5. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
Bölüm 5 | Güçlü Olan
Din Don
Din Don
Kudret elindeki şerbet tenceresini hızlıca lavabonun içine bırakıp tatlıyı fırına sakladı. Koşar adımlarla kapıya yöneldi. Tam açacaktı ki üstüne başına bir baktı. Giydiği koyu gri sweatin kollarını şapkasını düzeltti hızlıca. Daha düzgün bir şeyler giyseydim keşke diye iç geçirdi. At kuyruğu yaptığı saçından tokayı çıkardı. Saçlarını yana atıp şöyle bir eliyle taradı. Derin bir oh çekti. Ve kapıyı açtı gülümseyerek.
Gülümsemesi çok uzun sürmedi ama. Vezir karşısında sanki inşaatta çimento torbasına düşmüş bir edayla duruyordu.
‘Vezirr’ diyerek atıldı ona doğru.
Vezir ancak o zaman halinin farkına vardı. Üstüne başına baktı. Başını yan yatırıp belli belirsiz kusura bakma dedi. Konuşacak mecali bile zor buluyordu.
Üzerindeki tozları çırpmaya başladı. Üstündeki ceketi ve gömleği çıkardı. Yazın sıcağında Kudrete gelmenin heyecanıyla kat kat saçma sapan giyindiğini o an fark etti. Altındaki uzun kol beyaz tişörtü temiz kalmıştı. Pantolonunu da iyice temizledi ama sonra..
‘Kudret, ben yarın geleyim istersen üstümü başımı adam akıllı toparlayayım yarın konuşalım olur mu?’ dedi hüzünlüydü sesi.
Kudret elini tuttu sıkıca.
‘Yok! Gel lütfen hem bir şey kalmadı ki toparlandı’ dedi. Hala bir şey soramıyordu Veziri kaçırmaktan korkuyordu.
Ama sevdiğinin omuzları çökmüş küçücük kalmıştı. İyi değildi. Bilirdi o.
İçeri girdiler. Vezir banyoya geçti elini yüzünü yıkamak için. Aynadaki hali acınasıydı. Çok göz göze gelmemeye çalıştı.
Ne yapacağını düşünüyordu. Kudrete söylemeli miydi? Bilmiyordu. Onu karanlığına çekmeyeceğine dair kendine söz vermişti.
‘En iyisi söylememek’ dedi.
Ama içinden başka bir ses aynı saniye bu düşünceyle çatıştı. En çok onun hakkıydı bilmek. Hayatı en çok mahvolan Vezir değildi ki oydu. Annesi babası ölen oydu..
Derin bir nefes aldı. Havluyla bakıştılar yine. Bu sefer eline alıp kurulandı. Ama bembeyaz havlu Vezirin elinde yüzünde kalan tozlar yüzünden kirlenmişti.
Çok mahcup oldu. Elinde havluyla çıktı banyodan. Kudret salonda koltuğa oturmuş bekliyordu. Veziri görünce ayaklandı.
‘Havlunu batırdım özür dilerim çok’ dedi Vezir sesi çok hüzünlüydü.
Kudret yaklaştı elinden havluyu alıp gülümsedi.
‘Saçmalama Vezir. Ne olacak sanki yıkarız geçer.’ diye şefkatle konuştu.
Vezir sadece Kudretin göğsüne sığınıp günlerce öyle kalmak. Ağlamak.. Uyumak.. Her şeyi unutmak.. İstiyordu. Ama burada yıkılamazdı. Bu evde, Kudretinin yanında olmamalıydı en azından.
Kudret şefkatle Vezire baktı.
‘Hadi gel konuşalım, seni ne bu hale getirdi.’ dedi. Sesini olabildiğince yumuşattı ki Vezir gardını indirebilsin.
Vezir hazır hissetmiyordu ama hem de hiç. Zaman kazanmak istedi. Mutfaktan gelen kokular kalbini sıcacık ısıttı.
‘Yemek yiyelim mi?’ dedi. Çocuk gibiydi bu hali.
Kudret gülümseyerek başını salladı. Mutfağa doğru yürüdü. Vezir de arkasından minik adımlarla geliyordu. Hava tam bir yaz akşamıydı. Kudret yemeği balkona hazırlamıştı.
Yazın Vezir de konakta dışarıdaki masada yerdi hep yemeğini. Ama tek başına. Şimdi balkonda her şeyden 2 tane vardı. Tabak, çatal, bardak..
Hem de belki de dünyada birlikte yemek yemek isteyeceği tek kişiye aitti ikincileri. Mutfağa baktı. Dönüp yardım lazım mı diye sordu ama Kudret onu sen otur diyerek balkona geri yolladı.
Oturdular. Vezir mahçup mahçup Kudretin hareketlerini izliyordu. Çorbalarını içtiler. Mercimek. Vezir gençliğinde hiç sevmezdi bu çorbayı. İlk kez Kudretin elinden yapılmışını içtiği günü hatırladı.
Ağanın yanında ilk günleri sayılırdı. Gemi limanına gitmişlerdi. İskelede vurulan 3 adamı hatırladı. Ne silah görmüştü hayatında ne de tutmuştu. Ağa 2 adamın cesetlerini başıyla işaret edip çocuklara uzaklaştırmasını söylerken elindeki silahı da Vezire uzattı. Vezir ‘Ağam’ diyip tutmaya hiç yeltenmese de. ‘Al oğlum al, öyle evde şişe vurup öğrenilmez bu işler. Benim yanımdaysan harbi tutacaksın bu mereti.’ demişti. Vezir elleri titreye titreye tutsa da silahı adamı alnının ortasından vurmuştu. ‘Adanalı! Sen bu işi iyi becereksin belli oldu.’ dedi ağa gururla.
Ama Vezir hiç gururlanmamıştı. O günden sonra hastalandı. Ateşler içindeydi ama koşa koşa işe geliyordu. Ağa 3.gün anladı bir tuhaflık olduğunu gençte. Bir güzel de fırçaladı oğlum niye söylemiyorsun diye. ‘Geç mutfağa sıcak bir çorba versinler sana’ dedi. Mutfakta çalışan abla çorbayı uzattı. Mercimek. Hiç sevmezdi. Vezir oralı olmayınca kadın: ‘Kudret kızım yaptı içemezsin böylesini bir daha he delikanlı.’ demişti. Vezirin o gün o çorbayı ne hevesle içtiğini tahmin etmek zor olmasa gerekti. O günden beri en sevdiği çorba Mercimekti. Ama sadece Kudretin yaptığı..
Kudret uzaklara dalmış adamın koluna dokundu. ‘Yesene Vezir’ dedi. Gözüyle sofradaki yemekleri gösterip.
Anıların büyüsünden çıkıp ‘Ne çok şey yapmışsın’ dedi Vezir. İki kişiydiler sadece ama bu yemekler bir orduya yeterdi.
‘Yarın otogarda olmam gerekiyor. Yarın akşama da kalsın istedim yarın da yeriz.’ dedi Kudret bir yandan Vezirin tabağına bir şeyler koyuyordu.
Çoğul konuşuyordu. Vezirin kalbi Kudretin bu kadar iyi olmasıyla daha da acıyordu. Dayanamadı. Elindeki çatalı bıraktı sertçe.
‘Bağırıp, çağırmayacak mısın?’ dedi
Sesi istediğinden yüksek çıkmıştı mahçup bir ifadeyle ses tonunu düşürdü.
‘Benim yüzümden 6 senedir cehennemi yaşıyorsun Kudret. Baban.. Annen.. -annen derken yutkunmuştu- Her şeyi bu kadar kolay geride bırakabilirim sanıyorsun. Ama olmayacak. Kalbinde bir yerde bir şey kemirip duracak seni. Ve ben bunu istemiyorum.’ sözleri bıçak gibi sofradaki huzuru kesmişti.
Ama bunu yapmalıydı. Kudreti üzse de.
Kudret gözleri dolu dolu elindekileri sertçe masaya bırakıp konuşmaya başladı.
‘Senin yüzünden değil! Sen olmadığın için ben 6 senedir cehennemi yaşıyorum aptal!’ dedi. Gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı bile.
‘Acizim işte! Bu kadarım ben!’ sesi titreyerek balkonda yankılandı.
‘Yapamıyorum anlamıyor musun Vezir.. Keşke yapabilsem. 6 senedir yapamadım işte gördük. Nefesi bile eforla alıyorum ben sen yokken. Alışılıyormuş.. Atmasınlar nerede alışılıyor. Ben kahve içemiyorum ya kahve. Sevmediğim tokaları takıyorum. Bana seni hatırlatmasın diye otogarın yarısını gözüm kapalı yürüyorum. Emniyet kemeri.. Basit bir emniyet kemeri bir takılmaya görsün. Ölüyorum ben!’ nefesine iç çekişleri karışır olmuştu.
Derin bir nefes aldı. Sesini daha sakin tutmaya çalışarak devam etti.
‘Ben senden intikamımı aldım. Sana olan nefretimi o gün o eski tuvalette gömdüm ben Vezir. Nefret ettiğim adamı da..
Şimdi karşımda sevdiğim oturuyor. O adamı sevmeme izin verecek misin? Ya da şöyle sorayım. Sen benim kadar cesur olup elimi tutabilecek misin? Tüm dünya bize karşı gelse bile.’ bunları söylerken gözünü Vezirinkilere kenetlemişti Kudret.
Vezir, öyle bir ihtimal varsa karşısında oturan kadına bir kere daha aşık olmuş olabilirdi. Onsuz daha iyi olacağı palavrasını kendine söyleyen ses, bir anda kesildi içinde.
Acıyla gülümsedi Vezir. Başını mahçup bir şekilde sağa sola salladı. Gözleri kıpkırmızı olmuştu. Karanlık masada Kudretin elini buldu. Sımsıkı tuttu.
‘Ama bir şartım var Vezir Yılmaz. Bugün bu masadan benden gizlediğin hiçbir şey olmadan kalkacağız birlikte. Tamam mı?’ bunu söylerken korku kapladı Kudretin kalbini.
Vezirin gözleri sislenmişti çünkü bir anda.
Elini cebine atıp beyaz bir kağıt çıkardı. Önü arkası yazı doluydu. Kudrete uzattı.
Kudret ellerini korkarak kağıda uzatıp Vezire baktı. Vezir onaylarcasına başını eğdi. Bir daha da kaldırmadı.
Kudret korka korka okumaya başladı.
Vezir
Sana bunları anlatmakta çok geç kaldım. Öldüğünü öğrendiğim gün keşke keşke bunları bilseydin diye günlerce vicdan azabı ..
———
Bir müddet sonra..
Kudret mektubu okumayı bitirmişti. Ama göğsü sıkışıyordu. Nefes almaya çalıştı derin derin. Gözyaşları okurken kağıdı sırılsıklam etmişti zaten. Vezire bakıp ‘Neden biz?’ diye düşündü.
Vezir sürahiye atılıp su doldurup uzattı. Ne yapacağını bilmiyordu. Sandalyesini Kudretinkinin yanına çekti.
Kudretin gözünün önüne düşen dağınık saçlarını geriye attı usulca. Sonra ani bir hamleyle Kudreti kendi göğsüne doğru çekip sımsıkı sarıldı.
Çenesini kafasına yasladı. Derince burnunu içine çekti. Sanki bunu yaparsa acısının bir kısmını da kendine çeker gibi gelmişti.
Kudret yaklaşık yarım saate yakın Vezirin kollarında öylece kaldı. Vezir istediği zaman konuşsun diye sadece bekledi. Ama konuşacak bir şey var mıydı ki..
Nefes alışverişleri tek düze hale geldiğinde Vezir başını eğip Kudrete baktı.
Uyumuştu. Bir yarım saat hiç hareket etmeden bekledi Vezir. Tam anlamıyla uykuya dalsın diye.
Sonra usulca kucağına aldı kadını. Sanki kırılacak bir cam taşıyor gibi dikkat ediyordu kapılardan geçerken. Bugün evde girmediği tek kapıya, koridorun sonuna yöneldi.
Ayağıyla kapıyı itti. Kudretin odasıydı. Kudreti yavaşça yatağın üstüne bıraktı. Terliklerini ayağından çıkardı.
Üzerindekilere baktı. Kıyafetleri uyku için fena bir seçenek değildi. Zaten Kudretin izni olmadan kıyafetlerini çıkaracak değildi. Yatağın üstündeki pikeyi Kudretin üstüne doğru katladı.
Usulca kapıdan sıyrılıp mutfağa yöneldi.
Artan yemekleri dolaba yerleştirdi. Bulaşıkları makineye. Masayı da sildi. Masanın üstündeki kağıdı alıp sandalyedeki ceketinin iç cebine koydu.
Hava hafiften serinlemişti ceketi üstüne geçirip yaşananların tüm yüküyle birlikte sandalyeye attı kendini.
Bu gece orada kalması lazımdı. Kudreti o halde tek bırakamazdı. Telefonun titremesiyle irkildi.
Medeni arıyordu. Açtı.
‘Medeni yurt dışı işi şimdilik askıda bunu bil beni de telefon sapığı gibi arayıp durma! He bu arada Zahideye ötmüşsün maşallah. Başka birilerine de aynı performansı sergilemezsin umarım’ diyip karşı taraf konuşamadan telefonu kapadı.
Telefonu masaya fırlatıp başını arkaya yasladı.
Yorgundu. Saat daha 10’a geliyordu ama salondaki koltuğa kıvrılıp uyumaya niyetlendi. Ama öncesinde son kez bir Kudreti kontrol etmeye odasına gitti.
İyi ki de gitmişti. Pikenin katlandığı yere sıkışmış kolunun üstüne yatmıştı. Pikeyi açtı. Usulca kolunu bedeninin altından kurtarıp yanına yerleştiriyordu ki.
Kudretin eli vezirinkini sımsıkı tuttu. Uyku mahmuru konuşmaya başladı.
‘Vezir.. Bu gece yanımda uyur musun.’ bir sessizlik oldu odada.
‘Lütfen’ dedi.
Vezir normalde utanıp odayı hızlıca terk ederdi ama bugün onun da Kudrete o kadar çok ihtiyacı vardı ki. Hiç düşünmedi ilk defa, pikeyi kudretin altından kurtarıp kudreti mırıldanmaları arasında yatağın içine yönlendirdi.
Ceketini çıkarıp makyaj masasının önündeki pufun üzerine koydu sonra ufak adımlarla yatağa yaklaştı ve çekine çekine yatağın ortasında duran kudretin sağına uzandı.
Kudret geldiğini anlamış olacak ki yavaşça sağına dönüp Vezire iyice sokulup sarıldı. Başını vezirin omzuna iyice yasladı.
Vezir başta tereddüt etse de kollarını Kudretin sırtında birleştirdi.
Vezir, Kudret bu kadar yakınındayken onun acılarını daha iyi hissettiğini fark etti. Sevdiği çok yorulmuştu. Özellikle kalbi..
Bunun sorumlularından biri de kendisiydi. Ve buna rağmen yine kaçıp gitmeyi düşünmüştü. Evet, dediği gibi karanlıktı belki. Ama o karanlığı aydınlansın diye hiç çaba sarf etmiyordu. Kolay olan kaçmaktı, Vezir hep o yolu seçtiğini fark etti.
İlişkilerinde cesur olan taraf hep Kudretti. Elini taşın altına koyan da. Vezir o andan itibaren kendine bir söz verdi. Artık o da cesur olacaktı. Sevdiğinin elini sımsıkı tutup herkese, her şeye karşı güçlü duracaktı.
Kudretinin artık hayatta es verebileceği anları olabilecekti. Tıpkı istediği gibi.
O hep güçlü olacaktı, Kudreti onun yanındayken dinlenebilsin diye.
