39. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
EKSTRA | 20 yaş | Elveda
Karslı Konağında zaman acımasızca hızlı geçiyordu. Gönül Karslının ölümünün üzerinden tam 6 ay geçmişti. Cennet yavaş yavaş ilk adımlarını atmaya başlamış, ortalığı birbirine katıp Kudreti delirtiyordu akşama kadar. Bir de Zaferin krizleri başlamıştı. Bunca karmaşanın içinde nefes almak o kadar zordu ki..
Yine o kriz anlarından birinde Cenneti uyutmuş, Zafere sevdiği çizgi filmini açıp kendini zar zor balkona atmıştı Kudret. Gökyüzüne bakıp derin derin solumaya başladı.
Sonbahar havası vardı tam gökyüzünde; yapraklar rüzgardan koptukları dallardan usulca yere süzülüyorlardı.
Aşağıdan gelen sesleri duyunca o tarafa doğru geçti balkon korkuluklarında. Vezir gelmişti konağa. Yerinde duramıyordu genç adam. Heyecanlı heyecanlı Bekir Dayıya bir şeyler anlatıyordu. Onun bu hallerini görünce gülümsedi Kudret. Ama gülümsemesinin solması çok uzun sürmemişti.
Vezir elinde tuttuğu çantadan çıkardığı kamuflaj desenli şapkayı kafasına geçirip asker selamı verdi. Kudretin olanları anlaması saniyeler içinde gerçekleşmişti. Vezirin yaşını düşündü hızlıca. Yirmi.. Evet yirmiydi. Askere kaç yaşında gidilirdi ki, çok erkendi daha. Hem daha başvurmayacağına dair söz vermişti.
Mutfaktan çıkıp, elinde yüzündeki yaşları sildiği peçetesiyle oğlana sarılan Cemile Teyzeyi gördükten sonra artık emin olmuştu.
Vezir asker oluyordu. Kafasına onlarca soru nüfuz etti. Ne zamandı.. En önemlisi ne kadar kalacaktı.. Nerede yapacaktı peki. Kendi kendine balkonda bir ileri bir geri yürüyüp bunları düşündü. Ama bu soruların cevapları aşağıdaydı.
Hızla aşağıya inip mutfakta oyalanması gerekiyordu. Öyle de yaptı, hızla mutfağa gidip, tezgahın yanında durdu. Balkon kapısına kulak kabarttı. Buradan her şey duyuluyordu.
‘Demek 18 ay he.. Ne yapacağız be oğlan biz sensiz. Ağa kısaltamıyor muymuş şu süreyi.’ diyip hüzünle güldü Bekir dayı.
Vezir de gülümseyerek ‘Vatan görevi işte Bekir reis napalım, sayılı gün çabuk geçer derler hem. Ya! Cemile Sultan yapma böyle ama gözünde yaş kalmadı be.’ diyip yanaklarını sıktığı kadını kollarının altına alıp sarıldı sıkı sıkı.
‘18 ay kalbim yüreğimde atacak biliyor musun sen benim. Doğu çıkmış bir de; ateşin ortası..’ peçeteyi burnuna götürüp sesli sesli sildi.
Doğu? 18 ay? Ateşin ortası?
Kudretin kalbine tonlarca ağırlıkta yük bırakılmış gibiydi. Elini kalbine koyup ortadaki tezgahın dibine çöktü. Kalp atışları kulaklarında çınlamaya başladı. Nasıl dayanacaktı. On sekiz ay boyunca onu hiç görmemeye.. Sesini duymamaya..
İçindeki o yıllardır bastırdığı, duvarların arkasına sakladığı o neşeli, aşık Kudret avaz avaz bağırmaya, isyan etmeye başlamıştı. Onu kaybetme ihtimali, aralarına girecek kilometrelerce uzaklık..
Dış kapının çalınmasıyla etrafındaki sis bulutu dağıldı. Hızla ayağa kalktı. Dışarıdaki üçlü de içeriye girmişti. Kudret arkasını döndü hemen, gözyaşlarını gizlemek için.
Bekir Dayı ve Cemile Teyze kapıya bakmak için koştu hızlıca belli ki Zaro Ağa gelmişti.
Vezir yutkunup arkası dönük kıza baktı çaresizce. Ona veda edemeden mi gidecekti. Halbuki 6 ay önce her şey nasıl da farklıydı. Bu askerlik konusu açıldığında,
Kudret ‘Başvurma hemen! daha zaman var.’ diye hiddetlenmiş, günlerce küs kalmışlardı.
Her hafta mektuplaşacaklarına dair sözleşip, birkaç sene sonra başvuracağım dediğinde; ancak kızla o zaman arasını düzeltmeyi başarmıştı Vezir.
Şimdi ne mektup yazmaya.. Ne de gitmeden, sımsıkı sarılıp sevdiğinin kokusunu içine hapsetmeye şansı kalmıştı. Çaresizce arkasını dönmemeye inat etmiş kıza son kez bakıp mutfaktan ağır adımlarla çıktı.
Dış kapıdan giren Derya az ilerisinde duran Vezire koştu görür görmez. Babasından öğrenmişti, Vezirin aylarca yanlarında olmayacağını. Hüzünlü gözlerle dibinde durup, soru yağmuruna tuttu genci. Zülfikar da başıyla selam verip odasına geçmişti.
‘Dur bakalım dur! Sakin ol..’ diye yumuşacık sesiyle soruları kesti Vezir. Gözünden bir damla yaş akan Deryayı görünce dayanamayıp dizlerinin üzerine çöküp kızın gözlerine baktı. Başını eğip gülümsedi.
Bu eve geldiğinden beri küçük kızla çok başka bir ilişkileri olmuştu. Abi-kardeş gibi. Vezirin yokluğu Kudretten sonra en çok Deryayı üzeceğe benziyordu.
‘Prensesim.. Ağlamak yok diye anlaşmıştık hani seninle geçen gün. Hem çok uzun değil ki. 18 aycık tamam mı? Sen 13 yaşına basmadan ben gelmiş olacağım. Hem şu geçen gün lunaparkta binemediğimiz hızlı tren var ya hani boyun yetmemişti. Geldiğimde ilk iş ona götüreceğim seni.’ Derya dudağını büzüp boynuna atladı Vezirin. Gözyaşları omzunu ıslatmıştı hafiften.
‘Kendine dikkat et tamam mı? Bana mektup yolla.’ dedi boynunu bırakırken. Gözyaşlarını silmeye çalışıyordu bir yandan da, merdivenlerden inen Zafer görmesin diye. Çok dalga geçerdi görürse.
Zafer yavaş adımlarla geldi. İlaçların etkisiyle mayhoş duruyordu biraz. Bacağına sarıldı Vezirin sıkı sıkı. ‘Vezir abi.. Hani geçen gün televizyona ölen askerler çıktı ya. Sen de ölmeyeceksin değil mi? Annem gibi..’ bir yandan gözyaşlarını tutmaya çalışıyordu.
Vezir hayatında bu kadar çaresiz hissettiği bir an hissetmemişti. Eğilip artık zor taşınmaya başlayan Zaferi kucağına aldı. ‘Olmayacak öyle bir şey. Sana asker sözü..’ diyip selam verdi. Zafer de onunla sözleşmesinin gereği diye düşünüp, aynı selamdan vermişti.
Sonra gülümseyip çocuğu yavaşça yere bıraktı. ‘Ohooo! Bu ne böyle beni ağlatmaya mı çalışıyorsunuz siz, hem ödeviniz yok mu koşun ödevlere bakayım. Gelince karnelerinize bakacağım, özellikle matematiğe. Ama gitmeden bir kocaman sarılma Vezir abinize.’ diyip kollarını iki yana açtı. Sımsıkı sarıldı çocuklara.
Kudret kapı pervazına yaslanmış onları izliyordu. Dalıp gitmişti o manzaraya, göz yaşları yanaklarından süzülüyordu.
Vezir çocuklara el sallayıp arkalarından bir süre baktıktan sonra döndü. Kudret toparlanamadan göz göze geldiler. Vezir gülümsedi ama Kudret buz gibi kalkanını önüne çekmişti yine.
‘Çocuklar üzüldü diye duygulandım.’ dedi savunurcasına kendini. Vezir için bu savunmanın hiçbir anlamı yoktu. Gözlerinde göreceğini görmüştü kızın.
Ama kızı mahçup etmemek, biraz da kendine yeniden ümit vermemek için cevap verdi. ‘Biliyorum Kudret Hanım, ben gidiyorum diye üzülecek haliniz yok ya.’ sesinin soğukluğu Kudretin daha da canını yakmıştı.
Tam Vezir yanından geçip gidiyordu ki Kudret dayanamadı. ‘Söz vermiştin birkaç sene sonra gideceğine. Sözünün eriymişsin.’ dedi trip atarcasına. Şu an ülke karışık olduğu için şimdi gidip, kendini tehlikeye atmaması için aylar önce, araları iyiyken bu sözü almıştı Vezirden Kudret.
Vezir dudaklarını birbirine bastırdı. Kudreti kırmak istemiyordu. Ama içindeki aşkın öfkesine yenik düştü. ‘Birbirimize verdiğimiz sözler konusunda beni sorgulamadan önce dönüp bir kendinize bakın isterseniz Kudret Hanım. Hayatımda bunun hesabını soracak bir yeriniz yok artık.’ hızla mutfak kapısının oradan çıkıp kapıyı çarptı.
Kudret çıkan sesle irkilmişti. Zar zor bütün kalan kalbi, Vezirin sözleri sonrası tuz buz olmuştu sanki. Gözyaşlarını daha fazla tutamayacağını anlayınca başını eğip elini ağzına kapadı, koşar adımlarla odasına çıktı.
Vezir sinirden elini dışarıdaki masaya vurup duruyordu. ‘Bir de hesap soruyor. Sanki kendisi bizi mahvetmemiş gibi..’ sinirle ayağını dayadığı sandalyeyi itip düşürdü. Ayağa kalktı hiddetle. Artık sinirden mantığı tamamen devre dışı kalmış, duygularıyla hareket ediyordu.
Hızla içeri girdi merdivenlere yöneldi. İkişer ikişer merdivenleri çıkıp Kudretin odasının önünde durdu. Yumruğunu sıkıp sıkıp duruyordu. Derin bir nefes alıp sertçe kapıyı çaldı. Cevap beklemeden hiddetle kapıyı açıp girdi, hızla kapadı.
Kudret yatağına oturmuş hüngür hüngür ağlıyordu. Veziri karşısında görünce başını eğdi. Vezirin de gözleri dolmaya başlamıştı, çaresizce eliyle kızı gösterip ‘Senin de canın çok yanıyor işte. Bunu bize niye yapıyorsun Kudret.. Hı..’ yeşil gözleri kıpkırmızı olmuştu.
Kudret cevap veremedi hala başı eğik duruyordu. Vezir dayanamadı Kudretin yanına oturdu yatağa, kadının kollarından tutup kendine doğru çevirdi. Çenesini tuttu yumuşakça, konuştu.
‘Bak bakayım bana Kudret.’
Kudret çaresizce başını kaldırdı. Kıpkırmızı olmuş gözlerini genç adamınkine hizaladı.
‘Korkuyorsun biliyorum. Onlara yetememekten. Bu yüzden beni itiyorsun duvarlarının dışına. Ama ben biliyorum; biz birbirimizin elini tuttuğumuzda çok daha güçlü olacağız Kudret. Ben hep senin yanında olacağım. Birlikte atlatabiliriz her şeyi..’
Kız bir cevap vermemişti. Vezir şu an yapmazsa çok pişman olacağı o şeyi yapmaya karar verdi. Usulca eğildi kızın dudaklarına doğru. Temkinli bir şekilde küçük bir buse kondurdu sadece dudaklarının üzerine. Sonra başını çekti, tekrar eğilip bir buse daha.. Kudret gözlerini kapamıştı.
Ellerini gencin göğsüne koyup ‘Vezir yapma..’ dedi sadece. Vezir de çekildi bunun üzerine. ‘Tamam’ dedi acıyla.
‘Keşke dediğin kadar kolay olsaydı. Olmayacak sen de biliyorsun. Kendimizi kandırmayalım, hiçbir şey kâğıt üzerinde planlandığı gibi gitmez bu hayatta. O yüzden olmaz Vezir.. Olmaz. Bizim birbirimizin hayatında yerimiz yok. Bu aramızdaki şeyi de..’ iç çekti birkaç kez.
‘Kalbimize gömmekten başka çaremiz yok. Beni biraz olsun.. Tamam mı.. Lütfen böyle yaparak daha fazla canımı yakma.’
Vezir çaresizce ayağa kalktı. Kızı daha fazla yıpratmanın da bir anlamı yoktu. O zaten kararını çoktan vermişti. Onlardan vazgeçmişti.
Tam çıkıyordu ki ‘Ben seni sevmeyi bırakmayacağım Kudret. Hiçbir zaman kalbime de gömmeye niyetim yok. Yapamam da zaten. Ama.. Bunların hepsini senin haberin olmadan yapacağım merak etme. Ben seni uzaktan tek başıma da severim ki..’ elini kapı koluna attı.
Ama çıkamıyordu. Kıza döndü tekrardan. ‘Son kez sarılabilir miyiz?’ dedi gözlerinden yaşlar akarken. Kudret başını yatırıp onaylarcasına ayağa kalkıp kollarını doladı boynuna.
Sımsıkı belini sardı kızın Vezirin elleri, başını da boynuna gömmüş kokusunu içine hapsetmeye çalışıyordu. Kaç dakika öyle kaldılar ikisi de bilmiyordu. Ama bildikleri tek şey kollarını birbirlerinden ayırdıklarında bu gerçek bir veda olmuş olacaktı.
Kudret acıyla kollarını gevşetip boynundan çektiğinde Vezir veda vaktinin geldiğini anlayıp, kollarını istemeye istemeye gevşetti yavaşça.
Göz göze bakıyorlardı acıyla. Kudret dayanamayıp parmak uçlarında yükseldi çocuğun dudaklarına. Uzun hüzünlü bir buseydi bu. Her şeyin bittiği hoşçakal busesi..
Kudret dudaklarını geri çektikten sonra ‘Elveda Sevgili..’ diye sevdiğinin dudaklarına doğru fısıldayıp, hızla çıktı odadan.
Vezir kalbini emanet ettiği kız emanetini yerine bırakmış gibi bir acıyla odanın ortasında kalakalmıştı. Her şey bitmişti işte. Bitmişti. Bir aşk daha kavuşamayanlar kitabının sayfasında kendine yer bulmuştu.
Not : Deryayla Vezirin ilişkisinin; Derya Yahyayla onu ispiyonlayanın Vezir olduğunu düşündükten sonra, alt üst olduğunu varsayıyorum bu evrende.
