MASKELER l kitap kapağı

24. bölüm / 24

MASKELER l

BÖLÜM XXl - UNUTULAN GECENİN TANIĞI

Vaveyla Yazarı: İremora 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM XXl - UNUTULAN GECENİN TANIĞI

Sayfa 1

Eski adliyenin önünde durduğumuzda gece çoktan çökmüştü.

Leyla, arabadan iner inmez etrafı dikkatlice inceledi.

Baran hemen arkasındaydı.

Ben ise birkaç adım geride kalmıştım.

Binanın yıllardır kullanılmayan girişine baktım.

Duvarlarda zamanın bıraktığı izler vardı.

Ama gözlerim başka bir şeye takıldı.

Karşı kaldırımda biri duruyordu.

Üzerinde koyu renk bir palto vardı.

Yüzünü göremiyordum.

Çünkü yüzünde beyaz bir maske vardı.

“Leyla…”

Leyla başını çevirdi.

Fakat o kişi çoktan hareket etmişti.

Sokağın köşesine doğru yürüdü.

“Peşinden gitmeyin,” dedi Leyla.

Baran şaşkınlıkla ona baktı.

“Neden?”

Leyla gözlerini maskeli kişinin kaybolduğu yere dikti.

“Çünkü bizi buraya getirmesini istediği şey tam olarak bu.”

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra Leyla eski adliyenin kapısına yöneldi.

“İçeri giriyoruz.”

Kapı açıldığında içeriden ağır bir sessizlik yükseldi.

Sayfa 2

Koridorun duvarlarında eski dosya numaraları hâlâ duruyordu.

Baran el fenerini kaldırdı.

“Burası yıllardır kapalı.”

Leyla başını salladı.

“Resmî kayıtlara göre evet.”

“Resmî olmayan kayıtlara göre?”

Leyla cevap vermedi.

Bu sessizlik cevaptan daha ağırdı.

Bir süre ilerledikten sonra eski arşiv odasının önünde durdu.

Kapının üzerinde silinmeye yüz tutmuş bir yazı vardı.

“D-17.”

Baran kapıya baktı.

“Dosya numarası mı?”

Leyla elini kapının üzerine koydu.

“Hayır.”

Anahtarı çıkardı.

“Bu odanın numarası.”

Kapı açıldı.

İçerisi neredeyse tamamen boştu.

Rafların çoğu sökülmüş, dosyaların büyük kısmı taşınmıştı.

Fakat odanın en sonunda tek bir dolap duruyordu.

Leyla doğrudan ona yürüdü.

Dolabın kapağını açtı.

İçeride yalnızca bir dosya vardı.

Dosyanın üzerinde tek bir kelime yazıyordu.

“SELİM.”

Baran nefesini tuttu.

Dokuz yıl önce kaybolan Selim Aras.

Dosya burada olmamalıydı.

Sayfa 3

Leyla dosyayı masaya bıraktı.

Kapağı açtı.

İlk sayfadaki tarih dokuz yıl öncesine aitti.

Fotoğraflara baktık.

Selim’in farklı zamanlarda çekilmiş görüntüleri vardı.

Fakat son fotoğraf diğerlerinden farklıydı.

Selim kameraya bakmıyordu.

Arkasında beyaz bir maske taşıyan biri vardı.

Baran fotoğrafı eline aldı.

“Bu kişi kim?”

Leyla cevap vermedi.

Fotoğrafın arkasını çevirdi.

Bir cümle yazılıydı:

“Onu gördüğünüz geceyi hatırlamıyorsunuz.”

Baran kaşlarını çattı.

“Biz mi?”

Leyla yazıya daha yakından baktı.

Sonra yüzü değişti.

“Bu benim el yazım.”

O anda odadaki sessizlik ağırlaştı.

Baran şaşkınlıkla ona baktı.

“Sen mi yazdın?”

Leyla başını yavaşça salladı.

“Hatırlamıyorum.”

Bu kelime hepimizi susturdu.

Çünkü artık mesele yalnızca Selim değildi.

Birilerinin hafızamızdan silmeye çalıştığı bir gece vardı.

Sayfa 4

Dosyanın içinden küçük bir kaset çıktı.

Baran kaseti eline aldı.

“Burada bunu dinleyebileceğimiz bir şey var mı?”

Leyla odanın köşesindeki eski cihazı gösterdi.

Çalışıp çalışmayacağı belli değildi.

Baran kaseti yerleştirdi.

Cihaz önce birkaç kez cızırtı çıkardı.

Sonra bir ses duyuldu.

“Eğer bunu dinliyorsanız…”

Ses kesildi.

Ardından tekrar başladı.

“Demek ki dosya sizi buldu.”

Leyla bir adım geriye çekildi.

Ses ona aitti.

Baran kaseti durdurmak istedi.

Leyla elini kaldırdı.

“Hayır.”

Kaset devam etti.

“Dokuz yıl önce burada olanları anlatmaya çalıştım.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Fakat o gece gördüğüm kişi…”

Cızırtı yükseldi.

“…maskenin arkasında değildi.”

Baran şaşkınlıkla Leyla'ya baktı.

Kasetten gelen son cümle duyuldu:

“Maske, bizi yanlış kişiye baktırmak için vardı.”

Kaset durdu.

Sayfa 5

Kimse konuşmadı.

Baran cihazın başında öylece kaldı.

Leyla ise masadaki fotoğrafa bakıyordu.

“Maske bir dikkat dağıtmaydı,” dedi.

“Peki gerçek kişi kimdi?” diye sordum.

Leyla gözlerini kaldırdı.

“Bilmiyorum.”

Baran hemen karşı çıktı.

“Bilmiyorsan neden bizi buraya getirdin?”

Leyla derin bir nefes aldı.

“Çünkü o geceyi hatırlayan tek kişinin Selim olduğunu düşünüyordum.”

“Selim öldü,” dedi Baran.

Leyla ona baktı.

“Bunu kim söyledi?”

Baran sustu.

Leyla dosyadan başka bir belge çıkardı.

Belgenin üzerinde Selim’in ölümüne ilişkin kesin bir kayıt yoktu.

Sadece şu yazıyordu:

“Kayıp.”

Baran belgeyi eline aldı.

“Dokuz yıl boyunca herkes Selim'in öldüğünü sandı.”

Leyla başını salladı.

“Çünkü birileri öyle düşünmemizi istedi.”

Tam o sırada koridordan bir ses geldi.

Bir kapı kapanmıştı.

Sayfa 6

Hepimiz aynı anda koridora çıktık.

Ses arşivin diğer tarafından gelmişti.

Baran silahına davrandı.

Leyla elini kaldırdı.

“Bekle.”

Koridorun sonuna kadar ilerledik.

Kimse yoktu.

Yerde bir zarf duruyordu.

Leyla eğilip aldı.

Zarfın üzerinde yalnızca şu yazıyordu:

“21.”

Baran zarfı açmak istedi.

Leyla engel oldu.

“Ben açacağım.”

Zarfın içinden tek bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta eski adliyenin önü vardı.

Fotoğraf dokuz yıl önce çekilmişti.

Üç kişi görünüyordu.

Leyla.

Baran.

Ve Selim.

Baran fotoğrafa uzun süre baktı.

“Ben o gece burada değildim.”

Leyla cevap vermedi.

“Leyla.”

“Ben de hatırlamıyorum.”

Fotoğrafın köşesinde dördüncü bir gölge vardı.

Yüzü görünmüyordu.

Ama elinde beyaz bir maske tutuyordu.

Fotoğrafın arkasında tek bir cümle vardı:

“Tanık hâlâ yaşıyor.”

Sayfa 7

Baran hemen başını kaldırdı.

“Tanık kim?”

Leyla fotoğrafı tekrar çevirdi.

“Bilmiyorum.”

“Artık bu cevabı duymak istemiyorum.”

Leyla ona baktı.

“Ben de.”

Bir süre birbirimize baktık.

Sonra Leyla'nın gözleri fotoğrafın üzerindeki gölgeye takıldı.

“Bu gölge…”

“Ne?”

“Bir şey fark ettim.”

Fotoğrafı ışığa doğru kaldırdı.

Gölgenin elindeki maskenin üzerinde küçük bir işaret vardı.

Daire şeklinde bir çizgi.

Altında ise iki harf bulunuyordu.

“S.A.”

Baran'ın yüzü değişti.

“Selim Aras.”

Leyla başını salladı.

“Bu maske Selim'in değil.”

“Nasıl biliyorsun?”

“Çünkü Selim'in dosyasında aynı işaret vardı.”

Dosyayı yeniden açtı.

İlk sayfalardan birinde küçük bir çizim bulunuyordu.

Aynı işaret.

Aynı maske.

Ama bu kez yanında başka bir kelime vardı.

“Tanık.”

Sayfa 8

Leyla çizimin altındaki yazıyı okudu.

“Tanık konuşursa dosya açılır.”

Baran ona baktı.

“Dosya zaten açık.”

Leyla başını salladı.

“Hayır.”

“Ne demek istiyorsun?”

“Bizim baktığımız dosya gerçek dosya değil.”

Baran şaşkınlıkla masaya döndü.

Leyla belgeleri tek tek ayırmaya başladı.

Fotoğraflar.

Tutanaklar.

Kayıtlar.

Hepsinin tarihleri aynıydı.

Ama imzalar farklıydı.

Bir belgeyi eline aldı.

“Bunu ben imzalamadım.”

Baran diğer belgeyi aldı.

“Bunu da ben.”

O anda gerçeğin ağırlığı üzerimize çöktü.

Dokuz yıl önce yalnızca bir olay gizlenmemişti.

Olayın bütün kayıtları değiştirilmişti.

Birileri geçmişi yeniden yazmıştı.

Ve şimdi o geçmiş tekrar karşılarına çıkıyordu.

Sayfa 9

Arşivin ışıkları bir anda söndü.

Karanlıkta Baran'ın sesi duyuldu.

“Kimse hareket etmesin.”

Bir ses geldi.

Uzak değildi.

Koridorun içinden geliyordu.

“Geç kaldınız.”

Leyla fenerini yaktı.

Işık koridorun sonuna vurdu.

Maskeli kişi oradaydı.

Bu kez kaçmıyordu.

Bize bakıyordu.

Leyla bir adım attı.

“Sen kimsin?”

Maskeli kişi cevap vermedi.

Baran ileri çıktı.

“Selim misin?”

Maskeli kişi başını hafifçe çevirdi.

Sonra ilk kez konuştu.

“Selim'i arıyorsanız yanlış yere bakıyorsunuz.”

Leyla'nın yüzü gerildi.

“Peki sen kimsin?”

Maskeli kişi maskesine dokundu.

“Ben tanık değilim.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Tanığın kim olduğunu öğrenmek istiyorsanız…”

Bir adım geri çekildi.

“Önce dokuz yıl önce neyi unuttuğunuzu hatırlayın.”

Sayfa 10

Maskeli kişi koridorun karanlığına doğru çekildi.

Baran peşinden gitmek istedi.

Fakat Leyla kolunu tuttu.

“Hayır.”

“Kaçıyor!”

“Bizi istediği yere götürmek istiyor.”

Maskeli kişi tamamen kayboldu.

Koridor yine sessizdi.

Leyla masadaki fotoğrafı eline aldı.

“Bize bir şey göstermeye çalışıyor.”

Baran kaşlarını çattı.

“Neyi?”

Leyla fotoğrafa baktı.

“Dördüncü kişiyi.”

Fotoğrafı tekrar inceledik.

Bu kez gölgenin arkasında çok daha silik bir şekil fark edildi.

Bir kapı.

Kapının üzerinde bir numara vardı.

“21.”

Baran yavaşça nefes verdi.

“Burada 21 numaralı oda mı var?”

Leyla başını kaldırdı.

“Olmalı.”

Arşivin eski planını bulduk.

Koridorun sonunda küçük bir oda işaretlenmişti.

Fakat odanın üzeri siyah kalemle çizilmişti.

Sanki biri özellikle yok etmişti.

Sayfa 11

Odaya ulaştığımızda kapı kilitli değildi.

Leyla kapıyı yavaşça açtı.

İçeride tek bir masa vardı.

Masanın üzerinde beyaz bir maske duruyordu.

Yanında da bir kayıt cihazı.

Baran cihazı çalıştırdı.

Cızırtıdan sonra bir erkek sesi duyuldu.

“Eğer buraya geldiyseniz, sonunda doğru yere ulaştınız.”

Leyla'nın yüzü dondu.

Çünkü sesi tanıyordu.

“Selim…”

Kayıt devam etti.

“Ben ölmedim.”

Baran'ın gözleri büyüdü.

“Bu kayıt ne zaman alınmış?”

Cevap yoktu.

Selim'in sesi tekrar duyuldu.

“Fakat beni aramayın.”

Kısa bir sessizlik.

“Çünkü beni aradığınız anda, tanığın kim olduğunu da öğrenmiş olacaksınız.”

Kayıt kesildi.

Odanın içindeki herkes birbirine baktı.

Leyla masaya yaklaştı.

Maskeyi eline aldı.

Maskenin iç tarafında küçük bir yazı vardı.

“Beni değil, geceyi hatırla.”

Sayfa 12

Leyla gözlerini kapattı.

Bir an için hiçbir şey söylemedi.

Sonra fısıldadı:

“Hatırlıyorum.”

Baran ona döndü.

“Neyi?”

Leyla'nın nefesi hızlandı.

“Yağmur yağıyordu.”

Gözlerini açtı.

“Adliyenin önündeydik.”

Baran da başını tuttu.

Sanki onun zihninde de aynı görüntü oluşmuştu.

“Selim yanımızdaydı.”

Leyla devam etti.

“Sonra biri geldi.”

“Kim?”

Leyla cevap veremedi.

Görüntü bulanıktı.

Yüz seçilmiyordu.

Ama bir ses duyuluyordu.

“Maskeyi tak.”

Leyla irkildi.

“Hayır…”

Baran ona yaklaştı.

“Ne oldu?”

Leyla gözlerini fotoğrafa çevirdi.

“Maskeyi takan kişi…”

Sesi titredi.

“Bizden biri değildi.”

Baran'ın yüzündeki ifade değişti.

“Peki kimdi?”

Leyla cevap vermeden önce kayıt cihazı yeniden çalıştı.

Sayfa 13

Selim'in sesi tekrar duyuldu.

“Eğer bunu duyuyorsanız, Leyla hatırlamaya başlamıştır.”

Leyla olduğu yerde kaldı.

Kayıt devam etti.

“Ve hatırladığı ilk şey doğru olacak.”

Baran cihaza baktı.

“Selim bizi izliyordu.”

Leyla başını salladı.

Kayıt sona yaklaşırken Selim'in sesi daha da alçaldı.

“Dokuz yıl önce bir kişi kaybolmadı.”

Cızırtı.

“Bir kişi değiştirildi.”

Kayıt durdu.

Baran cihazı tekrar çalıştırmaya uğraştı.

Fakat kaset bitmişti.

Leyla maskeyi masaya bıraktı.

“Bir kişi değiştirildi…”

Baran cümleyi tamamladı.

“Kim?”

Leyla cevap vermedi.

Çünkü masanın üzerinde yeni bir kâğıt vardı.

Az önce orada değildi.

Kâğıtta dört isim yazıyordu.

Leyla Aydın.

Baran.

Selim Aras.

Ve dördüncü isim.

İsim karalanmıştı.

Sayfa 14

Leyla karalanmış isme baktı.

Parmakları titredi.

“Bunu kim yaptı?”

Baran kâğıdı eline aldı.

Karalanan kısmın altında başka bir yazı vardı.

“İsmi hatırlamak için yüzüne bakmana gerek yok.”

Baran kâğıdı bıraktı.

“Bu ne demek?”

Leyla cevap vermedi.

Gözleri beyaz maskeye takılmıştı.

Maskenin çatlağını fark etti.

Aynı çatlak, fotoğraftaki maskede de vardı.

Sonra bir şey hatırladı.

Dokuz yıl önce…

Aynı maskeyi birinin yüzünde görmüştü.

Ama o kişi yabancı değildi.

Leyla'nın yüzü bembeyaz oldu.

“Ben onu tanıyorum.”

Baran yaklaşarak sordu:

“Kim?”

Leyla konuşmak üzereyken koridordan ayak sesleri geldi.

Bu kez tek bir kişi değildi.

Birden fazla kişi vardı.

Adımlar giderek yaklaşıyordu.

Leyla dosyayı kapattı.

“Buradan çıkmalıyız.”

Baran başını salladı.

Ama kapıya yöneldiklerinde kapının dışından bir ses geldi.

“Çıkmanıza gerek yok.”

Ses sakindi.

“Çünkü artık hepiniz biliyorsunuz.”

Sayfa 15

Kapı yavaşça açıldı.

Koridorda kimse yoktu.

Sadece yerde duran beyaz bir maske vardı.

Leyla eğilip maskeye baktı.

Maskenin üzerine kırmızı mürekkeple tek bir cümle yazılmıştı:

“UNUTTUĞUNUZ GECE HENÜZ BİTMEDİ.”

Baran yazıya baktı.

“Bu bir tehdit mi?”

Leyla maskeyi eline aldı.

“Hayır.”

Başını kaldırdı.

“Bu bir davet.”

Tam o sırada telefonum çaldı.

Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.

Açtım.

Karşıdan birkaç saniye boyunca yalnızca nefes sesi geldi.

Sonra bir erkek sesi duyuldu.

“Dokuz yıl önce beni görmüştün.”

Sessiz kaldım.

Ses devam etti.

“Fakat o gece beni değil, maskeyi hatırladın.”

Telefon elimde donup kaldı.

“Sen kimsin?”

Karşı taraf kısa bir süre sustu.

Sonra tek bir cümle söyledi:

“Beni hatırladığında, Selim'in neden kaybolduğunu da anlayacaksın.”

Telefon kapandı.

Leyla bana baktı.

Ben ise yerdeki beyaz maskeye bakıyordum.

Çünkü artık emindim.

Dokuz yıl önce başlayan hikâye bitmemişti.

Sadece maskesini değiştirmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 9beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.