19. bölüm / 24
MASKELER lBÖLÜM XVl - ONU BEN GÖNDERDİM
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM XVl - ONU BEN GÖNDERDİM
- 1 bilgilendirme yazısı17 kelime
- 2 BÖLÜM l - İLK MASKE2.628 kelime
- 3 BÖLÜM ll - GEÇMİŞİN İZLERİ2.281 kelime
- 4 BÖLÜM lll - HATIRLAMAM GEREKENLER2.238 kelime
- 5 BÖLÜM lV - İLK KAYIP2.507 kelime
- 6 BÖLÜM V - KAYIP OLAN2.602 kelime
- 7 BÖLÜM Vl - SAKLADIĞIM KİŞİ2.461 kelime
- 8 BÖLÜM VVl - SEKİZ NUMARALI KAPI2.456 kelime
- 9 BÖLÜM Vlll - KAPININ ARDINDA2.334 kelime
- 10 BÖLÜM lX - BAŞLADIĞIMIZ YER2.283 kelime
- 11 BÖLÜM X - İLK KAYIT2.385 kelime
- 12 BÖLÜM Xl -2.285 kelime
- 13 BÖLÜM Xll - ESKİ HASTANE2.353 kelime
- 14 BÖLÜM Xlll - HATIRLADIĞIM GECE2.189 kelime
- 15 BÖLÜM XlV - SAKLI ZARF2.365 kelime
- 16 BÖLÜM XV - GÜVENMEK2.343 kelime
- 17 BÖLÜM XVl - ONU BEN GÖNDERDİM2.423 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 BÖLÜM XVll - BABAMIN SON CÜMLESİ2.331 kelime
- 19 BÖLÜM XVlll - GÖNDERİLMEYEN MESAJ2.067 kelime
- 20 BÖLÜM XIX - GÖLGE1.988 kelime
- 21 BÖLÜM XX - PERON 31.988 kelime
- 22 BÖLÜM XXl - UNUTULAN GECENİN TANIĞI1.652 kelime
- 23 BÖLÜM XXll - KIRILAN MASKE1.637 kelime
- 24 BÖLÜM XXlll - İKİNCİ MASKENİN GÖLGESİ1.142 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SAYFA 1
Duvarın karşısında öylece kaldım.
“BABAM KAYBOLMADI.”
Gözlerimi ikinci cümleye çevirdim.
“ONU BEN GÖNDERDİM.”
Odaya kimse girmedi.
Kimse konuşmadı.
Sanki herkes, bu cümleyi anlamam için bana zaman vermek istiyordu.
Parmaklarımı yazının üzerinde gezdirdim.
Boyanın kenarları hâlâ belirgindi.
Eskiydi.
Ama benim yazımdı.
“Ben yazmışım.”
Eylül yanıma geldi.
“Evet.”
“Bunu neden hatırlamıyorum?”
“Çünkü o gece hatırlamanı istemediğin son şey buydu.”
“Babamı ben mi gönderdim?”
“Bilmiyorum.”
Ona döndüm.
“Bu kez gerçekten bilmiyor musun?”
“Hayır.”
Arda duvara yaklaştı.
“Burada başka bir şey daha var.”
Duvarın alt kısmını gösterdi.
Yazının hemen altında silinmiş bir bölüm vardı.
Arda parmağıyla tozu temizledi.
Başka bir cümle ortaya çıktı.
“ONU GÖNDERDİM ÇÜNKÜ…”
Cümlenin devamı yoktu.
Sanki biri bilerek kazımıştı.
“Kim sildi bunu?”
Deniz:
“Bilmiyorum.”
Emir duvara baktı.
“Belki de Mert sildi.”
Ona döndüm.
“Ben neden kendi yazdığımı sileyim?”
Emir cevap vermedi.
Çünkü o da cevabı bilmiyordu.
Tam o sırada odanın içinden bir ses geldi.
Eski bir cihaz çalışmıştı.
Ve çocukluğumdaki sesim duyuldu.
“Bunu yazdığımda yalnız değildim.”
SAYFA 2
Ses kaydı devam etti.
“Eğer bunu bir gün dinliyorsam, demek ki yine unuttum.”
Kendi sesimi dinlemek her seferinde daha garip geliyordu.
Çocuk halim konuşuyordu.
“Babamı gönderdim.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra:
“Çünkü onu öldürmek isteyen kişiyi gördüm.”
İçimde bir ürperti oluştu.
Eylül bana baktı.
Kayıt devam etti.
“Babam bana gitmem gerektiğini söyledi.”
“Ben gitmek istemedim.”
“Ama sonra biri geldi.”
Sesim titriyordu.
“Babam bana bir seçim yaptırdı.”
Kayıt kesildi.
Bir süre kimse konuşmadı.
“Bir seçim.”
Arda:
“Devamı yok mu?”
Cihazın üzerinde küçük bir ışık yanıp söndü.
Sonra başka bir kayıt açıldı.
Bu kez babamın sesi vardı.
“Mert, bunu dinliyorsan, kararını vermişsin demektir.”
Nefesimi tuttum.
“Beni göndermenin sebebini unutmuş olabilirsin.”
“Fakat unutman gereken kişi ben değilim.”
“Unutman gereken şey, o gece gördüğün yüz.”
Kayıt durdu.
Eylül:
“Yüz.”
“Kim?”
Kimse cevap vermedi.
Babamın kaydı yeniden başladı.
“Eğer o kişiyi hatırlarsan, her şeyi hatırlarsın.”
Sonra çok daha alçak bir sesle:
“Ve Erin'i bul.”
Kayıt sona erdi.
Odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.
“Erin.”
Bu isim artık her şeyin ortasındaydı.
Ama hâlâ nedenini bilmiyordum.
SAYFA 3
Masadaki eski dosyayı açtım.
İçinde onlarca belge vardı.
Bazılarının üzerinde isimler vardı.
Bazılarında sadece tarihler.
Bir dosyanın üzerinde:
“18 EKİM — SON GECE”
yazıyordu.
Dosyayı açtım.
İlk sayfada babamın imzası vardı.
İkinci sayfada Kerem'in.
Üçüncü sayfada Selim'in.
Dördüncü sayfada ise yalnızca bir harf vardı.
K.
“Bunların hepsi aynı gece.”
Deniz dosyaya baktı.
“Evet.”
“Peki Erin?”
Son sayfayı çevirdim.
Erin'in adı oradaydı.
“ERİN — TANIK.”
Altında:
“GÖRDÜ.”
“NE GÖRDÜ?”
Sayfanın devamı koparılmıştı.
Arda:
“Bunu biri özellikle almış.”
“Kim?”
“Bilmiyoruz.”
Tam dosyayı kapatacaktım ki arasından küçük bir kâğıt düştü.
Kâğıtta yalnızca şu yazıyordu:
“17. ODAYA GİRDİĞİNDE DUVARA BAK.”
Başımı kaldırdım.
“Bunu zaten yaptık.”
Eylül kâğıdı elimden aldı.
Arkasını çevirdi.
Orada başka bir cümle vardı.
“DUVARDAKİ YAZININ ALTINI KONTROL ET.”
Hemen duvara döndüm.
Arda elindeki ışığı duvara tuttu.
Yazının hemen altında çok ince bir çizgi vardı.
Duvarın bir bölümü diğerlerinden farklıydı.
Elimi üzerine bastırdım.
Bir tık sesi geldi.
Duvarın küçük bir bölümü açıldı.
İçinde eski bir kayıt cihazı vardı.
Üzerinde tek bir isim:
“ERİN.”
SAYFA 4
Cihazı elime aldım.
Üzerinde bir tarih vardı.
18 Ekim.
Saat:
23.40.
“Bu kayıt o gece alınmış.”
Emir yanıma geldi.
“Dinle.”
Cihazı çalıştırdım.
Önce uzun bir sessizlik duyuldu.
Sonra Erin'in sesi.
“Mert, eğer bunu dinliyorsan, artık bana kızgın olabilirsin.”
Sesi sakindi.
“Biliyorum, sana bazı şeyleri söylemedim.”
“Ama seni korumak için yaptım.”
Bir süre sustu.
“Sen babanı göndermedin.”
Gözlerimi kapattım.
Kayıt devam etti.
“Sen sadece onun gitmesine izin verdin.”
“Çünkü baban senden bunu istedi.”
Eylül bana baktı.
Erin konuşmaya devam etti.
“Babanın senden istediği şey onu kurtarmak değildi.”
“Beni kurtarmaktı.”
O anda gözlerimi açtım.
“Erin'i mi?”
Hayır.
Kayıt devam etti.
“Baban, seni değil beni korumaya çalışıyordu.”
“Çünkü Kerem benim kim olduğumu öğrendi.”
Eren'in söylediği ikiz meselesi aklıma geldi.
Erin'in gerçek kimliği.
Kayıtta ses titredi.
“Ben sadece tanık değildim.”
“Ben o gece dosyaların bulunduğu odaya giren kişiydim.”
“Ve gördüğüm şeyi hiçbir zaman unutmadım.”
Kayıt kesildi.
Bir saniye sonra yeniden başladı.
“Babanın karşısında Selim vardı.”
“Yanında Kerem vardı.”
“Ve arkalarında…”
Kayıt aniden durdu.
“Ne?”
Cihaz sustu.
SAYFA 5
Cihazı tekrar çalıştırmayı denedim.
Hiçbir şey olmadı.
“Devamı burada olmalı.”
Arda cihazı kontrol etti.
“Dosya bozulmuş.”
“Hayır.”
Eylül cihazı elimden aldı.
“Bir parçası hâlâ duruyor.”
“Nasıl?”
“Burada.”
Ekranda küçük bir dosya adı görünüyordu.
“23.41.”
Dosyayı açtık.
Erin'in sesi yeniden duyuldu.
“Arkalarında duran kişiyi tanıyorum.”
Kısa bir sessizlik.
“Onu çocukluğumdan beri tanıyorum.”
Kalbim hızlandı.
“Bu kişi…”
Kayıt kesildi.
Ekranda başka bir yazı belirdi.
“ŞİFRE GEREKLİ.”
Arda:
“Şifre ne?”
Cihazın yanında küçük bir kâğıt vardı.
Üzerinde:
“ÇOCUKLUĞUNDA İLK SÖYLEDİĞİN İSİM.”
Emir:
“Bu ne demek?”
Bilmiyordum.
Çocukluğumdan yüzlerce isim geçmişti.
Ama hangisi?
Eylül birden bana baktı.
“Mert.”
“Ne?”
“Çocukken sana bir şey sorulduğunda hep aynı ismi söylüyordun.”
“Hangi isim?”
Eylül tereddüt etti.
“Erin.”
“Benim ilk söylediğim isim Erin miydi?”
“Hayır.”
“Öyleyse neydi?”
Eylül cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.
“Baban.”
Telefonum titredi.
Yeni mesaj.
“DOĞRU.”
Ardından:
“AMA ŞİFRE BABANIN ADI DEĞİL.”
“ŞİFRE, SENİN ONA VERDİĞİN İSİM.”
Başım ağrımaya başladı.
Babamın gerçek adını biliyordum.
Ama çocukken ona başka bir isim vermiştim.
Hatırlayamıyordum.
SAYFA 6
Gözlerimi kapattım.
Bir görüntü geldi.
Çocukluğum.
Bahçede oturuyordum.
Babam karşımdaydı.
Elinde küçük bir oyuncak vardı.
“Bana ne diyeceksin?”
Çocuk halim gülüyordu.
“Baba.”
“Başka?”
“Koruyucum.”
Görüntü kayboldu.
Gözlerimi açtım.
“Koruyucum.”
Eylül:
“Ne?”
“Babamı çocukken öyle çağırıyordum.”
Cihaza şifreyi girdim.
Kayıt açıldı.
Erin'in sesi:
“Eğer bunu açtıysan, demek ki babanı hatırladın.”
“Şimdi beni dinle.”
“Senin hatırladığın gibi değildi.”
“Baban seni korumaya çalışıyordu.”
“Kerem ise seni incelemek istiyordu.”
“Selim ise babanın elindeki dosyaların peşindeydi.”
“Fakat üçünün de bilmediği bir şey vardı.”
Ses durdu.
Sonra:
“Kaan biliyordu.”
Hepimiz birbirimize baktık.
“Kaan ne biliyordu?”
Erin cevap verdi.
“Senin babanın dosyalarında olmayan bir şeyi.”
“Senin kendi isteğinle bazı anılarını kapattığını.”
Nefesim kesildi.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Kimse seni zorlamadı.”
“Sen seçtin.”
“Çünkü birini korumak istedin.”
Kayıt burada durdu.
Bu kez devamını beklemedim.
Çünkü artık anlıyordum.
Benim hafızamı sadece başkaları değiştirmemişti.
Ben de bir şeyleri bilerek kapatmıştım.
SAYFA 7
“Peki kimi korudum?”
Erin'in kaydı yeniden başladı.
“Bunu sana söyleyemem.”
“Çünkü o kişi hâlâ tehlikede.”
“Fakat sana bir ipucu bırakacağım.”
Arka planda bir kapı sesi duyuldu.
Erin'in sesi alçaldı.
“Eğer bir gün Mert, Eylül'le aynı yerde duruyorsa…”
Kayıt kesildi.
Eylül dondu.
“Ne?”
Cihaz yeniden çalıştı.
“Eylül'e güven.”
Hepimiz sustuk.
Bir önceki mesajın tam tersiydi.
Az önce bize:
“EYLÜL'E GÜVENME.”
denmişti.
Erin ise:
“Eylül'e güven.”
diyordu.
Kayıt devam etti.
“Çünkü o gece seni oradan çıkaran kişi Eylül'dü.”
Eylül gözlerini kapattı.
“Bunu söylemek istemiyordum.”
Ona döndüm.
“Ne oldu?”
“Seninle birlikte merkezden çıktım.”
“Sonra?”
“Baban bize kaçmamızı söyledi.”
“Kimden?”
“Kerem ve Selim'den.”
“Peki neden bana daha önce söylemedin?”
“Çünkü o gece sen bana bir şey söyledin.”
“Ne?”
Eylül gözlerimin içine baktı.
“Bana, eğer bir gün her şeyi unutursan, sana gerçeği anlatmamamı söyledin.”
Şaşırdım.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Bunu neden söyledim?”
“Çünkü seni takip eden kişinin kim olduğunu biliyordun.”
“Kimdi?”
Eylül:
“Bilmiyorum.”
“Bana söyle.”
“Gerçekten bilmiyorum.”
SAYFA 8
Eylül'ün gözlerinde ilk kez korkuya benzeyen bir ifade gördüm.
“Sen o gece bana bir isim söyledin.”
“Hangi isim?”
“Erin.”
“Sonra?”
“Ardından başka bir isim söyledin.”
“Hangisi?”
Eylül cevap vermeden önce kapıya baktı.
“Kerem.”
Odanın içi sessizleşti.
“Kerem'in adını neden söyledim?”
“Çünkü onun seni izlediğini biliyordun.”
“Başka?”
“Bir de şu cümleyi söyledin.”
“Ne dedim?”
Eylül gözlerini bana dikti.
“Babamı bulursam her şey bitecek.”
Bu cümle aklımda yankılandı.
“Sonra?”
“Sonra kapıyı açtın.”
“Kim vardı?”
“Kimse.”
“Peki babam?”
“Yoktu.”
“Ne yaptın?”
“Sen bir zarf buldun.”
Hemen 17 numaralı odadaki zarfı hatırladım.
“Ben o zarfı o gece mi buldum?”
“Hayır.”
“Ne demek?”
“İlk zarfı o gece buldun.”
“Sonra?”
“Onu babana geri verdin.”
“Niye?”
“Çünkü içinde bir isim vardı.”
“Kim?”
Eylül:
“Erin.”
“Babam Erin'in adını neden sakladı?”
“Çünkü Erin'in gerçek kimliğini biliyordu.”
İkiz meselesi yeniden aklıma geldi.
“Erin'in ikizi.”
Eylül başını salladı.
“Evet.”
“Babam onu nerede sakladı?”
Eylül:
“Eski merkezde.”
“17 numaralı odada mı?”
“Hayır.”
“Öyleyse nerede?”
Eylül bana baktı.
“19 numaralı odada.”
SAYFA 9
“19.”
Arda hemen telefonunu çıkardı.
“Merkezin eski planı bende olabilir.”
Dosyaları açtı.
Bir süre sonra planı buldu.
“17 numaralı oda burada.”
Parmağını haritada gezdirdi.
“19 da arka tarafta.”
“Birbirine bağlı mı?”
“Aralarında bir geçiş koridoru var.”
Deniz:
“Bu tesadüf değil.”
“Değil.”
Emir:
“Erin'in ikizi oradaysa?”
“Onu bulacağız.”
Eylül:
“Belki hâlâ orada değildir.”
“Bunu öğrenmenin tek yolu var.”
Kapıyı açtık.
Koridorun sonuna doğru ilerledik.
17 numaralı odanın hemen yanında dar bir geçiş vardı.
Duvarın üzerinde eski bir tabela:
“19.”
Kapının önüne geldiğimde durdum.
Kapının altında bir kâğıt vardı.
Aldım.
Üzerinde:
“MERT, BURAYA TEK BAŞINA GİRME.”
yazıyordu.
Altında:
“BU KEZ BİRİ SENİ BEKLİYOR.”
Eylül yanıma geldi.
“Birlikte girelim.”
Başımı salladım.
Kapıyı açtım.
İçerisi diğer odalardan farklıydı.
Ortada tek bir sandalye vardı.
Karşı duvarda büyük bir ayna.
Ve aynanın üzerinde bir yazı:
“İLK KEZ ONU BURADA GÖRDÜN.”
Aynaya baktım.
Kendimi gördüm.
Sonra yavaşça arkamdaki duvara baktım.
Duvarın üzerinde eski bir fotoğraf vardı.
Fotoğraftaki çocuk bendim.
Yanımda ise başka bir çocuk.
Yüzü Erin'e benziyordu.
Ama aynı değildi.
SAYFA 10
Fotoğrafın altında bir isim vardı.
“ERİN.”
Yanındaki isim ise silinmişti.
Elimi fotoğrafın üzerine koydum.
Bir anda görüntü geldi.
Çocukluğum.
19 numaralı oda.
Karşımda iki çocuk.
Erin.
Ve ikizi.
Erin bana:
“Bu kişi sana zarar vermeyecek.”
Diğer çocuk:
“Bana güvenebilirsin.”
Ben ikisine de bakıyordum.
Sonra kapı açılıyordu.
Babam içeri giriyordu.
Yüzündeki ifade korkuydu.
“İkiniz de buradan çıkmalısınız.”
Erin:
“Geç kaldın.”
Babam:
“Kerem geliyor.”
Görüntü kesildi.
Gözlerimi açtım.
“Kerem.”
Eylül:
“Ne gördün?”
“Kerem buraya geliyordu.”
Arda:
“Ne zaman?”
“Çocukken.”
Fotoğrafı çevirdim.
Arkasında tarih vardı.
18 Ekim.
Ama saati farklıydı.
22.10.
“Demek olay 23.40'tan önce başlamış.”
Deniz:
“Evet.”
Fotoğrafın altında küçük bir not daha vardı.
“İKİZİ AYIR.”
Bir an durdum.
“Kim yazdı bunu?”
Arda yazıya baktı.
“Babanın el yazısı.”
Eylül başını salladı.
“Evet.”
“Babam ikizleri ayırmış.”
“Evet.”
“Neden?”
Eylül:
“Çünkü birinin kimliğini kullanarak seni kandırmaya çalışıyorlardı.”
“Kim?”
Eylül cevap vermedi.
Ben fotoğrafın arkasındaki son satıra baktım.
“VE O KİŞİ…”
Cümlenin devamı yoktu.
Yine silinmişti.
SAYFA 11
Tam o sırada aynadan bir ses geldi.
“Ben biliyorum.”
Hepimiz döndük.
Aynanın karşısında kimse yoktu.
Ama ses devam etti.
“Kim olduğunu.”
Eylül:
“Erin?”
Ses sustu.
Sonra aynanın altındaki küçük hoparlörden Erin'in sesi geldi.
“Evet.”
İçimden bir nefes bıraktım.
“Erin, neredesin?”
“Size yakın.”
“Nerede?”
“Bunu söyleyemem.”
“İkizin nerede?”
“Bunu da söyleyemem.”
“Öyleyse ne söyleyeceksin?”
“Gerçeğin yarısını.”
“Yine mi?”
“Çünkü diğer yarısını sen bulmalısın.”
“Babamı ben mi gönderdim?”
“Evet.”
Bu kez cevap çok netti.
“Onu neden gönderdim?”
“Çünkü baban sana bir görev verdi.”
“Ne görevi?”
“Beni saklamak.”
Gözlerimi kapattım.
“Senin için mi?”
“Evet.”
“Kerem seni arıyordu.”
“Evet.”
“Selim?”
“Dosyaları istiyordu.”
“Kaan?”
“Kaan seni koruyordu.”
“Peki babam?”
“Baban her şeyi durdurmaya çalışıyordu.”
“Ve ben?”
Erin'in sesi birkaç saniye sustu.
“Sen karar verdin.”
“Ne kararı?”
“Babana gitmesini söyledin.”
“Niye?”
“Çünkü seni takip eden kişiyi onun yanına çekmek istedin.”
O an her şey birbirine bağlandı.
“Yani babamı yem olarak mı kullandım?”
“Hayır.”
Erin'in sesi sertleşti.
“Onu kurtarmak için gönderdin.”
SAYFA 12
“Nasıl?”
“Çünkü seni takip eden kişi seni bulursa, beni de bulacaktı.”
“Beni takip eden kişi kimdi?”
Erin cevap vermedi.
“Erin.”
“Henüz değil.”
“Bunu bilmek zorundayım.”
“Biliyorum.”
“Öyleyse söyle.”
“Bunu söylemeden önce bir şeyi hatırlamalısın.”
“Ne?”
“Babana söylediğin son cümleyi.”
Zihnim yeniden karardı.
Görüntüler hızla geldi.
Koridor.
Babam.
Eylül.
Erin.
Karanlık bir oda.
Sonra babamın yüzü.
“Git.”
Ben:
“Hayır.”
Babam:
“Gitmek zorundasın.”
Ben:
“Onu bana bırakmayacaksın.”
Babam:
“Bunu yapmak zorundayım.”
Ben:
“Baba…”
Görüntü değişti.
Babamın eline bir zarf verdim.
“Bunu al.”
“Ne var içinde?”
“Gerçek.”
Babam bana baktı.
“Sen bunu açmayacaksın.”
“Peki ya sen?”
“Ben döneceğim.”
Sonra ben:
“Dönmezsen?”
Babam sustu.
Ben ona baktım.
“Eğer dönmezsen, seni ben bulacağım.”
Görüntü kayboldu.
Gözlerimi açtım.
“Son cümlem buydu.”
Erin:
“Hayır.”
“Ne?”
“Son cümlen bundan sonra geldi.”
“Ne dedim?”
“Şunu söyledin.”
Erin'in sesi çok yavaşladı.
“Beni bulma.”
SAYFA 13
O iki kelime zihnimde yankılandı.
“Beni bulma.”
Neden babama bunu söylemiştim?
Erin cevap verdi.
“Çünkü onun peşine düşen kişinin seni kullanacağını biliyordun.”
“Bunu nasıl biliyordum?”
“Çünkü o kişi sana daha önce yaklaşmıştı.”
“Ne zaman?”
“Çocukken.”
“Kimdi?”
Sessizlik.
“Erin.”
“Bu sorunun cevabını zaten biliyorsun.”
“Hayır.”
“Biliyorsun.”
Aynaya baktım.
Kendi yüzümü gördüm.
Sonra aynadaki görüntüm değişti.
Çocukluğum görünüyordu.
Yanımda bir adam vardı.
Yüzünü seçemiyordum.
Ama sesini duyabiliyordum.
“Bana güven.”
Bir anda nefesim kesildi.
Bu sesi tanıyordum.
Yıllardır rüyalarımda duyduğum ses.
Kendi sesime benzeyen ses.
Ama benim değildi.
“Bu kim?”
Erin:
“İşte seni yıllarca korkutan kişi.”
“Kim?”
“Onu sen seçtin.”
“Ben mi?”
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü seni korkutmadan gerçeği öğrenmenin başka yolu yoktu.”
Eylül bana baktı.
“Ne demek bu?”
Erin:
“Mert, çocukken kendi hafızana güvenmediğini fark ettin.”
“Bu yüzden?”
“Kendine bir koruyucu hikâye yarattın.”
“Başka biri gibi mi?”
“Evet.”
“Demek diğer Mert…”
“Gerçek bir kişi değildi.”
“Benim zihnim miydi?”
Erin:
“Hayır.”
“Öyleyse?”
“Bir hikâyeydi.”
Bu cevap beklediğimden daha ağırdı.
Yıllarca gerçek sandığım şeyin bir parçası, aslında kendimi korumak için oluşturduğum bir hikâyeydi.
SAYFA 14
Erin'in sesi tekrar geldi.
“Ama hikâyenin içinde gerçek bir kişi vardı.”
“Kim?”
“Onu bulduğunda babanın neden kaybolduğunu anlayacaksın.”
“Bana bir ipucu ver.”
“Veriyorum.”
“Ne?”
“İstasyona dön.”
Hepimiz birbirimize baktık.
“Eski istasyon.”
“Evet.”
“Orada ne var?”
“Babanın son kaydı.”
“Onu daha önce bulmadık mı?”
“Hayır.”
“Bulduğumuz kayıt, gerçek son kayıt değildi.”
Bu cümle beni susturdu.
“Peki gerçek kayıt nerede?”
“Peron 3.”
Aynı yer.
Bölüm XI'de gittiğimiz istasyon.
Ama bir şey değişmişti.
O zaman yalnızca babamın izini arıyorduk.
Şimdi ise kendi kararlarımın izini arıyorduk.
Erin:
“Oraya gittiğinde yalnız gitme.”
“Mesajda yalnız gelmemi istemiştin.”
“Artık istemiyorum.”
“Niye?”
“Çünkü artık seni yalnız bırakmak istemiyorum.”
“Erin…”
“Ve Mert?”
“Ne?”
“Eylül'ü yanında götür.”
Eylül şaşırdı.
“Beni mi?”
“Evet.”
“Bana güvenmemi mi istiyorsun?”
“Hayır.”
Erin'in sesi kısa bir süre sustu.
“Bana güvenmeni istiyorum.”
Sonra kayıt kapandı.
Oda sessizleşti.
Eylül bana baktı.
“Ne yapacağız?”
Telefonumu cebime koydum.
“İstasyona gidiyoruz.”
Arda:
“Bu kez hazırlıklı olacağız.”
Deniz:
“Ve birlikte.”
Emir başını salladı.
Ben kapıya yöneldim.
Ama çıkmadan önce aynaya son kez baktım.
Aynanın köşesinde yeni bir yazı vardı.
“GERÇEK KAYITTA KENDİNİ DUYACAKSIN.”
SAYFA 15
Eski merkezden çıktığımızda saat 23.58'di.
Aracın kapısını açtım.
Bir an durdum.
Artık kaçmak istemiyordum.
Bunca zamandır geçmişimin peşinden gidiyordum.
Şimdi ise geçmişimin beni nereye götürdüğünü biliyordum.
İstasyona.
Peron 3'e.
Babama.
Erin'e.
Ve belki de kendime.
Eylül yanıma geldi.
“Hazır mısın?”
Ona baktım.
“Hayır.”
“Ben de değilim.”
“Yine de gideceğiz.”
“Evet.”
Arabaya bindik.
Yol boyunca kimse konuşmadı.
Telefonum bir kez daha titredi.
Erin'den mesajdı.
“23.40 KAYDINI BULDUĞUNDA, SONUNA KADAR DİNLE.”
Altında:
“ÇÜNKÜ BABANIN SON CÜMLESİ SANA DEĞİL.”
Bir mesaj daha geldi.
“EYLÜL'E.”
Eylül mesajı gördü.
Yüzü değişti.
“Ne yazıyor?”
Telefonu ona uzattım.
Okudu.
Bir süre konuşmadı.
“Eylül?”
“Bilmiyorum.”
“Bu kez yalan söyleme.”
“Yalan söylemiyorum.”
“Babamın sana söylemek istediği ne?”
Eylül gözlerini kapattı.
“Bilmiyorum.”
Araba istasyonun girişine geldi.
Peron 3 uzakta görünüyordu.
Saat 00.17 olmuştu.
Kapıyı açtım.
Hepimiz arabadan indik.
Perona doğru yürüdük.
Eski vagonun yanında küçük bir kayıt cihazı duruyordu.
Üzerinde tek bir yazı vardı.
“MERT'E.”
Cihazı elime aldım.
Ekranda süre görünüyordu.
23.40.
Oynat tuşuna bastım.
Önce sessizlik.
Sonra babamın sesi.
“Mert…”
Bir saniye durdu.
Ve ardından:
“Eğer bu kaydı dinliyorsan, demek ki sonunda geri döndün.”
Sesindeki korkuyu ilk kez bu kadar açık duyuyordum.
Sonra babam tek bir cümle söyledi.
“Eylül'e söylemediğim gerçeği şimdi sana anlatacağım.”
Ve kayıt devam etti.
Bölüm etkileşimi
