9. bölüm / 24
MASKELER lBÖLÜM Vl - SAKLADIĞIM KİŞİ
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM Vl - SAKLADIĞIM KİŞİ
- 1 bilgilendirme yazısı17 kelime
- 2 BÖLÜM l - İLK MASKE2.628 kelime
- 3 BÖLÜM ll - GEÇMİŞİN İZLERİ2.281 kelime
- 4 BÖLÜM lll - HATIRLAMAM GEREKENLER2.238 kelime
- 5 BÖLÜM lV - İLK KAYIP2.507 kelime
- 6 BÖLÜM V - KAYIP OLAN2.602 kelime
- 7 BÖLÜM Vl - SAKLADIĞIM KİŞİ2.461 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 BÖLÜM VVl - SEKİZ NUMARALI KAPI2.456 kelime
- 9 BÖLÜM Vlll - KAPININ ARDINDA2.334 kelime
- 10 BÖLÜM lX - BAŞLADIĞIMIZ YER2.283 kelime
- 11 BÖLÜM X - İLK KAYIT2.385 kelime
- 12 BÖLÜM Xl -2.285 kelime
- 13 BÖLÜM Xll - ESKİ HASTANE2.353 kelime
- 14 BÖLÜM Xlll - HATIRLADIĞIM GECE2.189 kelime
- 15 BÖLÜM XlV - SAKLI ZARF2.365 kelime
- 16 BÖLÜM XV - GÜVENMEK2.343 kelime
- 17 BÖLÜM XVl - ONU BEN GÖNDERDİM2.423 kelime
- 18 BÖLÜM XVll - BABAMIN SON CÜMLESİ2.331 kelime
- 19 BÖLÜM XVlll - GÖNDERİLMEYEN MESAJ2.067 kelime
- 20 BÖLÜM XIX - GÖLGE1.988 kelime
- 21 BÖLÜM XX - PERON 31.988 kelime
- 22 BÖLÜM XXl - UNUTULAN GECENİN TANIĞI1.652 kelime
- 23 BÖLÜM XXll - KIRILAN MASKE1.637 kelime
- 24 BÖLÜM XXlll - İKİNCİ MASKENİN GÖLGESİ1.142 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SAYFA 1
Kapının önünde öylece duruyordum.
Elimde tuttuğum fotoğrafa tekrar baktım.
Üç kişi.
Ben.
Eylül.
Emir.
Fotoğrafın arkasındaki cümle hâlâ aklımda yankılanıyordu.
“BİRİNİ KAYBETTİN. BİRİNİ UNUTTUN. BİRİNİ İSE SEN SAKLADIN.”
Bu üç cümleden hangisinin bana ait olduğunu artık biliyordum.
Birini kaybetmiştim.
Birini unutmuştum.
Ama üçüncüsü...
Üçüncüsü beni korkutuyordu.
Çünkü birini sakladıysam, onu neden sakladığımı da bilmem gerekiyordu.
Ve ben bilmiyordum.
Eylül karşıma geçti.
“Mert.”
Başımı kaldırdım.
“Emir kim?”
Eylül birkaç saniye sustu.
Bu kez kaçmadı.
“Bunu gerçekten hatırlamak istiyor musun?”
“Evet.”
“Hatırladığında bazı şeyleri geri alamazsın.”
“Zaten hiçbir şeyi geri alamıyorum.”
Eylül gözlerini kaçırdı.
Sonra yavaşça konuştu.
“Emir, senin sakladığın kişi.”
İçimde bir şey durdu.
“Benden mi saklandı?”
“Hayır.”
Eylül gözlerimin içine baktı.
“Sen onu sakladın.”
SAYFA 2
Bu cümleden sonra odadaki sessizlik ağırlaştı.
“Onu neden sakladım?”
Eylül cevap vermedi.
“Eylül.”
“Bilmiyorum.”
“Bilmiyorsun mu?”
“Her şeyi bilmiyorum, Mert.”
Sesindeki korkuyu ilk kez bu kadar açık duyuyordum.
“Peki Arda biliyor.”
“Arda bazı şeyleri biliyor.”
“Deniz biliyor.”
Bu kez Eylül’ün yüzü değişti.
“Deniz nerede?”
“Bilmiyorum.”
“Hayır. Bana bunu söyleme.”
“Gerçek bu.”
“Deniz yaşıyor.”
Eylül gözlerini kapattı.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Çünkü mektupta öyle yazıyordu.”
“Deniz’in hâlâ yaşadığını sana kim söyledi?”
“Benim.”
Arkamızdan gelen sesle ikimiz de döndük.
Arda kapının yanında duruyordu.
“Sen ne zaman geldin?”
“Bir süredir buradayım.”
Arda’nın bakışları fotoğrafa kaydı.
Sonra bana baktı.
“Emir’i hatırladın mı?”
“Hayır.”
“Peki yüzünü gördüğünde ne hissettin?”
Fotoğrafa tekrar baktım.
Garip bir şey oldu.
Emir’in yüzüne bakınca içimde korku değil, tanıdık bir his oluştu.
Sanki onu yıllardır tanıyordum.
Sanki onunla ilgili çok önemli bir şeyi biliyordum.
Ama zihnim o bilginin üzerine kalın bir perde çekmişti.
“Onu korumaya çalışmışım.”
Arda başını salladı.
“Evet.”
“Kimden?”
Arda cevap vermeden önce Eylül’e baktı.
Sonra bana döndü.
“Kendinden.”
SAYFA 3
“Benden mi?”
Arda yaklaşarak masanın üzerindeki fotoğrafı aldı.
“Bazen insan bir başkasını dışarıdan gelen bir tehlikeden korur.”
Fotoğrafı çevirdi.
“Bazen de tehlikenin kendisi olur.”
Fotoğrafın arkasındaki yazıya dokundu.
“Senin durumunda ikincisi daha önemli.”
“Ben Emir’e zarar mı verdim?”
Eylül hemen araya girdi.
“Hayır.”
Arda sustu.
Ben Arda’ya baktım.
“Eylül hayır dedi.”
“Çünkü sana gerçeğin tamamını söylemeye hazır değil.”
Eylül ona sertçe baktı.
“Arda.”
“Artık saklayamayız.”
“Henüz değil.”
“Daha ne kadar bekleyeceğiz?”
İkisine de bakıyordum.
Sanki benim hayatım hakkında konuşuyorlar ama ben odada yokmuşum gibi.
“Yeter.”
İkisi de sustu.
“Benim hakkımda konuşuyorsanız, cevapları bana vereceksiniz.”
Arda başını eğdi.
“Emir, seni korkutmaktan korktuğun biri değildi.”
“Kimdi?”
“Senin için önemli biriydi.”
“Ne kadar önemli?”
Arda gözlerini benden kaçırdı.
“Onu kaybettiğini düşündüğün gün, saatlerce aynı cümleyi söyledin.”
“Ne söyledim?”
Arda’nın sesi alçaldı.
“Ben onu saklamadım.”
Kalbim hızlandı.
“Ne?”
“Sen sürekli bunu söylüyordun.”
Eylül gözlerini kapattı.
Bir anlığına başka bir görüntü zihnimde belirdi.
Karanlık bir oda.
Bir çocuk sesi.
“Beni burada bırakma.”
Sonra kendi sesim.
“Gitme.”
Görüntü kayboldu.
Elimi başıma götürdüm.
“Emir...”
SAYFA 4
Adını söylediğim anda görüntü yeniden geldi.
Bu kez daha netti.
Bir koridor.
Duvarın yanında duran küçük bir çanta.
Kapının üzerinde bir numara.
8.
Apartman 8.
Deniz de oradaydı.
Emir de.
Ben de.
Üçümüz aynı koridordaydık.
Ama görüntünün en garip tarafı, üçüncü kişinin kim olduğunu hatırlayamamam değildi.
Dördüncü biri vardı.
Koridorun sonunda duruyordu.
Yüzünü göremiyordum.
“Dördüncü kişi kimdi?”
Arda hemen sordu.
“Ne gördün?”
“Birisi vardı.”
Eylül bana yaklaştı.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
“Hatırlamaya çalışma.”
“Hayır.”
Bu kez geri çekildim.
“Artık durmayacağım.”
Arda yüzüme dikkatle baktı.
“Dördüncü kişiyi hatırlarsan, Emir’in neden saklandığını anlarsın.”
“Emir neden saklandı?”
Arda cevap vermedi.
Ben Eylül’e döndüm.
“Sen biliyorsun.”
“Bazı şeyleri.”
“Emir senden yardım istedi mi?”
Eylül’ün gözleri doldu.
“Evet.”
“Ne zaman?”
“17 Ekim gecesi.”
O an her şey yeniden sustu.
17 Ekim.
23.40.
17 numaralı kapı.
Deniz.
Emir.
Ve ben.
Birbirinden ayrı sandığım bütün parçalar yeniden birleşmeye başlıyordu.
“Emir benden neden saklandı?”
Eylül fısıldadı.
“Çünkü senin değişeceğinden korkuyordu.”
SAYFA 5
“Benim değişmemden mi?”
Eylül başını salladı.
“Senin içinde başka biri ortaya çıkıyordu.”
Bu cümleyi daha önce de duymuştum.
Ama şimdi farklıydı.
Çünkü ilk kez bunun Emir’le bağlantılı olduğunu anlıyordum.
“Diğer Mert ne yaptı?”
Eylül cevap vermeden önce uzun süre sustu.
“Emir seni gördü.”
“Sonra?”
“Sonra seni tanıyamadı.”
Boğazım düğümlendi.
“Ben ona ne yaptım?”
“Hiçbir şey.”
Arda söze girdi.
“Emir senden korktu çünkü sen ona zarar vereceğin için değil, kendine zarar verecek bir karar vereceğinden korktu.”
“Ne kararı?”
Arda masanın üzerine başka bir fotoğraf koydu.
Fotoğrafta bir oda vardı.
Odanın ortasında bir sandalye.
Yanında küçük bir masa.
Masada bir kayıt cihazı.
Fotoğrafın altında tarih yazıyordu.
18 Ekim.
“Bu neresi?”
“Senin evin.”
Fotoğrafa biraz daha yaklaştım.
“Burası benim evim değil.”
Arda başını salladı.
“Şimdi değil.”
“Ne demek şimdi değil?”
“Burası eski evin.”
Fotoğrafı elime aldım.
Arka tarafında tek bir cümle vardı.
“EMİR’İ ORADA SAKLADIN.”
Nefesim kesildi.
“Ben Emir’i evimde mi sakladım?”
Eylül başını eğdi.
“Evet.”
“Kimden?”
Bu kez cevap hemen geldi.
“K’dan.”
SAYFA 6
K.
İsmi duyduğum anda içimdeki bütün sesler sustu.
K.
O harf.
O gölge.
O gece.
Eylül’e baktım.
“K Emir’i neden arıyordu?”
“Çünkü Emir bir şey biliyordu.”
“Ne biliyordu?”
Eylül cevap vermedi.
Arda konuştu.
“Senin hakkında.”
“Ne?”
“Senin hafızanla ilgili.”
Bir an hiçbir şey anlayamadım.
“Emir benim hafızamı mı biliyordu?”
“Evet.”
“Nasıl?”
“Çünkü değişimi ilk fark edenlerden biriydi.”
“Değişimi?”
Arda başını salladı.
“Bir gün sen Mert’tin.”
Sonra fotoğrafa baktı.
“Ertesi gün aynı kişi gibi görünüyordun ama aynı kişi değildin.”
O cümle içimde ağır bir yere dokundu.
“Emir bunu fark etti.”
“Evet.”
“Deniz de biliyordu.”
“Evet.”
“Eylül de biliyordu.”
Arda sustu.
“Peki K?”
“K da biliyordu.”
“Öyleyse neden herkes benden sakladı?”
Eylül cevap verdi.
“Çünkü gerçeği öğrendiğinde ne yapacağından korkuyorduk.”
“Ben ne yapmışım?”
Arda bana baktı.
“Bunu henüz hatırlamadın.”
“Peki Emir?”
“Emir hatırladı.”
“Ve bu yüzden onu sakladım.”
“Hayır.”
Arda’nın sesi kesinleşti.
“Emir’i saklamanın sebebi onun hatırlaması değildi.”
“Öyleyse neydi?”
Arda bir süre sustu.
Sonra tek cümle söyledi.
“Emir, senin diğer tarafının ne yaptığını görmüştü.”
SAYFA 7
O cümleyle birlikte odadaki hava değişti.
“Ne görmüştü?”
Arda cevap vermedi.
Ben masadaki kayıt cihazına baktım.
“Bunu dinleyeceğim.”
Eylül hemen elimi tuttu.
“Hayır.”
“Bunu daha önce de yaptın.”
“Ve her dinlediğinde bir şey kaybettin.”
“Ne kaybettim?”
“Hatırlama gücünü.”
Elimi yavaşça geri çektim.
“Bu kayıt Emir’e ait mi?”
Arda başını salladı.
“Bilmiyorum.”
Kayıt cihazını çalıştırdım.
Önce cızırtı geldi.
Sonra bir nefes sesi.
Ardından genç bir erkek sesi.
“Mert.”
Donup kaldım.
Ses Emir’indi.
“Eğer bunu dinliyorsan, beni sakladığın yeri hatırlamışsın demektir.”
Eylül gözlerini kapattı.
Kayıt devam etti.
“Benden korkma.”
Bir sessizlik oldu.
“Ben senden korkmuyorum.”
Ses titredi.
“Ben senin unutmandan korkuyorum.”
Kalbim hızlandı.
“Çünkü unutursan, onun geri dönmesine izin vereceksin.”
Kayıt kesildi.
Odaya sessizlik çöktü.
“Onun kim olduğunu söyle.”
Kayıt tekrar başladı.
“Diğer Mert.”
Eylül nefesini tuttu.
“Onu durdurmanın tek yolu, gerçeği hatırlaman.”
Sonra kayıt kesildi.
Ben cihazı elimden bıraktım.
“Emir bunu biliyordu.”
Arda başını salladı.
“Evet.”
“Peki sonra ne oldu?”
Arda cevap vermedi.
Bu kez Eylül konuştu.
“Emir kaybolmadı.”
SAYFA 8
Başımı kaldırdım.
“Ne?”
“Emir kaybolmadı.”
“Az önce Arda kaybolduğunu söyledi.”
“Çünkü herkes öyle sanıyordu.”
“Sen ne biliyorsun?”
Eylül’ün sesi titredi.
“Emir’i sen sakladın.”
“Bunu biliyorum.”
“Ama onu sakladığın yer düşündüğün yer değildi.”
“Ne demek bu?”
Eylül masanın çekmecesini açtı.
İçinden küçük bir anahtar çıkardı.
Anahtarın üzerinde tek bir harf vardı.
E.
“Bu ne?”
“Emir’in bıraktığı anahtar.”
“E harfi.”
“Evet.”
“Eylül?”
Eylül başını salladı.
“Hayır.”
Anahtarı elime aldım.
İçimde yine bir görüntü oluştu.
Bir kapı.
Anahtar.
Karanlık.
Ve Emir.
“Bunu bana o verdi.”
“Ne zaman?”
“Gitmeden önce.”
“Gitmeden önce nereye?”
Eylül cevap vermedi.
Ben anahtarı sıktım.
“Eylül.”
“Eski evine.”
“Orada ne var?”
“Bir oda.”
“Başka?”
“Bir cevap.”
Arda başını kaldırdı.
“Oraya gitmemelisin.”
“Niye?”
“Çünkü orası K’nın bilmediği tek yer.”
Bu kez Eylül Arda’ya baktı.
“Artık biliyor olabilir.”
Arda sustu.
Ben anahtara baktım.
Sonra kapıya.
“Gidiyoruz.”
Eylül başını salladı.
“Ben de geliyorum.”
Arda hemen itiraz etti.
“Hayır.”
“Eylül gelmezse ben de gitmem.”
İkisi de sustu.
Sonunda Arda başını eğdi.
“Öyleyse üçünüz gideceksiniz.”
“Üçümüz?”
Arda bana baktı.
“Hayır.”
Kapının dışından bir ses geldi.
“Dördünüz.”
SAYFA 9
Hepimiz kapıya döndük.
Koridor boştu.
Ama yerde bir zarf vardı.
Arda eğilip aldı.
Üzerinde isim yoktu.
Zarfı açtı.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta dört kişi vardı.
Ben.
Eylül.
Deniz.
Emir.
Ama fotoğrafın arkasında başka bir cümle yazıyordu.
“DÖRDÜNÜZDEN BİRİ, HİÇBİR ZAMAN ORADA DEĞİLDİ.”
Eylül fotoğrafı görünce geri çekildi.
“Bu mümkün değil.”
“Ne demek?”
“Bu fotoğrafı daha önce gördüm.”
“Ne zaman?”
“17 Ekim gecesi.”
Arda fotoğrafı dikkatle inceledi.
“Bir şey fark ettiniz mi?”
Fotoğraftaki yüzlere baktım.
Deniz kameraya bakıyordu.
Emir gülümsüyordu.
Eylül doğrudan bana bakıyordu.
Ben ise...
Arkamdaki boşluğa bakıyordum.
“Ben neye bakıyorum?”
Arda fotoğrafı yaklaştırdı.
“Bir şeye.”
“Ne?”
“Bir gölgeye.”
Fotoğrafın sağ tarafında belirsiz bir karaltı vardı.
K.
O harf yeniden ortaya çıkmıştı.
Ama bu kez gölgeye dikkatlice baktığımda başka bir şey gördüm.
Gölgenin yanında küçük bir çocuk vardı.
“Bu kim?”
Eylül fotoğrafa baktı.
Yüzü bir anda değişti.
“Mert...”
“Kim bu çocuk?”
Eylül cevap vermedi.
Ben fotoğrafı kendime yaklaştırdım.
Çocuğun yüzünü seçmeye çalıştım.
Ve bir anda onu tanıdım.
“Emir.”
Eylül başını salladı.
“Hayır.”
“Ne?”
“Çocuk Emir değil.”
SAYFA 10
Kalbim hızlandı.
“Öyleyse kim?”
Eylül gözlerime baktı.
“Sen.”
O an zaman durdu.
“Ne?”
“Fotoğraftaki çocuk sensin.”
Fotoğrafa yeniden baktım.
Küçük çocuk.
Yanında Deniz.
Emir.
Eylül.
Ve arka planda K’ya benzeyen gölge.
Ama fotoğrafın çekildiği tarih 17 Ekim değildi.
Tarih kısmında daha eski bir gün yazıyordu.
12 yıl önce.
“Bu fotoğraf ne?”
Arda konuştu.
“Her şeyin başladığı yer.”
“Ben o zaman kaç yaşındaydım?”
Eylül cevap verdi.
“Çok küçüktün.”
“Emir?”
“Emir de küçüktü.”
“Deniz?”
“Deniz de.”
Birbirlerine baktılar.
“Demek biz birbirimizi o zamandan beri tanıyoruz.”
Eylül sessizce başını salladı.
“Evet.”
“Peki K?”
“Onu o zaman tanımıyorduk.”
“Öyleyse gölge kim?”
Arda fotoğrafı aldı.
“İşte asıl soru bu.”
Bir süre hepimiz sustuk.
Sonra fotoğrafın arkasındaki ikinci cümleyi fark ettim.
Daha önce görmemiştim.
“ÇOCUKLUĞUNDA KAYBETTİĞİN KİŞİYİ HATIRLA.”
Başımı kaldırdım.
“Ben çocukken kimi kaybettim?”
Eylül’ün gözleri doldu.
“Bunu sana söyleyemem.”
“Neden?”
“Çünkü onu hatırlarsan, Emir’in neden seni sakladığını da anlayacaksın.”
“Ve diğer Mert?”
Eylül cevap verdi.
“Onun neden ortaya çıktığını da.”
SAYFA 11
O gece yola çıktık.
Eski evime doğru ilerlerken kimse konuşmadı.
Arda önde gidiyordu.
Eylül yanımdaydı.
Ben ise camdan dışarı bakıyordum.
Çocukluk fotoğrafı hâlâ elimdeydi.
Bir yüzü tanıyamamak bu kadar ağır olabilir miydi?
İnsan kendi geçmişine yabancılaşınca, bugünü de sorgulamaya başlıyordu.
Eski evin önünde durduk.
Kapıyı açtığım anda içimde bir ürperti oluştu.
Burası tanıdık geliyordu.
Ama hiçbir şeyi hatırlamıyordum.
Koridordan geçtik.
Duvarın üzerindeki çiziklere baktım.
Bir tanesi gözümün önünde canlandı.
Küçük bir el.
Kalem.
Duvara yazılmış tek kelime.
“EMİR.”
Elimi duvara koydum.
“Burada mıydı?”
Eylül başını salladı.
“Evet.”
“Bana ne söylemişti?”
“Bilmiyorum.”
“Eylül.”
“Gerçekten bilmiyorum.”
Tam o anda üst kattan bir ses geldi.
Bir kapı kapandı.
Arda hemen yukarı baktı.
“Burada biri var.”
Hepimiz merdivenlere yöneldik.
Üst katta koridorun sonunda bir kapı vardı.
Kapının üzerinde küçük bir çizik.
17.
Mert olduğum yerde kaldım.
“Bu kapı...”
Arda bana baktı.
“Hatırladın mı?”
“Hayır.”
Ama içimde başka bir ses konuştu.
Bu kez o ses benim sesim değildi.
“Beni burada bıraktın.”
SAYFA 12
Kapının önünde durdum.
Eylül arkamdan geldi.
“Mert, açma.”
“Bunu daha önce söyledin.”
“Çünkü aynı şeyi tekrar yaşamanı istemiyorum.”
Anahtarı çıkardım.
Elimdeki küçük anahtar kapının kilidine uydu.
Arda nefesini tuttu.
Anahtarı çevirdim.
Kapı açıldı.
İçerisi boştu.
Sadece bir sandalye vardı.
Sandalyenin üzerinde küçük bir kutu duruyordu.
Kutuyu aldım.
Üzerinde ismim yazıyordu.
MERT.
Kapağını açtım.
İçinden çocukluk fotoğrafının başka bir kopyası çıktı.
Bir de küçük bir oyuncak.
Oyuncağı gördüğüm anda gözlerim doldu.
Hatırladım.
Bir çocuk.
Ben.
Yanımda başka bir çocuk.
“Bu Emir değil.”
Eylül sessizce sordu.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
Oyuncağı elimde sıktım.
Bir ses.
Çok eski bir ses.
“Bunu sakla.”
Sonra başka bir ses.
“Kimseye söyleme.”
Görüntü değişti.
Ben ağlıyordum.
Yanımdaki çocuk kapının arkasında duruyordu.
Ve biri bize doğru yürüyordu.
Yüzünü göremiyordum.
Ama o sesi tanıyordum.
“Eğer bunu anlatırsanız, her şeyi unutursunuz.”
Gözlerimi açtım.
“Biri bizi tehdit etmiş.”
Arda bana baktı.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
Sonra kutunun dibinde küçük bir kâğıt gördüm.
Üzerinde tek bir cümle vardı.
“EMİR, SENİ DEĞİL; İÇİNDEKİ ONU SAKLADI.”
SAYFA 13
Kâğıdı okuduğum anda her şey daha da karıştı.
“Emir beni saklamadı.”
Eylül başını salladı.
“Hayır.”
“İçimdeki onu sakladı.”
“Evet.”
“Diğer Mert.”
Eylül sustu.
Arda ilk kez doğrudan cevap verdi.
“Evet.”
“Emir, diğer Mert’i benden sakladı.”
“Evet.”
“Nasıl?”
Arda kutuyu aldı.
“Bunu çözmek için önce o geceyi hatırlaman gerekiyor.”
“17 Ekim.”
“Evet.”
“23.40.”
“Evet.”
“Deniz.”
“Evet.”
“Emir.”
Arda sustu.
“Ve K.”
Bu kez Eylül konuştu.
“K orada değildi.”
“Peki gölge?”
“Başka biriydi.”
“Kim?”
Eylül’ün yüzü bembeyaz oldu.
“Bilmiyorum.”
“Sen de mi bilmiyorsun?”
“Hayır.”
Tam o anda kutunun içindeki küçük kayıt cihazı çalıştı.
Bir çocuk sesi duyuldu.
“Mert, eğer bunu bulduysan...”
Ses kesildi.
Sonra devam etti.
“Demek ki beni hatırlamaya başladın.”
Donup kaldım.
Bu ses Emir’e aitti.
“Ben seni saklamadım.”
Kayıt devam etti.
“Ben seni korumaya çalıştım.”
Sonra bir sessizlik.
“Çünkü o gece sen yalnız değildin.”
Gözlerimi kapattım.
Emir’in sesi son kez duyuldu.
“Yanında seni senden korumaya çalışan biri vardı.”
Kayıt kapandı.
“Kim?”
Arda bana baktı.
Eylül ise ağlamak üzereydi.
Cevabı ikisi de bilmiyordu.
Ama kutunun dibinde başka bir kâğıt vardı.
Bu kez yalnızca iki kelime yazıyordu.
“DENİZ’E GÜVEN.”
SAYFA 14
Deniz.
Bu isim artık bir cevap değil, başka bir kapıydı.
Ama ilk kez o kapıyı açmak istemiyordum.
Çünkü her cevap yeni bir soru getiriyordu.
Eylül yanıma geldi.
“Mert.”
“Ne?”
“Deniz sana zarar vermedi.”
“Biliyorum.”
“Hayır. Bunu gerçekten bilmen gerekiyor.”
Ona baktım.
“Deniz senin düşmanın değildi.”
“Peki neydi?”
Eylül gözlerini yere indirdi.
“Senin en güvendiğin kişiydi.”
“Öyleyse neden kayboldu?”
“Çünkü seni korumak için.”
“Benden mi?”
Eylül başını kaldırdı.
“Evet.”
Bu cevap içimi daha çok acıttı.
“Benden koruduğu kişi kimdi?”
Eylül sustu.
Arda cevap verdi.
“Emir.”
“Emir’i benden mi korudu?”
“Hayır.”
Arda bir adım yaklaştı.
“Emir’i senden değil, diğer Mert’ten korudu.”
O anda bir şey hatırladım.
17 Ekim gecesi.
Saat 23.40.
Ben kapının önündeydim.
Deniz karşımdaydı.
Emir arkamdaydı.
Eylül ağlıyordu.
Ve başka biri bana bakıyordu.
Bu kez yüzünü gördüm.
K değildi.
Arda değildi.
Tanımadığım biri değildi.
Benim yüzümdü.
Ama ben değildim.
Diğer Mert.
Bana bakıyordu.
Ve Deniz bağırıyordu.
“Onu durdur!”
Görüntü kesildi.
Dizlerimin üzerine çöktüm.
“Hatırladım.”
Eylül hemen yanıma geldi.
“Ne hatırladın?”
Başımı kaldırdım.
“Diğer Mert’i.”
SAYFA 15
Odadaki herkes sustu.
“Ne yaptı?”
Eylül’ün sesi titriyordu.
“Henüz tamamını hatırlamadım.”
Arda yanıma çömeldi.
“Ne gördün?”
“Deniz.”
“Ne yaptı?”
“Beni durdurmaya çalışıyordu.”
“Başka?”
“Emir oradaydı.”
Arda başını salladı.
“Sonra?”
“Diğer Mert ortaya çıktı.”
Eylül gözlerini kapattı.
“Ve ben...”
Cümleyi tamamlayamadım.
Çünkü son görüntü zihnimde yeniden belirdi.
Emir bana bakıyordu.
Korkmuyordu.
Sadece üzgündü.
Sonra bana bir şey söylemişti.
“Beni saklarsan, onu da saklamış olursun.”
Gözlerimi açtım.
“Emir neden beni sakladı, şimdi anlıyorum.”
Eylül bana baktı.
“Neden?”
“Çünkü diğer Mert’in benden çıkmasını istemiyordu.”
Arda sessizce başını salladı.
“Ama bir şey hâlâ eksik.”
“Ne?”
“Emir nerede?”
Bu soruyla birlikte odanın sessizliği yeniden değişti.
Çünkü Emir’in kaybolmadığını artık biliyorduk.
Ama nerede olduğunu bilmiyorduk.
Tam o anda telefonuma bir mesaj geldi.
Ekranda yalnızca tek bir cümle vardı.
“EMİR’İ ARAMA.”
Altında ikinci mesaj belirdi.
“ÇÜNKÜ O SENİ ARIYOR.”
Telefon elimde donup kaldı.
Eylül ekrana baktı.
Arda yaklaşarak mesajı okudu.
Sonra üçüncü mesaj geldi.
“17 NUMARALI KAPIYI AÇTIN.”
Bir saniye sonra dördüncü mesaj geldi.
“ŞİMDİ 8 NUMARALI KAPIYA GİT.”
Telefon ekranına baktım.
8.
Apartman 8.
Deniz’in kaybolduğu yer.
Emir’in son görüldüğü yer.
Ve benim geçmişimin başladığı yer.
Bu kez geri dönmeyecektim.
Çünkü ilk kez kimi aradığımı biliyordum.
Emir’i değil.
Kendimi arıyordum.
Ve biliyordum ki 8 numaralı kapının arkasında yalnızca Emir’in değil, benim de yıllardır sakladığım bir gerçek vardı.
Bölüm etkileşimi
