42. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
EKSTRA | 38 Yaş | Buz (Son Part) - İnternet Özel
Sabah yatağın üzerinde, birbirlerinin sarılarak uyandıkları günün üzerinden tam iki koca gün geçmişti. İki uzun, sessiz ve sinir bozucu gün.
Kudret odasındaki uzun boy aynasının önüne geçmiş sinirli sinirli üstüne giydiği hırkanın ipini sürekli tekrar çözüp duruyordu. Ayağındaki sızıdan da eser kalmamıştı.
‘Of! Yani ya sen de olma tamam mı sen de düzgün olma!’ pes edip ipleri bıraktı. Sinirle odadan çıktı.
Mutfağa inip, yemek sebzeleri tezgahta beklerken; bacak bacak üstüne oturmuş Gülendamla karşılaştı. Sinirini çıkaracağı o kişiyi bulmanın tatminiyle ‘Oooo Gülendam Hanım. Kahve de ister misiniz efendim ayağınıza?’ diyip elini beline koydu.
Gülendam kadının ejderha edasıyla ağzından çıkan alevleri görebildiği için hemen ayaklandı. Tam bir söz edecekti ki, Kudret erken davrandı. ‘Bana bir kahve yap, sade olsun içerideyim ben. Zahmet olacak size de ama yemeği de yapıver, sebzeler ağlıyor bak.’ alaylı yüz ifadesi ile arkasını dönüp hiddetle çıktı mutfaktan.
Gülendam da gözlerini devirip tezgahın olduğu kısma geçti.
Kudret şöminenin önündeki koltuğa kendini bıraktığında, heyheyleri hala üzerindeydi.
‘Kaç yaşında adamın yaptığına bak..’ diye mırıldandı kendi kendine. Dudaklarında öfkeli bir kıvrım vardı. ‘Sanki zorla kollarında uyuduk! Kaçak göçek liseli aşıklar gibi ortada yok kaç gündür.’
Kudret, düşündüğü şeylerin abartlılı olduğunu fark edemeyecek kadar aşıktı Vezire.
Adamın hayatındaki tek odak noktasının, o olmasını bekliyordu. Kudret söz konusu olduğunda, hayat durmalı gibi geliyordu adam için. O yüzden en çok bu ilgisizlikleri onu çileden çıkarıyordu.
. . .
Vezir otogardaki işlerle cebelleşirken muhasebeci kapıyı çalıp girdi.
‘Vezir Bey rahatsız ediyorum ama velaleti aldınız mı Kudret Hanımdan yarın son gün. İhale başvurusunu yapamazsak, seneye kalacak iş ki bunu hiç istemez Zülfikar Bey.’
Vezir halının altına süpürdüğü mesele tekrar açığa çıkınca huzursuzlandı. ‘Bugün hallediyorum İlker Bey yarın elinizde.’ diye mırıldandı çaresizce.
İki gündür köşe bucak konağa gitmekten kaçınıyordu. Kudretle karşılaşmamak için. Ama gözlerini her kapattığında bile Kudretin o ipek geceliği, çıplak bacağının kendi bacağının üzerindeki ağırlığı ve göğsünde hissettiği o ince, sıcak parmaklar aklına geliyordu.
Sınırlarını koruması gerekiyordu. Bunun yolu da özellikle bu aralar kadından uzak durmaktı. Saygı duyduğu, yıllarca koruyup kolladığı kadına karşı hissettiği bu dizginlenemez arzu, ona içten içe suçluluk hissettiriyordu.
. . .
Kudret, önüne konan kahveye göz ucuyla baktı. Gelmesi kaç saat sürmüştü zaten. Dokundu bardağa, çok sıcaktı hayret.
Tam o sırada bahçeden gürültü evi doldurdu; Bekir Dayı çim biçecek zamanı bulmuştu yani. Kudret adama bir şey diyemezdi şimdi. Gergin gergin kahvesini alıp odasına çıkma kararı aldı.
Aynı zamanlarda da, Vezir konağın kapısından arabayla girdi. Kapının önüne yanaşan arabadan inip ‘Medeni uzun sürmez, sen bekle, on dakikaya geliyorum oğlum.’ diyip kapıyı kapadı.
Kapıya doğru yürürken Bekir Dayıyı gördü, gülümseyip ‘Bekir Reis kolay gelsin’ dedi. Adam da saygı ve sevgiyle elini kaldırıp karşılık vermişti.
Kapıyı açan Gülendam oldu. Kudretin odasına çıktığını söyledi. Başını sallayıp merdivenlere yönelen adamın arkasından seslendi. ‘Heyheyleri üzerinde birkaç gündür yine. Çok yaklaşma derim.’ Vezir bir şey demedi.
Umarım benden kaynaklı değildir diye umut ediyordu ama ondan kaynaklıydı biliyordu. Ağır ağır çıktı merdivenleri. Kapının önüne geldi ama eli çalmaya gitmiyordu, çekindiğinden.
Derin bir of çekip elindeki vekalete baktı. ‘Sadece bir imza. İmzayı al ve hemen çık.’
Odadaki atmosfer, düdüklü tencereden halliceydi ama. Kudret sinirli sinirli dizini sallıyordu. Sonra elini kahvesine atıp bir yudum aldı. Yudumu aldığı gibi yüzünü buruşturmuştu. ‘Şeker katmış salak, bir işi de becer! Becer de şaşırt beni Gülendam!’ kahveyi sinirle eline alıp kapıya yöneldi.
Kapının önündeki adam da aynı anda girmeye kalkışınca..
‘Puf!!’ Kudretin elindeki hiç de soğuk olmayan şekerli yapış yapış kahve, Vezirin beyaz gömleğine bocalanmış oldu.
‘Ah!’ diye inledi acıyla Vezir.
Kahvenin yakıcı sıcaklığı ince gömlekten anında tenine işlemişti.
‘Vezir!’
Kudretin o her zamanki sert, sakin tavrı anında yok oldu. Gözleri kocaman açılmış, yüzüne panik yerleşmişti. ‘Yandın! Ayh.. Yandın!’
‘İyiyim..’ demeye çalışsa da Vezir, acıdan göğsü kasılmıştı. Gömleğine doğru üflüyordu. Geriye doğru bir adım atacak oldu ama Kudret onun koluna yapıştığı gibi adamı hızla odanın içine çekti. Kapıyı ayağıyla sertçe kapattı.
‘Ne iyisi ya, kavruldun! Çıkaralım hemen şunu!’ diye yükseldi Kudret. Ama otoriter sesi endişeden titriyordu.
Vezirin elleri titreyerek gömleğe gitti hem acıdan hem de çekindiğinden ilk iki düğmeden sonrasını açmayı beceremedi.
Kudret atılıp ‘Bir dakika, izin ver.’ diyip ellerini kenara çekti adamın. Hızla düğmeleri çözüp aldı üstünden gömleği.
Hızla banyoya gidip büyük bir havluyu soğuk suyla ıslatıp döndü Kudret. Ayakta bekleyen, elini kolunu nereye koyacağını bilemeyen Vezire yaklaşıp, tampon hareketlerle yanmış vücudunda ıslak havluyu gezdirmeye başladı.
Havludan damlayan soğuk damlalar Vezirin karnından süzülüp pantolonuna da akmaya başlamıştı. Vezir dayanma sınırının sonuna doğru geldiğini hissetti.
Kadının havluyu gezdiren elleri havluyu bir kenara bırakıp, gözleri acıyla Vezirin vücuduna baktı. Kıpkırmızı bir iz oluşmuştu göğsünden karnına doğru. Temkinli bir hareketle elini adamın göğsünde ve karnında gezdirmeye başladı Kudret. Bir yandan da üflüyordu hafif hafif.
Dibindeki kadının mis gibi yasemin kokusu da burnuna dolmuştu Vezirin buram buram.
Kadının dokunuşları, kokusu derken Vezir tamamen kontrolü kaybettiğini hissetti. Kudret masum bakışlarıyla, başını kaldırıp ‘Yanıyor mu çok.’ dedi. Vezir için, içinde bir şeylerin koptuğu o an işte tam olarak bu andı.
Kadının şaşkın bakışları arasında kollarından nazikçe tutup, yanlarındaki duvara yasladı. Eğilip konuştu ‘Yanıyorum ama kahveden değil..’ daha fazla dayanamayıp eğilip tutkuyla birleştirdi kadınla dudaklarını.
Kudret bir saniyeden kısa süren şaşkınlığıyla kalakaldıktan sonra, hızla adamın arzusuna karşılık vermeye başladı.
Tutkuyla öpüşüyorlardı. Kudret, Vezirin alt dudağını hafifçe ısırıp geri çekildi. Nefes nefese konuştu ‘Birkaç saat sonra, korkak gibi bu bir hataydı, unutalım demeyeceksin değil mi?’ ellerini boynuna dolamış, parmak uçlarını ensesinde dolaştırıyordu adamın.
Kudretin bu sözleri Veziri iyice çileden çıkarmıştı. Üst dudağını uzunca öpüp ‘Korkak mı?’ diyip kadını bacaklarından kavradığı gibi kucağına aldı. Boynuna gömdü başını usul usul içine çekti kokusunu.
Vezir geri çekildiğinde, kadının sırtını duvara yaslayıp ayaklarıyla destekleyerek onu kucağında havada tuttu. Ellerini bacaklarından ayırıp hızla kadının gömleğin düğmelerine götürdü. Birkaç hamlede gömleği üzerinden çekip attı kadının. Hayran hayran kadının vücuduna bakıyordu.
Kudret tek kolunu Vezirin boynuna dolamış onu iyice dudaklarına yaklaştırdı. ‘Eteği çıkarmayacak mısın?’ diye fısıldadı dudaklarına doğru, baştan çıkarıcı bir sesle. Gözleriyle yatağı göstererek.
Vezir itaat edercesine kadını kucağından yavaşça yatağa uzattı. Eteğin yandaki fermuarını çözüp hızla aşağıya indirip kapıya doğru fırlattı.
Dirseklerinin üzerinde kadının üzerine kapanmıştı. Dudaklarını kadınınkilerle her birleştirdiğinde, aralarında daha tutkulu bir öpüşme yaşanıyordu. Vezir dudaklarını kadının teninden ayırmadan boynuna kadar inerken, Kudret de başını geriye yaslamış, Vezirin saçlarını tutuyordu sıkı sıkı.
Aynı esnada adamın elleri de boş durmamış, kadının sırtındaki uğraşını bitirdikten sonra elindekini yatağın kenarına bırakmıştı.
Vezirin nemli pantolonu ve kemerinin soğuk metali kadının bacaklarına değdikçe, aralarındaki o sıcaklığa rağmen buz gibi geliyordu. Kudret, tutkuyla vücudunda oyalanan adamın boynuna ellerini dolayıp, Veziri hiç bırakmak istemediği tenden ayırıp yüzüyle aynı hizaya yönlendirdi. Dudaklarına kapanıp, ellerini adamın kemerine götürüp tek hamlede çözdü. Vezir dizlerinin üzerinde durup üzerindeki pantolondan da kurtuldu. Kudret de onu takip edip dizlerinin üzerinde durmuştu.
Adamı göğsünden ittirip, yatağa sırt üstü yatmasını salladı. Hızlıca bacaklarını ayırıp Vezirin dizlerine doğru oturdu.
Kudret ne kadar tutkuluysa Vezir de en az onun kadar tutkuluydu. Başlığa sırtını yaslayarak hafifçe oturur pozisyona geçti. Kadının bacaklarını kavrayıp iyice kendine doğru çekti. Bu esnada Kudretin dudaklarından nazlı bir mırıldanma çıkmıştı.
Adam Kudreti omuzlarından tutup doyumsuzca dudaklarını tekrar birleştirdi.
Tenlerinin birbirine hapsolduğu o dakikaların sonunda; başlarını kaldırıp birbirlerinin gözlerinin içine tutkuyla baktıklarında, artık aralarında sadece ikisine ait o sözleşmenin ilk imzaları atılmıştı bile.
. . .
O kadar saatin nasıl geçtiğini anlamamışlardı bile. Vezirin hatırladığı son şey; 1.5 saat kapıda bekleyen medeniyi arayıp otogara yollaması ve Kudretin kalkıp, odanın kapısını kitlemesiydi.
Gözlerini aralayıp, göğsünde mışıl mışıl uyuyan kadına baktı. Hafifçe kıpırdanmasıyla Kudret de gözlerini araladı. Huzurla gülümsedi parmaklarıyla Vezirin göğsünde daireler çizerek. Sonra gülümsemesi solarak ‘Pişman mısın?’ dedi endişeyle başını Vezire çevirip. ‘Asla.’ dedi Vezir gözlerinde cesur bir eminlik vardı, Kudretin saçlarıyla oynuyordu.
Kudret kıkırdayıp mutlulukla adamın göğsüne döndü ama fütursuzca çalınan kapı tüm huzurunu kaçırmıştı. ‘Kudret Hanım iyi misiniz?’ gelen ses Gülendamındı. Kudret sinirle başını iyice Vezirin göğsüne gömdü. ‘İyiyim Gülendam rahat bırak beni!’ dedi, yüzünde sinirli bir ifade belirmişti. ‘Şey Derya Hanımlar geldi de yemeğe oturacaklarmış, haber vermemi istedi.’
Kadının sözleriyle Vezir de artık gitme vaktinin geldiğini anlamışçasına yataktan doğrulup, Kudretin mutsuz bakışları arasında giyinmeye başladı. Pantolonunu giyip, gömleğini geçirdi sırtına. Sonra çocuk gibi kollarını bağlamış mutsuz mutsuz oturan Kudretin dudaklarına eğilip öptü düğmeleri iliklerken. ‘Gidecek misin?’ dedi Kudret, üzgündü sesi.
Vezir yanına oturup ellerini tuttu kadının. ‘Evet’ dedi saçlarını kulaklarının arkasına koyarken. ‘Kudrett.. Bu yaşadığımız şey benim için o kadar özel ve güzeldi ki. Sen de benim hayatımdaki en güzel şeysin. Bunu unutma tamam mı?
Ama.. Ama bunun aramızdaki alt-üst ilişkisinde, kafamızı karıştırmasına izin vermeyelim olur mu?’ dedi.
‘Eski halimize geri döneceğiz yani..’ dedi Kudret başını eğip. Vezir kadının başını ellerinin arasına alıp ‘Bana demiştin ya bir gün bana hiç ihtiyaçları kalmayacak diye. Ben de bekleyeceğim demiştim. Evet bekleyeceğim. Sen hazır olana kadar bekleyeceğim. Ama bugün hazır değilsin biliyorum..’ Kudret yanağındaki eli öpüp, çaresizce sesi titreyerek ‘Değilim.’ dedi. Vezir kadının önündeki diğer elini dudaklarına götürdü, usulca öpüp ‘Sorun değil tamam. Üzme kendini. Bekleyeceğim dedim değil mi? Bir ömür sürse bile..' Kudret gülümsedi gözleri dolu dolu.
'Ama sen kabuğundan çıkmadan ben sınırlarımı aşarsam, kontrolümü kaybederim Kudret. O yüzden bu güzel günü hafızamızın en güzel yerinde gizleyip bu kapıdan çıktığımız an; eski bize dönmemiz lazım.’ diyip eğilip öptü kadını. Bu öpüş çok daha narin ve özel hissettirmişti Kudrete.
Kudret adamın boynuna sarılıp kokusunu içine çekti. ‘Tamam.’ dedi. Geri çekilip başını onaylarcasına salladı.
Vezir de gülümsedi tatlı tatlı, yataktan doğrulup aynada kendine baktı. ‘Yakışıklısın, tamam abartma.’ dedi Kudret yataktan kısık gözlerle adama bakıp. Adam gülerek kapıya yöneldi. Kudret, adam gitmeden atılıp ‘Son kez öpmek istiyorum.’ diyip elini uzattı.
Uzun, güzel bir öpüşmeden sonra Vezir kalktı yataktan. Gözleriyle anlaşmalarını onaylamalarının ardından usulca çıktı odadan.
Kudret ayrılıklarına rağmen yine de mutlu hissediyordu. Çünkü bu ayrılık gibi hissettirmemişti hiç. Vezire güveniyordu. Onu ne pahasına olursa olsun bekleyeceğini de biliyordu.
Başını yastığa koyup elini kalbine götürdü.
Bu evde bağlı olduğu zincirlerinden kurtulup, hazır hissedeceği o gün bir an önce gelsin istiyordu.
