14. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
Bölüm 14 | Karabiber
Yaklaşık 3 hafta sonra
Yağmur damlaları şiddetli rüzgarın da etkisiyle dövercesine cama çarpıyordu. Timurun ofisinde hararet tavan yapmıştı. ‘Offff.. Hadi ama.. Timur bu kravat bana inat bağlanmayacak bugün baksana nasıl durduğuna.’ Timur elleri cebinde adamın olduğu yöne doğru baktı. ‘Nasıl olmamış olmuş işte hem sen sakin olsana biraz ya.’ adama doğru yaklaşıp omzuna elini koydu.
‘Elimde değil işte çok gerginim.’ kravatıyla son kez oynayıp pes etti. Olduğu kadardı artık. Kenara bıraktığı çantadan saç fırçasını alıp saçlarını sağa doğru taramaya başladı. ‘Hem ben anlamadım niye Deryadan istiyoruz ki.’ bir yandan da inatla önüne düşüp arkaya yatmayan saç tutamıyla kavga ediyordu.
‘İstersen Cennetten isteyelim he ne dersin ya da benim kızdan falan’ çok eğleniyordu sabahtan beri adamın bu halleriyle. ‘Haklısın saçmaladım.’ adam derin bir off çekti. ‘Ama ne yapayım Derya vermeyecek diye ödüm kopuyor. Hava da kötü zaten bana bir işaret mi ne!’ son kez aynadan saçlarına bakıp fırçayı çantaya geri koydu. Ellerini cebine koyup Timurun olduğu yöne döndü.
Timur başını yatırıp konuşmaya başladı ‘İşte orada duracaksın. Bugün kızı almadan o evden çıkma ihtimalimiz yok. Birincisi kızı ben isteyeceğim Deryadan. İkincisi senden iyi damadı nerede bulacaklarmış’ kendinden emin bir şekilde gözleriyle yeterli güveni vermişti Vezire.
Son kez masanın üstünde biri büyük 4 demet çiçek ve çikolataya baktılar. ‘Vezir sorması ayıptır niye 4 tane çiçek var.’ dedi Timur anlamsız anlamsız çiçeklere bakarak. ‘Büyük olan kırmızı Kudret için diğer üçü de işte Derya, Cennet ve Reyhana. Kusura bakma yani işimi şansa bırakamam kardeşlerinin de gönlünü kazanmam lazım.’ bir anlığına emin olamayıp çiçeklerden birini eline aldı.
‘Acaba Deryaya farklı bir şey mi alsaydım ya.’ Timur kahkaha attı. ‘Vezir saçmalama istersen hadi çelenklerini topla da gidelim yoksa geç kaldığımız için vermeyecekler kızı.’
KUDRET EV
Kudret oradan oraya koşturuyordu. Mutfağa girip yiyecekleri kontrol etti. Sonra yatak odasına gidip aynadan kendine baktı. Tokasını çözüp baktı sonra beğenmeyip tekrar taktı. En son salona gidip ortalık toplu mu diye bakıyordu ki ‘Yahya şu yerdeki yastığı alır mısın!’ çocuk gibi oğluyla kovalamaca oynuyordu onca işin gücün arasında.
Yahya yarım gülümsemesini yüzüne yerleştirip ‘Kudret ablam be.. Bu güzellik nedir böyle. Sana zamanında boşuna genleriniz sağlam demedim’ yanında duran Deryayı kendine çekip omzuna öpücükler kondurdu.
Derya bir yandan Yahyanın ağzına tıkıştırdığı krakerleri yerken ablasına döndü ‘Abla ben hamileyim ya şimdi..’ Kudret eee der gibi bir bakış atıp elini beline koydu. ‘Duygusal bir dönem yani.. Belki seni Vezire veremeyebilirim.’ karşı koltukta oturan Reyhan ağzına elini kapayıp gülmesini engellemeye çalışıyordu.
‘Derya!’ sesi birden hiddetlenmişti Kudretin. Tamam sustum dercesine Derya elini ağzına götürüp fermuar çekiyormuş gibi yaptı. Kudret odadan çıkarken arkasından Cennete dönüp ‘Ne meraklıymış gelin olmaya canım dövecek hepimizi burada.’ dedi hepsi kahkahayı bastı.
Kudret sakinleşirim umuduyla biraz da içeridekilerin laflarından kaçmak için balkona çıktı. Yavaşça sandalyeye oturup gökyüzüne baktı. Bir yandan da elleri sürekli elbisesinin eteğini düzeltiyordu.
Başını eğip elindeki yüzüğüne baktı. Sıcacık bir gülümseme kapladı yüzünü. Parmağını götürüp usulca parmağındaki çiçeği okşadı. Çok beklemişlerdi. Çok. Şimdi içi içine sığmıyordu mutluluktan. Derken aklına şu an da çok beklediği geldi. Nerede kalmıştı Vezir.
Kapının çalınmasıyla hepsi yerlerinden fırladı. Holde birbirlerini buldular telaşla. Belli etmeseler de kızlar da aşırı heyecanlı ve mutlulardı. Sıra sıra dizildiler. Kudret kapının başında bekleyip herkesin hazır olduğundan emin olduktan sonra derin bir iç çekti.
Kapıyı açıp kendine doğru çekti. Kalbi heyecandan dışarıdan duyulacak şekilde atıyordu adeta. İçeri ilk giren Vezir oldu arkasından da Timur ve Medeni.
Vezir elindeki koca kırmızı gül demetini Kudrete uzattı. Ayakları kitlenmiş gibiydi Kudretin ilerisine geçmek istemiyordu. Uzun uzun Kudretine bakarken Timur koluna vurup uyarmak zorunda kaldı. Sırayla kızlara da çiçeklerini uzattı.
Derya çiçeğine bakıp hoşuna gitmiş bir ifadeyle ‘Damat Bey +5 puanı kaptınız.’ dedi Vezire gülümseyip. Reyhan ve Cennetten de beşer puan kapılmıştı. Yahya atıldı ‘Benden -5 puan yazalım. Yani insan bir bana da çiçek alır ayıp.’ hepsi kahkahalarla salona geçti. Vezir gözlerini kısıp adamın arkasından öldürücü bakışlar atıyordu.
Vezir bilerek bir adım arkada kalmıştı. Çiçeklerini mutfağa koyan Kudrete hızlıca dönüp ‘Çok güzel olmuşsun’ dedi. Kudret utanmıştı yani şu ortamda bile diye içinden geçirip ‘Vezirrr hadi içeriye, Deryanın gözüne çok batma istersen’ diyip adamı salona kovaladı.
Bol kahkahalı sohbet..
Yahyanın esprileri (yarısı soğuk)..
Deryanın soruları..
Vezirin ecel terleri arasında kahve faslına sonunda geçiş yapılmıştı.
‘Abla o ne öyle bir çimdik tuz attın. İstersen bal falan koyalım’ Kudretin elinde olsa bal koyardı. ‘Çekil sen bize bırak.’ Reyhan, Cennet ve Derya kahvenin başına geçip birer çay kaşığı pulbiber ve karabiber de koydu. ‘Derya Abla bence suyuna da tuz koyalım’ Cennetten gelmişti bu fikir. Tabi hemen kabul edilip gerçekleştirildi. Kudret en son ‘Tamam yeter!’ diyip Vezirin kahvesini kurtardı.
Vezir önüne gelen kahveye acı gülümsemeyle baktı. Kim bilir nasıl bir ızdırap içinde dakikalar onu bekliyordu. Hem de Kudretinin yaptığı kahveden dolayı. Başını çevirip Kudrete bakıp gülümsedi. Kudret de ona gülümsedi. ‘Mahvoldun’ der tarzı bir gülümseme gibi gelmişti Vezire.
Vezir kahvesini eline aldığında tüm salon pür dikkat ona bakıyordu. Küçük bir yudum aldı. İç sesi ‘Yuh! İnsafsızlar bu ne! Nasıl içeceğim ben bunu ya.. En iyisi dik kafaya oğlum hızlı bitsin.’ demişti. İndirdiği fincanı tekrar ağzına götürüp hepsini tepesine dikti. Sonra elleri titreye titreye bardağı yerine koydu. Kudrete dönüp ‘Çok güzel olmuş. Eline sağlık’ diyip gülümsedi.
Acilen su içmeliydi evet su. Elini suya atıp onu da dikti ama aynı saniye gözlerini kapayıp pişman olmuştu. ‘Suya da mı tuz kattınız pes yani..’ diye içinden geçirip hızlıca açtı gözlerini. Yüzüne mimiksiz bir ifade yerleştirse de alnından düşen terlere ve yüzünün hafif kızarmasına engel olamamıştı.
Ama kızlar etkilenmişti. O kadar bibere ve tuza öksürmemesi bile iyi hareketti. Birbirlerine dönüp dudaklarını büzüp kaşlarını kaldırdılar.
‘Kahvelerimizi de içtiğimize göre gelelim sebebi ziyaretimize’ Timur söze girsem iyi olur diye düşündü Vezir hastanelik olmadan.
‘Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Kudreti oğlumuz Vezire istiyoruz.’ cümleyi bitirip derin bir oh çekti. ‘Ne zormuş ya bu işler heyecandan sesim titredi’ diye düşündü içinden.
Derya yavaşça doğrulup ciddi bir ifade yerleştirdi yüzüne ‘Bizim kızımız çok değerlidir bizim için, o yüzden onun fikrini almak icap eder.’ başını çevirip Kudrete baktılar. Kudret o sırada gözlerinin içi gülerek Vezirin gözlerinde erimekle meşguldü.
‘Tamam tamam biz cevabımızı almış bulunduk.’ hep bir ağızdan kahkahalara boğuldular. Vezirle Kudret neye güldüklerini bile anlamamışlardı. Derya sözüne devam etti. ‘Gençler..’
Parantez işareti yapıp ‘şüpheli’ diye ekleme yapmıştı yanındaki Yahya. Derya dirseğiyle dürtüp gülümsedi. ‘Birbirlerini görmüşler, sevmişler eee o zaman bize de onların aşkına saygı duymak uygun düşer. Verdim gitti.’ ellerini neşeyle bacaklarına vurdu.
Hepsi heyecanla ayağa kalkıp kucaklaştılar. Vezir iç cebinden yüzükleri çıkarıp Cennete uzattı. Cennet tepsi ve yüzüklerle biraz sonra geri döndü. Ufak çaplı Timur-Derya arasında kim kesecek krizinden sonra Derya makası eline almıştı. Yüzükleri çiftin parmaklarına yerleştirdi.
Tam kesiyordu ki Yahya ‘Makas kesmiyor mu ne öhöm öhöm’ diyip kaşlarıyla Cennetin elindeki tepsiyi işaret etti.
Vezir koca bir cüzdan para bırakmış olabilirdi Yahyayı ikna edene kadar. Sana sonra soracağım diyen bakışlar fırlattı adamın üzerine. Yahya ufaktan bir tırsmadı deseler yalan olurdu o bakışlardan.
Derya gülen gözlerle ablasının gözlerine baktı. O kadar mutluydu ki ablası. Gözleri dolu dolu olmuştu oracıkta ağlamamak için hızla kurdeleyi kesti. Alkışlar tüm salonu sardığında Vezir ve Kudretin gözleri kendi fanuslarının içine almıştı bile onları.
Arkada herkes Vezirin getirdiği çikolataya gömülmüşken Vezir Kudrete dönüp ellerini tuttu sıkıca. İkisi de aynı anda başını yukarı aşağı salladı. Başarmışlardı. Onca engele rağmen.. Yıllarca bekleyişe rağmen.. Başarmışlardı. Sıkı sıkı birbirlerine sarıldılar.
Yemek faslına geçildiğinde çiftler el ele diz dize farklı uçlarda yemeklerini yerken Cennet de onları gururla izleyip kamerasıyla resimlerini çekti.
Yavaş yavaş dağılma saati gelmişti. Reyhanlar ve Deryalar gitmişti. Kudret Medeniyi yolcu ettiklerini sanıyorken Vezir de kadına sarılıp kapıdan çıkınca Kudret neye uğradığını şaşırdı adamı elinden yakalayıp içeri çekti ‘Vezirrr sen nereye gidiyorsun tam olarak.’ hafiften nazlı nazlı çıkmıştı sesi.
Vezir zaten orada yaşadığını heyecandan unutmuştu. ‘Doğru ya.. Ben burada kalıyorum. Akıl mı bıraktın bende sen ya..’ Vezir Medeninin varlığını tamamen unutup kapıyı çocuğun suratına çarptı.
Kudret muzip gülümsemesiyle ayakkabılarından kurtulmaya çalışırken Vezir de yiyecek gözlerle Kudrete bakıyordu. ‘Bulaşıkları toplamak lazım.’ Kudret mutfağa atılıyordu ki Vezir belinden tutup Kudreti vücuduna yapıştırdı. ‘Sabah erkenden kalkıp ben toplarım olur mu’ dedi sakince. Yanağını öpüp yine başını Kudretin hizasına getirdi. Gözleri Kudretin gözleri ve dudakları arasında mekik dokuyordu.
‘Peki’ diyip Kudret Vezirin elini tutup önden odaya doğru yürümeye başladı. Adam da arkasından adım adım onu takip ediyordu. Kudret arada arkasına dönüp adama bakıyordu gülen gözlerle.
Odaya girip kapıyı yavaşça kapattılar..
