26. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}
Bölüm 21 | Polis
2 hafta sonra
Vezir peyniri dilimlerken Kudret de domatesleri yıkıyordu. Peynir tabağını balkona bırakıp usulca Kudretin arkasına geçti Vezir. Belinden tuttu, kendine çekip sımsıkı sarıldı. ‘Vezirrr uslu dur.’ diyip omuz silkti Kudret. Kadının omzuna tatlı bir öpücük bırakıp konuştu Vezir ‘Bir şey yapmıyorum. Sarılıyorum sadece.’ Kudret musluğu kapatıp, domatesleri tabağa koyup yüzünü döndü Vezire.
Ellerindeki ıslaklığı adamın tişörtüyle kuruladı. ‘Kudrett! Sevmiyorum biliyorsun.’ sonra eğilip uzunca öptü Kudreti. ‘Ceza sana!’ diyip çekildi. Kudret muzip muzip gülümseyle ‘Ceza olduğuna pek emin değilim ama neyse’ diyip omzuna vurup balkona geçip oturdu.
Vezir de mutlu mutlu arkasından bakıp, gelip dibine koyduğu sandalyesine oturdu. Kudretin boynuna eğilip uzun uzun kokusunu içine çekti. Anlaşılması zor bir şekilde ‘O zaman kahvaltıdan sonra cezanıza odada devam mı etsek.’ dedi.
Kudret kaşlarını çatıp ‘Vezirrr dursana. Sen iyice azıttın! Yani sen eskiden böyle değildin. Oturmasını kalkmasını bilirdin utanmaz oldun he iyice.’ boynundaki adamı ittirip ‘Sofradayız! Hem de geç kaldık hadi hadi.’ diyip ellerini çırptı.
Vezir geri çekilip tabağına yumurtadan alırken konuştu ‘Geç kalmadık çünkü bugün izinliyiz. Deryaya söyledim öğleden sonra gideceğiz, öncesinde seninle ince bir işimiz var Kudret Hanım.’ Kudretin burnuna dokundu parmağının ucuyla.
‘Ne işler peşindesiniz siz acaba Vezir Bey!’ diyip Vezire döndü. Vezir elindeki çatalı bırakıp Kudrete döndü. Sandalyesinin alt çıtasından tutup kendisine iyice yaklaştırdı. Kudreti sol eliyle sarmaladı. Sağ eliyle de saçlarıyla oynuyordu.
‘Artık gelinim olma zamanın gelmedi mi sence de ömür boyu nişanlı kalacak değiliz. Diyorum ki bugün mekan bakalım birkaç tane.’
Kudretin suratı düşmüştü. Önüne döndü. Vezir sebebini anlamış olacak ki devam etti. ‘Asma suratını Kudret. Öyle şatafatlı yerler değil. Biliyorum istemediğini öyle bir şey. Sade küçük mekanlar dışındakileri eledim.’ kaşlarını kaldırıp başını Kudrete doğru eğip cevap bekledi.
‘Nikah yeterdi.’ diyip ağzına bir parça ekmek attı Kudret. Vezir bu fikri beğenmemişti. ‘Yok öyle nikah falan bir kere beni razı etsen, kızları asla edemezsin.
Güzelim benim..’ yanağından öptü.
‘Çok bekledik. Kaç sene kendini o hapishaneye kapattın. Kendi hayatına dair hiçbir şey yaşayamadın. Şimdi ikimiz kendi hayatımızı kuruyoruz. Ve hiçbir şey oldu bittiye gelsin istemiyorum. Senin de gelinliğin, çiçeğin, içine sinen bir düğünün olsun istiyorum.. Tamam mı? Anlaştık mı?’
Kudret dudaklarını birbirine bastırdı. Vezire dönüp sımsıkı sarıldı. Gözleri dolu dolu olmuştu. Hayatında ilk defa biri onu, mutluluğunu bu kadar önemsiyordu. Başını Vezirin omzuna yaslayıp orada kaldı. ‘Teşekkür ederim Vezir..’
. . .
Valeye ücretini ödeyip arabaya geçti Vezir. Emniyet kemerini taktı. Heyecanla Kudrete dönüp ‘Eee nasıl buldun burayı, bence harika.’ dedi. Kudret dünyanın en sade mekanı olabilecek bu yeri bile çok göşterişli bulmuştu. ‘Çok içime sinmedi.’ dedi.
Vezir sitem edercesine ellerini yana açtı. ‘Hayatım yapma ama! Sabahtan beri tam 4 mekan gezdik hiçbirini beğenmemiş olamazsın.’ Kudret parmaklarıyla oynuyordu. Vezir arabayı sahil yoluna kırıp ‘Ben senin içine neyin sineceğini çok iyi biliyorum.’ dedi.
Arabayı biraz sonra sağa çekip Kudrete döndü. Parmağıyla denizi gösterdi. ‘Şu karşı kıyıyı görüyor musun?’ Kudret başını salladı. ‘Heh işte orası sana evlenme teklifi ettiğim kumsal. Oraya ne dersin?’ heyecanla Kudretin ağzından çıkacak cevabı bekliyordu.
Kudretin çok hoşuna gitmişti bu fikir Vezire döndü ‘Yapılabiliyor mu ki öyle, nikah memuru falan gelir mi?’ Vezir Kudretin elini tuttu. ‘Yapılır canım tabi hem yapılmıyorsa da ben senin için oldururum sen beğendin mi onu söyle.’
Kudret mutlulukla başını salladı. Vezire doğru vücudunu yükseltip öptü usulca. Geri çekilince Vezir gözleri kapalı hala bekliyordu. Kudret gülüp ‘Hadi Vezir dön önüne!’ diyip göğsüne vurdu. Vezir de el mahkum önüne dönüp ‘O zamann sıradaki durağımız gelinlikçi!’ diyip radyoyu çalıştırdı.
Bir adım gel, biraz sarıl
Ezber bozan bir tavırla
Bazı şeyler, bazı şeyler
Zamanla olur
Varsan varım
Oyun arkadaşım
Aşk ortağım benim
Sevgilimsin
Bilsen ne güzel
Serdim yollarına
Başka türlü, başka türlü
Aşka türlü şeyler
Aşka türlü şeyler..
. . .
Kudret arkadaşı Aysel’i aramıştı. Nişantaşında küçük kendi halinde butik bir dükkanı vardı. Aradığı şeyi orada bulacabileceğine emindi.
Ayselle tanışalı daha 2-3 sene olmuştu ama o kadar iyi ve düşünceli biriydi ki Aysel. O da çocuğunu kaybetmişti. Birbirleriyle terapi aldıkları yerde tanışmışlardı. Yaralarını beraber sarıp, bu hayata tutunabilmeyi başarmışlardı. Mağazayı da daha 2-3 ay önce açmıştı. Arkadaşıyla gurur duyuyordu Kudret.
Aradığında bugün dükkanı açmayacağı halde itiraz kabul etmemiş hemen gel bekliyorum diyip kapamıştı telefonu.
Kudret sağda durması için işaret etti Vezire. Vezir ‘Sen in ben park yeri bulup geliyorum. Hangisi şu Umut yazan yer mi?’ dedi. Kudret kaşlarını çattı. ‘Kusura bakmayın Damat Bey ama bundan sonrasında siz yoksunuz planımızın.
Kızları aradım onlar gelecek. Derya sıkı sıkı tembihledi Veziri getirme düğünden önce uğursuzluk getirir diye.’ sonra eğilip yanağından öpüp indi arabadan.
Vezir camı açıp konuştu. ‘Ama bu haksızlık Kudret!.’ Kudret gülümseye gülümseye arkasını dönüp yürümeye başladı. Vezir de mutsuz mutsuz yola çıkıp sürmeye başladı. Derken Yahya arıyordu. Uzanıp ekrandan yanıtladı Vezir telefonu.
‘Efendim Yahya.’
‘Bacanak duydum ki kızlar gelinlik bakıyormuş. Dedim ben de seni bir arayayım. Evleniyorsun he. Bize şöyle hasından bir bekarlığa veda şeyi ayarlıyorsun değil mi?’
‘Veda mı? Oğlum kaç yaşında adamlarız ne gerek var.’ diyip direksiyonu otogar yoluna doğru kırdı Vezir.
‘Ne yaşı ya çakı gibi adamsın. Ben şimdi Recebe iletiyorum o hallediyor. Hadi bu da benden sana kıyak bacanak.’
Vezir itiraz etse de yapardı yapacağını Yahya, biliyordu. ‘Peki bakalım.’ dedi
‘Tamamdır o zamann. İşler çok yoğun değil damatlık işini halledince eve geç sen Timur Başkan yapıversin kalan işleri başka işi mi var.’
Bir de damatlık vardı değil mi ya. Vezir tamamen unutmuştu. Teşekkür edip kapadı telefonu. Yolun sonundan U dönüşü yapıp yakınlarda bildiği bir alışveriş merkezine sürdü arabayı.
. . .
Vezir anahtarıyla kapıyı açıp hızlıca poşetleri kenara bıraktı. Elinde de bir demet çiçek vardı. Çiçeklerle Kudreti tavlayıp gelinliği görmekti niyeti. ‘Kudret! Ben geldim.’ Kudret pijamalarıyla salonda oturmuş ayaklarını koltuğun tepesine atmış uzanıyordu. ‘Salondayım.’
Vezir çiçeklerini arkasına aldı. Usulca koltuğun kenarına oturdu. Hızlıca bir öpücük aldı yanağından. Sonra gözlerinin hizasına gelip ‘Çok mu yordular benim gelinimi..’ diyip elini yanağında gezdirmeye başladı kadının. Kudret küçük bir kız çocuğu edasıyla başını salladı.
Vezir arkasındaki çiçekleri ikisinin arasına getirip konuştu ‘Bakalım bunlar senin yorgunluğuna iyi gelecek mi?’ Kudret gülümsedi kocaman.
Doğruldu usulca. Vezirin gömleğinin düğmelerinin altından elini kumaşa geçirip tuttuğu gibi adamı kendine çekti. Dudakları dudaklarına değdi değecek vaziyette ‘Böyle alışıyorum ama.. Evlenince değişirsin falan bozuşuruz çok fena.’ hafif bir cilve tınısı vardı sesinde.
Vezir dudaklarını birleştirip tekrar milimlik bir mesafe bırakarak ayrıldı ‘Bir değişeyim önce ben kendi kafamı kırarım.’ diyip ayağa kalktı.
Çiçekleri bir kenara bıraktı. Kadını sırtından kavrayıp kucağına aldığı gibi salon eşiğine geldi. Işığı kapadı tam koridordan odaya geçiyorlardı ki kapı çaldı. Vezir irkilerek kapıya döndü. Yavaşça Kudreti yere bıraktı.
‘Kim ki bu saatte’ diye Kudrete döndü. Ama Kudretin ilgilendiği daha farklı şeyler vardı; Vezirin çözülmesi gereken gömlek düğmeleri gibi.
Veziri duvara yaslayıp gömleğini çözmeye başladı. Önce çenesini sonra dudağının bitimini öptü. Adamın dudaklarına nefesini çarparak konuştu. ‘Evde yokuz deriz, hem ışıklar da kapalı.’ Gömleğin son düğmeleri için sabrı kalmamıştı elleriyle kumaşı ayırıp düğmeleri kopardı. Veziri ensesinden tuttuğu gibi öperek odaya götürdü.
Vezir de artık Kudrete uyum sağlamaya başlamıştı. Kadını usulca yatağa yatırıp ellerini iki yanına koyup dudaklarına yöneldi. Ardından boyun çukuruna inip öptü birkaç kez. Kudret de Vezirin ense bitimindeki saçlarıyla oynuyordu. Vezir pantolonunun cebindeki hareketlerini kısıtlayan telefonu çıkarıp komodinin üzerine koyacaktı ki ekranda birinin aradığını gördü.
Arayan Cesetti. O pek aramazdı; önemsiz bir şey için. Kudretin sitemleri arasında açtı telefonu Vezir.
‘Abi sen neredesin ya! Kaç kere aradım. Medeniyi eve yolladım bulsun diye düşün.’
‘Sessizdeymiş Ceset ne oldu söyle.’
‘Timur! Timuru polisler alıp götürmüşler.’
‘Ne! Ne diyorsun oğlum sen!’
‘Abi bu Reyhanın kardeşi yok mu Doğa. Uyuşturucu satıyormuş adi. Polis ihbarla bunları restoranda basıyor. Adi de malları Timurun cebine bırakıyor sonra polis Timuru götürürken de tüyüyor.’
‘Tamam tamam Ceset ben geliyorum hemen Hangi Emniyette? Tamam!’
Telefonu kapatıp hızlıca kemerini bağladı. Kudret yatağa oturmuş olanları anlamaya çalışıyordu ‘Kudret kalk Timuru karakola almışlar. Gitmemiz lazım.’
Hızlıca toparlanıp giyindiler. Kapının önünde Medeniye bir tur ‘Niye daha çok çalmıyorsun?!’ azarı çekmekten de eksik kalmamışlardı.
Arabaya atlayıp Emniyetin yolunu tuttular.
