1. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
Bölüm 1 | 6 Yıl
Arkada çalan şarkı kesilmişti veya sona yaklaştıkça kulakları dünyaya karşı olan sesleri onun için anlamsızlaştırmayı tercih ediyordu. Göz ucuyla avucundan yere yuvarlanan parıltıya baktı.
Her şey bitmişti işte.. Geç bile oldu diye düşündü.. Bu kadar hata bir insan yaşamına fazlaydı. Eski tuvaletin kapısının korkuyla çarparak açıldığını duyamadan başı omzuna düştü.
Vezir Abi… Vezir Abi… Aç gözünü bir şey söyle..
…
6 YIL SONRA
Arabayı tek katlı bahçeli evin garajının önüne çektiğinde saat 22.04’tü. O kadar yorgundu ki tek düşündüğü şey yatağının üzerine bir çuval gibi yığılmaktı. Stop düğmesine basıp arabayı durdurdu.
Elini kemer tuşuna attı. Bastırdı. Açılmamakta ısrarcıydı. Tekrar bastı. Kemeri çekiştirdi tuşu daha da zorladı. Bunu yaparken ellerinin titremeye başladığını fark etti. Boğazına koca bir yumru oturmuştu.
‘Açıl! Allahın cezası.. Lütfen.’
Çaresizliğine sanki acımış gibi kemer çözüldü yerine usulca kaydı. Kudret titreyen elleriyle direksiyonu kavradı. Ağlamak istemiyordu. Terapideki son 1.5 yıllık ilerlemesini hiç etmemeliydi. Ama yapamadı.
‘Şuradan kastı galiba Kudret Hanım. Pardon.’
İçli içli ağladı. Sessizdi ağlaması..Camı açtı nefes almaya çalıştı. Ama ciğerleri havayı kabul etmiyordu. Yan koltuktan çantasını aldı. Hızla camı kapatıp arabadan indi. Arabaya sırtını yasladı. Bir kere daha denedi derin bir nefes almayı.
Başını gökyüzüne kaldırdı. Tek bir yıldız vardı parlayıp sönen. Bir süre onu izleyerek sakinleşmeye çalıştı. Gözyaşlarını elinin tersiyle sildi sonra nefes almaya çalışa çalışa girişe yürüdü.
Anahtarı şifonyerin üstüne bıraktı. Paltosunu çıkardı. Çantasıyla birlikte girişteki dolaba dağınık bir şekilde attı. Asmaya bile mecali yoktu.
Ev karanlık ve sessizdi. 1 senedir bu evde kalıyordu. Cennet yurt dışında fotoğrafçılık eğitimine gittiğinden beri. Derya zaten kendi evinde kalıyordu. O eski koca evde tek başına kalmasının bir anlamı yoktu.
Evin ne kadar soğuk olduğunu fark etti. O bilinen soğukluklardan değildi ama. Temmuz ayındaydılar çünkü. Bu başka bir soğukluktu. 1 yıldır ilk kez bunu bu kadar derinden hissetmişti.
Topuklularından kurtulup salondaki koltuğun üzerine kıvrıldı. Dizlerini karnına çekti. Küçük bir kız çocuğu gibi. Loş ışıkta kapalı televizyondan kendi yansımasını izlemeye başladı.
Yavaş yavaş gözleri ağırlaşmıştı. Uykunun kollarına bıraktı kendini. Uyursa belki boğazındaki yumru geçerdi. Bilinçaltı buna pek izin verecek gibi durmuyordu ama.
‘Ben senin yanında güçsüz olsam, sen güçlü olsan mesela’
Gözlerini araladı. Sadece 5-10 dakika daldım diye düşünmüştü ama saatler geçmişti. Kolundaki saatin akrep ve yelkovanını loş ışıkta zorlukla görmeye çalıştı. 04.37 idi.
Koltukta doğruldu. Banyoya doğru yürüyüp dağılan makyajını temizledi saçlarını taradı. Lastik tokayla hafifçe aşağıdan bağladı.
Mutfağa yürüdü ışığı yaktı. Bir bardak su doldurdu. Yutkunurken hala zorlanıyordu ama akşamki kadar kötü değildi. Geçecek dedi geçecek..
Filtre kahve makinesine gözü gitti. Bir kahve içip kendine gelmek en iyisiydi. En alt çekmeceyi kendine doğru çekti filtre kahve kavanozunu eline aldı yanındaki türk kahvesi paketine gözü gitti.
Derya tatile gittiği şehirlerden birinden bundan iyisini bulamazsın bak kudret hanım diye getirmişti. Ama artık içmiyordu. Fazla acı geliyordu..
‘İçmiyorum ki artık’ dedi sesi titriyordu engel olmaya çalışsa da. Paketi alıp çöp kovasına bıraktı. Filtre kahvesini demleyip sırtına hırkasını alıp balkona çıktı.
Güneş daha doğmamıştı. Derin bir nefes aldı. Balkonundaki nergislerin kokusu geldi burnuna. İyi geldi bir yudum kahvesinden aldı. Gözlerini kapadı. Gecenin son sessizliklerine kulak kabarttı.
Din-Don
Din-Don
İrkildi. Hala alışamamıştı bu elit zile. ‘Sanarsın kraliyet evi melodiye bak.’ dedi gülümseyerek.
Ama birkaç saniyelik boşluğa kapılmasının ardından saatin farkına vardı. Kim olabilirdi ki bu saatte. Sabahın körü bile değildi. Evini kızlardan başka bilen de, en yakın evin neredeyse kilometre mesafede olduğu sitede öyle muhabbette olduğu komşusu da yoktu.
‘Hayırdır inşallah bu saatte’ dedi sandalyeden kalktı.
Kapıya yöneldi. Zili açmaya geç gittiği için ekran kapanmış gelenin görüntüsünü göstermiyordu.
Tereddütle delikten baktı. Kimseyi göremedi.
‘Kim o’ dedi korkuyla. İlk başta ses gelmedi. Cümlesini tekrarladı sesinin tonuna korkusu yansımaya başlamıştı.
‘Benim.. Kudret..’
Başından aşağı kaynar sular döküldü. Hayır.. Yanlış duyuyordu.. Hayır..
Olamazdı. Benzetmişti. Hayır benzetmemişti. Onun sesi kimseye benzemezdi ki. Ama olamazdı. Kapının önünde ileri geri yürüdü. Yok yok dedi kendini telkin etmeye çalışıyordu.
Rüyaydı. Evet rüyaydı. İlk kez görmüyordu böyle bir rüya. Rüyaydı. Aynaya baktı yanındaki. Gözlerine baktı. Aynaya dokundu. Kolunu sıkıca sıktı. 1 kez.. 2 kez.. 3 kez..Uyanmıyordu. Allah kahretsin ki uyanamıyordu.
İçini bir istek kapladı. Kapının arkasındaki kişiyi görme isteği. O kadar uzun zamandır onu görmüyordu ki. Rüyaysa rüya. Derinlerden koca bir özlem duygusuna kapıldı. Anahtarı çevirip kilitten kurtardı kapıyı.
Elleri zangır zangır titriyordu. Kapının koluna elini attı. Usulca aşağı indirdi. Kapıyı kendine doğru çekti yavaşça. Başını kaldırmaya korkuyordu.
Bir çift ayakkabıyla bakıştı. Erkek ayakkabıları. Spor ayakkabısıydı. O spor ayakkabı giymezdi ki. İşte o an içinden dedi. Rüyada falan değildi. Benzetmişti. İçi rahatlamış bir şekilde başını hızlıca kaldırdı.
Karnına sert bir yumruk yemiş gibi oldu. Karşısındaki yeşil gözlü adam gözleri kan çanağı olmuş şekilde ona bakıyordu. Kaç dakika öyle kaldılar bilmiyordu.
Beyni kabul etmiyordu. ‘Hayır! Hayır! Hayır!’ dedi kendi etrafında dönüyordu çıldırmış gibiydi. Kulağında bir çığlık vardı. Sağır eden türden.
Hıçkırarak ‘Gerçek değilsin.. Olamazsın.. Ben seni.. Olmaz ki ama.. Değil mi.. Çok saçma..’ hıçkırıklarının arasında nefes almaya çalıştı ama asla başaramıyordu.
Adam bir adım attı. Aralarındaki mesafe birkaç santim ya var ya yoktu. Kudretin elinden hiçbir şey gelmiyordu. Donup kalmıştı. Ayakları mimlenmiş gibiydi.
İçini bir cesaret kaplamıştı. Dokunursam gerçek değilse kaybolur gider diye ümit etti. Canı çok yanıyordu. Gitsin istiyordu. Titreyen sağ elini adamın yanağına götürdü. Dokunamadı 5–10 saniye kadar öyle kaldı.
Sonra dokundu. İlk başta temkinli. Yumuşak tenine elini bastırdı. Gitmiyordu. Kaybolmuyordu. Hüngür hüngür ağlamaya başladı sol elini de kaldırdı adamın başını avuçları içine aldı.
İkisi de gözleri birbirine kenetli bir şekilde ağlıyordu. Kudretin bünyesi bu acıya daha fazla dayanamadı. Yavaş yavaş elleri adamın teninden kaydı. Gözleri karardı. Son gördüğü şey adamın onu tutmaya çalışan elleriydi.
