72. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}

Bölüm 46 | Aile

ms 🐾

Bölümler
1 Bölüm 1 | 6 Yıl 2 Bölüm 2 | Nasıl? 3 Bölüm 3 | Vicdan Azabı 4 Bölüm 4 | Boşa Geçmiş Bir Ömür 5 Bölüm 5 | Güçlü Olan 6 Bölüm 6 | Acı Gerçek 7 Bölüm 7 | Filtre Kahve 8 Bölüm 8 | Kurabiye 9 Bölüm 9 | Zehir 10 Bölüm 10 | Acıbadem 11 Bölüm 11 | Yıkım 12 Bölüm 12 | Enişte 13 Bölüm 13 | Lotus 14 Bölüm 14 | Karabiber 15 Bölüm 15 | Yara 16 EKSTRA | Veliaht 24.Bölüm 17 EKSTRA | Part 2 | Veliaht 24.bölüm 18 Bölüm 16 | Orman Evi 19 Bölüm 17 | Krep 20 EKSTRA | Veliaht 8-9.Bölüm 21 Bölüm 18 | Uçurumun Kenarı 22 EKSTRA | 19 yaş | Gönül’ün Ölümü 23 Bölüm 19 | Kaybediş 24 Bölüm 20 | Bekleyiş 25 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 26 Bölüm 21 | Polis 27 Bölüm 22 | Her Güzel Şeyin Sonu 28 Bölüm 23 | Lütfen 29 Bölüm 24 | İzmir İhalesi 30 Bölüm 25 | Kaçamak 31 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 1) 32 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 2) 33 Bölüm 26 | Domates 34 Bölüm 27 | Korkak 35 Veliaht | 16.Bölüm Ekstra (İnternet Özel) 36 EKSTRA | Veliaht 7.Bölüm 37 Bölüm 28 | Gerçek 38 Bölüm 29 | Kavuşma 39 EKSTRA | 20 yaş | Elveda 40 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 1) 41 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 2) 42 EKSTRA | 38 Yaş | Buz (Son Part) - İnternet Özel 43 Bölüm 30 | Elma Şekeri 44 Bölüm 31 | Baş Belası 45 EKSTRA | Kars | Pencere 46 Bölüm 32 | Havlu 47 EKSTRA | 38 Yaş | Omuz 48 ! BİLGİLENDİRME ! 49 EKSTRA | Boşluk 50 Bölüm 33 | Kahraman 51 Bölüm 34 | Beklenmedik İhtimaller 52 Bölüm 35 | Evham 53 Bölüm 36 | Hakan 54 Bölüm 37 | Mucize 55 Bölüm 38 | Meşe 56 Bölüm 39 | Bebek 57 Bölüm 40 | Turşu 58 EKSTRA | Peynirci (Kesilen Sahne) 59 Bölüm 41 | Çilek 60 EKSTRA | Patates 61 FlashForward | Civciv 62 Bölüm 42 | Salıncak 63 Alternatif Son 2 | Tek part 64 Bölüm 43 | Tost 65 FlashForward | Kız Kıza 66 EKSTRA | İspiyoncu 67 Bölüm 44 | Alışveriş 68 FlashForward | Barbie 69 EKSTRA | Veliaht Bölüm 11 - 12 arası 70 Bölüm 45 | Doğum 71 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 72 Bölüm 46 | Aile 73 FlashForward | Kumsal 74 EKSTRA | Veliaht 20.Bölüm 75 Bölüm 47 | 20 Gün 76 FlashForward | Sera 77 Deniz | Kahvaltı

Kudretle Vezirin o huzurlu evlerinin kapısı, o gün bambaşka bir dünyaya, taptaze bir bahara açıldı.
Hastanede geçen o telaşlı, yorucu ama bir o kadar da mucizevi birkaç günün ardından, nihayet eve dönmüşlerdi.

Vezir, arabanın arka koltuğundan o minik puseti çıkarırken elinde dünyanın en paha biçilemez şeyini taşıdığı için nefesini tutuyordu. Karısını da belinden kavramış eve doğru adımlıyordu.
Otogarda adam hizaya sokmaya alışkın elleri, pusetin sapını öyle narin kavramıştı ki Kudret onun bu haline bakarken gülümsemesine engel olamadı.

Evin kapısından içeri adımlarını attıklarında, içerideki o tanıdık koku onlara ilk defa bu kadar farklı geldi.
Artık sadece iki kişi değillerdi. Bu ev nihayet eksik parçasını bulmuş, tam bir 'yuva' olmuştu.

Vezir salona girip, etrafına bakındı. 'Kudret nereye koyacağım kızımızı.' dedi.
Kudret kahkaha atıp heykel gibi donan kocasına baktı. 'Aşkım koy oradaki pufun üzerine.'

Vezir puseti salonun ortasındaki geniş pufa usulca bıraktı. İçinde, üzerine örtülmüş ince, pembe battaniyesinin altında mışıl mışıl uyuyan kızına bakarken gözleri hayranlıkla parlıyordu.

'Evine hoş geldin benim minik papatyam..' diye fısıldadı Vezir, eğilip pusetin içine doğru bakarak.
Ardından koca elleriyle pusetin kemerlerini büyük bir dikkatle, kızını hiç uyandırmamaya çalışarak çözdü.

Evin içinde kızını ilk defa kucağına alacaktı. Parmaklarını yavaşça Denizin minicik sırtından ve ensesinden geçirip onu narince göğsüne doğru kaldırdı. Deniz, babasının o geniş ve sıcak göğsünü bulduğu an uykusunda hafifçe mırıldandı, minik burnunu adamın tişörtüne sürttü. Vezir o an nefes almayı bırakmıştı. Gözlerini yumdu, dudaklarını kızının o mis gibi süt ve bebek kokan saçlarına bastırdı.

'Kudret..' dedi sesi pürüzlü, ağlamaklı bir fısıltıyla.
'Kudret, evimizdeyiz. Kızımız kollarımda ve evimizdeyiz. Bizim gerçekten kızımız oldu, değil mi? Bazen hala rüya görüyorum sanıyorum uyanmaktan korkuyorum.'

Kudret, kocasının bu sırılsıklam aşık, bu ağlamaklı mutlu haline bakarken dudaklarını birbirine bastırdı. Yavaşça yanına yaklaşıp kollarını hem kocasına hem de kucağındaki minik kızlarına sardı.
'Rüya değil sevgilim.' dedi adamın omzunu öperek.
'En güzel gerçeğimiz. Avuçlarımızın arasında artık..'

Vezir bir süre daha salonda, kucağında kızıyla, ona evi anlatarak fısıltıyla dolaştı. Ancak Kudretin anne yüreği, kızını bir saniye bile kendinden uzak tutmaya dayanamıyordu.
Vezirin kollarından Denizi yavaşça kendi kucağına aldı. Köşedeki geniş, rahat koltuğa oturdu. Denizi göğsüne öyle bir yasladı ki, sanki dünyadaki hiçbir güç o bebeği oradan koparamazdı.

Saatler akıp geçti. Öğleden sonra güneşi salonun camlarından içeri vuruyor, evin içini koyu sarı bir renge boyuyordu.

Kudret, tam üç saattir o koltukta aynı pozisyonda oturuyordu. Gözlerini bir saniye bile kırpmadan, kızının o minicik, pıt pıt atan göğsünü, uykusunda ara sıra büzdüğü dudaklarını, minik, tatlı parmaklarını izliyordu.
Hastane yorgunluğu, doğumun getirdiği o devasa bitkinlik omuzlarına çökmüştü, göz kapakları kapanmamak için direniyordu ama kızını yatağına bırakmayı kesinlikle reddediyordu.

Vezir, mutfaktan elinde Kudret için hazırladığı bitki çayı ve atıştırmalıklarla salona döndüğünde karısının o bitap ama kızına aşık halini gördü. Tepsiyi sehpaya bırakıp yavaşça Kudretin önüne diz çöktü. Karısının yorgunluktan kapanmak üzere olan ama inatla açık tuttuğu gözlerine şefkatle baktı.

'Güzelim..' diye fısıldadı Vezir, elini yavaşça Kudretin saçlarında gezdirerek.

Kudret başını iki yana salladı, gözlerini kızından ayırmadan mırıldandı.
'Çok güzel uyuyor Vezir baksana.. Kokusu.. Dünyanın en güzel kokusu sanki. Bir saniye bile bırakmak istemiyorum. Ya uyanırsa, ya ağlarsa da ben yanında olmazsam?'

Vezir, karısının bu korumacı, anne haline tebessüm etti. Uzanıp Kudretin alnına sımsıcak bir öpücük kondurdu.

'Aşkım, öyle sürekli kucağında uyuyamaz ki.. Hadi gel yatıralım, biz de uyuyalım biraz. Sen çok yoruldun. Günlerdir doğru düzgün gözünü kırpmadın.' dedi Vezir o tok, güven veren aynı zamanda dünyanın en yumuşak tonuna bürünmüş sesiyle.

'Hem doktor ne dedi? Senin de dinlenmen, toparlanman lazım ki kızımıza daha iyi bakasın. Hadi güzelim.. Bırakalım yatağına, hemen yanımızda zaten yatağı, en ufak bir nefesinde uyanırız.'

Kudret dudaklarını büzdü, ama kocasının haklı olduğunu bilecek kadar da mantığını korumuştu. Gönülsüzce başını salladı. Vezir onu belinden tutarak dikkatle ayağa kaldırdı. Birlikte yatak odasına geçtiler.
Kudret, Denizi kendi yataklarının hemen bitişiğine kurdukları anne yanı beşiğine bıraktığında içinden bir parça kopmuş gibi hissetti.

İkisi de yatağa uzandıklarında Vezir, günlerin getirdiği o devasa stresin boşalmasıyla başını yastığa koyar koymaz derin bir uykuya daldı. Kolları karısının beline dolanmış vaziyette, düzenli nefes alışverişleri odayı doldurmaya başlamıştı.

Ama Kudret uyuyamadı..

Gözlerini tavana dikmişti ama aklı fikri, kalbi bir karış ötesinde yatan kızındaydı.
Yorgunluktan bedeni sızlıyordu ama zihni kıpır kıpırdı. Sadece on beş dakika dayanabildi. Yavaşça, Vezirin kollarını gevşetip yatağın gıcırdamamasına özen göstererek ayaklandı. Kocasının üzerini örtüp sessizce beşiğe doğru eğildi.

Denizi o kadar narince kucağına aldı ki, bebek uykusunda en ufak bir rahatsızlık bile hissetmedi.
Kudret, kucağındaki tüm dünyasıyla birlikte sessiz adımlarla yatak odasından çıkıp salona geçti.

Evin içi öğleden sonranın o tatlı, sakin sessizliğine bürünmüştü.
Kudret, salonun köşesindeki o geniş koltuğa yeniden yerleşti. Kızını göğsüne bastırdı. Denizin o düzenli, minicik nefesleri doğrudan Kudretin boynuna vuruyordu.

'Uyumayacağım işte..' diye fısıldadı Kudret, dudaklarında dünyanın en huzurlu tebessümüyle.
Kızının saçlarına burnunu gömüp cennet kokusunu içine çekti.

'Hoş geldin benim küçük mucizem..' diye mırıldandı, sesi o koca salonda yumuşacık yayılıyordu.
'Babanla seni o kadar çok bekledik ki annem.. O kadar hayal ettik ki. Karnımdayken o attığın tekmeleri sayıyordum, şimdi burada, kollarımın arasında nefesini dinliyorum. Bütün o bekleyişe, bütün o ağrılara sızılara o kadar çok değdin ki.. Sen benim hayatımdaki en güzel şeysin Deniz.'

Kudret, işaret parmağıyla kızının o minicik, pürüzsüz yanağını okşadı.

'Sen uyurken bile seni özlüyorum, biliyor musun? Gözlerini açsan da bana baksan diye bekliyorum. O yüzden bırakamadım seni yatağa. Ben seni hiç bırakmayacağım zaten. Annem.. Benim güzel kızım.'

Kudret, kızıyla baş başa olduğu bu sessiz dakikaların tadını çıkarırken zamanın nasıl geçtiğini anlamadı bile.

Bir süre sonra, salonun girişindeki parkelerde hafif bir gıcırtı duyuldu. Kudret başını çevirdiğinde, kapı pervazına yaslanmış, kolları göğsünde bağlı, yüzünde kocaman, şefkatli bir gülümsemeyle onu izleyen kocasını gördü.
Vezir uyanmış, yanındaki boşluğu fark edip peşlerinden gelmişti.

'Ben de diyorum benim karım nerede..' diye fısıldadı Vezir, sessiz adımlarla yanlarına yaklaşırken.
'Bırakamadın değil mi miniği?'

Kudret suçüstü yakalanmış gibi kıkırdadı.
'Dayanamadım Vezir.. Uyuyamadım ki. Gözüm kapalı bile olsa aklım ondaydı.'

Vezir yanlarına geldi, koltuğun kenarına eğilip önce Kudretin dudaklarına, sonra kızının alnına uzun bir öpücük bıraktı.
'Haklısın sevgilim. Onu böyle izlemek dünyadaki tüm güzelliklere, uykulara bedel..' dedi adam, karısının saçlarını okşarken.

O sırada Deniz uyanmış, o maviye çalan yeşil gözlerini kocaman açmış, etrafa bakınıyordu. Minik dudaklarını şapırdatarak gerindi.

Vezir, kızının uyanık olduğunu görünce içindeki az önceki aklı başında adam saniyeler içinde buharlaştı. Yerine, kızını eğlendirmeye yeminli, şapşal bir baba geldi. Doğruldu, ellerini arkasında birleştirip tıpkı ciddi bir müze rehberi gibi boğazını temizledi.

'Evet Küçük Hanım.' dedi Vezir, sesini bilerek resmi ama inanılmaz komik bir tona büründürerek.
'Madem uyandınız, size özel hazırladığımız bu şatoyu tanıtma vakti gelmiştir. Lütfen beni takip edin. Sayın Deniz Yılmaz, şahsi krallığınıza hoş geldiniz!'

Kudret, kocasının bu komik hallerine kahkaha atmamak için kendini zor tutarak ayağa kalktı ve Vezirin peşinden bebek odasına doğru yürüdü.

Vezir, bebek odasının kapısında durup eliyle içeriyi, duvarı işaret etti.
'Sağ tarafınıza bakarsanız, annenizle günlerce kavga dövüş seçtiğimiz, benim kendi ellerimle ve alnımın teriyle yapıştırdığım papatyalı duvar kağıtlarımızı görebilirsiniz. Kesinlikle hiç yamuk değil, o gördüğünüz ufak kayma tamamen sanatsal bir dokunuş.'

Deniz, babasının gür ama neşeli sesini duydukça kollarını oynatıyor, ağzından minik kıkırtı benzeri baloncuklar çıkarıyordu. Vezir bunu bir onay olarak kabul edip dolabın önüne geçti. Kapağı açıp içindeki o minik kıyafetleri gösterdi.

'Burada ise..' dedi Vezir gururla göğsünü kabartarak.
'Babanızın annenizden azar yeme pahasına aldığı, anneniz tarafından 'iki haftalık bebeğe bu alınır mı' denilerek gereksiz bulunan ama bence şahane duran fırfırlı koleksiyonumuz var. Lütfen onlara gereken saygıyı gösterin Küçük Hanım, her gün birini giyip bana defile yapacaksınız.'

Sonra koşup köşedeki o devasa peluş ayıyı kucakladı, ayının kollarını Denize doğru sallayarak yanlarına geldi.
'Ve işte, baş korumanız Ayı Bey! Ben evde yokken güvenlik ondan soruluyor. Eğer bir sorununuz olursa hemen telsizden beni çaldırıyorsunuz.'

Kudret artık dayanamayıp sesli bir şekilde kahkaha attı.
'Vezir! Delirdin mi aşkım, çocuk sana uzaylı görmüş gibi bakıyor!'

'Baksın güzelim.' dedi Vezir, peluş ayıyı bırakıp karısının beline kolunu attı. Bebeklerinin yüzüne bakarken gözleri yine aşkla parlıyordu.
'Bu odayı kendi sesimle tanıttım ki, bu eve, bu duvarlara bizim varlığımızla, bizim neşemizle alışsın.'

Kudret, kocasının yanağına sımsıcak bir öpücük bıraktı. Evlerinde, artık sadece onların şen kahkahaları ve bitmek bilmeyen bu eşsiz neşe yankılanıyordu. Hayatlarının en güzel masalı, nihayet kendi krallıklarında, kızlarının o minik tebessümüyle başlamıştı.