54. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}

Bölüm 37 | Mucize

ms 🐾

Bölümler
1 Bölüm 1 | 6 Yıl 2 Bölüm 2 | Nasıl? 3 Bölüm 3 | Vicdan Azabı 4 Bölüm 4 | Boşa Geçmiş Bir Ömür 5 Bölüm 5 | Güçlü Olan 6 Bölüm 6 | Acı Gerçek 7 Bölüm 7 | Filtre Kahve 8 Bölüm 8 | Kurabiye 9 Bölüm 9 | Zehir 10 Bölüm 10 | Acıbadem 11 Bölüm 11 | Yıkım 12 Bölüm 12 | Enişte 13 Bölüm 13 | Lotus 14 Bölüm 14 | Karabiber 15 Bölüm 15 | Yara 16 EKSTRA | Veliaht 24.Bölüm 17 EKSTRA | Part 2 | Veliaht 24.bölüm 18 Bölüm 16 | Orman Evi 19 Bölüm 17 | Krep 20 EKSTRA | Veliaht 8-9.Bölüm 21 Bölüm 18 | Uçurumun Kenarı 22 EKSTRA | 19 yaş | Gönül’ün Ölümü 23 Bölüm 19 | Kaybediş 24 Bölüm 20 | Bekleyiş 25 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 26 Bölüm 21 | Polis 27 Bölüm 22 | Her Güzel Şeyin Sonu 28 Bölüm 23 | Lütfen 29 Bölüm 24 | İzmir İhalesi 30 Bölüm 25 | Kaçamak 31 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 1) 32 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 2) 33 Bölüm 26 | Domates 34 Bölüm 27 | Korkak 35 Veliaht | 16.Bölüm Ekstra (İnternet Özel) 36 EKSTRA | Veliaht 7.Bölüm 37 Bölüm 28 | Gerçek 38 Bölüm 29 | Kavuşma 39 EKSTRA | 20 yaş | Elveda 40 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 1) 41 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 2) 42 EKSTRA | 38 Yaş | Buz (Son Part) - İnternet Özel 43 Bölüm 30 | Elma Şekeri 44 Bölüm 31 | Baş Belası 45 EKSTRA | Kars | Pencere 46 Bölüm 32 | Havlu 47 EKSTRA | 38 Yaş | Omuz 48 ! BİLGİLENDİRME ! 49 EKSTRA | Boşluk 50 Bölüm 33 | Kahraman 51 Bölüm 34 | Beklenmedik İhtimaller 52 Bölüm 35 | Evham 53 Bölüm 36 | Hakan 54 Bölüm 37 | Mucize 55 Bölüm 38 | Meşe 56 Bölüm 39 | Bebek 57 Bölüm 40 | Turşu 58 EKSTRA | Peynirci (Kesilen Sahne) 59 Bölüm 41 | Çilek 60 EKSTRA | Patates 61 FlashForward | Civciv 62 Bölüm 42 | Salıncak 63 Alternatif Son 2 | Tek part 64 Bölüm 43 | Tost 65 FlashForward | Kız Kıza 66 EKSTRA | İspiyoncu 67 Bölüm 44 | Alışveriş 68 FlashForward | Barbie 69 EKSTRA | Veliaht Bölüm 11 - 12 arası 70 Bölüm 45 | Doğum 71 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 72 Bölüm 46 | Aile 73 FlashForward | Kumsal 74 EKSTRA | Veliaht 20.Bölüm 75 Bölüm 47 | 20 Gün 76 FlashForward | Sera 77 Deniz | Kahvaltı

Karslıların otogardaki o yoğun, bitmek bilmeyen stresli mesaisine kısa bir ara vermek Kudrete çok iyi gelmişti. İçindeki o nedensiz gerginliği, omuzlarındaki ağırlığı ve birkaç gündür üzerine yapışan o miskinliği tamamen atmak için Deryayla en sevdikleri Uzak Doğu restoranına yemeğe gelmişlerdi.

Öğle arasıydı ve restoranın o loş, mistik atmosferi, hafifçe çalan enstrümantal müzik ikisine de nefes aldırmıştı. Masaya geçip karşılıklı oturduklarında, Kudretin yüzünde sabahtan beri silinmeyen o aydınlık, yumuşacık tebessüm vardı. Yazlık evde, şöminenin ateşinde eriyip giden, kocasıyla aralarındaki o duvarlardan sonra, içindeki o otoriter abla zırhını bir kenara bırakmış, tatlı aşık bir kadın olarak oturuyordu kardeşinin karşısında.

Derya, elindeki menüyü yavaşça masaya bırakıp ablasının bu dalgın, hülyalarda olan neşeli haline daha fazla dayanamadı. Gözlerini kısarak gülümsedi.

'Abla, ne oldu bakayım sana? Yüzünde güller açıyor. Geçen otogarda her önüne geleni boğazlıyordun, bugün etrafına pembe kalpler saçıyorsun.' dedi Derya, dirseklerini masaya dayayıp merakla öne eğilerek.

Kudret derin, huzurlu bir iç çekti. Ellerini masanın üzerinde zarifçe birleştirip omuz silkti. Gözlerinin içi parlıyordu.

'Ne olsun Derya..' dedi kıkırdayarak.
'Senin şu çatlak eniştenin hallerini düşünüyorum. Aklını kaçırdı iyice yemin ediyorum. Geçenki o mide bulantımdan, bayılmamdan falan kendi kendine gelin güvey olmuş. Gidip bir görsen böyle minicik, bembeyaz, üzeri papatyalı bir kız bebek elbisesi almış. Bir de minnak çoraplar.. Akşam eve bir geldim, bana gösteriyor, gözlerinin içi nasıl parlıyor ama inanamazsın. 'Kızımıza aldım' demez mi bir de!

Derya şaşkınlıkla ellerini çırptı. 'Ne diyorsun! İnanmıyorum.. Çok tatlı ama ya kıyamam.. Ee sen ne yaptın? Burnundan getirmeseydin yazık..'

'Kızdım biraz tabii başta!' dedi Kudret, kaşlarını kaldırarak.
'Benimle konuşmadan, sormadan kendi kafasında kurduğu bu hayallerle beni nasıl bir baskı altına soktuğunun farkında bile değil diye. O kadar sinirlendim ki, sen benimle evlendiğine pişmansın kesin diye trip bile attım.. Ama sonra..' Kudretin sesi yumuşadı, bakışları masadaki su bardağına kaydı.

'Yazlık evde güzel güzel konuşup hallettik.. Sizin sayenizde oldu. Biz iki inatçı uzatırdık çok o konuyu biliyorum. Sağolun.. Gerçekten Reyhan da sen de. Neyse ki aramız çok iyi şimdi, o kadar mutluyum ki. Vezirle aramın bozuk olması canımı feci bozuyor. Bir tık sizin de burnunuzdan getirmiş olabilirim. ' diyip başını eğdi.
'Bir tık mı..' dedi Derya gülerek

Birkaç saniye sonra Derya, gülmesini bir kenara bırakıp ablasının gözlerindeki o kocaman mutluluğu görünce kendisi de çok mutlu oldu. Ablasını böyle görmek dünyalara bedeldi.
Tam 'Çok sevindim abla.' diyecekti ki, garsonun sipariş ettikleri o bol baharatlı, dumanı tüten Asya çorbalarını masaya getirmesiyle lafı ağzında kaldı.

Garson çorba kaselerini masaya bırakıp uzaklaştığında, Kudret hevesle kaşığını eline aldı. Ancak dumanı tüten çorbadan henüz ilk kaşığını ağzına götürecekti ki, yüzü anında buruştu. Midesine aniden öyle bir kramp girdi ki, elindeki kaşığı hızla masaya bırakıp eliyle ağzını kapattı ve yüzünü hızla diğer tarafa çevirdi.

'Bu ne böyle..' dedi Kudret midesi feci şekilde bulanarak. Gözleri yaşarmıştı. 'Derya, bu çok kötü kokuyor! Bozuk mu acaba? Ekşi ekşi yumurta mı öyle kokuyor, midem alt üst oldu!'

Derya şaşkınlıkla kendi çorbasına eğildi, derin bir nefes alıp kokladı. Etrafına bakındı. 'Abla.. Ne kokusu? Gayet normal, her zamanki gibi kokuyor.' dedi tereddütle.

Sonra Deryanın gözleri yavaşça irileşti. Zihninde saniyeler içinde şimşekler çaktı. Ablasının son günlerdeki o ani sinir krizlerini, anlamsız gerginliklerini, yorgunluğunu ve şimdi de en sevdiği yemeğe karşı geliştirdiği bu koku hassasiyetini birleştirince, aklındaki o 'ihtimal' giderek devasa bir gerçeğe dönüştü. Korka korka, sesini ve gözlerini kısarak ablasına doğru eğildi.

'Abla..' dedi Derya yutkunarak. 'Vezir.. Vezir haklı olabilir mi? Yani.. Belki de o papatyalı bebek elbisesi için gerçekten doğru zaman gelmiştir, hı?'

Kudret duyduğu şeyle dehşete kapılmış gibi Deryaya baktı. Rengi saniyeler içinde bembeyaz oldu.
'Saçmalama Derya! Ne alakası var, çorba bozuk diyorum sana. Ya da midemi üşüttüm ben o yazlık evde..'

'Abla, inat etme Allah aşkına!' dedi Derya, ellerini ablasının titreyen ellerinin üzerine koyarak.
'En azından emin olmamız lazım. Hadi kalk, hemen gidiyoruz.'

Derya, ablasının itirazlarına zerre kulak asmadan hesabı ödedi. Masanın altından hızla telefonunu çıkarıp Cennete mesaj attı.
'Cennet, acil eczaneden hamilelik testi al ve ablamın eve geç! Soru sorma, koş!'

Yemeği yarıda kesip apar topar restorandan çıktılar ve hızla eve doğru yola koyuldular.

. . .

Kudretin evinin banyosunda nefesler tutturan, derin bir sessizlik hakimdi. Kapının dışında Derya ve Cennet ellerini birbirine kenetlemiş bir halde beklerken, içerideki Kudret mermer tezgahın üzerinde duran o küçük plastik çubuğa kitlenmişti.

Gözlerini kırpmadan o beyaz plastiğin üzerindeki küçük kutucuğa bakıyordu.
Çift çizgi..
Pozitif..

Kudretin dünyası o an durdu. Bütün sesler, bütün düşünceler silindi. İçinde bir can, sevdiği adam ve kendisinden bir parça taşıyordu.
Sevinç, şaşkınlık ve mucize hissi..
Ama tüm bunların yanında en çok da devasa, karanlık bir korku bütün bedenini ele geçirdi. Elleri titreyerek testi lavabonun kenarına bıraktı. Banyonun kapısını sessizce açtı. Dışarıda heyecanla ona bakan kızlara hiçbir şey söylemeden, adeta ruh gibi bir ifadeyle aralarından geçip gitti.

Salona girdiğinde dizlerinin bağı tamamen çözülmüştü. Geniş koltuğa yavaşça kendini bırakıp oturdu.
Bir eli istemsizce, henüz dümdüz olan karnına gitti ve orayı korumak istercesine sıkıca tuttu. Gözleri, hemen önündeki sehpanın üzerinde duran ahşap çerçeveli fotoğrafa takılı kaldı.

Fotoğraf..
Vezirle ikisinin dünyanın en mutlu insanları gibi gülümsedikleri..
Vezirin yemyeşil gözlerinin ona aşkla baktığı..
Kudretin ise tüm kalkanlarını indirmiş bir şekilde kameraya gülümsediği o fotoğraf..

Sessizlik, Kudretin dudaklarından kaçan o ilk acı hıçkırıkla bozuldu. Gözyaşları yanaklarından süzülürken, o dik duran, yıkılmaz Kudret tamamen paramparça olmuştu.

Arkasından salona giren Derya ve Cennet, ablalarının bu yıkılmış, hıçkırıklara boğulmuş halini görünce neye uğradıklarını şaşırdılar. Testin negatif çıktığını ve Kudretin buna üzüldüğünü sanmışlardı.

'Abla!' diyerek panik içinde koştular yanına. 'Abla ne oldu? Negatif mi çıktı? Konuşsana. Ağlama ne olur.' diye konuşturmaya çalıştı Derya.

Kudret, eli karnında 'Pozitif..' diye fısıldadı gözyaşları içinde. 'Pozitif çıktı kızlar..'

'E o zaman neden ağlıyorsun ablam, bu harika bir haber!' dedi Cennet sevinçle ona sarılmaya çalışarak.

Ancak Kudret başını iki yana salladı, nefes nefese kalmıştı.
'Kızlar ben.. Ben galiba çok korkuyorum..' dedi acı dolu bir sesle.
'Çok korkuyorum.. Zafer.. Ya Zafer gibi onu da koruyamazsam.. Ya bebeğime de bir şey olursa, ona da bir zarar gelirse? Ben o acıya bir daha nasıl dayanırım? Ben iyi bir anne olabilir miyim ki?'

Kudret, Zafer için her şeyinden vazgeçmişti. Her anını kardeşini belki de evladı yerine koyduğu o genç adamı korumakla geçirmişti. Ama ellerinden kayıp gitmişti işte kardeşi.. Ya yine olursa korkusu Kudretin Vezire bu konudaki hiddetini de açıklar nitelikteydi.

Derya ve Cennetin gözleri anında doldu. Ablalarının bu kadar derin bir travmayı, o dinmeyen vicdan azabını hala tek başına omuzladığını görmek içlerini parçalamıştı.
Karslı ailenin yaşadığı tüm o savaşlar, ölümler, acılar bir yana; Kudretin Zafer için taşıdığı bu yara bambaşkaydı.

Derya sıkıca ablasına sarıldı, başını Kudretin saçlarına gömdü.
'Ablam.. Benim canım ablam, güzel yüreklim..' diye fısıldadı, kendi gözyaşları ablasının omzuna damlarken.
'Sen benim tanıdığım en güçlü kadınsın. Sen Zafere elinden gelen her şeyi yaptın. Onu sen yaşattın, ona kocaman bir sevgi verdin sen. Onun gidişi senin suçun değildi..'

Elini karnına koyarak devam etti.
'Bu minik tatlı şey ise bizim umudumuz. Senin ve Vezirin o yıllanmış aşkının, sabrının meyvesi. Sen yalnız değilsin ki artık. Vezir var, kapı gibi eşin var arkanda. Biz varız, kocaman bir ailen var! Onu hep beraber koruyacağız. Sen de dünyanın en harika annesi olacaksın, göreceksin bak.'

Cennet de diğer taraftan sarılıp gözyaşlarıyla ablasını teselli etti. 'Ablam, korkma ne olur. Vezir eniştem o bebeği de, seni de dünyadaki her şeyden korur. Biz o karanlık günleri geride bıraktık artık tamam mı?'

Kız kardeşlerinin o sımsıcak, sevgi dolu sarmalaması, Kudretin içindeki o buz gibi korkuyu yavaş yavaş eritti. Dakikalarca birbirlerine sarılıp uzun uzun giden kardeşlerinin acısını yaşadılar. Kudret içini döktükten sonra yavaşça kendini toparladı. Gözyaşlarını sildi, derin bir nefes alıp omuzlarını dikleştirdi.

Tam o sırada, dış kapının kilidi şıngırtıyla açıldı. Vezirin o güven veren adım sesleri koridorda yankılandı.

'Kudret? Evde misiniz hayatım?' diye seslendi Vezir içeriden.

Derya ve Cennet hızla ayağa kalktılar. Derya ablasına yaşlı gözleriyle göz kırpıp, salona giren Vezire doğru yürüdü.

'Biz de tam çıkıyorduk enişte.' dedi Derya, yanından geçerken adamın sırtına dostça, heyecanlı bir şekilde hafifçe vurarak.
'Sizin baş başa konuşacağınız şeyler vardır.' diyip göz kırptı ona da.

Cennet de kıkırdayarak, mutluluktan burnunu çekip Deryanın peşine takılıp evden hızla çıkarken; Vezir şaşkın ve hiçbir şey anlamayan gözlerle onların arkasından bakıyordu.

'Kudretimm..' diyerek mırıldanarak karısının yanına adımladı hemen.
Kudreti gördüğü an kalbi sızladı. 'Kudret! Ne oluyor güzelim? Gözlerin kızarmış senin, ağladın mı sen?' diyerek panikle adımlarını hızlandırdı ve karısının önüne kadar geldi.

Kudret, dudaklarındaki o ince, huzurlu tebessümle masanın üzerindeki o mutlu fotoğraflarına son bir kez bakıp eliyle yanındaki boşluğu işaret etti.

'Gel' dedi yumuşacık, fısıltı gibi bir sesle.
'Otursana.'

Vezir yavaşça gelip yanına oturdu. Gözleri pür dikkat karısının üzerindeydi; kalbi ağzında atıyordu.
Kudret, adamın ellerini kendi ince avuçlarının arasına aldı. Parmaklarıyla adamın ellerini okşadı.

'Vezirrr..' diye fısıldadı, adamın gözlerinin ta içine büyük bir aşkla bakarak.
'Hani o vitrinde gördüğün.. Geçen akşam bana gösterdiğinde beni çok kızdıran, o minik, bembeyaz papatyalı elbise vardı ya..'

Yutkundu, gözlerinden bir damla yaş daha süzüldü ama bu kez mutluluktandı.
'Sanırım.. Sanırım o elbiseyi iade etmemize gerek kalmayacak sevgilim. Çünkü.. Sen haklıymışsın..' Vezirin avuçlarındaki elini karnına yerleştirdi usulca.
'Çünkü.. Çünkü Baba oluyorsun..'

Odanın içine zamanı durduran bir sessizlik çöktü.

Vezirin o her zaman kararlı, güçlü bakan yeşil gözleri kocaman açıldı. Nefes almayı unuttu. Gözlerini bir an bile kırpmadan Kudrete bakıyordu ama yüzünde en ufak bir mimik, dudaklarında tek bir kelime dahi yoktu. Şaşkınlığı öylesine derindi ki, adeta taşa dönmüştü. Göğsü inip kalkmayı bırakmış, zaman onun için durmuştu.

'Vezir?' dedi Kudret endişeyle, adamın elini hafifçe sıkarak. 'İyi misin aşkım? Bir şey söylesene..'

Adam aniden, sanki elektrik akımına kapılmış gibi ayağa fırladı. Hiçbir şey söylemeden, tek bir kelime dahi etmeden arkasını döndü. Salonun bahçeye açılan sürgülü cam kapısına doğru koşar adımlarla yürüdü ve kapıyı sertçe açıp kendini dışarı attı.

Kudret şaşkınlıkla yerinden kalkıp camın kenarına yaklaştı. Ne yapıyordu?

Vezir, geniş bahçenin tam ortasına kadar gitmişti. Orada duran, yazın çimleri sulamak için kullanılan o tazyikli fıskiyeli hortumun vanasına atıldı ve vanayı sonuna kadar, tüm gücüyle açtı.

Soğuk sayılabilecek su, fıskiyeden etrafa büyük bir hızla, sağanak bir yağmur gibi saçılırken; Vezir hiç tereddüt etmeden o suyun tam altına, merkezine girdi. Saniyeler içinde sırılsıklam olmuştu! Açık renk gömleği bedenine yapışmış, her yerinden sular damlıyordu.

Başını gökyüzüne kaldırdı, yumruklarını havaya savurdu. Ve avazı çıktığı kadar, bütün sokağa, bütün dünyaya duyuracak o devasa, gururlu sesiyle bağırdı.

'BEN BABA OLUYORUM! BABA OLUYORUM! BABA OLUYORUM!'

Kudret, camın arkasından bu deli dolu, sırılsıklam, çocuk gibi sevinen adamı alt dudağını ısırıp gözleri yaşla parlayarak izliyordu.
Kalbindeki o son korku kırıntısı da, içindeki o karanlık geçmiş de, adamın o devasa sevinci karşısında tamamen yok olmuştu. Hızla sürgülü kapıyı açıp bahçeye, o fıskiyenin altına, kocasının yanına doğru koştu.

Vezir, suyun altından kendisine doğru koşarak gelen karısını gördüğü an hiç düşünmeden ileri atıldı. Onu belinden sıkıca kavradığı gibi havaya, gökyüzüne doğru kaldırdı.

'Vezir! Ne yapıyorsunn!' diyerek çığlık attı Kudret ama gülmekten zar zor konuşuyordu. Gömleğine değen sular onu da ıslatmaya başlamıştı.

'Üşüyeceksiniz olmaz!' diye bağırdı Vezir, karısını havada döndürürken. Sesi sevinçten titriyordu, gözyaşları sulara karışmıştı. 'Sen ve minik papatyam üşürsünüz hayatta olmaz.'

Kudret adamın güçlü kollarında dönerken, 'Vezir tamam! Aşkım gerçekten zaten sabahtan beri midem kötü, başımı döndürüyorsun, dur ne olur!' diyerek tatlı tatlı isyan etti, elleriyle adamın ıslak saçlarına tutundu.

Vezir bunu duyar duymaz hemen durdu ama kadını kucağından asla indirmedi. Onu göğsüne sımsıkı bastırdı. Gözleriyle karısına adeta bir mucizeye bakar gibi taparcasına bakıyordu.

Kudret, kollarını adamın boynuna dolayıp ellerini onun sırılsıklam olmuş, sular damlayan yüzüne koydu. Başparmaklarıyla adamın yanaklarını okşadı.

'Tam bir delisin sen var ya..' diye fısıldadı aşkla, nefes nefese kalmış bir halde. Gözleri adamın o güzel yüzünde geziniyordu.
'Dünyanın en deli, en harika babası olacaksın. Ve ben.. Ben bu sırılsıklam serseri babaya o kadar aşığım ki..' diyip başını iki yana salladı.

'Seni o kadar çok seviyorum ki Kudret.. Çok.. Yani sizi..' diyip kıkırdadı ikisi de.
Vezir hiç beklemeden, yeryüzündeki en şanslı, en mutlu adam olarak dudaklarını karısının dudaklarına mühürledi. Suların altında; o büyük aşkın, onca yıllık sabrın ve hayatlarına doğan bu yepyeni mucizenin şerefine, uzun, tutkulu ve unutulmaz bir öpüşmeyle birbirlerine tamamen kenetlendiler.