3. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
Bölüm 3 | Vicdan Azabı
VEZİR
Nereden başlayacağını bilemedi. Ellerinin boğumlarıyla oynamayı bırakıp gözlerini Kudret’in kahverengi gözleriyle buluşturdu. Suyunu bitirmişti şimdi de yenisini istemeye yüzü yoktu. Bardağa baktı çaresizce. Kudret yardım çığlıklarını anlamıştı ayağa kalkıp gözden kayboldu.
Hemen ardından elinde sürahi ile döndü. Vezir’in önündeki bardağı doldurdu. Vezir koca bir yudum aldı. Artık konuşamamak için bahanesi kalmamıştı. Başlarsam devamı gelir diye düşündü ve anlatmaya başladı.
‘Medeni.. Seninle buluşmadan önce onu aramıştım. Araba ayarlaması için. ‘Otogara, eski tuvaletinin önündeki koridorun girişine çek arabayı bekle’ dedim. Anlamsız bir istekti. Çünkü neye geldiğimi biliyordum. Niye araba istedim bilmiyorum ama sanırım içimdeki son umut kırıntısına haksızlık etmemek içindi.’ bir yudum su aldı. Kudretin yüzünü inceliyordu. Kendi yaşadıkları umrunda bile değildi. Tek düşündüğü Kudret’in hissettikleriydi. Devam etti.
‘Telefonda söylediklerinden sonra anlamıştım. Sona geldiğimi.. Ama bunu bildiğim halde koşa koşa geldim biliyor musun?’ dedi. Gülümsedi gözleri doldu.
‘Niye geldin ki..’ dedi Kudret. Hıçkırıklarını gizlemeye çalışıyordu.
‘Başkasından olmasın istedim. Hikayemde biri sonumu yazacaksa bu senin elinden olsun istedim. Bir de seni son kez öpmeden ölmek istemedim galiba.’ son cümlesinden sonra gülmüştü. Kudretin gözlerinde de bir ışıltı belirdi onun da dudakları yukarı kıvrıldı.
Vezirin gözü, Kudret’in alnına düşen saçlarına takıldı geriye atmak için bir hamle yaptı. Ama Kudret korkup irkildi geri çekildi Vezir’in eline karşı. Bilinçsiz bir refleksti. Vezirin gözlerini koca bir hayal kırıklığı kapladı.
‘Özür dilerim.’ dedi mahçup bir şekilde. Bir süre konuşamadı sonra devam etti.
‘Medeni arabada beklerken seni uzaklaşırken görmüş. Üzerindeki kanlı elbisenle. Koşmuş tuvalete. Ben hatırlamıyorum. Son hatırladığım ses senin kapıyı kapatmandı. Hastaneye giderken kalbim durmuş. Geri döndürmüşler kalp masajıyla. Hastaneye vardığımızda müdahale edilirken tekrardan. İyi direndin dedi Medeni.’ yutkundu sonraki cümleleri hızlıca atlamak istiyordu. Biraz hızlı konuşmaya başladı.
‘Komada kalmışım. 4 sene kadar..’ sıradan bir ayak burkulması anlatır gibi anlatıyordu. Kudret kötü hissetsin istemiyordu.
‘Çok kan kaybettiğim için beynime yetersiz kan mı gitmiş öyle bir şeyler işte doktorun anlattıklarını çok dinlemedim.’ cümlesi bitince Kudretin yüzüne bakıp ne detay veriyorsun salak herif diye iç geçirdi kendine.
‘Medeni sana söylemeyi çok düşünmüş. Ama doktorlar en kötüsünü düşünün demişler her seferinde. Sana söylememek daha doğru olur diye karar vermiş o da.
Onca senenin sonunda uyandığımda kendime gelmem 2-3 haftayı buldu. Seni sordum. Endişeyle sordum başına iş açtığımdan korktum çünkü. Medeni her şeyi anlattı.
Doğu Kapının kraliçesi olmuşsun -bu kısmı söylerken gözlerinin içi gülüyordu-
O kadar gurur duydum ki seninle. O an yataktan kalkıp koşarak sana gelmek istedim. Ama istesem de yapamazdım -gülümsedi acıyla- bacaklarım ııı..
Hareket ettirebiliyordum ama güç sıkıntısı vardı. Ayağa kalkamıyordum.’
Kudretin canının çok yandığını hissetti bakışlarından.
‘Biraz kötü yani çok kötü değildi.’ dedi gülümseyerek. Halbuki doktor yürüyebilmen zor ama imkansız değil demişti ilk konuştuklarında. 2 koca sene sürmüştü şu anki iyi haline gelebilmesi. İyileştiği günün aynı haftası da Kudretine gelmişti.
‘Yaralanmamdan sonra omuriliğimin yakınında ödem oluşup baskı oluşturmuş. Ödemi cerrahiyle halletmişler. Ama doktor yoğun fizik tedaviyle yürüyebileceğimi söyledi.’
Lafını daha bitiremeden karşısındaki kadın içli içli ağlamaya başlamıştı. Vezir onu sıkıca çekip sarılmak istedi ama yapamadı.
Kudret burnunu çekip başını yana yatırıp Vezirin gözlerinin en derinine baktı sanki.
‘Özür dilerim’ dedi sesi titriyordu. Vezir bu özrü anlatımını böldüğü için mi yoksa başka bir şey için mi söylediğini anlamamıştı ama bir önemi yoktu. Kudrete asla kızgın değildi. Hiçbir şey için. Hiçbir zaman da olamazdı. Buna hakkı bile yoktu.
Vezir süreci daha da anlatıp Kudreti üzmek istemediğini fark etti. Gülümseyip konuştu.
‘Öyle işte.. İyileştim sana geldim. Niye geldin diyorsun içinden biliyorum. Şey.. Şey için..’ derin bir nefes aldı. Başıyla izin isteyip elini Kudretin kalbinin tam üzerine koydu.
‘Gidiyorum Kudret.. Buralardan.. Ülkeden direkt mümkün olursa.. Nereye daha karar vermedim.‘ yutkundu. Gözleriyle elini gösterdi.
‘Senin kalbine daha fazla yük olmak istemiyorum. Yürüyemez durumda gelseydim yüreğindeki yük artar diye iyileşmeyi bekledim. Medeniye de tek kelime ettirmedim.
Kalbindeki vicdan azabını alıp gideceğim günü bekledim. Bu yüzden geldim. Şimdi hemen gideceğim beni bir daha görmeyeceksin merak etme.’
Bitmişti. Her şeyi anlatmıştı. Canı çok yanıyordu ama olması gerekeni yapmıştı. Tek isteği Kudretin daha mutlu olmasıydı.
Artık tek yapması gereken evden çıkmaktı. Kudrete son bir kez birkaç saniye doyasıya bakıp kendi içinde vedalaştı sevdiğiyle. Ayağa kalkıp dış kapıya yöneldi.
KUDRET
Kudret anlatılanları sindirmeye çalışıyordu. Vezirin yarım dolu duran bardağına uzandı hepsini tek yudumda içti. Derin bir nefes aldı. Ayağa kalktı.
Düşünemiyordu. Ya da düşünmek istemiyordu. Son cümleleri hiç duymamış gibi davrandı bilinci. Yüzüne gülümsemesi yerleşti.
‘Çay koyacağım ben. Kahvaltı yapalım çok acıktım kek de var senin sevdiğinden..’ yutkundu sesi titriyordu gizlemeye çalışsa da.
Adam salondan çıkıyorken Kudrete döndü.
Kudret cümleleri ardı ardına sıralıyordu.
‘Sen de şey yap..’ etrafına bakındı. Ne desem diye düşündü.
‘Simit.. Evet simit al sen de. Pastane hemen şurada yani biraz yürüme var tabi ama sen seversin yürümeyi.’
Adam şaşkın gözlerle Kudrete bakıyordu. Anlattıklarını dinlememiş miydi? Anlamamış mıydı?
İdrak etmeye çalışıyordu.
Kudret battaniyeyi katladı. Vezire baktı.
‘Hadi’ dedi gülümseyerek. Sonra elini alnına koydu.
‘Tabi benim akılsızlığım sen cüzdanını yanına almadın değil mi gelirken?’ dedi. Koridora doğru koşar adımla yürüdü çantasını almaya.
Kapının eşiğinde Vezir sertçe kolundan tutup durdurdu onu. Kendine çevirdi.
‘Kudret..’ dedi gözlerinde anlamaya çalışan bir ifade vardı.
‘Efendim!’ dedi Kudret. Çaresizliğin her tınısı vardı sesinde. Gözleri dolu dolu oldu ve ağlamaya başladı. Bu sefer limanına ihtiyacı vardı. Başını vezirin göğsüne yasladı içli içli ağladı.
‘Bırakmayacağım..’ dedi sıkı sıkı kollarını Vezirin vücuduna sardı. Gerçekten hiç bırakmayacakmış gibi sarılıyordu.
Vezir Kudretin kollarını zar zor ayırdı vücudundan, başını avuçları içine aldı konuşmaya başladı.
‘Kudret’im yapma böyle. Ben karanlığım.. Biliyorsun sen de. Senin aydınlığını yeniden yutup karartmak istemiyorum. Olmayacak bir şey bizimkisi artık. Ben çok hata yaptım ve bunun bedeli ortada. Ödemekten başka çarem de yok. Hem bak..’ eve gözlerini gezdirdi mutlu mutlu.
‘Ne kadar güzel bir hayatın var artık. Çok güçlü bir iş kadını oldun. Yeni bir evin,araban.. Çok güzel bir geleceğin var. Kardeşlerin var. Hem bir gün belki hayatına birin-‘ demeye kalmadan.
Kudret eliyle Vezirin ağzını kapattı. Kimseyi istemiyordu. Veziri istiyordu sadece.
‘Sakın söyleme o cümleyi. Sakın! Hem kardeşlerim..’ dedi hafifçe güldü.
‘Kimsenin umrunda bile değilim. Yapayalnızım. Cennetle Derya.. Yanımdalar mı bilmiyorum. Tek düşündükleri intikamdı. Gözleri başka hiçbir şey görmedi. Ben ne hissediyordum peki.. Seni öldürmem için bıçağı bileyip ellerime bıraktılar.
O günden sonra.. İkisi de hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ettiler. Ben ne oldum peki. Ellerimde sevdiğimin kanıyla yıllarca kendime gelmeye çalıştım. Tek başıma..
Dışarıdan bakınca herkese her şey kolay geliyor. Yıllarca hesap sormak istedim. Derya’nın yakasına yapışıp sen Yahya’yı öldürebilecek miydin de beni o kadar yargıladın diye haykırmak istedim.’
Yutkundu, konuşacak gücü kalmamıştı. Başını eğdi nefes almaya çalışıyordu. Ayakta duramadığını fark etti.
Düzgün uyumayan vücudu acının omuzlarına çökmesiyle iflasın eşiğindeydi. Fark etti. Zaman kazanması da gerekiyordu.
Adamın ellerini tuttu peşinden koltuğa doğru sürükledi. Başıyla otur işareti verip oturmasını bekledi.
Vezir ne yapacağını bilemiyordu. Ama şu an onu bu haldeyken bırakıp gidemezdi.
Kudret battaniyeye uzandı.
‘Biraz uyuyabilir miyiz? Sen de çok yorgun gözüküyorsun. Uyanınca sakin kafayla konuşuruz. Lütfen.’ dedi.
Vezir itiraz eder gibi oldu ama Kudret Vezirden bir şey istediği zaman bu Vezir için verilmiş bir emir niteliğindeydi. Başka çaresi de yoktu açıkçası. Kudretin çok da yakınına olmayacak şekilde koltuğa ilişti.
Ama böylece koltukta kıvrılıp uyuyacaklar mıydı? Anlattığı onca şeyden sonra. Yaşanan şeylerden sonra. Bazen Kudreti anlamak çok zordu Vezir için.
Vezir ellerini birbirine kenetleyip parmaklarıyla oynuyordu. Kudret başını yavaşça vezirin omzuna yasladı. Tam sığmamışlardı. Vezirin önünde duran sağ kolunu alıp kendi arkasına doğru yönlendirdi. Ayaklarını kendine doğru çekip Vezire iyice sokuldu. Gözlerini kaldırıp Vezirinkilerle buluşturdu.
‘Uyandığımda burada ol olur mu? Lütfen..’
Vezir gözleriyle onaylayıp başını salladı.
Kudret Vezirin kokusunu içine çekiyordu. Bir yandan da boştaki elini vezirin sol elinin üstüne kapamıştı. Kızgındı, ona da kızgındı. 2 senedir bu cehennemden onu çıkarmadığı için.. Ama hesap soramayacak kadar yorgundu.
Kendisine de kızgındı. Kardeşlerine.. Babasına.. Kaderine kızgındı..
Tüm kızgınlıklarının arasından sıyrılıp sevdiğinin kollarında uykuya bıraktı kendini.
