24. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
Bölüm 20 | Bekleyiş
Kudret gözlerini araladı. Göğsündeki ağırlıkla çok da kıpırdayamadı yatakta. Vezir göğsündeydi hala ve huzurla uyuyordu. Zar zor gözlerini aralayıp komodinden zorlukla aldığı telefonundan saatine baktı. Saat sekiz buçuk olmuştu bile. Ellerini Vezirin saçlarına götürdü usulca. ‘Vezir.. Vezir hadi kalk.’ diyip çok da sert olmayan bir şekilde uyandırmaya çalıştı.
Vezir boynundan çok huylanırdı. Ellerini götürüp dolaştırdı Kudret. Başarılı da olmuştu. Vezir arkaya gerinerek uyandı. ‘Günaydın’ diyip öptü yanağından. ‘Geç mi kaldık çok.’ dedi. ‘Geç değil ama bir an önce hazırlansak iyi olur.’ diyip yataktan kalktı Kudret. Vezir hızlı bir hamleyle elini tuttu. ‘Kudret sana bir şey soracağım.’
Kudret yavaşça yatağa oturdu. ‘Ne soracaksın?’ dedi. Vezir doğrulup devam etti ‘Sen bana aşık olduğunu ilk ne zaman anladın? Bunu hiç konuşmadık ve çok merak ediyorum.’ dedi dirseğiyle destek verip iyice doğruldu. Kudret gözlerini kaçırdı anında.
‘Söz muhabbeti zamanı değil mi?’ dedi Vezir gözlerine eğilerek bakmaya çalışıyordu. Ama denk gelemiyordu bir türlü gözleriyle.
Kudret köşeye sıkıştığını anlayınca gardını giyindi. Bu sanki her gün anlattığı olağanlıkta bir şeymiş de Vezir tekrar tekrar soruyormuşçasına tripli bir şekilde ayağa kalktı. ‘Sen ne zaman aşık olduysan ben de o zaman işte. Bu işler karşılıklı olmuyor mu?’ diyip yanaklarının kırmızılığını görmesin diye koşarak banyoya kaçtı.
Vezir gülümseyerek baktı arkasından bildiği bir şeyden emin olmak istemişti sadece.
Flashback / Biletlerin Yırtılmasından Sonraki Gün
Kudret, dünkü o ağır konuşmanın yorgunluğuyla bahçedeki çamaşırları asarken, demir kapının gıcırtısıyla irkildi. Gelen Vezirdi. Gözlerinin ışığı sönmüş, omuzları düşmüştü ve yüzünde garip mesafeli bir ciddiyet vardı. Kudretin yanına kadar gelmedi. Aralarında koca görünmez bir uçurum bıraktı.
‘Kudret Hanım..’ dedi önce. Sesindeki o resmiyet, Kudret’in göğsüne saplanan ilk acı oldu. ‘Kolay gelsin.’
‘Sağ ol..’ diyebildi sadece Kudret, elindeki tişörtü yere düşürerek.
Kudret her yeri ot olan tişörtü silkeliyorken Vezir ellerini cebine koyup konuşmaya başladı.
‘Kudret Hanım ben bütün gece düşündüm. Sanırım biraz yanlış anlaşıldım. Öyle düşündüm yani. Onu düzeltmek için geldim aslında.’
‘Ben bu eve geldiğim günden beri seninl- sizinle olan aramızdaki..’ cümleleri toparlayamıyordu bir türlü.
‘Benim için güzel bir arkadaşlıktı sadece. Bunun ötesinde bir beklentiye girdiğimi düşünmenizi hiç istemem. Öyle bir şeyi ben de istemezdim zaten. Benden yana başka bir düşünce olamaz, içiniz rahat olsun.’ bu cümleleri kurarken içindeki aşka ihanet ediyormuş gibi hissediyordu Vezir.
Devam etti. ‘Yine de haddimi samimiyetimle aşmış bulundum. Yerimi bilemedim. Bunun için özür dilerim. Bir daha asla böyle tatsızlıklar yaşatmayacağıma emin olabilirsiniz.’
Kudret o an yerin yarılmasını ve içine girmeyi diledi. Kendini feda ettiği o büyük aşk, Vezir için iki dakikada basit bir arkadaşlığa indirgenmişti. Gururu, kırgınlığı, çaresizliği birbirine karıştı. Başını dik tutmaya çalışarak, buza dönmüş bir sesle ‘Anladım..’ dedi. ‘İyi madem. Benim de başka bir düşüncem yoktu zaten. Başka bir şey yoksa..’ diyip çamaşırları asmaya devam etti. Ama elleri zangır zangır titriyordu. Vezirin bunu görmemesini diledi.
Vezir arkasını dönüp kapıya doğru yürümeye başladı. Gözden kaybolduğu an, Kudret çamaşır sepetinin yanına yığılıp kaldı. Artık sadece Veziri değil, aralarındaki o sessiz güzel ihtimali de; tüm hatıralarıyla birlikte kaybetmişti. O günden sonra tamamen içine, o kapkaranlık kabuğuna çekildi.
Yaklaşık 6 Yıl Sonrası..
Zaman Karslı konağında acımasızca geçmişti. Cennet ilkokula başlamıştı. Zafer lisedeydi. Zafer için doktor; annesi öldüğü ilk 3 ay olanları beyninin reddettiğini söylemişti. Çocuğun yaşadığı tetiklenme ondan sonra ortaya çıktı. Evden çıkamaz oldu. Bu yüzden evden alıyordu dersleri. Derya ise üniversite koridorlarında tozunu attırıyordu.
Kudret yirmili yaşlarının ortalarında gençliğini; Cennetin ödevleri.. Zaferin histerik krizleri.. Ev işleri arasında tüketmişti ve hala da tüketiyordu.
Yüzündeki o eski canlılıktan eser yoktu. Gözlerinde artık bir ablanın, bir annenin olgunluğu vardı.
Her günü rutinleşmiş ve o da buna alışmış, asla yadırgamıyordu. O gün de Cennet okuldan gelmişti. Önlüğünü çıkartıp pijamalarını giydi küçük kız; yalvar yakar ablasını mutfaktaki dolapta duran çikolatayı yemek için ikna etti.
Kudretle Cennet mutfağa girdi usulca. Cemile Teyze onları fark etmemiş şekilde Bekir Dayıya bir şeyler anlatıyordu.
‘Vezir yarın akşam kız istemeye siz gelebilir misiniz diye rica etti. Kimi kimsesi yok yavrumun gideriz değil mi Bekir. Yalnız başına gitmesin şimdi.’
Bekir Dayı araya girdi. ‘Ne ara tanıdı da evlenmeye karar verdi bu çocuk şaşırtıyor beni bazen, neyse gideriz canım o da bizim oğlumuz ne de olsa.’
Cennetin şen şakrak bağırışlarıyla döndü adam ve kadın. Kudretin dudakları titriyordu. Ağlamasını görsünler istemiyordu hızla çıktı mutfaktan odasına doğru koştu. Kapıyı kapatıp yatağının üzerine çöktü. Altı yıldır üzerine toprak attığını sandığı o his, tek bir cümleyle göğsünü yırtıp dışarı çıkmıştı. Sevdiği genci zaten kaybetmemiş gibi davranıyordu kalbi. Yorganı sıkı sıkı sıktı.
Sonra birden endişeyle ayağa kalktı. Cesur olmalıydı ilk defa biraz cesur olmalıydı. Kendini biraz olsun düşünmeliydi. Evet cesur olacaktı. Vezir sırf ondan ümidi kestiği için mi yapıyordu bu evliliği öğrenmesi gerekiyordu. Arkadaştık demesine de inanmamıştı zaten Kudret. Yoksa gerçekten dediği gibi onun için Kudret sadece arkadaş mıydı.. Bunun cevabını bilmeliydi.
Bu olanlar tam da Kudret ruhunu zincirlediği yerden yavaşça çözmeye başladığında yaşanıyordu. Ve Kudret bu düşündüklerini öğrenemezse; ömür boyu bu kalp ona keşkenin acısını misliyle yaşatırdı.
Gözyaşlarını sildi. Aşağıya inip akşama kadar kardeşleriyle ilgilendi; zamanın geçmesini bekledi kalbinde koşuşturan atla beraber.
O gece, konakta herkes derin bir uykuya daldığında, Kudret hayatında ilk defa kuralları yıktı. Üzerine siyah hırkasını geçirip karanlığa karışarak evden çıktı.
Otogar gece yarısı sessizliğine bürünmüştü. Vezir kaldığı odaya çıkan merdivenlerin önündeki bankta oturuyordu. Cılız sarı bir ışık yanıyordu. Vezir, elinde sönmek üzere olan bir sigarayla boşluğa bakıyordu. Yarın kendi idam fermanını imzalayacak bir adamın çaresizliği vardı üzerinde.
‘Vezir..’
Duyduğu sese başını kaldırdığında hayal gördüğünü sandı Vezir. Kudret başında dikilmiş ona bakıyordu.
Altı yıldır göz göze gelmekten köşe bucak kaçtığı, uğruna nelerden vazgeçtiği kadın tam karşısında duruyordu. Vezir panikle ayağa kalktı, sigarayı yere atıp ezdi.
‘Kudret Hanım? Bir şey mi oldu? Çocuklar mı iyi değil, ağam..’
Kudret usulca banka oturdu. Vezir de onu takip etti. Kudret ellerini önünde birleştirmiş önüne bakıyordu. ‘Herkes iyi.’ dedi Kudret sesi çok cılız çıkmıştı. Gözleri dolmaya başlamış, elleri titriyordu ama belli etmemeye çalışıyordu.
Kudret derin bir nefes aldı. Gözyaşlarının akmasına izin vermeden konuştu. ‘Cennet okumayı söktü biliyor musun?’ dedi aniden. Vezir bu ilgisiz konuya anlam veremeyerek ona baktı. Kudret devam etti. ‘Zafer kendi başına uyuyabiliyor artık. Filmlerinde kayboluyor tüm gün. Beni evde aradığı bile yok. Derya desen, benden bile daha dikbaşlı, kimseye ihtiyacı yok.’ dedi gülümseyerek.
Vezir kaşlarını çattı. ‘Ne güzel.. Sizin sayenizde oldu hepsi Kudret Hanım’ dedi hala ne anlatıyordu kız anlamıyordu.
‘Evet benim sayemde oldu.’ diye onayladı Kudret. Gözlerini doğrudan Vezir’in gözlerine dikti. ‘Ama artık bana ihtiyaçları azalıyor Vezir. Eskisi gibi değiller. Büyüdüler.’
Titreyen ellerini hırkasının cebine soktu, sesinin titremesine bu sefer engel olamadı. ‘Bir gün, işte.. Ne zaman bilmiyorum ama bir gün belki de artık bana hiç ihtiyaçları kalmaz.’ gözünden bir damla yaş süzülmüştü ve Vezir bunu görmüştü.
Kudret her şeyi değiştirebilecek güçteki o cümleyi kurdu ‘O zaman ben de kendi hayatım için bir şeyler yapabilirim..’
Vezir’in nefesi kesilmişti. Kudret’in ne demek istediğini gayet iyi anlamıştı, kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu.
Kudret de yüzünde yılların yorgunluğuna rağmen beliren o umutlu, buruk tebessümle son darbeyi vurdu.
‘Belki o zaman.. Yıllar önce cesaret edemediğim o şeyin ötesini düşünecek bir hayatım olur Vezir.’ bunu söylerken iyice küçülmüş, parmak uçlarıyla oynuyordu.
Vezirin mutluluktan gözlerinin içi öyle bir parlıyordu ki bulundukları bank ışıl ışıl olmuştu adeta. Atılıp yanında oturan kızın elini tuttu. Kız bir süre gözlerine baktı genç adamın. Kızın da gözleri ışıl ışıldı. Vezir kızın elini okşadı usulca. Tam öpecekti ki Kudret hızlıca ayağa atıldı.
İstediği cevabı almıştı Vezirin hem gözlerinden hem de ellerinden.. O kadar mutluydu ki içinde kelebekler kıpır kıpır uçuşuyordu. Ama eve gitmeliydi. ‘Eve dönmeliyim babam yokluğumu anlamasın.’ diyip gülümsemesini önleyemeden arkasını döndü.
Vezir kızın arkasından gözleri dolu dolu mutlulukla bakıyordu. Kız sonra aniden dönüp konuştu.
‘Vezir!’ genç adam ayağa fırladı. ‘Efendim.’ dedi yumuşacık bir sesle. Kudret başını iki yana sallayıp ‘Ama ne zaman bilmiyorum.’ dedi çaresizce. Vezir derin bir nefes aldı. ‘Bekleyeceğim.’ dedi başını onaylarcasına kaldırıp önüne indirdi. Gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı bile.
Sonra tüm dünyaya haykırmak istercesine sesini yükselterek devam etti. ‘Ne kadar sürerse sürsün. Umrumda değil. Bekleyeceğim!!’
Kudret utangaçlıkla önüne dönüp hızlı adımlarla uzaklaştı. Gözleri dolu dolu olmuştu ama yıllar sonra ilk kez bunun başka bir anlamı vardı. Bu sefer.. bu sefer gözyaşları mutluluktandı.
- - - - - - - - - - -
Not : Kafada netleştirmek adına;
Otogarda İlk Karşılaşma-Gönül’ün Ölümü dönemi arası ‘Kudret’ eramız. 3 yıl kadar.
Vezir ve Kudret 17 yaşındayken başlıyor.
Geçen bölüm yazdığım bana Kudret ‘Hanım’ de ile; Metaforik olarak ayrılığın başladığı ve Vezirin beklemesi gereken ‘Kudret Hanım’ erası başlıyor. İlk 6 yılı vazgeçiş - Sonraki 13 yıl bekleyiş.
Kudretin yaklaşık 20 yıl sonra bahçede, bana artık Kudret de demesi ile; metaforumuz tekrar çalışıyor ve Vezir artık bekleyişinin son bulduğunu anlıyor.
