34. bölüm · Kudzir {Alternatif Son}

Bölüm 27 | Korkak

ms 🐾

Bölümler
1 Bölüm 1 | 6 Yıl 2 Bölüm 2 | Nasıl? 3 Bölüm 3 | Vicdan Azabı 4 Bölüm 4 | Boşa Geçmiş Bir Ömür 5 Bölüm 5 | Güçlü Olan 6 Bölüm 6 | Acı Gerçek 7 Bölüm 7 | Filtre Kahve 8 Bölüm 8 | Kurabiye 9 Bölüm 9 | Zehir 10 Bölüm 10 | Acıbadem 11 Bölüm 11 | Yıkım 12 Bölüm 12 | Enişte 13 Bölüm 13 | Lotus 14 Bölüm 14 | Karabiber 15 Bölüm 15 | Yara 16 EKSTRA | Veliaht 24.Bölüm 17 EKSTRA | Part 2 | Veliaht 24.bölüm 18 Bölüm 16 | Orman Evi 19 Bölüm 17 | Krep 20 EKSTRA | Veliaht 8-9.Bölüm 21 Bölüm 18 | Uçurumun Kenarı 22 EKSTRA | 19 yaş | Gönül’ün Ölümü 23 Bölüm 19 | Kaybediş 24 Bölüm 20 | Bekleyiş 25 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 26 Bölüm 21 | Polis 27 Bölüm 22 | Her Güzel Şeyin Sonu 28 Bölüm 23 | Lütfen 29 Bölüm 24 | İzmir İhalesi 30 Bölüm 25 | Kaçamak 31 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 1) 32 EKSTRA | 17 yaş | Vezir (Part 2) 33 Bölüm 26 | Domates 34 Bölüm 27 | Korkak 35 Veliaht | 16.Bölüm Ekstra (İnternet Özel) 36 EKSTRA | Veliaht 7.Bölüm 37 Bölüm 28 | Gerçek 38 Bölüm 29 | Kavuşma 39 EKSTRA | 20 yaş | Elveda 40 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 1) 41 EKSTRA | 38 yaş | Buz (Part 2) 42 EKSTRA | 38 Yaş | Buz (Son Part) - İnternet Özel 43 Bölüm 30 | Elma Şekeri 44 Bölüm 31 | Baş Belası 45 EKSTRA | Kars | Pencere 46 Bölüm 32 | Havlu 47 EKSTRA | 38 Yaş | Omuz 48 ! BİLGİLENDİRME ! 49 EKSTRA | Boşluk 50 Bölüm 33 | Kahraman 51 Bölüm 34 | Beklenmedik İhtimaller 52 Bölüm 35 | Evham 53 Bölüm 36 | Hakan 54 Bölüm 37 | Mucize 55 Bölüm 38 | Meşe 56 Bölüm 39 | Bebek 57 Bölüm 40 | Turşu 58 EKSTRA | Peynirci (Kesilen Sahne) 59 Bölüm 41 | Çilek 60 EKSTRA | Patates 61 FlashForward | Civciv 62 Bölüm 42 | Salıncak 63 Alternatif Son 2 | Tek part 64 Bölüm 43 | Tost 65 FlashForward | Kız Kıza 66 EKSTRA | İspiyoncu 67 Bölüm 44 | Alışveriş 68 FlashForward | Barbie 69 EKSTRA | Veliaht Bölüm 11 - 12 arası 70 Bölüm 45 | Doğum 71 EKSTRA | Veliaht 18.Bölüm 72 Bölüm 46 | Aile 73 FlashForward | Kumsal 74 EKSTRA | Veliaht 20.Bölüm 75 Bölüm 47 | 20 Gün 76 FlashForward | Sera 77 Deniz | Kahvaltı

Sabahın ilk ışıkları karavanın küçük pencerelerinden süzülüp Kudretin yüzüne vurduğunda, genç kadın huzur dolu bir iç çekerek gözlerini araladı. Eli istemsizce yanındaki boşluğa gittiğinde kaşları hafifçe çatıldı. Yatak boştu. Karavanın içi sessizdi. 'Vezirrr..' diye mırıldandı uykulu bir sesle. Doğrulup üzerindeki örtüyü kenara ittiği sırada kapının kilidi tıkırdayarak açıldı.

Vezir, yüzünde güller açan bir edayla karavandan içeri adımını attı. Elinde taze çekilmiş türk kahvesi ve bir kese kağıdı dolusu sıcak simit vardı. Ama asıl dikkat çeken şey, adamın gözlerindeki o yerinde duramayan, kıpır kıpır heyecandı.
'Günaydın güzelim.' dedi neşeyle, elindekileri içerideki küçük masaya bırakarak.

Kudret gözlerini ovuşturarak ona baktı, dudaklarında sıcacık bir gülümseme belirdi. 'Günaydın.. Sen ne zaman kalktın da, sabahın köründe alışverişe çıktın?'
Vezir yatağın kenarına ilişip Kudretin saçlarına derin bir öpücük kondurdu. 'Sabahın körü mü? Saat sekiz buçuk Kudret Hanım. Ben saat altıdan beri ayaktayım. Gittim, dünkü o memuru buldum. Adamcağızı uykusundan uyandırdım gerçi ama olsun, bizim için değerdi.'

Kudretin göz bebekleri büyümüştü, heyecanla doğrulup adama doğru kaydı. 'Nasıl yani? Gerçekten gittin mi?' dedi gülerek.
'Gittim tabii! Ben sana dün bir an önce seni karım yapacağım demedim mi?' diyip kafasını kaşıdı. 'Gerçi daha çok sen beni alıyormuşsun gibi ama neyse. Acaba ben mi senin nüfusuna geçsem.' diyip güldü. Kudret başını eğip omzuna vurdu gülerek. Sonra Vezir devam etti 'Adam prosedürleri anlattı işte. Öyle hemen olmuyormuş maalesef, bazı evraklar ve en önemlisi sağlık raporu lazımmış. O yüzden şimdi hemen o tatlı uykundan uyanıyorsun, güzelce hazırlanıyorsun ve köyün sağlık ocağına kan vermeye gidiyoruz. İşlemleri hızlandırırsak yarına yuvamızı kurmuş oluruz.' diyip burnunu Kudretin burnuna değdirdi usulca.

Kudret, duyduklarını idrak etmeye çalışırken kalbinin yerinden çıkıp kanatlanacakmış gibi attığını hissetti. Vezir gerçekten her şeyi bir çırpıda halletmişti. Kollarını adamın boynuna dolayıp onu yatağa doğru çekti. 'Sen delisin..' diye fısıldadı adamın kulağına.
'Senin delinim ben.. Senin..' dedi Vezir, kadının belini sıkıca kavrayıp üzerine doğru uzandı. Boynuna gömüldü, sımsıkı sarılıp öyle uzandı biraz.
'Hadi güzelim çok mayışmadan kalkalım, kan vermeye aç karnına gidiliyormuş. Simit aldım sıcak sıcak bizi bekliyorlar, döndüğümüzde yeriz.' diyip istemeye istemeye ayrıldı Kudretin kollarından.

Köyün küçük sağlık ocağı yeni yeni güne başlamıştı. Hemşire Kudretin koluna turnikeyi bağlarken, Kudret başını çevirip gözlerini sıkıca kapattı. Konağın o güçlü, korkusuz kadını iğneden pek hazzetmiyordu. Vezir onun bu haline gülümseyerek diğer elini sımsıkı tuttu, baş parmağıyla elinin üzerini okşadı.
'Bunu döndüğümüzde Deryaya anlatacağım.' diye fısıldadı eğilip. Hemşire tüpleri doldururken Kudret, Vezire gıcık olmakla meşguldü. Sakın anlamında diğer parmağıyla Vezirin kolunu çimdikledi.

Kan işlemleri, doktor muayenesi, sorular derken öğlen etmişlerdi günü.
Simitlerini ve çaylarını yanlarına aldılar karavandan. Ayakkabılarını çıkarıp göl kenarında paçalarını yukarı sıyırıp ayaklarını ılık, temiz suyun içine sokup oturdular yan yana. Kuşlar da etrafta cıvıl cıvıl ötüyordu. Her şey o kadar güzeldi ki. Yarının heyecanıyla bir yandan kahvaltılarını edip bir yandan da kıkırdaşıp duruyorlardı.

Kudret bir an durup sadece Veziri izlemeye başladı. O kadar mutluydu ki sevdiği adamla. Yılların yorgunluğunu sanki söküp almıştı Vezir göğsünden. Vezire iyice sokulup başını omzuna yasladı. 'Seni çok seviyorum güzel adam..' diyip ellerini sıkı sıkı tuttu, gölün güzelliğinde uzaklara daldı bakışları..
. . .

Gece ilerlemiş, ormanın sessizliği karavanın etrafını koyu bir battaniye gibi sarmıştı. Karavanın dışında, hafifçe aralık bırakılmış kapıdan sızan ışığın altında Vezir ileri geri volta atıyordu. Telefonun ucundaki adama fısıltıyla ama gergin gergin bir şeyler söylüyordu.

'Stresten öleceğim kardeşim ben galiba. Vakit yaklaştıkça bir kötü oldum. Ya bir de o sana bahsettiğim can sıkıcı detay var. Tedbirli olmak lazım. Onu da sabah halledeceğim.
Otogara giderim diye bugün arabayı ayarladım. Ne olur ne olmaz.' karşı taraf bir şeyler söyledi 'Offf evet bir de o var. O da hallolmadı istediğim gibi. Off! Neyse ya sabaha bir çıkalım ben tüm kararlarımı veririm o zaman. Yoruldum çok. Tamam Kudret huylanacak şimdi kapatıyorum.'

Telefonu gerginlikle kapatıp cebine attı. Eliyle ensesini ovalarken derin bir iç çekti. Karavanın içine yöneldi. Gözlerini karavanın içerisine, içeride uyuyan kadına doğru çevirdi. Omuzları çökmüş, kafasının içi karmakarışık olmuştu. Gülümsedi zorla da olsa.

Yüzüne sahte bir sükunet yerleştirip karavandan içeri girdi. Kudret yatağa uzanmış, uykulu gözlerle onu izliyordu. Vezir usulca yanına kıvrıldı, kadın kendini adamın göğsüne çekip göğsüne tişörtün üzerinden derin bir öpücük kondurdu.

Ama Vezir her zamankinden çok daha durgun, çok daha sessizdi. Kudret, adamın göğsünde parmağıyla daireler çizerken bu durgunluğu hissetmişti. Üstelik gözleri kapanmaya yüz tutmuşken dışarıdaki o boğuk telefon konuşmasının birkaç kesik cümlesi kulağına çalınmıştı: 'Araba ayarladım.. Sabah karar vereceğim..'

Kudretin kalbine ince, sinsi bir sızı oturdu. 'Herhalde evlilik gerginliği.. O kadar kolay değil tabii, yirmi yıl sonra bu adımı atmak' diye geçirdi içinden. Ona hak vermeye çalışarak anlayışla gülümsedi ve gözlerini kapatıp, o çok sevdiği kalp atışlarının ninnisiyle huzurlu ama içinde ufak bir endişe tohumu barındıran bir uykuya daldı.

Kudret, yatağın diğer tarafındaki eline çarpan o buz gibi soğuklukla gözlerini araladı. Sabah olmuştu. Eli tekrardan usulca Vezirin yattığı yere gitti; çarşaf boş ve soğuktu. 'Vezirrr..' diye mırıldandı uykulu bir sesle.
Cevap gelmedi. Karavanın içi sağır edici bir sessizliğe gömülmüştü. Kudret saate baktı altıyı on beş geçiyordu.

Ne planlamaya gitmişti acaba sabahın köründe şahsi delisi, diye iç geçirdi Kudret. Küçük aynanın karşısına geçip mutlulukla saçlarıyla oynadı. Sonra çay demlemek için çaydanlığı yıkadı.
Masanın altından su şişesinden su alacaktı ki masanın üzerindeki 'Kudret' yazan ikiye katlanmış kağıdı gördü. Nereye gittiğini notla bıraktı herhalde diye mutlulukla eline aldı kağıdı.

'Kudret.. Yapamadım. Ben galiba bu kadar büyük bir adımdan, evlilikten korkuyorum. Yirmi yıl boyunca imkansızlıkla savaştıktan sonra, her şeyin bu kadar gerçek olması beni dehşete düşürdü. O masaya oturacak, sana o sözü verecek cesareti bulamadım kendimde. Beni bir kez daha asla affetmezsin biliyorum. Sadece çok özür dilerim..'

Kudretin nefesi bıçak gibi kesildi. Yılların yorgunluğu, verilen onca savaş, uğruna feda edilen koskoca bir gençlik saniyeler içinde omuzlarına çöktü. Kaçmış mıydı? Gerçekten yapmış mıydı? İnanması o kadar zordu ki.. Ama yapmıştı. Yine yüz üstü bırakmıştı Kudreti. Rezil korkaklığıyla tekrar aynı yaradan vurmuştu Kudreti.

Dizlerinin bağı çözüldü, elindeki kağıt parçası yere süzülürken yatağın üzerine acıyla yürüdü. Bir süre boşluğa baktı. Sonra da yatağa yığıldı. Başını yastığa gömüp, sessiz sessiz iç çekti sadece. Onu en mutlu olduğu, zırhlarını indirip en savunmasız kaldığı anda, tam kavuştuklarını sandığında bırakmıştı korkak herif. Ve bunu ikinci kez yapıyordu.

Kudret daha fazla dayanamayıp ormanın o ıssız sessizliğin delip deşen acı dolu hıçkırıklara boğuldu yatağın üzerinde iki büklüm vaziyette.. Yerdeki kağıda bakıyordu yaşlı gözleriyle. Uyumak istiyordu uyumak ve bir daha uyanmamak.

Adam kolundaki saate baktı, saat dokuz olmuştu bile. Dışarıdan gelen tok bir araba motorunun sesi ormanın sessizliğini böldü. Siyah bir araba karavanın hemen yanına yanaşıp durdu. Arabadan inen adamın yüzü son derece gergindi. Bagajdan büyük bir koli aldı, cebinden çıkardığı parayı şoföre uzattıktan sonra ağır, tekinsiz adımlarla karavana yöneldi.
Kuşlar da yeni uyanmış gibi ağaçta oradan oraya gidiyorlardı. Adam gergin bir ifadeyle koliyi karavanın girişine bırakıp karavanın kapısını açtı.

Kapı usulca, neredeyse hiç ses çıkarmadan açıldı. İçeriye adım atan adam, önce belindeki silaha elini attı; parmaklarını soğuk metalin üzerinde gezdirip içindeki mermileri kontrol etti. Ardından silahı tekrar beline yerleştirip, yatakta bayılmış gibi yatan kadına doğru baktı.

Yavaş yavaş kadına doğru adımladı. Usulca yatağın kenarına oturdu. Kadının sol gözünden akan yaş şakağını ıslatmıştı. Uyuyordu. Gülümsedi. Belinden çıkardığı soğuk metali usulca komodinin üzerine bıraktı. Tok bir metal sesi karavanın sessizliğini böldü. Kadına doğru usulca eğildi önce boynuna sonra dudaklarına yumuşacık, sıcak bir öpücük bıraktı.

Kudret olduğu yerden nefes nefese sıçradı 'Vezir!' diyerek. Karşısında; açık renk, şık bir takım elbisenin içinde jilet gibi duran, saçları özenle taranmış, gözlerinde dünyaları aydınlatan o aşk dolu gülümsemesiyle Vezir duruyordu.

'Günaydın benim uykucu gelinim..' dedi Vezir, kadının uykusunda akan son gözyaşını baş parmağıyla usulca silerken. 'Kim üzdü benim sevdiğimi de ağlattı bakayım.' dedi merhametle.

Kudret, göğsü hızla inip kalkarken etrafına bakındı. Gün çoktan ağarmış, karavanın içine altın sarısı bir sabah güneşi süzülmüştü. 'Gittin.. Sen gittin..' dedi çaresizlikle. Hiddetle ayağa kalkıp masanın oraya gelip yere kapaklandı. Notu arıyordu. Vezir şaşkın gözlerle Kudreti izliyordu. 'Bıraktığın o lanet notu arıyorum.' dedi. Vezir olanları anlamasa da Kudreti ellerinden tutup kaldırdı. Yatağa oturttu itirazlarına rağmen usulca.

'Sevgilim ne notundan bahsediyorsun bilmiyorum ama. Gittim evet ama sor bir niye, ne yapayım benim içime sinmedi öyle hiçbir şeysiz olmaz ki. Gelinlikle, çiçek işini en azından halletmem lazımdı.' Kudretin kafası allak bullak olmuştu. Kafasını çevirip silaha bakınca Vezir atladı lafa

'Bir de şu silah meselesi var otogardaki ofisi, Yücelin yakınları arayıp saçma sapan konuşmuş ben de endişe ettim otogardaki kasadan silahı aldım geldim. Sen canını sıkma diye de söylemedim. Telefonda onu konuşuyordum.'
'Ama şu bahsettiğin not hakkında en ufak bir fikrim yok.' dedi sakin sakin bir o kadar da tatlı bakıyordu ki.

Kudret bir adamın gözlerine, bir etrafına bakıyordu. Hiçbiri yaşanmamıştı. Soğuk yatak, o kahredici not, terk edilme.. Hepsi.. Hepsi evlilik öncesi stresinin ve gece yarım yamalak duyduğu o telefon konuşmasının bilinçaltına oynadığı korkunç bir kabustan ibaretti. Derin, titrek bir nefes alıp kollarını Vezirin boynuna sımsıkı doladı.

'Pislik!' diye mırıldandı adamın boynuna yüzünü gömerken, hem ağlıyor hem de rüya olduğuna şükrederek gülüyordu. 'Gittin sandım.. Akşam duyduğum o yarım yamalak telefon konuşmasından sonra rüyamda beni bırakıp gittiğini, evlilikten korkup kaçtığını gördüm!'

Vezir şaşkınlıkla güldü, kollarını kadının beline sarıp onu kendine bastırdı. 'Ne! Ben? Seni bırakıp gitmek? Kudret, sen bana kocam ol diyorsun ve ben bırakıp gidiyorum öyle mi, sen beni kovsan ben yine gitmem.' kadının saçlarına derin bir öpücük kondurdu.

'Güzelim benim ya.. Anlaşıldı benim senin rüyalarına girip o kabusları kovma vaktim geldi artık. Nasıl üzmüşler benim sevdiğimi hem de en mutlu gününde.' sarılmayı bırakıp Kudreti öpmeye başladı minik minik defalarca. Kudret gözleri hala yaşlı vaziyette huylandığı için kıkırdıyordu.

Vezir biraz sonra yavaşça ayağa kalktı, kapının girişine bıraktığı kolideki büyük beyaz kutuyu ve kocaman buketi alarak yatağın üzerine, Kudretin yanına bıraktı. Taze, mis kokulu bembeyaz papatyalar ve kır çiçeklerinden oluşan, sade ama büyüleyici bir buketti.

'Ah bir de bir sorunumuz var Nergis bulamadım. Papatyayla idare edeceksin artık.' dedi Vezir, sesinde dün gecenin o çocuksu mahcubiyeti vardı. Boynunu hafifçe büküp gülümsedi.

'Sana sürpriz yapmak için o kadar uğraştım, her yeri birbirine kattım ama açık olan çiçekçilerin hiçbirinde Nergis yoktu. Kıtlık var ülkede herhalde.' diyip gözlerini devirdi. 'Ama söz, seneye bütün bahçemizi kendi ellerimle nergisle donatacağım.'

Kudret, adamın dün geceki durgunluğunun ve o korkunç kabusa sebep olan gizemli telefon konuşmasının altındaki bu ince, naif sebebi öğrenince kalbinin sevgiyle eridiğini hissetti. Çiçekleri koklayıp 'Senin yanındayken bana bütün çiçekler dünyanın en güzel çiçeğiymiş gibi geliyor..' diye fısıldadı.

Kucağındaki çiçekleri, o berbat rüyasının tüm karanlığını üzerinden atmıştı. Yandaki kutuya elini attı. Kapağını kaldırdı. Alt dudağını ısırıp parmaklarıyla kumaşı okşadı 'Vezirr bu benim kendi seçtiğim gelinliğim..' Vezir gülümseyip kaşlarını kaldırdı.

Kudret kutunun kapağını bir kenara fırlatıp neşeyle sevdiği adamın boynuna atladı. Sıkı sıkı sarıldı. Hayatının en mutlu gününün tadını çıkarmaya başlamıştı sonunda.