MASKELER l kitap kapağı

5. bölüm / 24

MASKELER l

BÖLÜM ll - GEÇMİŞİN İZLERİ

Vaveyla Yazarı: İremora 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM ll - GEÇMİŞİN İZLERİ

Sayfa 1

Leyla telefonu kapattıktan sonra birkaç saniye boyunca yerinden kıpırdamadı.

Emre Kaya'nın ölümünden yaklaşık iki saat önce birileri onu aramıştı.

Bu bilgi, soruşturmanın gidişatını tamamen değiştirebilirdi.

Baran masasından kalktı.

"Komiserim?"

Leyla ona baktı.

"Emre Kaya'nın telefon kayıtlarını istiyorum."

"Zaten olay yeri ekibi telefonu incelemeye aldı."

"Ben sadece ölümünden önceki son yirmi dört saati değil, son bir haftayı istiyorum."

Baran başını salladı.

"Tamam."

Leyla masadaki fotoğraflara yeniden baktı.

Selim Aras.

Emre Kaya.

İki farklı insan.

İki farklı hayat.

Ama ikisinin hikâyesinin ortasında aynı beyaz maske vardı.

Leyla dosyanın üzerine büyük harflerle tarihi yazdı.

17 EKİM.

Sonra altına başka bir not ekledi.

"İki cinayet mi, yoksa dokuz yıllık tek bir hikâye mi?"

Kalemi bıraktı.

Henüz cevabı bilmiyordu.

Fakat bir şeyden emindi.

Bu dosyada hiçbir ayrıntı tesadüf değildi.

Sayfa 2

Saat sabah altıya yaklaşırken Baran yeniden odaya girdi.

Elinde birkaç sayfalık çıktı vardı.

"Emre Kaya'nın telefon kayıtları geldi."

Leyla dosyayı aldı.

"Son arama?"

"Ölümünden yaklaşık iki saat önce."

"Kim?"

Baran bir numarayı gösterdi.

"Kayıtlı değil."

Leyla'nın gözleri numaraya takıldı.

"Yine mi gizli numara?"

"Bu kez tamamen farklı. Numara görünüyor ama herhangi bir kişiye kayıtlı değil."

Leyla kâğıdı inceledi.

"Arama ne kadar sürmüş?"

"İki dakika kırk üç saniye."

"Sonra?"

"Emre başka kimseyle konuşmamış."

Leyla düşünmeye başladı.

"Mesaj?"

Baran diğer sayfayı uzattı.

"Son üç gün içinde yalnızca bir mesaj var."

Leyla mesajı okudu.

Mesajda yalnızca bir saat yazıyordu.

23.40.

Leyla'nın yüzü ciddileşti.

"Mesajın gönderildiği tarih?"

"17 Ekim."

Leyla yavaşça sandalyeye oturdu.

17 Ekim.

Aynı tarih.

Dokuz yıl önce Selim Aras'ın kaybolduğu tarih.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra Baran sessizce sordu:

"Bu artık tesadüf değil, değil mi?"

Leyla başını kaldırdı.

"Hayır."

Telefonu masaya bıraktı.

"Artık biri bize tarih bırakıyor."

Sayfa 3

Leyla, Emre Kaya'nın çalıştığı şirket hakkında hazırlanan dosyayı istedi.

Baran bilgisayardan bilgileri açtı.

"Gece Nöbeti Güvenlik yirmi iki yıldır faaliyet gösteriyor."

"Kurucusu?"

"Orhan Demir."

"Emre ne zamandır orada?"

"Altı yıl."

Leyla durdu.

"Dokuz yıl önce?"

"Şirkette çalışmıyormuş."

"Öyleyse neden dokuz yıl önceki fotoğrafta şirketin aracı var?"

Baran cevap vermedi.

Eski fotoğrafı yeniden açtı.

Siyah araç binanın yanında duruyordu.

Logo küçük olmasına rağmen açıkça seçiliyordu.

Gece Nöbeti Güvenlik.

Baran görüntüyü büyüttü.

"Belki araç şirkete ait değildir."

Leyla başını salladı.

"Kontrol et."

Birkaç dakika sonra Baran tekrar konuştu.

"Plaka bulunuyor."

"Ve?"

"Plaka şirketin eski araçlarından birine ait."

Leyla'nın bakışları sertleşti.

"Aracın dokuz yıl önce kime tahsis edildiğini öğren."

Baran ekrana baktı.

"Eski kayıtları bulmak zaman alabilir."

Leyla ayağa kalktı.

"Bu dosya dokuz yıl bekledi. Birkaç saat daha bekleyebilir."

Sonra ekledi:

"Ama bu kez hiçbir şeyi gözden kaçırmayacağız."

Sayfa 4

Öğleden önce şirketin eski kayıtları Cinayet Büro'ya ulaştı.

Leyla belgeleri masaya yaydı.

Araç kayıtları.

Personel listeleri.

Vardiya çizelgeleri.

Eski adresler.

Her şey tek tek incelenmeye başladı.

Baran bir dosyayı açtı.

"Komiserim."

Leyla ona döndü.

"Ne buldun?"

"Aracın kaydı."

Leyla yanına gitti.

Baran belgeyi gösterdi.

Araç, dokuz yıl önce 16 Ekim gecesi şirket çalışanlarından birine tahsis edilmişti.

Leyla ismi okudu.

"Nihat Karaca."

Odadaki hava bir anda değişti.

Baran başını kaldırdı.

"Dokuz yıl önceki dosyada tanık olarak geçen Nihat Karaca."

Leyla birkaç saniye konuşamadı.

Az önce telefonda birinin "Nihat öldü" dediği adam.

Şimdi ise aynı Nihat'ın, dokuz yıl önce şirket aracını kullandığı ortaya çıkmıştı.

Leyla dosyayı kapattı.

"Bu adamı bulacağız."

Baran başını salladı.

"Fakat nüfus kayıtlarında hayatta görünüyor."

Leyla kapıya yöneldi.

"Öyleyse hayatta olup olmadığını kendisine soracağız."

Koridora çıktılar.

Leyla'nın aklında tek bir soru vardı.

Nihat Karaca neden dokuz yıl önceki olayın tam ortasındaydı?

Sayfa 5

Nihat Karaca'nın eski adresine ekip gönderildi.

Ev, şehrin kenarındaki eski mahallelerden birindeydi.

Kapıyı yaşlı bir kadın açtı.

Baran kimliğini gösterdi.

"Nihat Karaca burada mı yaşıyor?"

Kadın birkaç saniye sessiz kaldı.

"Artık yaşamıyor."

Leyla kadının yüzüne baktı.

"Ne zaman öldü?"

Kadın şaşırdı.

"Öldü demedim."

Leyla durdu.

Kadın devam etti:

"Burada yaşamıyor."

"Ne zamandır?"

"Yıllardır."

"Nereye gittiğini biliyor musunuz?"

Kadın başını iki yana salladı.

"Kimse bilmiyor."

Leyla evin girişine baktı.

Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.

Bir tanesinde genç bir adam görünüyordu.

Leyla fotoğrafa yaklaştı.

"Nihat bu mu?"

Kadın başını salladı.

"Evet."

Fotoğrafın yanında başka bir kare vardı.

Fotoğrafta Nihat, birkaç kişiyle birlikte eski bir binanın önünde duruyordu.

Leyla fotoğrafa dikkatlice baktı.

Arka planda siyah bir araç vardı.

Aracın yanında küçük bir beyaz şekil görünüyordu.

Maske.

Leyla'nın nefesi kesildi.

Baran da fark etmişti.

"Komiserim..."

Leyla cevap vermedi.

Fotoğrafı işaret etti.

"Bu fotoğrafı ne zaman çektiniz?"

Sayfa 6

Kadın fotoğrafa uzun süre baktı.

"Hatırlamıyorum."

Leyla fotoğrafı dikkatlice inceledi.

"Bu binayı tanıyor musunuz?"

Kadın gözlerini kıstı.

"Eski adliye binası."

Leyla ile Baran birbirlerine baktılar.

Aynı bina.

Aynı tarih.

Aynı maske.

Leyla fotoğrafın arkasını çevirdi.

Kurşun kalemle bir tarih yazılmıştı.

17 Ekim.

Bu kez Leyla hiçbir şey söylemedi.

Fotoğrafı kadına uzattı.

"Bu fotoğrafı biz alabilir miyiz?"

Kadın tereddüt etti.

"Neden?"

"Çünkü önemli."

Kadın fotoğrafa baktı.

Sonra Leyla'nın gözlerinin içine baktı.

"Dokuz yıl önce de polisler geldi."

Leyla'nın yüzü değişti.

"Ne için?"

"Onlar da aynı fotoğrafı sordu."

Baran şaşırdı.

"Kimler?"

Kadın cevap vermeden önce kapının arkasına baktı.

Sanki birinin onları dinleyip dinlemediğini kontrol ediyordu.

Sonra çok düşük bir sesle konuştu.

"İki polis."

Leyla'nın sesi ciddileşti.

"İsimlerini hatırlıyor musunuz?"

Kadın başını salladı.

"Hayır."

Leyla fotoğrafı tekrar aldı.

İki polis.

Dokuz yıl önce.

Ve şimdi aynı fotoğraf yeniden karşılarındaydı.

Sayfa 7

Leyla karakola döndüğünde ilk iş olarak dokuz yıl önceki görev listelerini istedi.

O gece görev yapan polislerin isimleri tek tek çıkarıldı.

Baran listeyi önüne koydu.

"On dört kişi var."

Leyla isimleri incelemeye başladı.

Birinci isim.

İkinci isim.

Üçüncü isim.

Hiçbiri tanıdık değildi.

Sonra bir isimde durdu.

"Burada biri eksik."

Baran şaşırdı.

"Nasıl?"

"Bu görev listesinde eski adliye binasına giden ekip görünmüyor."

Baran bilgisayara baktı.

"Belki ayrı bir ekip görevlendirilmiştir."

"Belki."

Leyla dosyanın kenarına not aldı.

"Onu bul."

Baran eski kayıtları açtı.

Bir süre sonra yüzündeki ifade değişti.

"Komiserim."

Leyla başını kaldırdı.

"Ne oldu?"

"Ek görev emri var."

"Kim için?"

Baran belgeyi çevirdi.

Leyla ismi okudu.

"Serdar Yalçın."

"Bu isim listede yok."

Baran başını salladı.

"Çünkü görev emri resmi sisteme işlenmemiş."

Leyla belgeyi eline aldı.

"Bu nasıl mümkün?"

Baran cevap veremedi.

Leyla belgenin altındaki imzaya baktı.

İmza tanıdıktı.

O dönemin Cinayet Büro amirine aitti.

Leyla dosyayı kapattı.

"Serdar Yalçın'ı bulun."

Baran kısa bir süre sustu.

"Komiserim..."

"Ne?"

"Serdar Yalçın da dokuz yıl önce emekli olmuş."

Sayfa 8

Serdar Yalçın'ın adresi kısa sürede bulundu.

Şehrin dışında, küçük bir evde yalnız yaşıyordu.

Leyla ve Baran kapıya geldiklerinde içeriden televizyon sesi geliyordu.

Baran kapıyı çaldı.

Cevap gelmedi.

Bir kez daha çaldı.

Bu kez içeriden ağır adımlar duyuldu.

Kapı açıldı.

Yaşlı adam karşılarında duruyordu.

Leyla kimliğini gösterdi.

"Başkomiser Leyla Aydın."

Adamın yüzündeki ifade değişti.

"Ne istiyorsunuz?"

"Dokuz yıl önceki bir olay hakkında konuşacağız."

Adamın gözleri Leyla'nın arkasındaki Baran'a kaydı.

Sonra tekrar Leyla'ya baktı.

"Ben artık polis değilim."

"Biz de bunun için gelmedik."

Serdar kapıyı biraz daha açtı.

Leyla içeri girdi.

Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.

Bir fotoğrafta genç Serdar, polis üniformasıyla görünüyordu.

Leyla masaya oturdu.

"17 Ekim gecesi eski adliye binasına gittiniz mi?"

Serdar'ın yüzü bir anda gerildi.

"Hayır."

Leyla hiç konuşmadan ona baktı.

Baran dosyadan görev emrini çıkardı.

Serdar belgeyi görünce sustu.

Leyla sakin bir sesle konuştu.

"Bu belgeye göre gittiniz."

Serdar sandalyesine oturdu.

Uzun süre konuşmadı.

Sonunda başını eğdi.

"Evet."

Leyla bekledi.

"Oraya gittim."

Sayfa 9

"O gece ne gördünüz?"

Serdar cevap vermedi.

Leyla sesini yükseltmedi.

"Selim Aras orada mıydı?"

Serdar'ın elleri titredi.

"Onu görmedim."

"Kim vardı?"

Serdar gözlerini kapattı.

"Üç kişi."

Baran hemen not almaya başladı.

"Kimler?"

Serdar başını kaldırdı.

"Birini tanıyordum."

"Kim?"

"Nihat Karaca."

Leyla'nın yüzü değişmedi.

"Diğer ikisi?"

Serdar birkaç saniye sustu.

"Bir erkek ve bir kadın."

"İsimleri?"

"Bilmiyorum."

"Maskeyi gördünüz mü?"

Serdar cevap vermedi.

Leyla soruyu tekrarladı.

"Maskeyi gördünüz mü?"

Adam sonunda başını salladı.

"Evet."

Baran kalemini bıraktı.

"Kim takıyordu?"

Serdar'ın yüzünde korkuya benzeyen bir ifade oluştu.

"Kimse."

Leyla kaşlarını çattı.

"Ne demek kimse?"

"Maske yerdeydi."

Leyla fotoğrafı masaya koydu.

"Bu mu?"

Serdar fotoğrafa baktı.

Uzun süre cevap vermedi.

Sonra tek bir cümle söyledi.

"Hayır."

Leyla şaşırdı.

"Farklı mıydı?"

Serdar başını salladı.

"Dokuz yıl önceki maske beyaz değildi."

Odadaki sessizlik ağırlaştı.

Sayfa 10

Leyla bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra fotoğrafı yeniden eline aldı.

"Ne renkti?"

Serdar'ın bakışları fotoğrafa sabitlendi.

"Siyah."

Baran şaşkınlıkla Leyla'ya baktı.

"Dosyada böyle bir şey yok."

Serdar başını salladı.

"Çünkü o gece gördüklerim dosyaya yazılmadı."

Leyla'nın sesi sertleşti.

"Kim yazmadı?"

Serdar cevap vermedi.

"Serdar Bey."

Adam gözlerini yere indirdi.

"Size bir şey söylememem söylendi."

"Kim tarafından?"

"Amirim tarafından."

"Ne söylememem söylendi?"

Serdar'ın sesi kısıldı.

"Maske hakkında."

Leyla ayağa kalktı.

"Başka?"

Serdar derin bir nefes aldı.

"Selim hakkında da."

"Selim'e ne oldu?"

Serdar'ın yüzü soldu.

"Onu o gece gördüm."

Baran bir anda ayağa kalktı.

"Az önce görmediğinizi söylediniz."

Serdar gözlerini kapattı.

"Çünkü korktum."

Leyla yaklaşmadı.

"Selim neredeydi?"

Serdar uzun bir sessizlikten sonra cevap verdi.

"Eski adliye binasının bodrumunda."

Leyla'nın yüzü ciddileşti.

"Yalnız mıydı?"

Serdar başını salladı.

"Hayır."

"Yanında kim vardı?"

Serdar cevap vermeden önce Leyla'nın gözlerinin içine baktı.

"Maskeyi taşıyan kişi."

Sayfa 11

Leyla'nın zihninde onlarca soru aynı anda oluştu.

"Maskeyi taşıyan kişinin yüzünü gördünüz mü?"

Serdar başını salladı.

"Hayır."

"Boyu?"

"Orta."

"Yaşı?"

"Bilmiyorum."

"Kadın mı erkek mi?"

Serdar tereddüt etti.

"Erkek olduğunu düşündüm."

Leyla hemen sordu:

"Neden düşündünüz?"

"Sesini duydum."

"Ne söyledi?"

Serdar'ın yüzü yeniden gerildi.

"Selim'e bir şey söyledi."

"Neydi?"

Serdar uzun süre sustu.

Sonunda fısıldadı:

"Hatırla."

Leyla'nın eli masanın üzerinde hareketsiz kaldı.

Hatırla.

Derya'nın bulduğu maskenin yanındaki kâğıtta da aynı kelime vardı.

Telefon görüşmesinde de geçmişten söz edilmişti.

Ve şimdi dokuz yıl önceki olayın içinde de aynı kelime vardı.

Leyla yavaşça oturdu.

"Başka ne söyledi?"

Serdar cevap vermedi.

Baran araya girdi.

"Bu çok önemli."

Serdar başını kaldırdı.

"Sonra ışıklar söndü."

"Ne kadar süre?"

"Bir dakika."

"Sonra?"

"Tekrar yandığında Selim yoktu."

Leyla'nın bakışları sertleşti.

"Diğer kişi?"

Serdar başını iki yana salladı.

"O da yoktu."

Sayfa 12

Leyla odadaki sessizliği bozmadı.

Serdar'ın anlattıkları, dokuz yıldır dosyada bulunmayan bir boşluğu dolduruyordu.

Fakat yeni sorular daha da büyüyordu.

Selim nereye gitmişti?

Maskeyi taşıyan kişi kimdi?

Ve neden bütün izler 17 Ekim tarihine çıkıyordu?

Leyla ayağa kalktı.

"Size son bir soru soracağım."

Serdar başını kaldırdı.

"Dokuz yıl boyunca neden sustunuz?"

Adam gözlerini kaçırdı.

"Çünkü bana bir fotoğraf gösterdiler."

"Nasıl bir fotoğraf?"

Serdar'ın sesi titredi.

"Benim evimin fotoğrafı."

Leyla durdu.

"Ne zaman çekilmişti?"

"Ben görmeden önce."

Baran kaşlarını çattı.

"Yani sizi tehdit ettiler."

Serdar cevap vermedi.

Leyla bunu cevap olarak kabul etti.

"Fotoğraf hâlâ sizde mi?"

Serdar ayağa kalktı.

Salondaki eski bir dolaba yöneldi.

Dolabın en alt çekmecesini açtı.

İçinden küçük bir zarf çıkardı.

Zarfı Leyla'ya verdi.

Leyla açtı.

İçinden siyah bir maske fotoğrafı çıktı.

Fotoğrafın arkasında bir cümle vardı.

"İlkini sakladınız."

Leyla fotoğrafa baktı.

Sonra Serdar'a döndü.

"İkinciyi kim buldu?"

Serdar cevap vermedi.

Çünkü cevabı kendisi de bilmiyordu.

Sayfa 13

Leyla ve Baran binadan çıktığında hava kararmaya başlamıştı.

Arabanın içinde uzun süre kimse konuşmadı.

Baran sonunda sessizliği bozdu.

"Komiserim."

"Evet?"

"Bu dosyada bize anlatılmayan çok şey var."

Leyla camdan dışarı baktı.

"Farkındayım."

"Serdar'ın anlattıkları doğruysa dokuz yıl önce Selim'i gören son kişilerden biri."

"Doğru."

"Ve siyah maske..."

Leyla sözünü tamamladı.

"Şimdiki beyaz maskeyle bağlantılı olabilir."

Baran başını salladı.

"İki farklı maske."

Leyla düşündü.

"Belki iki farklı kişi."

Baran ona baktı.

"Yani birden fazla kişi mi var?"

Leyla cevap vermeden telefonunu çıkardı.

Derya Sönmez'in dosyasını açtı.

Sonra Emre Kaya'nın fotoğrafını.

Ardından Selim Aras'ın eski fotoğrafını.

Üç dosyayı yan yana koydu.

"Henüz bilmiyorum."

Telefonuna yeni bir bildirim geldi.

Bilinmeyen bir numaradan mesaj.

Leyla mesajı açtı.

Tek bir cümle vardı.

"Yanlış kişiyi arıyorsunuz."

Baran ekrana baktı.

"Kim gönderdi?"

Leyla numarayı kontrol etti.

Kayıtlı değildi.

Mesajın altında bir fotoğraf vardı.

Leyla fotoğrafı açtı.

Fotoğrafta eski adliye binasının bodrum kapısı görünüyordu.

Kapının üzerinde küçük bir numara vardı.

17.

Sayfa 14

Leyla fotoğrafı büyüttü.

Bodrum kapısının önünde kimse yoktu.

Fakat kapının hemen yanında duvara kazınmış bir işaret görünüyordu.

Bir maske.

Bu kez maskenin altında küçük bir çizgi vardı.

Baran fotoğrafı inceledi.

"Bu neresi?"

"Eski adliye binası."

"Bu kapı dosyada var mı?"

Leyla başını salladı.

"Hayır."

Baran şaşırdı.

"Dokuz yıl önce olay yeri incelemesi yapılmadı mı?"

"Yapıldı."

"Öyleyse bu kapı neden raporlarda yok?"

Leyla telefonu cebine koydu.

"Bunu öğrenmenin tek bir yolu var."

Baran ne yapacağını anlamıştı.

"Oraya mı gidiyoruz?"

"Evet."

"Şimdi?"

Leyla arabaya yöneldi.

"Şimdi."

Tam araca binecekken telefonu tekrar çaldı.

Bu kez arayan numara gizliydi.

Leyla açtı.

Karşıdaki ses aynı erkek sesiydi.

"Fotoğrafı gördünüz."

Leyla sertçe konuştu.

"Sen kimsin?"

"Henüz bunu bilmeniz gerekmiyor."

"Selim Aras'a ne oldu?"

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra adam konuştu.

"Selim Aras kaybolmadı."

Leyla'nın nefesi kesildi.

"Ne demek istiyorsun?"

Adamın sesi sakin kaldı.

"Onu siz kaybettiniz."

Telefon kapandı.

Leyla birkaç saniye boyunca ekrana baktı.

Sonra Baran'a döndü.

"Adliyeye gidiyoruz."

Bu kez ikisi de konuşmadı.

Sayfa 15

Eski adliye binasına vardıklarında saat akşam yediyi geçmişti.

Bina yıllardır kullanılmıyordu.

Giriş kapısının çevresindeki duvarlar yağmurdan kararmıştı.

Leyla arabadan indi.

Baran el fenerini aldı.

İkisi birlikte binaya girdi.

Koridorlar sessizdi.

Ayak sesleri boş binanın içinde yankılanıyordu.

Leyla telefonundaki fotoğrafı tekrar açtı.

17 numaralı bodrum kapısını arıyorlardı.

Bir süre sonra koridorun sonunda eski bir merdiven gördüler.

Merdiven aşağıya iniyordu.

Baran ışığı aşağı tuttu.

"Burada."

Leyla yavaşça merdivenlerden inmeye başladı.

Her adımda bina daha da sessizleşiyordu.

Sonunda bodrum katına ulaştılar.

Karşılarında eski bir koridor vardı.

Kapıların çoğu kilitliydi.

Leyla duvarları kontrol etti.

Sonra bir kapının üzerinde küçük bir numara gördü.

17.

Baran kapının önüne geçti.

"Kilitli."

Leyla kapı koluna baktı.

Sonra cebinden eldivenlerini çıkardı.

"Kimse dokunmasın."

Kapının kilidine dikkatlice baktı.

Kilit eskiydi.

Fakat üzerinde yeni çizikler vardı.

Sanki yakın zamanda açılmıştı.

Baran feneri kapının altına tuttu.

İçeriden çok az ışık sızıyordu.

Leyla bir an durdu.

"İçeride biri olabilir."

Baran başını salladı.

Leyla kapıyı yavaşça açtı.

Kapı birkaç santim aralandı.

İçeriden soğuk hava geldi.

Odanın içinde eski bir masa vardı.

Masanın üzerinde tek bir nesne duruyordu.

Beyaz bir maske.

Leyla olduğu yerde kaldı.

Baran fısıldadı:

"Komiserim..."

Leyla maskeye bakıyordu.

Maskenin yanında küçük bir kâğıt vardı.

Leyla kâğıda yaklaşmadı.

Sadece uzaktan okuyabildi.

Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:

"Geçmişi arıyorsanız, önce kendinize bakın."

Leyla'nın yüzündeki ifade değişti.

Çünkü masanın hemen arkasındaki duvarda başka bir şey vardı.

Dokuz yıl önce çekilmiş bir fotoğraf.

Fotoğrafta Selim Aras duruyordu.

Yanında Nihat Karaca vardı.

Ve onların arkasında...

Leyla'nın daha önce hiç görmediği üçüncü bir kişi vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 27beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.