28. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
Bölüm 23 | Lütfen
İki gün
Dile kolay.. Vezir için bir ömre bedel iki gün geçmişti. Hastanenin o beyaz kasvetli duvarları ve üzerine sinen ağır ilaç kokusu ruhunu daha da daraltmıştı.
Doktorların itirazlarına ‘Daha dikişlerin çok yeni, enfeksiyon kaparsın ayağa kalkmaman gerek’ uyarılarına zerre kulak asmamıştı. Yüreğindeki o dayanılmaz sızı, fabrikadaki kurşunların açtığı yaradan dolayı değil, Kudretin hastane odasında bıraktığı o buz gibi veda cümlelerinden geliyordu.
İki gündür Kudreti kaç kere aramıştı kendi bile bilmiyordu. En son engeli yediği için devam edememişti. Derya ve Yahya hep yanındalardı, Kudret yaşadığı korkuyla böyle davranıyordu onlara göre. Veziri de bu şekilde teskin ettiler sürekli. Ama Vezirin yatışmaya, zamana bırakmaya dayanacak hali yoktu. Kudretini görmeliydi bir an önce.
Taburcu işlemlerini zor bela halleder halletmez, yola koyuldu. Akşamın habercisi; turuncu, kırmızı renkler gökyüzüne çöktüğünde, Vezir adımlarını zorlukla ata ata o tanıdık bahçeli evin önüne geldi.
Daha yeni yeni eylül ayına yaklaşmışlardı belki ama hava oldukça serindi. Üzerindeki ince hırkaya sarınmaya çalıştı ama sağ omzundaki sargı hareketlerini kısıtlıyordu. Adımını attı, yarasının zonklamasına aldırmadan elini kaldırıp zile bastı.
Din-Don.
O çok iyi bildiği melodi, sessiz sokakta yankılandı. Kudret salonda, loş ışıkta uzanmış; gözlerinde kaç gündür hala dinmeyen yaşlarla tavanı izliyordu. Zilin sesini duyduğu andan itibaren kalbi göğsünden taşacak gibi çarpmaya başladı.
Gelenin kim olduğunun yanıtını kalbi vermişti zaten, kapı deliğinden bakmaya gerek bile yoktu. Ayaklarını sürüye sürüye kapıya doğru yönelirken, dizleri zangır zangır titriyordu. Kapının arkasına geldi, sırtını o soğuk metale yaslayıp yere çöktü.
Vezirin gitmesi gerekiyordu.. Onu korumasının, Karslıların o korkunç lanetinden uzak tutmasının tek yolu buydu. Gözlerini sımsıkı kapattı, hıçkırıkları duyulmasın diye elini ağzına bastırdı. İçinden yalvarır gibi fısıldadı kendi kendine ‘Git Vezir.. Ne olur git..’
Gözyaşları yanaklarından süzülüp bacaklarına akarken, sesinin dışarı çıkmasından delicesine korkarak kapının arkasında sessiz sessiz ağladı.
Vezir kapının açılmayacağını anlamıştı. Ama gitmeye de hiç niyeti yoktu. Zaten ayakta duracak dermanı, geri dönecek gücü de kalmamıştı.
Sırtını yavaşça kapının dış yüzeyine yasladı. Acıyla dişlerini sıkarak, yarasını korumaya çalışarak oracığa kapının dibine, beton zemine oturdu. Elini göğsündeki sargının üstüne koydu. Nefes alırken bile göğsüne batan o kurşun yarasının acısıyla iki büklüm oldu. Başını kapıya yaslayıp gözlerini kapattı.
Evlilik teklifi ederken söz vermişti bir kere; Sözünden asla dönmeyecek. Kudretin elini bir daha bırakmayacaktı. Ne kadar sürerse sürsün burada bekleyecekti.
Zil sesinin kesilmesinin ardından Kudret, dış kapıyı gören güçlükle doğrulup yandaki boş odaya geçti parmak uçlarında.
Usulca perdeyi araladı tek gözüne görüş açısı sağlayacak şekilde. Dışarıdaki loş sokak lambasının ışığında; basamakta büzülmüş, soğuktan ve acıdan titreyen o adamı gördü. Vezir, köprücük kemiğinin altındaki o taze yaranın sızısıyla omuzları çökmüş bir şekilde küçücük kalmıştı.
‘Vezirr..’ dedi acıyla. Ne kadar inatçı olduğunu biliyordu. Kudretin gözyaşları çaresizce akmaya başladı. Günlerdir kafasından geçen tüm düşünceler, korkular.. Hepsi, Vezirin o çaresizce titreyen bedeni karşısında bir anda tuzla buz oldu. Kalbi daha fazla bu işkenceye dayanamadı.
Hızla odadan çıktı, hole geçti. Anahtarı hızlıca çevirip kapıyı kilitten kurtardı ve hızla kendine doğru çekti. Kapının aniden açılmasıyla arkaya doğru hafifçe sendeleyen Vezir, başını kaldırıp yukarıya baktı. Kudret öfkeyle, daha çok da korkuyla ve içinden atamadığı o güzel şefkatiyle atılıp Vezirin sağlam kolundan yakaladı.
Adamı zorla içeriye, sıcacık evin içine doğru çekti. ‘Donacaksın! Ne yapıyorsun!’ diye bağırdı Kudret. Sesinin titremesine engel olamıyordu. ‘Daha yeni vuruldun.. Dikişlerin patlayacak! Vezir.. Kendini hiç mi önemsemez bir insan ya.’ gözlerinden istemsizce yaşlar akıyordu.
Vezirin Kudrete çaresiz bakışları arasında salona geçtiler. Kudret geçip Vezirin oturduğu koltuğun en uzağındaki koltuğa oturdu. Gözlerini yerdeki halıya dikmiş desenleri incelemeye çalışıyordu. Ama istemsizce gözleri yukarıya doğrudan ona bakan adama kaydı. Bir süre öyle kaldılar. Ta ki Kudret Vezirin gömleğine sızan kanı görene Kudret.
‘Vezirr! Omzun..’ diye ayağa atılıp hemen koltuğa yanına ilişti.
Gömleğin düğmelerini çözmeye çalışıyordu elleri titreye titreye. Vezir de özlem, çaresizlik ve aşık bakışlarını harmanlamış omzundaki kanı umursamadan kadına bakıyordu.
Kudret, hızla getirdiği ilk yardım çantasıyla yaranın etrafındaki kanı temizlemeye başladı. O taze yarayı gördükçe içi gidiyor, gözyaşları yanaklarından süzülüp çenesinden damlıyordu. Başını kaldırıp Vezire döndü ‘Acıyor mu çok..’ dedi çaresizce. Vezir gözlerini birkaç saniye yumup hayır anlamında başını iki yana salladı.
Vezir acıyı hissetmiyordu sanki. Tek hissettiği günlerdir delicesine özlediği kadının, o çok sevdiği kokusuydu. Sağlam olan sol elini usulca kaldırdı. Kudretin önüne düşen saç tutamını kulağının arkasına yerleştirdi. Titreyen parmaklarıyla kadının saçlarını okşarken daha fazla dayanamadı uzanıp saçlarına, ıslanmış yanaklarına art arda derin özlem dolu öpücükler kondurmaya başladı.
‘Kudret..’ diye fısıldadı nefes nefese, gözlerini kapatarak. ‘Güzelim.. Bu saçmalığa bir son verelim artık.’ Kudret sadece susup başını önüne eğdi.
Vezirin dudakları bu sefer eğilip Kudretin dudaklarına değdiğinde, Kudret içindeki o korkunç kaybetme korkusu suçluluk ve çaresizlikle bir anda patladı.
İki eliyle adamı göğsünden, yarasına değmemeye çalışarak hızla itti. ‘Yapma!’ diye bağırdı ve sağ eliyle, hiç düşünmeden Vezirin yüzüne çok sert olmayan bir tokat attı.
Tokadın sesi Vezirin kulaklarında yankılanırken, Kudretin eli havada asılı kaldı. Tir tir titriyordu. Neye uğradığını şaşıran Vezir elini yanağına bile götürmedi. Sadece yavaşça başını çevirdi. O az önceki inatçı ve tutkulu adam gitmiş; yerine haksızlığa uğramış, kalbi kırık küçük bir çocuk gelmişti sanki.
Yeşil gözleri saniyeler içinde dolu dolu oldu. Tek kelime etmedi. Gözlerini kaçırıp başını önüne eğdi ve sessizliğe gömüldü.
Kudretin nefesi kesilmişti. Yaptığı şeyin ağırlığı kalbine öyle bir yüklenmişti ki kalbi bir bolyozla parçalanıyordu sanki. Havada asılı kalan elini titreyerek indirdi.
Koltuğun kenarına sinmiş adama baktı. Usulca yanına doğru kaydı. İki eliyle adamın başını kavradığı gibi onu kollarına çekti. Vezirin boynuna sımsıkı sarılırken, tutmaya çalıştığı tüm gözyaşları ve hıçkırıklar bir bir döküldü adamın omuzlarına.
‘Özür dilerim.. Çok özür dilerim.’ diye ağladı içli içli. ‘Nolur affet, sinirle oldu. Seni böyle kan içinde, bu halde görünce aklımı kaçıracak gibi oldum. Ne yaptığımı bilmiyorum Vezir..’
Vezir hızla ayrıldı kollarından kadının başını elleri arasına alıp ‘Kudretim bilmiyorsun işte ne yaptığını, saçma sapan bir şeye sürüklüyorsun biz-‘ derken Kudret elini Vezirin ağzına götürüp susmasını istedi gözleriyle.
‘Sevgilim.. Lütfen..’ diye ağladı adamın yeşil gözlerinde kaybolurken. Sesi çaresizlikten paramparça olmuştu. ‘Lütfen kararıma saygı duy. Beni biraz olsun seviyorsan..’ sonra tekrar boynuna atılıp sarıldı adama uzun uzun.
Vezir, kollarının arasındaki kadının titreyen bedenine sarılamadı bile. Sadece başını yavaşça kaldırıp, çaresizlik ve derin bir acıyla Kudretin yaşlı gözlerinin içine baktı.
Gözünden süzülen bir damla yaş yanağından aşağıya doğru kayarken yutkundu. ‘Soruya bak..’ diye fısıldadı. Sesi öyle kırgındı ki.. Onu biraz olsun sevmek mi? O, sevdiği kadın için şu an öl deseler ölürdü.
Kudret adamın yüzünü ellerinin arasında tuttu tekrardan, alnını onun alnına yasladı. ‘O zaman saygı duy..’ dedi yalvarırcasına. ‘Böyle daha çok canımı yakıyorsun, nolursun..’
Vezir sessiz kaldı. Gözlerini Kudretin gözlerinden ayırmıyordu. Aslında ondan, bu aşktan ve sahilde verdikleri sözden vazgeçmek gibi bir niyeti asla yoktu. Ama Kudret bu gece çok kötüydü. Korkuları, travmaları ve suçluluk duygusu onu bir sinir krizinin eşiğine getirmişti. Vezir onu daha fazla zorlamak, bu gece üzerine daha fazla gidip onu iyice kırmak istemedi.
Derin, titrek bir nefes alıp başını yavaşça aşağı yukarı salladı. ‘Peki’ diyebildi usulca. Ellerini yavaşça iki yana indirdi. Açık kalan gömleğinin yakalarını toparlamaya çalıştı. Yaralı omzunu tutarak zorlukla ayağa kalktı.
Kudretin yüzüne son bir kez şefkatli ve özlem dolu bir bakış attı. Sonra arkasını döndü. Ağır adımlarla hole yürüdü, dış kapıyı açtı ve gecenin karanlığına, o üşütücü soğuğa karışarak evden çıkıp gitti.
