62. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}

Bölüm 42 | Salıncak

ms 🐾

Bölümler
1 Bölüm 1 | 6 Yıl 2 Bölüm 2 | Nasıl? 3 Bölüm 3 | Vicdan Azabı 4 Bölüm 4 | Boşa Geçmiş Bir Ömür 5 Bölüm 5 | Güçlü Olan 6 Bölüm 6 | Acı Gerçek 7 Bölüm 7 | Filtre Kahve 8 Bölüm 8 | Kurabiye 9 Bölüm 9 | Zehir 10 Bölüm 10 | Acıbadem 11 Bölüm 11 | Yıkım 12 Bölüm 12 | Enişte 13 Bölüm 13 | Lotus 14 Bölüm 14 | Karabiber 15 Bölüm 15 | Yara 16 EKSTRA | Veliaht 24.Bölüm 17 EKSTRA | Part 2 | Veliaht 24.bölüm 18 Bölüm 16 | Orman Evi 19 Bölüm 17 | Krep 20 EKSTRA | Veliaht 8-9.Bölüm 21 Bölüm 18 | Uçurumun Kenarı 22 EKSTRA | 19 yaş | Gönül’ün Ölümü 23 Bölüm 19 | Kaybediş 24 Bölüm 20 | Bekleyiş 25 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 26 Bölüm 21 | Polis 27 Bölüm 22 | Her Güzel Şeyin Sonu 28 Bölüm 23 | Lütfen 29 Bölüm 24 | İzmir İhalesi 30 Bölüm 25 | Kaçamak 31 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 1) 32 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 2) 33 Bölüm 26 | Domates 34 Bölüm 27 | Korkak 35 Veliaht | 16.Bölüm Ekstra (İnternet Özel) 36 EKSTRA | Veliaht 7.Bölüm 37 Bölüm 28 | Gerçek 38 Bölüm 29 | Kavuşma 39 EKSTRA | 20 yaş | Elveda 40 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 1) 41 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 2) 42 EKSTRA | 38 Yaş | Buz (Son Part) - İnternet Özel 43 Bölüm 30 | Elma Şekeri 44 Bölüm 31 | Baş Belası 45 EKSTRA | Kars | Pencere 46 Bölüm 32 | Havlu 47 EKSTRA | 38 Yaş | Omuz 48 ! BİLGİLENDİRME ! 49 EKSTRA | Boşluk 50 Bölüm 33 | Kahraman 51 Bölüm 34 | Beklenmedik İhtimaller 52 Bölüm 35 | Evham 53 Bölüm 36 | Hakan 54 Bölüm 37 | Mucize 55 Bölüm 38 | Meşe 56 Bölüm 39 | Bebek 57 Bölüm 40 | Turşu 58 EKSTRA | Peynirci (Kesilen Sahne) 59 Bölüm 41 | Çilek 60 EKSTRA | Patates 61 FlashForward | Civciv 62 Bölüm 42 | Salıncak 63 Alternatif Son 2 | Tek part 64 Bölüm 43 | Tost 65 FlashForward | Kız Kıza 66 EKSTRA | İspiyoncu 67 Bölüm 44 | Alışveriş 68 FlashForward | Barbie 69 EKSTRA | Veliaht Bölüm 11 - 12 arası 70 Bölüm 45 | Doğum 71 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 72 Bölüm 46 | Aile 73 FlashForward | Kumsal 74 EKSTRA | Veliaht 20.Bölüm 75 Bölüm 47 | 20 Gün 76 FlashForward | Sera 77 Deniz | Kahvaltı

Haziran ayının ilk günlerinin o sıcak ve insanı rehavete sürükleyen öğleden sonrası, bahçeyi altın sarısı bir ışıkla doldurmuştu. Etraftaki çiçeklerin kokusu hafif bir rüzgarla birbirine karışırken, Kudret bahçenin köşesindeki o geniş, rahat salıncağa uzanmıştı. Üzerindeki uçuş uçuş, ince, sarı yazlık elbisesi, artık iyice belirginleşen, yirmi yedinci haftasına girmiş karnını nazikçe sarıyordu.

Elini usulca karnının üzerinde gezdiriyor, içindeki minik kızının hafif kıpırtılarını hissederek gülümsüyordu. Günlerdir içinde taşıdığı o huzur, bugün yerini tatlı bir sabırsızlığa bırakmıştı.

Vezirin ikna çabalarının sonucunda Kudret artık üç gün otogarda çalışıyor, dört gün dinleniyordu evde. Ama Vezir sabahtan beri otogardaydı ve Kudret, kocasının yokluğunda evin ne kadar sessiz, ne kadar eksik olduğunu bir kez daha fark etmişti.

Uzanıp yanındaki masadan telefonunu aldı. Dudaklarında o meşhur, kocasını anında yelkenleri suya indirmeye yetecek nazlı tebessümüyle Veziri aradı.

Telefon sadece iki kez çaldıktan sonra o sakin, güven veren ses duyuldu
'Efendim güzelim? Bir şey mi oldu, iyi misiniz?'

'İyiyiz, iyiyiz..' dedi Kudret, sesini bilerek biraz daha nazlı, biraz da sitemkar bir tona büründürerek.
'Ama çok sıkıldık. Vezir, daha çok işin var mı otogarda? Ne zaman geleceksin?'

Vezirin telefonun diğer tarafındaki sandalyesinin gıcırtısı ve telaşla toparlanan evrak sesleri duyuldu anında.
'Yok hayatım, bitirdim sayılır. Dosyaları Medeniye devredip çıkıyordum ben de. Bir şey ister misin gelirken? Emret bakayım kocana, alıp geleyim.'

Kudret, kocasının bu her an hazır ve nazır haline kıkırdadı.
'Evet..' diye mırıldandı dudaklarını büzerek.
'Deniz babasını çok özledi. Seni istiyoruzz. Bir de.. Hani şu senin meşhur tatlıcın var ya, oradan bol çikolata soslu, taptaze profiterol alır mısın gelirken? Canımız çok çekti.'

'Siz istersiniz de ben almaz mıyım?' dedi Vezir, sesindeki devasa aşk, telefondan bile hissediliyordu.
'Yirmi beş bilemedin otuz dakikaya oradayım. Dünyanın en güzel iki kızını daha fazla bekletmeden. Çok seviyorum sizi.'

'Biz de seni..' diyerek telefonu kapattı Kudret. Telefonu göğsüne bastırıp salıncakta hafif hafif sallanırken, karnından gelen o tanıdık, minik tekmeyle gülümsedi. Evdeki birkaç işi halledip tekrar salıncağa döndü. Kızı konuşmak istiyordu. İnce, narin parmaklarını karnının üzerine yerleştirip, kızıyla o çok sevdiği baş başa sohbetlerine başladı.

'Baban nasıl mükemmel biri, bir bilsen benim minik papatyam..' diye fısıldadı Kudret.
Sesinde, yılların bütün yorgunluğunu silip atan, sadece saf bir şefkat tınısı vardı.

'Biz babanla ilk tanıştığımızda, daha on yedi yaşlarındaydık. Ben o zamanlar çok umut dolu bir kızdım; baban da koca otogarın izbe, mazot kokan kalabalığı içinde hayat mücadelesi veren, ama gözlerinin içi hep ışıl ışıl parlayarak bakan bir gençti.'

'Onu ilk gördüğümde, bir şarkı dinliyordu. Kaset çalarlar vardı o zaman sen denk gelmeyeceksin ama. Erol Budanın 'Uçurumun Kenarına Getirdin Ömrümü' şarkısı çalıyordu. Sadece şarkıyı sordum ona.. O gün, hiç çekinmeden en sevdiği, o kaseti bana hediye etti biliyor musun? Benim de kalbim ilk o an ona doğru aktı kızım, o da ilk görüşte tutulmuş bana, öyle diyor yani.. Yıllardır saklıyorum o kaseti, sana da gösteririm.'

Kudret, rüzgarın yüzüne doğru uçurduğu bir saç tutamını kulağının arkasına itip, derin, huzurlu bir nefes aldı. Salıncak hafif hafif gıcırdarken, zihni eski, kasvetli Karslı Konağının arka bahçesindeki anılara kaydı.

'Sonra baban, dedenle birlikte çalışmaya başladı. Biz de birbirimizi daha sık görür olduk.'

'Eski evimizin bahçesindeki söğüt ağacı bizim gizli sığınağımız, en güvenli yerimiz oldu. Adını bile o ağacın altında baban seçti, ta yıllar önce. Ben de çok sevdim. O ağacın altında bana hep bir şeyler anlatırdı. Babanın o zamanlar bana alabileceği kitapları, eşyaları alacak hiç parası yoktu.. Ama sırf her buluştuğumuzda benim gözlerim parlasın, bana yeni bir şeyler anlatabilsin diye, her boş vaktinde kütüphaneye giderdi. Tarih, destan, mitoloji.. Ne bulursa okur, hepsini yalayıp yutar, sonra gelip o söğüdün gölgesinde bana o kadar güzel, o kadar heyecanla anlatırdı ki.. Ben onun anlattığı hikayelerden çok, onun bana bakarken parlayan o yeşil gözlerini izler, aşık olurdum ona daha da çok..'

Karnındaki minik hareketlilik artınca, Kudret kıkırdadı.
'Sen de ona aşık olacaksın, adım gibi biliyorum. O kadar şanslısın ki miniğim..'

'Dur anne anlatsın ama izin ver. Bir kış günü, her yer lapa lapa kar altındayken beni dışarı çağırdı. Birlikte kardan adam yaptık, adını da 'KudZir' koyduk biliyor musun? O gün bana dönüp 'Ben hep bir kızım olsun isterim' demişti. O günden beri seni bekliyor baban biliyor musun.. Orada karların içinde, kışın en sert soğuğuna inat, herkesten gizli açmaya yemin eden iki narin kır çiçeğinin efsanesini anlatmıştı bana o gün. Tıpkı bizim gibi kızım.. Biz de herkesin kış dediği, imkansız dediği o karanlığın ortasında inatla çiçek açtık.'

Kudretin sesi yavaş yavaş titremeye başladı. Gözleri dolmuş, geçmişin o acı dolu günlerinin sızısı göğsünü hafifçe yoklamıştı.

'Ama annen biraz korkmuştu o zamanlar bebeğim..' diye fısıldadı, gözünden süzülen bir damla yaşı elinin tersiyle silerek.
'Anneannen öldüğünde, o koca evin yükü omuzlarıma bindiğinde, ben hayattan ve aşktan kaçtım. Babanı korumak istemiştim aslında. Onu kendimden uzaklaştırdım.. Aramıza koca, aşılmaz sandığım duvarları kendi ellerimle ördüm. Ama o ne yaptı biliyor musun?'

Kudret yutkundu, dudaklarında minnet ve devasa bir aşk dolu bir gülümseme belirdi.
'O benden hiç vazgeçmedi.. Tam on iki koca yıl boyunca, çok uzaklardan sevdi beni. Ben de onu tabi ki. İkimiz de biraz inatçıyızdır. Bizim inadımız, bizi kavuşturdu..' gülümseyerek karnını okşayıp, usulca öptü.

'Öyle işte kızım.. Senin baban, bu dünyada görebileceğin en sevgi dolu, en tatlı ve en delilerinden.. Seni de beni de ömrünün sonuna kadar başının tacı yapacak. Ne olursa olsun bizden asla vazgeçmeyecek. Biliyorum.. Çünkü o, mucizelere hep inanır.'

'Ve o mucizelerin en güzeli şu an benim yanı başımda..'
Kudret, hemen başucundan gelen sesle irkilerek gözlerini açtı.

Vezir, elinde o meşhur profiterol kutusuyla salıncağın hemen arkasında dikiliyordu. Ne kadar süredir orada olduğunu Kudret bilmiyordu ama adamın gözleri tamamen yaşlarla dolmuş, kızarmıştı. Karısının kızıyla yaptığı bu derin, bu sırılsıklam aşk dolu sohbetin her kelimesini duymuştu.

'Vezir..' dedi Kudret, yanakları hafifçe kızarırken.
'Geldin mi? Ben.. Ben de Denizimizle konuşuyordum.'

Vezir elindeki kutuyu usulca yandaki masaya bıraktı. Omuzları titreyerek derin bir nefes aldı ve salıncağın önüne gelip dizlerinin üzerine çöktü. Gözyaşlarını gizlemeye zerre çalışmadan, ellerini Kudretin yüzüne yerleştirdi ve başparmaklarıyla kadının yanaklarını okşadı.

'Ben seni bir on iki yıl daha beklerdim..' diye fısıldadı Vezir, sesi duygulandığı için çatallanmıştı.
'Yüz yıl da beklerdim Kudret.. O kaseti sana uzattığım ilk gün, o söğüt ağacının altında sana baktığım ilk an ne hissediyorsam, yemin ederim şu an binlerce katını hissediyorum. Siz benim bu hayatta aldığım en güzel nefessiniz.'

Kudret daha fazla dayanamayıp kollarını adamın boynuna sımsıkı doladı. Yüzünü kocasının boynuna gömüp, kokusunu ciğerlerine çekerken mutluluktan ağlıyordu. Vezir de kollarını karısının beline sarıp onu kendine bastırdı. Dakikalarca, bahçenin o ılık rüzgarı altında, birbirlerinin yaralarını saran, geçmişin tüm izlerini silen bir şefkatle, kızları aralarında sarılı kaldılar.

Biraz sonra Kudret, burnunu çekip kıkırdayarak geri çekildi.
'Ağlatıyorsun beni sürekli.. Hamileyim ben, hormonlarım zaten tavan! Hadi, profiterollerimizi yiyelim artık. Kızın içeride tekme atıp duruyor, tatlı krizine girdi.'

Vezir omuz silkip yaşlı gözleriyle kocaman, çocuksu bir kahkaha attı. Yerinden kalkıp salıncağa, Kudretin hemen yanına oturdu. Karısını nazikçe göğsüne doğru çekti. Kudret sırtını Vezirin göğsüne yaslarken, Vezir de bir koluyla onun belini sıkıca sardı, diğer eliyle sehpadaki profiterol kutusunu açtı.

'Emredersiniz Kudret Hanım..' dedi Vezir muzipçe, çikolataya bulanmış bir profiterol topunu çatala batırıp karısının dudaklarına doğru uzatırken.
Kudret ağzına atılan tatlıyla mest olmuş bir şekilde mırıldanırken, Vezir bir tane de kendi ağzına attı.

'Afiyet olsun benim güzel kızlarıma.' diye fısıldadı Vezir, çenesini Kudretin saçlarına yaslayarak. O sırada Deniz, babasının sesine tepki verircesine annesinin karnına tatlı, minik bir tekme savurdu.

Vezirin eli anında o tekmeyi hissettiği yere gitti.
'Babacığım..' diye mırıldandı gururla.

'Heh dur ben de bir şey anlatayım papatyama. Şimdi biz annenle o zaman daha sevgili bile değilken. Annen beni kek yemeye mutfağa çağırdı. Sürekli bana bir şeyler yedirmeye çalışırdı o zamanlar da, ondan yani kızım kek date'imize şaşırma sen. Herhalde kilo alayım da, kimse bana bakmasın diye önlem.' Kudret kıkırdayıp omzuna vurdu.
'Ne alakası var Vezir!!'

Vezir, Kudretin yanağını hızlıca öpüp karısına çatalı tekrar uzattı. Kalan çikolataları da kendi temizledi çataldan.
'Sonra annen kek yerken birden kendi yediği çatalı falan olan tabağı, önüme koyup birden gitti. Ben biraz bir anlamadım da sonra yaptığı testi hemen çaktım. Geçtim değil mi testi?' diyip eğildi Kudrete doğru.

'Geçtin tabi serseri! Farkındaysan, karnımda ikimizin çocuğunu taşıyorum.' dedi.
İkisi de koca bir kahkaha patlattı. Kızları da en az onlar kadar hareketli ve şen şakrak bir şekilde duruyordu annesinin karnında.

Güneş yavaş yavaş ufukta kaybolup gökyüzünü turuncu ve pembe renklere boyarken; onlar o salıncakta, ağızlarında çikolatanın tatlı bıraktığı iz, dillerinde geçmişin o aşk hikayesi ve kalplerinde hiç tükenmeyecek olan o sonsuz huzurla, usul usul sallanmaya devam ettiler. Geçmişin tüm o imkansızlıkları, artık sadece kızlarına anlatacakları güzel bir masaldan ibaretti.