MASKELER l kitap kapağı

4. bölüm / 24

MASKELER l

BÖLÜM l - İLK MASKE

Vaveyla Yazarı: İremora 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM l - İLK MASKE

MASKELER

Sayfa 1

Şehir, gece olduğunda başka bir yere dönüşüyordu.

Gündüzleri insanların birbirine karıştığı caddeler, dükkânların ışıkları ve korna sesleriyle dolu olan sokaklar, gece yarısından sonra sessizleşiyordu. Fakat bu sessizlik huzurlu değildi. Sanki şehir, gündüz sakladığı bütün sırları gece olduğunda ortaya çıkarıyor, sonra da onları yeniden karanlığın içine gömüyordu.

Saat 02.17'ydi.

Yağmur yaklaşık bir saattir durmadan yağıyordu. Kaldırımların üzerinde biriken su, sokak lambalarının sarı ışığını bulanıklaştırıyordu. Uzakta bir araba geçti. Lastiklerin suya çarpmasıyla çıkan ses, boş sokağın içinde birkaç saniye yankılandı.

Sonra yine sessizlik oldu.

O sırada eski adliye binasının arkasındaki dar sokakta bir kadın yürüyordu.

Elindeki telefonun ışığını açmıştı. Adımları hızlıydı. Birkaç kez arkasına baktı ama kimseyi göremedi.

Yine de yalnız olmadığını hissediyordu.

Sanki karanlığın içinde biri onu izliyordu.

Kadın durdu.

Nefesini tuttu.

Arkasından gelen ayak seslerini dinledi.

Bir adım.

Sonra bir adım daha.

Kadın telefonunu sıkıca tuttu ve yavaşça arkasını döndü.

Sokak bomboştu.

Fakat yerde, yağmur suyunun içinde küçük beyaz bir maske duruyordu.

Sayfa 2

Kadın maskeye birkaç saniye boyunca baktı.

Maskenin yüzünde hiçbir ifade yoktu. Ne gülümseyen bir ağız vardı ne de korkmuş bir yüz. Sadece iki göz boşluğu ve ince, pürüzsüz bir yüzey...

Kadın eğilmedi.

Maskeye dokunmadı.

Sadece birkaç adım geri çekildi.

Telefonunun ekranına baktı. Saat 02.19 olmuştu.

Tam o sırada telefonu çaldı.

Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı.

Kadın aramayı açmadı.

Telefon sustu.

Birkaç saniye sonra tekrar çaldı.

Bu kez kadın cevap verdi.

"Kim bu?"

Karşı taraftan hiçbir ses gelmedi.

Kadın kaşlarını çattı.

"Sesimi duyuyor musunuz?"

Yine sessizlik.

Sonra çok hafif bir nefes sesi duyuldu.

Kadının yüzündeki ifade değişti.

Telefonu kulağından biraz uzaklaştırdı.

"Sen kimsin?"

Karşı taraftan yalnızca tek bir cümle geldi.

"Onu buldun."

Ardından telefon kapandı.

Kadın ekrana baktı.

Kalbi hızla atmaya başlamıştı.

Sonra yerdeki beyaz maskeye yeniden baktı.

Bu kez maskenin yanında küçük, siyah bir kâğıt olduğunu fark etti.

Kâğıdı yerden aldı.

Üzerinde tek bir kelime yazıyordu.

Hatırla.

Sayfa 3

Kadın kâğıdı elinden düşürdü.

Yağmur kâğıdın üzerine düşmeye devam ediyordu. Mürekkep yavaş yavaş dağılmaya başladı.

Kadın bir süre olduğu yerde kaldı.

Sonra koşmaya başladı.

Sokağın sonuna ulaştığında arkasına bakmadı.

Ne maskeyi düşündü ne de telefondaki sesi.

Sadece eve ulaşmak istiyordu.

Fakat o gece gördüğü şey, yıllar sonra yeniden açılacak bir dosyanın ilk parçası olacaktı.

Sabah olduğunda olay yerine polis ekipleri geldi.

Sokağın girişine güvenlik şeridi çekildi.

Yağmur durmuştu.

Fakat gece boyunca yağan yağmur, geride neredeyse hiçbir iz bırakmamıştı.

Olay yeri inceleme ekibi yerdeki beyaz maskeyi dikkatlice aldı.

Maskenin üzerinde parmak izi yoktu.

Kâğıt ise tamamen ıslanmıştı.

Telefon görüşmesinin kaydı incelendiğinde numaranın gizlendiği görüldü.

Kadın ifadesinde gördüklerini anlattı.

Ancak bir şeyi söylemedi.

Maskeyi bulmadan birkaç dakika önce, sokağın diğer ucunda birinin kendisini izlediğini görmüştü.

Polis memuru bunu sorduğunda başını salladı.

"Kimseyi görmedim."

Bu yalan, dosyanın ilk sırrıydı.

Ve henüz kimse bunun farkında değildi.

Sayfa 4

Olaydan üç gün sonra şehirde başka bir haber konuşulmaya başlandı.

Eski limanın yakınındaki kullanılmayan bir depoda bir ceset bulunmuştu.

Polis olay yerine ulaştığında depo kapısının içeriden kilitli olduğunu gördü.

Pencereler kapalıydı.

İçeride yalnızca tek bir masa vardı.

Masanın üzerinde bir beyaz maske duruyordu.

Bu kez maskenin altında küçük bir not vardı.

Hatırla.

Cinayet haberi kısa sürede şehirde yayıldı.

Fakat asıl dikkat çeken şey kurbanın kimliği değildi.

Kurbanın yıllar önce kaybolduğu bildirilmişti.

Dosyası tam dokuz yıl önce kapatılmıştı.

O zamanlar kayıp olarak değerlendirilen adamın öldüğü hiç düşünülmemişti.

Polis kayıtlarına göre adamın adı Selim Aras'tı.

Otuz dokuz yaşındaydı.

Dokuz yıl önce ortadan kaybolduğu gece yanında yalnızca telefonu bulunmuştu.

Telefonu hiçbir zaman açılmamıştı.

Dosya yeterli delil olmadığı gerekçesiyle kapatılmıştı.

Şimdi ise Selim Aras'ın cesedi, yıllardır kullanılmayan bir depoda bulunmuştu.

Üstelik olay yerinde bulunan maske, üç gün önceki olayda bulunan maskenin tamamen aynısıydı.

Dosyaya yeni bir isim verildi.

"Maske Dosyası."

Kimse bunun ileride şehrin en uzun ve en karanlık soruşturmasına dönüşeceğini bilmiyordu.

Sayfa 5

Dosya, Cinayet Büro'da görev yapan Başkomiser Leyla Aydın'ın önüne geldi.

Leyla otuz dört yaşındaydı.

On yıldır emniyette görev yapıyordu ve özellikle eski dosyaların yeniden incelenmesi konusunda oldukça dikkatliydi.

Masadaki fotoğraflara baktı.

İlk olarak cesedin bulunduğu depoya ait görüntüyü inceledi.

Sonra maskenin fotoğrafını eline aldı.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Yanındaki Komiser Baran, "Bir şey mi fark ettiniz?" diye sordu.

Leyla cevap vermeden önce fotoğrafı masaya bıraktı.

"Henüz değil."

Baran sandalyesine yaslandı.

"İki olay arasında bağlantı olduğuna emin misiniz?"

Leyla başını kaldırdı.

"Bağlantı olduğundan emin değilim."

"Fakat?"

"Birisi bizim bağlantı kurmamızı istiyor."

Baran sustu.

Leyla dosyanın ilk sayfasını açtı.

Üç gün önce maskeyi bulan kadının ifadesi karşısındaydı.

İfade metninin altındaki bir cümle Leyla'nın dikkatini çekti.

"Kimseyi görmedim."

Leyla cümleyi birkaç kez okudu.

Sonra kadının telefon kayıtlarına baktı.

02.19'da gelen gizli numaralı arama hâlâ kayıtlardaydı.

Leyla dosyayı kapattı.

"Bu kadını tekrar dinleyeceğiz."

Sayfa 6

Kadın öğleden sonra karakola getirildi.

Adı Derya Sönmez'di.

Bekleme odasında otururken ellerini birbirine kenetlemişti.

Leyla karşısına geçti.

"Size birkaç soru daha soracağım."

Derya başını salladı.

"Tabii."

"Üç gün önceki ifadenizde sokağın tamamen boş olduğunu söylediniz."

"Evet."

"Kimseyi görmediniz mi?"

Derya'nın bakışları bir an yere indi.

"Hayır."

Leyla bunu fark etti.

"Telefonunuza gelen aramayı hatırlıyor musunuz?"

"Evet."

"Arayan kişinin sesini tanıdınız mı?"

Derya birkaç saniye sustu.

"Hayır."

Leyla dosyaya bir fotoğraf koydu.

Beyaz maskenin fotoğrafıydı.

Derya'nın yüzü bir anda soldu.

Leyla hiçbir şey söylemedi.

Derya fotoğrafa bakmayı sürdürdü.

Sonunda fısıldadı.

"Bu maske..."

"Ne olmuş?"

"Ben bunu daha önce görmüştüm."

Leyla öne doğru eğildi.

"Nerede?"

Derya cevap vermedi.

Gözleri dolmuştu.

Leyla sesini yumuşattı.

"Derya Hanım, nerede gördüğünüzü söylemeniz çok önemli."

Derya sonunda başını kaldırdı.

"Dokuz yıl önce."

Odadaki sessizlik ağırlaştı.

Leyla'nın yüzündeki ifade değişti.

"Selim Aras'ın kaybolduğu gece mi?"

Derya cevap vermedi.

Bu sessizlik, cevaptan daha fazlasını anlatıyordu.

Sayfa 7

Leyla odadan çıktığında Baran koridorda onu bekliyordu.

"Ne dedi?"

Leyla dosyayı kapattı.

"Maskeyi daha önce görmüş."

"Ne zaman?"

"Dokuz yıl önce."

Baran'ın yüzündeki şaşkınlık açıkça belli oldu.

"Selim Aras'ın kaybolduğu gece mi?"

"Muhtemelen."

Baran birkaç saniye düşündü.

"Bu mümkün değil."

Leyla ona baktı.

"Neden?"

"Çünkü o dosyada maske diye bir şey yok."

Leyla cevap vermedi.

İkisi birlikte arşiv bölümüne gittiler.

Selim Aras'ın dokuz yıl önceki dosyası getirildi.

Dosya oldukça kalındı.

Kayıp başvurusu, kamera kayıtları, telefon dökümleri, tanık ifadeleri...

Leyla sayfaları tek tek çevirdi.

Sonra bir fotoğrafta durdu.

Fotoğrafta Selim'in kaybolduğu gece bulunduğu sokak vardı.

Leyla fotoğrafı yaklaştırdı.

Sokağın köşesinde karanlık bir duvar görünüyordu.

Duvarın üzerinde küçük bir şekil vardı.

Bir maske.

Leyla fotoğrafı Baran'a uzattı.

"Bu neden raporda yok?"

Baran fotoğrafa baktı.

Birkaç saniye boyunca konuşamadı.

"Belki gözden kaçmıştır."

Leyla başını salladı.

"Bir polis dosyasında böyle bir şey gözden kaçmaz."

Sonra fotoğrafın arkasını çevirdi.

Fotoğrafın arkasında kurşun kalemle yazılmış tek bir cümle vardı.

"İlk maske bulundu."

Yazıyı kimin yazdığı belli değildi.

Sayfa 8

Leyla o gece eve gitmedi.

Saatler boyunca arşivde kaldı.

Dokuz yıl önceki dosyayı baştan sona inceledi.

Bazı ifadelerde aynı geceden bahsediliyor, fakat bazı ayrıntılar birbirini tutmuyordu.

Bir tanık Selim'i saat 22.30'da görmüştü.

Başka bir tanık ise saat 23.10'da.

Telefon kayıtlarında Selim'in telefonu 23.42'de kapanmıştı.

Fakat dosyada bulunan bir kamera görüntüsünde, Selim'e benzeyen bir kişinin gece yarısından sonra da aynı bölgede olduğu yazıyordu.

Leyla görüntüyü istedi.

Arşiv görevlisi kayıtların bulunamadığını söyledi.

Leyla sinirlendi.

"Dokuz yıllık bir cinayet dosyasındaki kamera kaydı nasıl kaybolur?"

Görevli cevap veremedi.

Leyla yeniden dosyaya döndü.

Bir ifade diğerlerinden farklıydı.

İfadeyi veren kişi olay gecesi bir araç gördüğünü söylüyordu.

Aracın içinde iki kişi vardı.

Fakat araç hiçbir zaman bulunamamıştı.

Leyla ifadenin altındaki imzaya baktı.

Tanığın adı Nihat Karaca'ydı.

Yanında telefon numarası vardı.

Leyla numarayı aradı.

Telefon birkaç kez çaldı.

Sonra biri açtı.

"Buyurun?"

Leyla kendini tanıttı.

"Başkomiser Leyla Aydın. Nihat Karaca ile mi görüşüyorum?"

Karşı taraf sustu.

Sonra çok düşük bir sesle konuştu.

"Nihat öldü."

Leyla'nın eli telefonda dondu.

"Ne zaman?"

"Dokuz yıl önce."

Telefon kapandı.

Sayfa 9

Leyla telefonu kulağından indirdi.

Baran ona baktı.

"Ne oldu?"

Leyla cevap vermeden Nihat Karaca'nın dosyasını buldu.

Dosyada Nihat'ın ölümüne dair hiçbir kayıt yoktu.

Bu mümkün değildi.

Bir insanın öldüğüne dair resmi kayıt bulunmalıydı.

Leyla bilgisayardan nüfus kayıtlarını kontrol ettirdi.

Birkaç dakika sonra sonuç geldi.

Nihat Karaca hayattaydı.

Baran ekrana baktı.

"Az önce biri bize yalan söyledi."

Leyla başını salladı.

"Ya da Nihat'ın öldüğünü düşünmemizi istiyor."

"Telefonu kim açtı?"

"Bilmiyorum."

Leyla arama kaydını inceledi.

Numara kayıtlı değildi.

Baran bir süre sessiz kaldı.

"Bu iş giderek garipleşiyor."

Leyla sandalyesinden kalktı.

"Hayır."

Baran ona baktı.

Leyla dosyayı eline aldı.

"Garip olan şey cinayet değil."

"Nedir?"

"Birilerinin dokuz yıldır bu dosyanın yeniden açılmasını beklemesi."

Baran cevap veremedi.

Leyla o sırada masanın üzerindeki beyaz maskeye tekrar baktı.

Maskenin boş gözleri sanki doğrudan ona bakıyordu.

İlk kez o zaman içinde açıklayamadığı bir his oluştu.

Bu dosyayı araştırırken yalnızca bir katilin peşine düşmeyecekti.

Birilerinin yıllardır sakladığı bir gerçeğin peşine düşecekti.

Ve o gerçek, sandığından çok daha yakındı.

Sayfa 10

Gece saat 03.06'da Leyla sonunda arşivden çıktı.

Koridorlar boştu.

Binanın ışıkları gecenin sessizliğinde olduğundan daha soğuk görünüyordu.

Leyla montunu aldı.

Tam kapıya yönelirken telefonu çaldı.

Ekranda gizli numara yazıyordu.

Bir an durdu.

Aramayı açıp açmamak arasında kaldı.

Sonunda cevap verdi.

"Buyurun."

Karşı taraftan birkaç saniye boyunca hiçbir ses gelmedi.

Leyla bekledi.

Sonra bir erkek sesi duyuldu.

"Maskeyi buldunuz."

Leyla'nın yüzü ciddileşti.

"Kimsiniz?"

"Bu sorunun cevabını henüz istememelisiniz."

"Selim Aras'ı siz mi öldürdünüz?"

Kısa bir sessizlik oldu.

"Selim Aras dokuz yıl önce öldü."

Leyla'nın nefesi kesildi.

"Ne demek istiyorsunuz?"

"Dosyanızda dokuz yıl önce kaybolduğu yazıyor."

"Sen nereden biliyorsun?"

Adam cevap vermedi.

Leyla telefonu daha sıkı tuttu.

"Bu hattı nasıl buldun?"

Karşıdaki ses sakinliğini hiç bozmadan konuştu.

"Çünkü siz dosyayı bulmadınız."

Leyla'nın kaşları çatıldı.

"Ne demek bu?"

"Dosya sizi buldu."

Telefon kapandı.

Leyla birkaç saniye boyunca hareketsiz kaldı.

Sonra yavaşça telefon ekranına baktı.

Ekranda yeni bir mesaj vardı.

Mesajda yalnızca bir fotoğraf bulunuyordu.

Leyla fotoğrafı açtı.

Fotoğrafta dokuz yıl önceki eski adliye binası vardı.

Binanın önünde üç kişi duruyordu.

Fotoğrafın köşesinde beyaz bir maske görünüyordu.

Fakat asıl korkutucu olan, fotoğrafta görünen üç kişi değildi..
. . .
Sayfa 11

Leyla fotoğrafı birkaç saniye daha inceledi.

Görüntü bulanıktı. Eski bir kamerayla çekildiği belliydi. Buna rağmen fotoğraftaki üç kişinin yüzleri seçilebiliyordu.

Birinci kişi, o zamanki emniyet kayıtlarında adı geçen memurlardan biriydi.

İkinci kişi, Selim Aras'a benziyordu.

Üçüncü kişinin yüzü ise gölgede kalmıştı.

Leyla fotoğrafı biraz daha büyüttü.

Ekranın parlaklığı odanın karanlığını aydınlatıyordu.

Tam o sırada arkasından bir ses geldi.

"Komiserim?"

Leyla hızla döndü.

Baran kapının yanında duruyordu.

"Ne oldu?"

Leyla telefonu ona uzattı.

"Şuna bak."

Baran fotoğrafı aldı.

Birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.

Sonra kaşlarını çattı.

"Bu fotoğraf nereden çıktı?"

"Az önce gönderildi."

"Kim gönderdi?"

"Gizli numara."

Baran yeniden fotoğrafa baktı.

"Bu kişilerden birini tanıyor musunuz?"

Leyla başını salladı.

"İlk kişiyi tanıyorum. Dokuz yıl önce bu dosyada görev yapan polislerden biri."

"Diğer ikisi?"

Leyla cevap vermedi.

Çünkü ikinci kişinin yüzünü daha önce bir yerde gördüğünü düşünüyordu.

Ama nerede olduğunu hatırlayamıyordu.

Telefonunu yeniden eline aldı.

Fotoğrafı yakınlaştırdı.

Üçüncü kişinin eline baktı.

Bir şey tutuyordu.

Beyaz bir maske.

Leyla'nın gözleri büyüdü.

Maskenin üzerinde küçük, siyah bir işaret vardı.

Aynı işaret, saatler önce olay yerinde bulunan maskenin üzerinde de vardı.

Leyla'nın zihninde tek bir düşünce belirdi.

Bu cinayet bugün başlamamıştı.

Belki de dokuz yıl önce hiç bitmemişti.
. . .
Sayfa 12

Leyla fotoğrafı tekrar ekrana getirdi.

Baran hâlâ fotoğrafa bakıyordu.

"Bu işaretin anlamını biliyor musunuz?" diye sordu.

"Hayır."

"Belki de sıradan bir çizimdir."

Leyla başını iki yana salladı.

"Birinin dokuz yıl önce çekilmiş bir fotoğrafa aynı maskeyi koyması bana sıradan gelmiyor."

Baran sustu.

Leyla masanın üzerindeki dosyayı açtı.

Selim Aras'ın kayıp dosyasını önüne çekti.

"Şu işareti daha önce bir yerde görmüş müyüz, bulmamız gerekiyor."

Baran bilgisayarın başına geçti.

"Eski dosyaların hepsini taratıyorum."

Leyla tekrar fotoğrafa baktı.

Bu kez üçüncü kişiye odaklandı.

Yüzü görünmüyordu.

Fakat duruşunda garip bir şey vardı.

Sanki fotoğraf çekilirken kameraya bakmak yerine doğrudan fotoğrafı çeken kişiye bakmıştı.

Leyla bir anda durdu.

"Fotoğrafı kim çekmiş?"

Baran ekrandan gözlerini ayırmadan cevap verdi.

"Dosyada yazmıyor."

Leyla ona döndü.

"Nasıl yani?"

"Fotoğrafın kaynağı belirtilmemiş."

Leyla fotoğrafı yeniden inceledi.

Dokuz yıl boyunca bu görüntü dosyanın içinde kalmıştı.

Kimse fotoğrafı kimin çektiğini sormamıştı.

Kimse arka plandaki kişiyi fark etmemişti.

Ve şimdi biri, tam da bu fotoğrafı yıllar sonra onlara göndermişti.

Leyla'nın içindeki huzursuzluk giderek büyüyordu.

"Baran."

"Evet?"

"Bu fotoğrafın orijinalini bul."

Baran başını kaldırdı.

"Elimizdeki bu değil mi?"

"Hayır."

Leyla telefonu masaya bıraktı.

"Biri bize fotoğrafın bir kopyasını gönderdi. Ben orijinalini istiyorum."

Sayfa 13

Arşiv görevlisi birkaç dakika sonra odaya geldi.

Elinde eski bir dosya kutusu vardı.

Kutuyu masaya bıraktı.

"Dokuz yıl önceki fotoğraf kayıtlarını bulabildim."

Leyla kutuyu açtı.

İçinde onlarca fotoğraf vardı.

Eski sokaklar, bina girişleri, araçlar ve olay yeri görüntüleri...

Leyla fotoğrafları tek tek incelemeye başladı.

Bir süre sonra aynı sokağın fotoğrafını buldu.

Fakat bu fotoğrafta üç kişi yoktu.

Sadece boş bir sokak görünüyordu.

Leyla diğer fotoğrafla karşılaştırdı.

"Bu aynı yer."

Baran fotoğrafa eğildi.

"Fakat gönderilen fotoğrafta insanlar var."

Leyla başını salladı.

"Ve bu fotoğrafın burada olmaması gerekiyor."

Arşiv görevlisi şaşkınlıkla onlara baktı.

"Bir sorun mu var?"

Leyla ona gönderilen fotoğrafı gösterdi.

"Bu fotoğrafın kaydı sizde var mı?"

Görevli uzun süre baktı.

Sonra başını salladı.

"Hayır."

"Fotoğrafın çekildiği tarih belli mi?"

"Dosyadaki numaradan bakmam gerekir."

Görevli fotoğrafın arkasını çevirdi.

Numarayı görünce yüzündeki ifade değişti.

Leyla bunu hemen fark etti.

"Ne oldu?"

Görevli cevap vermedi.

Leyla sesini sertleştirdi.

"Ne gördünüz?"

Adam yutkundu.

"Bu numara..."

"Ne?"

"Bu fotoğraf numarası dokuz yıl önce iptal edilmişti."

Odadaki sessizlik bir anda ağırlaştı.

Baran şaşkınlıkla Leyla'ya baktı.

"İptal edilmiş bir fotoğraf numarası nasıl tekrar kullanılabilir?"

Leyla'nın bakışları fotoğrafa döndü.

"Belki de kullanılmadı."

Baran kaşlarını çattı.

"Ne demek istiyorsunuz?"

Leyla fotoğrafı eline aldı.

"Belki bu fotoğraf hiçbir zaman kayda geçirilmedi."

Sayfa 14

O sırada koridordan hızlı adımlar duyuldu.

Kapı açıldı.

Genç bir polis memuru içeri girdi.

"Komiserim."

Leyla ona döndü.

"Ne oldu?"

"Az önce olay yeri ekibinden haber geldi."

"Maskeyle ilgili mi?"

"Hayır."

Polis memuru bir an durdu.

"Cesedin kimliğiyle ilgili."

Leyla ayağa kalktı.

"Kimmiş?"

"Adı henüz kesinleşmedi ama üzerindeki kimlikten çıkan isim farklı."

Baran şaşırdı.

"Selim Aras değil mi?"

"Hayır."

Leyla birkaç saniye sessiz kaldı.

"Kim?"

"Emre Kaya."

Bu isim odadaki herkesi susturdu.

Leyla masadaki dosyaya baktı.

"Emre Kaya hakkında ne biliyoruz?"

"Şimdilik çok az."

"Yaşı?"

"Otuz yedi."

"Mesleği?"

"Bir özel güvenlik şirketinde çalışıyormuş."

Leyla başını salladı.

"Şirketin adı?"

Polis memuru dosyaya baktı.

"Gece Nöbeti Güvenlik."

Leyla'nın yüzündeki ifade değişti.

Baran bunu fark etti.

"Tanıyor musunuz?"

Leyla cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.

"Hayır."

Sonra masadaki eski fotoğrafa baktı.

Bir şey fark etmişti.

Fotoğrafın arka planında, binanın yanında park etmiş siyah bir araç vardı.

Aracın üzerinde küçük bir logo bulunuyordu.

Leyla fotoğrafı büyüttü.

Logo neredeyse görünmeyecek kadar küçüktü.

Fakat şirketin adı seçiliyordu.

Gece Nöbeti Güvenlik.

Leyla yavaşça ayağa kalktı.

"Bu tesadüf değil."

Baran fotoğrafa baktı.

"Emre Kaya dokuz yıl önce de orada mı çalışıyordu?"

Leyla cevap vermedi.

Çünkü bunu henüz bilmiyordu.

Ama öğrenmek için artık çok fazla beklemesine gerek kalmamıştı.

Sayfa 15

Saat sabaha karşı beşe yaklaşmıştı.

Şehir yavaş yavaş uyanmaya hazırlanırken, Cinayet Büro'daki ışıklar hâlâ yanıyordu.

Leyla önündeki dosyaya bakıyordu.

Bir yanda bu gece öldürülen Emre Kaya vardı.

Diğer yanda dokuz yıl önce kaybolan Selim Aras.

Aralarında görünürde hiçbir bağlantı yoktu.

Fakat aynı maske ikisinin hikâyesinin ortasında duruyordu.

Leyla, Emre Kaya'nın fotoğrafını önüne çekti.

Fotoğrafa uzun süre baktı.

Sonra dosyadaki eski belgeleri yeniden karıştırmaya başladı.

Bir belge.

İki belge.

Üç belge.

Hiçbir şey.

Tam dosyayı kapatacağı sırada küçük bir kâğıt yere düştü.

Leyla eğilip kâğıdı aldı.

Kâğıdın üzerinde yalnızca bir tarih yazıyordu.

17 Ekim.

Leyla'nın bakışları dondu.

Baran kâğıdı gördü.

"Bu ne?"

Leyla cevap vermedi.

Tarihi tanıyordu.

Dokuz yıl önce Selim Aras'ın kaybolduğu tarih de 17 Ekim'di.

Bu kez dosyadaki bütün parçalar yavaş yavaş aynı noktaya yaklaşmaya başlamıştı.

Leyla kâğıdı masaya koydu.

"Emre Kaya'nın geçmişini araştırın."

Baran başını salladı.

"Şirketini mi?"

"Şirketini, ailesini, çalıştığı yerleri ve son dokuz yıldaki bütün bağlantılarını."

"Başka?"

Leyla birkaç saniye düşündü.

"Bir de 17 Ekim tarihini araştırın."

Baran'ın yüzündeki ifade değişti.

"Neden?"

Leyla cevap vermeden önce beyaz maskenin fotoğrafına baktı.

"Çünkü bu maskeyi bırakan kişi, bizim geçmişte ne olduğunu bulmamızı istiyor."

Bir an sessizlik oldu.

Leyla'nın telefonu yeniden çaldı.

Bu kez ekranda numara görünüyordu.

Arayan kişi Emre Kaya'nın çalıştığı şirketti.

Leyla telefonu açtı.

Karşı taraftaki kadın yalnızca şunu söyledi:

"Komiserim, Emre Kaya'yı sizden önce biri aradı."

Leyla'nın yüzü ciddileşti.

"Ne zaman?"

Kadın kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.

"Ölümünden yaklaşık iki saat önce."

Leyla'nın eli telefonun üzerinde hareketsiz kaldı.

Soruşturma daha yeni başlamıştı.

Fakat birileri, cinayetten önce harekete geçmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

137okunma 36beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.