MASKELER l kitap kapağı

25. bölüm / 24

MASKELER l

BÖLÜM XXll - KIRILAN MASKE

Vaveyla Yazarı: İremora 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM XXll - KIRILAN MASKE

Sayfa 1

Telefon elimde öylece kaldı.

Karşı taraf çoktan kapatmıştı ama sesi hâlâ kulağımdaydı.

“Beni hatırladığında, Selim'in neden kaybolduğunu da anlayacaksın.”

Leyla gözlerimin içine baktı.

“Kimdi?”

Başımı yavaşça salladım.

“Bilmiyorum.”

Baran hemen araya girdi.

“Sesini tanımadın mı?”

“Hayır.”

Ama içimde bir şey bunun doğru olmadığını söylüyordu.

Sanki o sesi daha önce duymuştum.

Sadece nerede duyduğumu hatırlayamıyordum.

Leyla yerdeki beyaz maskeyi aldı.

“Bunu burada bırakmayacağız.”

Maskeyi çantasına koydu.

Tam çıkacakken telefonum yeniden titredi.

Bu kez mesaj vardı.

Tek bir fotoğraf.

Fotoğrafı açtığımda nefesim kesildi.

Dokuz yıl önceki adliyenin önündeydik.

Leyla.

Baran.

Selim.

Ve ben.

Fotoğrafın altında ise yalnızca şu yazıyordu:

“Dördüncü kişi seni hatırlıyor.”

Sayfa 2

Fotoğrafı Leyla'ya uzattım.

Baktığı anda yüzündeki ifade değişti.

“Bu fotoğrafı daha önce görmedim.”

Baran fotoğrafı aldı.

“Burada hepimiz varız.”

“Ben de onu söylüyorum.”

Baran parmağıyla fotoğrafın kenarını gösterdi.

“Burada başka bir şey var.”

Fotoğrafı yaklaştırdık.

Arka plandaki binanın penceresinde bir siluet görünüyordu.

Yüzü seçilmiyordu.

Ama elinde aynı beyaz maske vardı.

Leyla bir anda sustu.

“Bu kişi…”

“Ne?”

“Bizi izliyordu.”

Baran başını kaldırdı.

“Dokuz yıl önce de mi?”

Leyla cevap vermedi.

Fotoğrafın arkasını çevirdi.

Bu kez yeni bir cümle vardı.

“İlk hatırlayan, son kaybolan olacak.”

Baran'ın yüzü gerildi.

“Bu artık oyun değil.”

Leyla ona baktı.

“Zaten hiçbir zaman oyun değildi.”

O anda koridorun sonunda bir kapı gıcırdayarak açıldı.

Sayfa 3

Üçümüz aynı anda kapıya döndük.

İçerisi karanlıktı.

Baran fenerini kaldırdı.

“Kim var orada?”

Cevap gelmedi.

Yavaşça ilerledik.

Kapının üzerinde eski bir tabela vardı.

“21-B.”

Leyla durdu.

“Bu oda planda yoktu.”

Baran kapının koluna uzandı.

Kapı zaten açıktı.

İçeri girdiğimizde odanın ortasında tek bir sandalye vardı.

Sandalyenin üzerinde eski bir kayıt cihazı duruyordu.

Yanında da küçük bir anahtar.

Anahtarın ucunda metal bir etiket vardı.

“17.”

Leyla anahtarı eline aldı.

“17 numara…”

Baran hemen sordu:

“Nerede?”

Leyla başını kaldırdı.

“Eski bodrum katında.”

Bir süre birbirimize baktık.

Sonra kayıt cihazı kendiliğinden çalıştı.

Cızırtının ardından aynı ses duyuldu.

“Eğer 17 numaralı kapıyı bulduysanız…”

Ses birkaç saniye sustu.

“Artık maskenin arkasındaki kişiyi değil, maskeyi neden taktığınızı düşünün.”

Kayıt sona erdi.

Sayfa 4

Bodrum kata indiğimizde hava daha da soğuktu.

Koridorun sonunda 17 numaralı kapı vardı.

Kapının üzerinde kalın bir zincir bulunuyordu.

Baran zincire baktı.

“Bunu açmak kolay olmayacak.”

Leyla elindeki anahtarı gösterdi.

“Belki de bunun için buradayız.”

Anahtarı kilide soktu.

İlk denemede dönmedi.

İkinci kez çevirdi.

Kilitten bir ses geldi.

Zincir yere düştü.

Kapıyı açtık.

İçeride eski dosyalar, kutular ve birkaç masa vardı.

Duvarın tam ortasında ise büyük bir ayna duruyordu.

Aynanın üzerinde siyah kalemle bir cümle yazılmıştı:

“Yüzünü gördüğünde hatırlayacaksın.”

Aynaya yaklaştım.

Kendi yansımama baktım.

Bir şey yanlıştı.

Yüzümde değildi.

Arkamdaki yansımada bir gölge vardı.

Ama arkamda kimse yoktu.

Bir anda döndüm.

Oda boştu.

Tekrar aynaya baktığımda gölge kaybolmuştu.

Leyla yanıma geldi.

“Ne gördün?”

“Birini.”

“Kim?”

“Bilmiyorum.”

Bu kez Leyla da aynaya baktı.

Ve yüzü bir anda bembeyaz oldu.

Sayfa 5

“Ne oldu?”

Leyla aynaya dokundu.

“Bu aynayı tanıyorum.”

Baran şaşkınlıkla ona baktı.

“Nasıl?”

“Hatırlamıyorum.”

Aynanın kenarını inceledi.

Çerçevede küçük bir çizik vardı.

Leyla parmağını çizginin üzerinde gezdirdi.

“Bunu ben yapmışım.”

Baran sustu.

“Ne zaman?”

Leyla gözlerini kapattı.

“Dokuz yıl önce.”

Bir görüntü zihninde canlanmış olmalıydı.

Çünkü bir anda geri çekildi.

“Selim buradaydı.”

“Ne yaptı?”

Leyla nefesini toparlamaya çalıştı.

“Bana bir şey söyledi.”

“Ne söyledi?”

Leyla gözlerini açtı.

“Bana güvenme.”

Baran kaşlarını çattı.

“Kime söyledi?”

Leyla'nın bakışları bana döndü.

“Sana.”

O an odadaki sessizlik ağırlaştı.

“Bana mı?”

Leyla başını salladı.

“Selim seni gördüğünde bunu söylemiş.”

“Peki neden?”

Leyla cevap veremedi.

Aynanın arkasından küçük bir ses geldi.

Tak.

Sonra bir kez daha.

Tak.

Sayfa 6

Baran aynayı duvardan çekti.

Arkasında küçük bir bölme vardı.

İçinden eski bir zarf çıktı.

Zarfın üzerinde ismim yazıyordu.

Leyla bana baktı.

“Bu senin.”

Zarfı açtım.

İçinde tek bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta ben vardım.

Tek başımaydım.

Fakat fotoğrafın arkasında başka birinin eli görünüyordu.

Fotoğrafın arkasına yazılmış cümleyi okudum:

“Bu fotoğrafı gördüğünde bana inanma.”

Altında bir tarih vardı.

Dokuz yıl önce.

Baran fotoğrafı elimden aldı.

“Bunu kim çekmiş?”

Leyla fotoğrafa dikkatle baktı.

“Fotoğrafın çekildiği yer…”

“Ne olmuş?”

“Burası.”

Odaya baktım.

Fotoğraf gerçekten bu odada çekilmişti.

Ama ben bu odaya ilk kez girdiğimi sanıyordum.

İşte o an zihnimde kısa bir görüntü belirdi.

Bir sandalye.

Bir masa.

Karşımda Selim.

Ve elimde beyaz bir maske.

Görüntü kayboldu.

Başımı tuttum.

Leyla hemen yanıma geldi.

“Hatırladın mı?”

Fısıldadım:

“Ben burada bulunmuşum.”

Sayfa 7

Hatırladığım görüntü parçalar hâlinde geliyordu.

Selim karşımdaydı.

Konuşuyordu.

Ama sesi net değildi.

Sonra başka biri içeri giriyordu.

Yüzünü göremiyordum.

Sadece maskeyi görüyordum.

Beyaz maske.

Çatlak.

Aynı maske.

Gözlerimi açtım.

“Maskeyi takan kişi buradaydı.”

Baran sordu:

“Kim?”

“Bilmiyorum.”

Leyla sessizce yere baktı.

Sonra bir şey fark etti.

Masanın altında küçük bir not vardı.

Notu açtı.

“Birini arıyorsanız…”

Devamını okudu.

“Önce kendinize bakın.”

Baran sinirlendi.

“Yeter artık.”

Notu buruşturdu.

“Biri bizi sürekli aynı yere çekiyor.”

Leyla ona baktı.

“Çünkü aradığımız cevap burada.”

“Peki cevap ne?”

Leyla başını kaldırdı.

“Selim'in neden kaybolduğu değil.”

“Ne?”

“Selim'in neden bizi unutturmak istediği.”

Bu cümle hepimizi susturdu.

Sayfa 8

Bir anda bodrum katının ışıkları yandı.

Kapının dışında bir gölge belirdi.

Bu kez kaçmadı.

Maskeli kişi kapının önünde duruyordu.

Baran hemen ona doğru ilerledi.

“Sen!”

Maskeli kişi geri çekilmedi.

Leyla da yanına geldi.

“Bizi neden buraya getirdin?”

Maskeli kişi başını eğdi.

“Ben sizi buraya getirmedim.”

“Kim getirdi?”

Cevap vermedi.

Baran öfkeyle sordu:

“Selim nerede?”

Maskeli kişi ilk kez doğrudan ona baktı.

“Selim, sizin sandığınız yerde değil.”

Leyla'nın sesi titredi.

“Yaşıyor mu?”

Maskeli kişi sustu.

Bu sessizlik yeterliydi.

Leyla'nın gözleri doldu.

“Yaşıyor.”

Maskeli kişi başını hafifçe çevirdi.

“Bunu ben söylemedim.”

Sonra bana baktı.

“Sen söyledin.”

Donup kaldım.

“Ne?”

“Dokuz yıl önce.”

Maskeli kişi maskesine dokundu.

“Onu saklayan sendin.”

Sayfa 9

O cümleyle birlikte zihnimde bir görüntü patladı.

Selim.

Karanlık bir oda.

Kapıyı ben kapatıyordum.

Selim bana bakıyordu.

“Beni burada bırakma.”

Sonra başka bir ses.

“Onu kimse bulmamalı.”

Kendi sesimdi.

Görüntü bir anda kesildi.

Dizlerimin bağı çözüldü.

Leyla beni tuttu.

“Ne gördün?”

“Ben…”

Konuşamadım.

Maskeli kişi olduğu yerde duruyordu.

“Hatırlamaya başladın.”

Baran ona döndü.

“Sen kimsin?”

Maskeli kişi maskesini çıkarmaya başladı.

Önce elini kaldırdı.

Sonra maskenin kenarını tuttu.

Ama yüzünü tamamen göstermeden durdu.

“Henüz değil.”

Baran öne çıktı.

“Maskeyi çıkar!”

Maskeli kişi geri çekildi.

“Çünkü yüzümü görürseniz…”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Beni değil, kendinizi hatırlarsınız.”

Sonra ışıklar tekrar söndü.

Bir kapı çarptı.

Karanlıkta yalnızca ayak sesleri duyuldu.

Sayfa 10

Işıklar yeniden yandığında maskeli kişi yoktu.

Yerde yalnızca beyaz maskesi vardı.

Baran maskeyi almak için eğildi.

Leyla onu durdurdu.

“Dokunma.”

“Neden?”

“Çünkü bu kez bir şey bırakmış olabilir.”

Maskenin altında küçük bir kâğıt vardı.

Leyla kâğıdı aldı.

Üzerinde bir adres yazıyordu.

Baran adresi görünce şaşırdı.

“Burası…”

“Ne?”

“Selim'in eski evi.”

Leyla ona baktı.

“Emin misin?”

“Orada yıllar önce arama yapılmıştı.”

“Ve?”

“Ev boştu.”

Leyla kâğıdı katladı.

“Demek ki artık boş değil.”

Bodrumdan çıktık.

Adrese gitmek için hazırlanırken telefonuma bir mesaj daha geldi.

Bu kez numara yoktu.

Sadece bir cümle:

“Geçmişin kapısını açtığında, içeride seni bekleyen kişiyle yüzleşeceksin.”

Mesajın altında bir fotoğraf vardı.

Selim'in eski evi.

Ve evin penceresinde yanan tek bir ışık.

Sayfa 11

Evin önüne geldiğimizde gece yarısını geçmişti.

Sokak tamamen sessizdi.

Penceredeki ışık hâlâ yanıyordu.

Baran arabadan indi.

“Ben önden gideceğim.”

Leyla onu durdurdu.

“Hayır. Birlikte.”

Kapıya yaklaştık.

Kapı kilitli değildi.

İçeri girdiğimizde evin havası ağırdı.

Her şey eskiydi.

Ama toz yoktu.

Sanki biri burada hâlâ yaşıyordu.

Masada üç fincan vardı.

Biri hâlâ sıcaktı.

Baran fısıldadı:

“Burada biri var.”

Üst kattan bir ses geldi.

Bir eşya yere düşmüş gibiydi.

Leyla başını kaldırdı.

“Selim?”

Cevap gelmedi.

Merdivenleri çıktık.

Koridorun sonunda bir kapı açıktı.

İçeriden bir ışık geliyordu.

Kapının önünde durdum.

Nedense içeri girmekten korkuyordum.

Çünkü içimdeki o tanıdık his yeniden ortaya çıkmıştı.

Bu kapının arkasını daha önce görmüştüm.

Belki de dokuz yıl önce.

Sayfa 12

Kapıyı açtım.

Oda boştu.

Ama duvarın üzerinde onlarca fotoğraf vardı.

Hepsinde biz vardık.

Leyla.

Baran.

Selim.

Ve ben.

Bazı fotoğraflar dokuz yıl öncesine aitti.

Bazıları ise çok yeniydi.

Baran fotoğraflara baktı.

“Bizi biri takip etmiş.”

Leyla duvardaki son fotoğrafa yaklaştı.

Fotoğraf bugün çekilmişti.

Üçümüz eski adliyenin önündeydik.

Arkamızda maskeli kişi görünüyordu.

Leyla fotoğrafı eline aldı.

“Bizi sürekli izliyordu.”

Sonra fotoğrafın arkasına baktı.

Bir adres daha vardı.

Bu kez hiçbirimiz tanımıyorduk.

Adresin altında tek bir kelime yazıyordu:

“Tanık.”

Baran başını kaldırdı.

“Bu kim?”

Leyla cevap vermedi.

Çünkü odanın diğer tarafında bir ses duyuldu.

“Ben.”

Üçümüz aynı anda döndük.

Kapının yanında bir adam duruyordu.

Yüzü görünmüyordu.

Ama sesi tanıdıktı.

Çok tanıdık.

Sayfa 13

Adam yavaşça ışığın altına çıktı.

Yüzüne baktığım anda zaman durmuş gibi oldu.

Onu tanıyordum.

Ama nereden tanıdığımı çıkaramıyordum.

Leyla'nın gözleri büyüdü.

“Sen…”

Adam sustu.

Baran bir adım attı.

“Selim?”

Adam cevap vermedi.

Bunun yerine bana baktı.

“Beni hatırladın mı?”

Dudaklarım kurudu.

“Hayır.”

Adam acı bir şekilde gülümsedi.

“Yalan.”

Leyla ona doğru yürüdü.

“Dokuz yıl önce ne oldu?”

Adamın yüzündeki ifade değişti.

“Dokuz yıl önce siz üçünüz bir karar verdiniz.”

Baran sordu:

“Ne kararı?”

Adam bana baktı.

“Onu saklamaya.”

“Selim'i mi?”

Adam başını salladı.

“Hayır.”

Odanın içindeki hava bir anda ağırlaştı.

“Başka birini.”

Leyla'nın yüzü bembeyaz oldu.

“Kim?”

Adam cevap vermeden önce bana baktı.

“Bunu en iyi o biliyor.”

Parmağı beni gösteriyordu.

Sayfa 14

Başımın içinde binlerce görüntü birbirine girdi.

Bir oda.

Bir masa.

Bir maske.

Selim.

Leyla.

Baran.

Ve yerde duran başka bir kişi.

Yüzünü göremiyordum.

Ama bir şey çok netti.

O gece sadece bir kişi kaybolmamıştı.

bir kişi bulunmuştu.

Ve biz onu saklamıştık.
. . .
Sayfa 15

Maskeli kişi maskeyi yere bıraktı.

Sonra yüzündekini çıkardı.

Bu kez saklanmadı.

Yüzünü gördüğüm anda nefesim kesildi.

Leyla'nın ağzından tek bir kelime çıktı:

“Hayır…”

Baran geri çekildi.

Ben ise olduğum yerde kaldım.

Çünkü karşımızdaki kişi yabancı değildi.

Tam tersine…

Onu hepimiz tanıyorduk.

Yıllardır hayatımızın içindeydi.

Ama kimse onun bu hikâyenin parçası olduğunu bilmiyordu.

Adam gözlerimin içine baktı.

“Artık hatırladın.”

Masadaki eski fotoğraflardan biri yere düştü.

Fotoğrafın arkasında son bir cümle vardı:

“Gerçek ortaya çıktığında, ilk maske kırılır.”

Adam kapıya yöneldi.

Leyla arkasından bağırdı:

“Sen kimsin?”

Adam durdu.

Ama dönmedi.

“Bunu öğrenmek için ikinci maskeyi kırmanız gerekecek.”

Kapı kapandı.

Odanın içinde yalnızca sessizlik kaldı.

Yerdeki beyaz maskeye baktım.

Çatlak artık daha büyüktü.

Ve o an anladım.

İlk maske kırılmıştı.

Ama asıl yüz hâlâ gizliydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 9beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.