır.”
“Hiç mi?”
“Hayır.”
“Peki çocukluğunu hatırlıyor musun?”
Emir başını tuttu.
“Bazı şeyleri.”
“Ne gibi?”
“Bir oda.”
“17 mi?”
“Hayır.”
“19 mu?”
Emir gözlerini kapattı.
“Evet.”
O an herkes sustu.
“19 numaralı oda.”
Emir:
“Ben orada seni gördüm.”
“Ne zaman?”
“Çocukken.”
“Benimle ne konuştun?”
Emir'in yüzü değişti.
“Sen bana…”
“Ne söyledim?”
“Beni tanımıyormuşsun gibi davrandın.”
“Niye?”
“Çünkü baban öyle istemişti.”
“Beni neden tanımıyormuşsun gibi yaptın?”
Emir:
“Çünkü biri seni izliyordu.”
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
“Kerem mi?”
“Hayır.”
“Selim?”
“Hayır.”
“Kaan?”
Emir başını salladı.
“Hiçbiri.”
“Öyleyse kim?”
Emir gözlerini açtı.
“Baban.”
Bir an hiçbir şey söyleyemedim.
“Babam mı?”
“Evet.”
“Beni babam mı izliyordu?”
“Hayır.”
Emir'in sesi kısıldı.
“Baban seni izleyen kişinin kim olduğunu biliyordu.”
“Kimdi?”
Emir cevap vermeden önce kapıya baktı.
“Bilmiyorum.”
SAYFA 10
O anda dışarıdan ayak sesi duyuldu.
Hepimiz sustuk.
Koridorun sonundan biri yürüyordu.
Arda kapıya yaklaştı.
“Kim var?”
Cevap gelmedi.
Kapı yavaşça açıldı.
İçeri kimse girmedi.
Ama yere bir zarf bırakılmıştı.
Üzerinde:
“MERT.”
yazıyordu.
Zarfı aldım.
İçinden bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta babam vardı.
Yanında ise bir kişi.
Yüzü görünmüyordu.
Ama kıyafetinden onu tanıdım.
Merkezde çalışanlardan biriydi.
Fotoğrafın arkasında:
“BUNU HATIRLARSAN, BENİ DE HATIRLARSIN.”
yazıyordu.
Altında bir isim vardı.
“ERİN.”
Emir fotoğrafı gördüğünde geri çekildi.
“Bu…”
“Ne?”
“Bu adamı biliyorum.”
“Kim?”
Emir fotoğrafı işaret etti.
“Babamın merkezinde çalışan biriydi.”
“Adı?”
Emir:
“Bilmiyorum.”
“Hatırlamaya çalış.”
Gözlerini kapattı.
Bir süre sonra:
“Doktor yardımcısı.”
“Kerem'in yanında mıydı?”
“Evet.”
“Selim'le?”
“Bazen.”
“Peki neden fotoğrafta babamla?”
Emir:
“Çünkü o gece baban onunla konuşuyordu.”
“Ne hakkında?”
Emir başını kaldırdı.
“Benim hakkımda.”
SAYFA 11
“Senin hakkında ne konuşuyorlardı?”
Emir cevap veremedi.
Bir an sonra gözleri doldu.
“Benim kim olduğumu konuşuyorlardı.”
“Sen kimsin?”
“Bilmiyorum.”
Bu cevap beni rahatsız etti.
“Emir.”
“Gerçekten bilmiyorum.”
Eylül yanımıza geldi.
“Belki dosyalarda vardır.”
Arda:
“Merkezin arşivine dönmemiz gerekiyor.”
Ama bu kez beklemedim.
“Hayır.”
Herkes bana baktı.
“Önce bu adamı bulacağız.”
“Nasıl?”
Fotoğrafı tekrar inceledim.
Fotoğrafın arkasında tarih vardı.
18 Ekim.
Saat:
22.36.
“Bu fotoğraf 23.40'tan önce.”
Deniz:
“Demek hâlâ merkezdeydi.”
“Evet.”
“Peki sonra?”
Fotoğrafın köşesinde küçük bir detay fark ettim.
Bir kapı numarası.
19.
“19 numaralı oda.”
Emir başını kaldırdı.
“Orada bir kayıt olmalı.”
Hemen odaya baktım.
Duvarın yanında eski bir dolap vardı.
Arda dolabı açtı.
İçinde küçük bir kutu bulundu.
Kutunun üzerinde:
“ERİN.”
yazıyordu.
Kutuyu açtım.
İçinden küçük bir kaset çıktı.
Ve bir not.
“BU KAYDI DİNLEYEN KİŞİ, BENİM KİM OLDUĞUMU ÖĞRENMEK ÜZERE.”
Kaseti cihazın içine yerleştirdim.
Birkaç saniye cızırtı geldi.
Sonra Erin'in sesi:
“Mert, eğer bunu dinliyorsan…”
Durdu.
“Demek ki Emir'i buldun.”
SAYFA 12
Emir'in yüzü bembeyaz oldu.
Kayıt devam etti.
“Onu koru.”
“Mert, Emir'in ne olduğunu sorgulama.”
“Çünkü onun geçmişini değiştiren kişi sen değilsin.”
“Bunu yapan kişi…”
Kayıt durdu.
Sonra başka bir ses geldi.
Benim sesim.
Ama çocukluğumdaki sesim.
“Onu ben sakladım.”
Emir gözlerini kapattı.
Ben ise donup kaldım.
Kayıt devam etti.
“Çünkü onu kaybetmek istemedim.”
Çocuk halim ağlamaklı bir sesle konuşuyordu.
“Biri onu benden alacaktı.”
“Ben de onu kendimden sakladım.”
Eylül:
“Ne demek bu?”
Kayıt cevap verdi.
“Emir'in gerçek adı…”
Cızırtı.
Sonra Erin'in sesi:
“Bunu ben söylemeyeceğim.”
“Çünkü o adı duyduğunda Mert'in hatırlaması gereken başka bir şey var.”
“Babasını.”
“Babasının ona verdiği ilk söz.”
“Ne sözü?”
Kayıt sessiz kaldı.
Sonra babamın sesi duyuldu.
“Mert, ne olursa olsun, Emir'i koru.”
Kayıt burada kesildi.
Emir bana baktı.
“Ben seni tanıyordum.”
“Evet.”
“Sen beni koruyordun.”
“Evet.”
“Peki neden beni unutmuşsun?”
Bu sorunun cevabını bilmiyordum.
Ama artık bir şeyden emindim.
Emir'in kaybolması bir tesadüf değildi.
Ben onu gerçekten saklamıştım.
SAYFA 13
Kayıt cihazının ekranında yeni bir dosya belirdi.
“SON MESAJ.”
Açtım.
Erin'in sesi duyuldu.
“Mert, buraya kadar geldiysen artık sana son gerçeği söyleyebilirim.”
“Ben kaybolmadım.”
“Ben saklandım.”
“Çünkü seni izleyen kişi beni kullanarak sana ulaşmak istedi.”
“Bunu öğrendiğinde beni sakladın.”
“Baban da sana yardım etti.”
“Fakat o gece bir hata yaptın.”
“Beni saklarken, Emir'i de sakladın.”
“Çünkü ikimizin de aynı kişi olduğunu düşünmüştün.”
Emir bana baktı.
“Ben…”
Kayıt devam etti.
“Sen çocukken bazı insanların yüzlerini birbirine karıştırıyordun.”
“Bu yüzden Emir ve Erin'i bazen aynı kişi sanıyordun.”
“Fakat biz iki farklı kişiydik.”
Hepimiz rahat bir nefes aldık.
Sonra kayıt:
“Biri ise bunu bilerek kullandı.”
“Senin hafızanı karıştırdı.”
“Ve seni yıllarca kendi anılarına şüpheyle bakmaya zorladı.”
“Kim?”
Kayıt bir süre sustu.
Sonra:
“Bu kişi Kerem değildi.”
“Selim de değildi.”
“Kaan da değildi.”
“Baban da değildi.”
İçimden bir ürperti geçti.
“Peki kimdi?”
Erin'in sesi:
“Bunu sana baban söyleyecek.”
Kayıt kesildi.
Cihazın ekranında son bir cümle belirdi.
“ESKİ HASTANEYE DÖN.”
Altında:
“ODA 17.”
Bir mesaj daha geldi.
“BABANIN SANA BIRAKTIĞI SON ŞEY ORADA.”
SAYFA 14
Kimse konuşmadı.
Çünkü artık gideceğimiz yer belliydi.
Eski hastane.
Oda 17.
Bütün hikâyenin tekrar tekrar döndüğü yer.
Eylül çantasını aldı.
“Gidelim.”
Arda başını salladı.
Deniz:
“Bu kez hep birlikte.”
Emir bana baktı.
“Ben de geliyorum.”
“Tabii.”
Yola çıktık.
Arabadaki sessizlik bu kez farklıydı.
Artık herkesin kafasında aynı soru vardı.
Kimdi?
Kerem değil.
Selim değil.
Kaan değil.
Babam değil.
Peki kimdi?
Hastaneye ulaştığımızda saat 01.12'ydi.
Koridorlar yine karanlıktı.
17 numaralı odanın önünde durdum.
Kapının üzerinde eski çizikler vardı.
Bu kez farklı bir şey fark ettim.
Çiziklerin arasında küçük bir harf vardı.
“E.”
Eylül:
“Benim harfim.”
“Evet.”
Kapıyı açtık.
İçerisi boştu.
Ama ortadaki masanın üzerinde bir kutu vardı.
Kutunun üzerinde:
“MERT'E.”
yazıyordu.
Kutuyu açtım.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Ben.
Babam.
Eylül.
Emir.
Ve arkada yüzü görünmeyen biri.
Fotoğrafın arkasında:
“SON KİŞİYİ HATIRLA.”
yazıyordu.
Altında:
“ONU DAHA ÖNCE GÖRDÜN.”
Fotoğrafı tekrar çevirdim.
Yüzü görünmeyen kişinin elinde bir saat vardı.
Saatin üzerinde:
23.40.
SAYFA 15
Kutunun içinde bir de küçük kayıt cihazı vardı.
Üzerinde yalnızca tek bir düğme.
Bastım.
Babamın sesi duyuldu.
“Mert.”
“Eğer bunu dinliyorsan, artık son soruya geldin.”
“Beni kimin gönderdiğini değil…”
“Beni neden gönderdiğini biliyorsun.”
“Fakat hâlâ beni kimin takip ettiğini bilmiyorsun.”
Bir süre sustu.
“Bu kişi sana çok yakın.”
Kalbim hızlandı.
“Onu yıllardır tanıyorsun.”
“Onunla konuştun.”
“Onun yanında güvende olduğunu düşündün.”
Eylül bana baktı.
Emir sustu.
Deniz ve Arda birbirlerine baktı.
Babam devam etti.
“Fakat o kişi seni hiçbir zaman yalnız bırakmadı.”
“Çünkü seni izlemek için yanında kalması gerekiyordu.”
Ses kaydında kısa bir cızırtı oldu.
Sonra babamın sesi çok daha alçak çıktı.
“Ve Mert…”
“Onu suçlama.”
“Çünkü o da gerçeği bilmiyordu.”
Kayıt sona erdi.
Herkes birbirine bakıyordu.
“Bize kimi anlatıyor?”
Kimse cevap vermedi.
Tam o sırada telefonum titredi.
Yeni mesaj.
Bu kez mesajın gönderen kısmında tek bir isim vardı.
Eylül.
Mesajı açtım.
“BANA ARTIK GÜVENME.”
Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.
“ÇÜNKÜ BABANIN SANA SÖYLEMEDİĞİ ŞEYİ HATIRLADIM.”
Üçüncü mesaj ise her şeyi değiştirdi.
“BEN O GECE SENİN YANINDA DEĞİLDİM.”
Eylül'ün telefonu kendi elindeydi.
Yüzü bembeyazdı.
Bana baktı.
“Ben bu mesajları göndermedim.”
Ve o anda odanın ışıkları kapandı.
Bölüm etkileşimi
