İntikam Yemini kitap kapağı

28. bölüm / 40

İntikam Yemini

Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan

Vaveyla Yazarı: Elara Ates

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan
  1. 1 giriş78 kelime
  2. 2 1. bölüm734 kelime
  3. 3 2. bölüm1.176 kelime
  4. 4 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i... Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...625 kelime
  5. 5 Bazı başlangıçlar vardır hiç istenmeyen bir sonla biter bazı başlangıçlar vardır hiç hatırlanmayan bir sonla biter618 kelime
  6. 6 5. bölüm2.762 kelime
  7. 7 6. bölüm1.465 kelime
  8. 8 7. bölüm2.021 kelime
  9. 9 8. bölüm991 kelime
  10. 10 9. bölüm1.293 kelime
  11. 11 10 bölüm877 kelime
  12. 12 11 bölüm586 kelime
  13. 13 12. bölüm1.557 kelime
  14. 14 13. bölüm448 kelime
  15. 15 14. bölüm1.337 kelime
  16. 16 15. bölüm1.599 kelime
  17. 17 Sen askersin KATİL DEĞİL!779 kelime
  18. 18 tolga'nın kayıbı1.230 kelime
  19. 19 “Ölüm, bir aynadır; herkes kendi yüzünü orada kaybeder.” Necip Fazıl Kısakürek1.155 kelime
  20. 20 “Bir yüz silindi hayatımdan, aynalar bile eksik artık. Gidenin ardından kalan şey, susmayı öğrenmiş bir varlık.” — Cahit Sıtkı Tarancı631 kelime
  21. 21 20. bölüm1.214 kelime
  22. 22 21. bölüm1.147 kelime
  23. 23 Canavarlarla savaşan dikkat etmelidir ki kendisi de bir canavara dönüşmesin.1.511 kelime
  24. 24 Bölüm 231.713 kelime
  25. 25 Bölüm 24293 kelime
  26. 26 Bölüm 25849 kelime
  27. 27 Bölüm 261.273 kelime
  28. 28 Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan1.587 kelime · Okuduğun bölüm
  29. 29 Bölüm 283.397 kelime
  30. 30 "Sana bir şiir okurdum, anlardın.Şimdi bir şehir uzaktasın,Bütün şehirler gibi.Sen artık bir anısın." Özdemir Asaf3.308 kelime
  31. 31 "Beni öyle bir yalansız sev ki ki,İçindeki bütün yalanlar bana gelsin.Bir gün ölüm düşerse akına,Senin yerine benim canım verilsin." Ümit Yaşar Oğuzcan6.240 kelime
  32. 32 Bölüm 313.007 kelime
  33. 33 Bölüm 324.937 kelime
  34. 34 "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?Kal, dedi, daha vaktin var,Tamamlanacak çok davan var." Necip Fazıl Kısakürek5.189 kelime
  35. 35 Bölüm 344.755 kelime
  36. 36 Bölüm 354.135 kelime
  37. 37 Bölüm 366.525 kelime
  38. 38 Bölüm 372.489 kelime
  39. 39 Bölüm 384.632 kelime
  40. 40 Bölüm 395.134 kelime

Helikopter biraz havalandıktan sonra aşağıdaki ağaçlar bile karınca gibi oldular helikoptere binene kadar nereye niçin gidiyorum timim hiç birini bilmiyordum yanıma koyduğum dosyayı elime alıp çevirdim sayfalarını timle ilgili bildiğim tek şey özel operasyonlar timi olduğuydu kağıdın üstünde gözlerimi gezdirdim en son nereye gittiğine baktım gözlerim takılı kaldı
Görev yeri: Hakkari/Yüksekova

Yutkundum bian istediğim yer miydi evet ancak beklemiyordum yani evet mükemmel aradığım yer istedigim görev eee o zaman Allah'tan belamı mı istiyordum sanırım gerçekten yani bu durumda varılacak tek cevaptı ama oda buralardaydı yani evet o kişi Tolga abiydi "sanane derin o zaman" dedi sol tarafimdaki Melek evet bananeydi ama buda insana yapılmazdı ben böyle düşünürken kulaklarımda sesi canlandı "Yolda görsen yönünü değiştir komutanın olursam emrine uy geç geçmişi kurcalama" madem bunu istiyordu bunu yapacaktım eğer olurda yollarımız kesişirse ki bence kesişmez yani belki şuan sınır ötesi görevdedir bile yani o yüzden sen mesleğine odaklan derin

"Teğmenim, Yüksekova askeri pistine inişe geçiyoruz. Kemerlerinizi kontrol edin. Bölgede hava şartları sert, zemin puslu."

Düşüncelerimden ayrılıp camdan dışarı baktığımda aşağıda sadece uçsuz bucaksız, insanı yutacakmış gibi duran simsiyah dağlar ve o dağların arasına gizlenmiş askeri üssün donuk ışıkları görünüyordu. Burası Türkiye’nin en çetrefilli, en acımasız coğrafyasıydı. Bunu yukardan bile anlayabiliyordunuz

Helikopter sert bir rüzgar dalgasıyla sarsılarak askeri piste teker koydu. Pervanelerin sesi yavaşlarken hidrolik kapı büyük bir gürültüyle aşağı doğru açıldı.

Kapı açılır açılmaz içeri dolan o dondurucu, keskin dağ havası doğrudan yüzüme çarptı. Tunceli'nin kışlasındaki o buruk havadan eser kalmamıştı; burası barut, kan ve her an tetikte olmayı gerektiren o saf tehlikenin kokusunu barındırıyordu. Bir elimde bavulum, diğer elimde o kırmızı mühürlü gizli dosya... Helikopterden pistin beton zeminine ilk adımımı attım. Başörtümü rüzgara karşı düzelterek etrafı gözlerimle taradım.

Pistin kenarında, farları açık şekilde bekleyen askeri ciplerin ve zırhlı araçların gölgesinde birkaç karaltı vardı. İlerleyip yanlarında durdum ardından beni karşılamak için gönderilen astsubayla göz göze geldik selam verdi ve bavulumu almak istedi ben gerek yok diyince beni komutanın yanına götürdü kapının önünde bıraktım valizimi kapıyı çaldım içerden git bu kadın sesi geldi şimdiye kadar ilk duymuştum bu sesi gir diyince derin bir nefes alıp içeri girdim selam verip

"Teğmen Derin Tekkurt! Tunceli'den, kurulacak Özel Operasyonlar Timi için katılış yapıyorum komutanım!" Dedim kadın albay rütbeli bir komutanı bakışları sert ve acımasızca bakıyordu bir iki dakika beni süzdükten sonra

"İki gün izinlisin burada mı kalmak istersin lojmanda mi?" Diye sordu bunu açıkçası beklemiyordum yani direkt timle görüşürüm falan diye düşünüyordum ama beklenmedik bir soruyla karşılaşmıştım hemen toparlanıp cevap verdim

" Lojmanda kalmak tercihimdir komutanım" dedim komutansa hemen

"O zaman kapıdaki askere söyle gelsin seni lojmana gotursunler biliyorsundur zaten lojman kurallarını çıkabilirsin tim ile ilgili bilgiler sonra verilecek git dinlen şimdi burada dinlecek beş dakikan bile olmayacak"

Kadın Albay’ın o dondurucu, keskin sesi ve jilet gibi bakışları makam odasındaki tüm havayı bir anda kontrolü altına almıştı. Bu kışlada, bu rütbede bir kadın komutan görmek içimdeki o gururu ve hırsı bir kez daha kamçılamıştı ama o acımasız bakışların altında ezilmeye hiç niyetim yoktu. Verdiğim o pürüzsüz tekmilin ardından Albay’ın beni baştan aşağı süzdüğü o iki dakika, sanki koca bir asır gibi geçmişti.

Gelen o beklenmedik iki günlük izin ve lojman talimatıyla birlikte, Yüksekova kışlasındaki o ilk dakikalarımda nizamın ne kadar sert olduğunu bir kez daha anlamıştım. Komutanın "Çıkabilirsin" emriyle birlikte topuklarımı sertçe birbirine vurup selamımı çaktım:

"Sağ olun komutanım!"

Arkamı dönüp makam odasından çıktığımda, koridordaki o soğuk ve kasvetli hava yüzüme çarptı. Kapının önündeki valizimin sapını kavradım. Albay’ın dediklerini yapıp kapıdaki nöbetçi askere durumu bildirdim. Birkaç dakika içinde lojmana giden askeri cipin arka koltuğunda, Yüksekova’nın o puslu, karanlık sokaklarını izliyordum. Saat 7 civarı olmasına rağmen sis yüzünden etraf karanlık ve gri renkteydi.

Lojmana yaklasirken aklıma bir soru takıldı lojman biraz uzaktı ve beni her gün almaya bir asker yollanmayacağına göre bir araca ihtiyacım vardı. "Acaba bana bir araç ayarlanabilir mi yani kısa bir süreliğine"

"Hemen sorup ayarlayalım komutanım" dedi iyi bu gün içinde de elime ulaşırsa yapmam gereken bir sürü alışveriş ve işlerim vardı. Lojmanın içerisinde tam binanın önünde durduk asker inip kapımı açtı sonrada "komutanım araç yarım saat içerisinde kapınızda olur" dedi bende teşekkür ettim ve yukarı çıktım

Karşılıklı iki daire vardı her katta ben üçüncü kattaydim acaba karşı komşum kimdi evlimiydi anlatabileceğim birileri varmiydi böyle düşünürken kapıyı açtım içeriye girdim ev küçük ama ferahtı kapıdan girince minik bir hol kenarda küçük bir ayakkabılık karşıda salon vardı salona ilerleyince sağ tarafta bir hol daha vardı tuvalet banyo ve yatak odası vardı mutfaksa Amerikan mutfak olarak salona bakıyordu ilk isim hemen postallarimi çıkartıp yatak odasına ilerlemek oldu Yatağın üzerine oturduğumda, üzerimde uçuş yorgunluğunun ve Tunceli'den ayrılmanın burukluğu var gibiydi oturduğum yerde arkaya doğru uzanıp yatağın üstüne biraz bekledim. Ama durup dinlenecek zaman değildi. Lojmanda yaşamaya başlayacaksam bu evi yaşanır kılmam, acilen bir düzen kurmam gerekiyordu ki buda en sevdiğim şey yani niyeti topla yok yapmam ama bir yeri sıfırdan yap ahoo en güzeli

Hemen ayağa kalkıp bavulumu yatak odasının köşesine bıraktım. İlk iş olarak üzerimdeki askeri üniformayı çıkarıp sivil, rahat ama Yüksekova'nın o ayazına dayanıklı kalın bir şeyler giyindim. Başörtümü çıkartıp saçlarımı ev topuzu şekilde bağladıktan sonra salona geçtim. Amerikan mutfağın tezgahına dokundum; hafif bir toz tabakası vardı ama temizlenmeyecek gibi değildi. Buzdolabını açtım, içi tamamen boştu. Haliyle, iki gün boyunca burada kalacaksam en azından temel gıda malzemelerini, temizlik ürünlerini ve birkaç parça ev eşyasını acilen tamamlamam şarttı. Daha bunların içine kendi ihtiyaçlarımı da eklersek liste baya kalabalıktı.

Bunları kafamda listelerken telefonumun titreşim sesi geldi hemen baktım ve o askerden mesaj gelmişti

"Komutanım, aracınız nizamiyeden çıkış yaptı. Lojmanın önünde sizi bekliyor. Anahtar ve ruhsat üzerindedir."

"Hızlılar," diye mırıldandım kendi kendime, içimde hafif bir memnuniyetle.

Cüzdanımı, telefonumu cebime atıp hemen odama gidip bu yazma bağladım bavuldan spor ayakkabılarımı çıkartıp ayağıma geçirdim. Evden çıkıp kapıyı arkamdan çektim. Tam anahtarı kilide yerleştirmiş, iki tur çeviriyordum ki yan binanın veya üst katların birinden gelen hareketlilik sesi koridorda yankılandı.

Merdivenlerden yukarıya doğru çıkan ayak sesleri gitgide yaklaştı. Başımı çevirdiğimde, elinde pazar poşetleriyle yukarı çıkan, orta yaşlarda, oldukça güler yüzlü bir kadın gördüm. Beni görünce adımlarını yavaşlattı, yüzünde sıcak bir komşuluk tebessümü belirdi.

"Merhaba kızım, yeni taşındın herhalde? Hoş geldin," dedi samimi bir sesle, elindeki poşetleri hafifçe düzelterek. "Ben senin tam üst katındayım. Bir ihtiyacın, bir eksiğin olursa çekinme, bana söyle tamam mı? Yabancılık çekme buralarda."

Ben de anahtarı cebime koyarken hafifçe tebessüm ettim. "Merhaba, hoş buldum. Teşekkür ederim, sağ olun," diye karşılık verdim. Küçük boylu çok tatlı bir teyzeydi

Tam üst komşuyla bu konuşmayı yaparken, merdiven boşluğundan yukarıya doğru bir hareketlilik daha oldu. İri yarı, oldukça geniş omuzlu, üzerinde koyu renk bir mont olan bir erkek merdivenleri hızlı ve ağır adımlarla çıkıp yanımızdan geçti. Başında hafifçe önüne eğdiği şapkası vardı, loş ışıkta yüzünü tam seçemedim. Sadece arkasından bıraktığı o heybetli karaltıyı görebildim. Adam hiçbirimize bakmadan, büyük bir hızla hemen karşımdaki dairesine doğru ilerledi.

İşte tam o adam yanımızdan rüzgar gibi geçip gittiği an, koridordaki o dondurucu havanın arasına bir koku karıştı. Adamın montundan yayılan o esinti doğrudan burnuma çarptı.

Hafif isli, yanık bir odun kokusunun arasına gizlenmiş, o hırçın ve tuzlu deniz esintisi...

"Ben bu kokuyu hatırlıyorum..." diye geçirdim içimden. Hafızamın en karanlık, en derindeki odalarından birinin kapısı aralanır gibi oldu. "Ben bu kokuyu kesinlikle bir yerlerden hatırlıyorum..."

Zihnim kokunun sebebini bulacakken üst komşum "Hadi hayırlı günler kızım, görüşürüz yine," deyip merdivenlere yöneldi. Ben de o anın getirdiği tuhaf, engel olamadığım bir refleksle, burnuma bu tanıdık kokuyu bırakan o adamın arkasından dönüp tam "Merhaba" diyecekken...

Dan! Karşı dairenin kapısı büyük bir gürültüyle kapandı. Kaşlarım çatıldı istemsizce kapıya kinli kinli bakıyordum "erkekti işte hepsi aynı bok hayırda ne yani yemeyiz sizi bi merhaba diyecektim inmisin cinmisin diye neyin havası bu kesin varya" yürümeye devam ettim "kesin doktor falan havaları anca böyle olur bide net ilk görev yeri taini buraya istemiş hemen bi çökmüş buraya" derken arabaya binmistim

Arabanın iç göğüs kısmında ruhsat duruyordu aldım elime kenara torpidoya koydum. Arabayı calistirip biraz ısınmasını bekledim ardından lojmandan çıkış yapıp biraz ilerledim sonra konumdan en yakın marketi aramaya başladım. Arabayla 10 dakikalık bir market buldum ve oraya ilerledim

"Oo tamda önünde yer varmış" diye mırıldandım tam marketin önünde yer vardı arabayı park edip indim markete girdiğimde büyük bir market arabası aldım ve reyonlar arası gezmeye başladım

Çamaşır suyu, yüzey temizleyici, bezler, süngerler... Temizlik olmadan o eve adımımı bile atmam.

Çay, şeker, kahve, makarna, birkaç konserve ve kahvaltılıklar...

En önemlisi de, o Amerikan mutfağın tezgahına çok yakışacağını düşündüğüm küçük, şirin bir kahve makinesi ve birkaç sade siyah kupa. Biliyordum ki o kupalar bu kışlada uykusuz gecelerimin en yakın şahidi olacaktı.

Alışveriş arabasını tepeleme doldurduktan sonra kasaya ilerledim. Ödemeyi yapıp malzemeleri poşetlerle arabanın bagajına yerleştirdim. Bagaj kapağını sertçe kapattığımda rüzgar baş örtümü hafifçe savurdu. Yüzüme çarpan o keskin ayazla birlikte derin bir nefes aldım.

Lojmana geri döndüğümde hava iyice kararmıştı. Poşetleri tek tek kucaklayıp üçüncü kata taşımak tam bir antrenman gibiydi ama bir asker için bu hafif bir ısınmadan ibaretti. Son poşeti de koridora bıraktığımda gözüm istemsizce yine karşı dairenin kapısına kaydı. İçeriden hiçbir ses gelmiyordu, kapkaranlıktı. Kapıya anahtarı takıp çevirdim bütün poşetleri ellerine doldurup kapıyı ayağımla ittim hepsini tezgaha bırakıp yeni aldigim paspas setine yüzey temizleyicili güzel bir su hazırladım o kenarda beklerken bütün yeni aldığım bardakları tabakları kaseleri ve bir iki tane tavayı da bir güzel kopurte köpürte yıkadım yıkadıklarımı poşetleri indirdiğim tezgahın üzerine koydum sonra bir tane tencerenin içine leğen almayı unuttuğum için camsil yüzey temizleyici cif elime ne geçtiyse ekledim biraz da su koyup güzelce dolapları sildim en sonda durulayip tertemiz yaptım dolapları . Yerleştirdim, sildim, süpürdüm derken gece saat 2 oldu. Daha fazla kimseyi rahatsız etmemek için bir kahve yapıp koltuğa oturdum. Ortada minik bir sehpa vardı, oraya da ayaklarımı uzatıp telefonda gezindim. Ama sırtım falan ne biçim ağrıyordu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18