21. bölüm · İntikam Yemini
20. bölüm
Gözümden bir damla yaş süzüldü devamı da gelmedi “gitti, gitmiş gerçekten” sonra kenara banka oturdum abimi aramaktan başka şansım yoktu aradım çaldı, çaldı, çaldı ve en sonunda
“efendim abim” dedi bense kaldırım taşına odaklanarak “gitti” dedim ya nasıl bir şeydi biliyor musun? boşluğa düşmüş gibi sanki uçurumdayken güvendiğin kişi seni itmiş gibi anlatamam o boşluğu işte sonra abim “ne kim gitti abim” dedi bense
Aynı soğuklukla “to-tolga abi, hakkını helal et falan dedi ben dedi ölüm getiriyorum falan dedi” söylediklerini şu anda paramparça hatırlıyordum. “daha… devamını hatırlamıyorum abi, şey gelebilir misin? Buraya” yoktu abi ne tam söylediği bir cümle ne bir his bomboş bir ruh gibiydim
“gelirim, geliyorum güzelim tamam mı sen şimdi nerdesin tam olarak” etrafıma bakındım ve cevapladım “hastanenin önü, önündeyim” dedim abimse “tamam bak şimdi sen c kapısına doğru yürüyebilirsin demi? gel oraya bende o sırada gelmiş olucam” kalktım ayağa adım attım “tamam geliyorum abi” dedim abim beni konuşturmaya çalışıyordu “kapatmayalım olur mu?”
10 dakika sonra c kapısına gelmiştim abim ise arabasını çıkışa park etmiş kaputa yaslanmış beni bekliyordu. Beni görünce bana doğru geldi omzumdan tuttu arabanın kapısını açtı oturdum sonra kendi de şoför koltuğuna oturdu. “ne oldu abim söyle bakalım şimdi” dedi bense annemi sordum anneme gidecekti “annem gittin mi?”
“teyzemi aradım ben gidene kadar diye o yanında şimdi. Sen, sen merak etme anlat hadi” dedi teyzemin yanında olduğunu duyunca rahatladım biraz durdum cümleleri zihnimde toparladım sonra “şimdi sen gittin ya o zaman dedi ablam haklı ben ölüm getiriyorum annemin suçu yoktu tek sıkıntı ben ve babamın asker olmasıydı dedi. Sonra hadi babamı koruyamadım vatani görevdi tamam dedim ben olsam bende aynısını yapardım ama annem masumdu falan dedi” durdum biraz boğazım sızlıyordu. Abim elimi tuttu “sonra” dedi
“eee ben saçmalama abi falan dedim oda yok derin bundan sonra yolda görsen yönünü değiştir olur da görevde karşılaşırsak görmezden gel, komutanın olursam maziyi karıştırma dedi… Ve gitti” dedim abimse derin bir nefes verdi sonra ben “nereye gitmiştir abi en azından… Defnetseydik öyle gitseydi” dedim
“abim bu adam asker nereye gidebilir he korkma bir şey olmaz ona da hak vermek lazım tolga küçüklükten beri annesini çok severdi ağır, çok ağır bir durum defin mevzusuna gelirsekte böylesi daha iyi nede olsa bir asker ve daha fazla çökmek istemez. İnsan değil mi? Diyeceksin ama tolga artık daha sert yapılı anladın mı olanı içinde yaşaması dışarıya yansıtmaması lazım asker olduğu için tamam mı?” dedi.
Bense daha üstelemedim ama bu unutacağım anlamına gelmiyordu. Abim devam etti tekrardan “biraz arama mesaj atma olur mu kendine bırakalım biraz” dedi bense kafa salladım sonra “ee Merve abla kim bakacak uyanınca kim söyleyecek” dedim
oflayarak yüzünü sıvazladı “dur bakalım bi” dedi biraz düşündü sonra. “ teyzemi arayalım annem gelmek ister zaten oda durur sende durursun olur mu daha iyi olur hem annem teselli eder falan” dedi bense tamam dedim abim teyzemi aradı konuştular sonra ben arabadan indim. Merve ablanın yanına gitmek için abimse annemi almaya gitti.
Hastaneye girdim Merve ablanın odasına gittim tam otururken hemşire geldi serumu kontrol etti sonra ben sordum “şey ne zaman uyanır acaba” dedim hemşire ise “1 saat içinde uyanır tekrardan geçmiş olsun” dedi bense başımı salladım telefonumu elime aldım. Tolga abinin üzerine tıkladım yazmaya başladım.
“abi bak ne yaparsan yap sorgulamam haddime de değil zaten ama kendine zarar verme olur mu? Tamam, ben seni görmezden gelirim ama ileride Merve ablanın sana ihtiyacı olacak lütfen sadece onun ve vatanın için yaşa olur m-” durdum abimin dedikleri geldi aklıma hepsini sildim mesajın kapattım telefonu da fırlattım yan tarafıma. Çünkü şuan gitmediğine burada bir yerde olduğuna inanıyordum yazarsam gerçekten gitmiş olurdu bunu kabullenmiş olurdum.
“kuzum ağlama artık anneni de üzme olur mu hadi” dedi annem. Geldiğinden sonra Merve abla uyanıp tolga abiyi sordu annemse daha fazla saklamamıza gerek yok sonra öğrense daha çok üzülür şimdi biraz daha anlar dediği için söylemişti.
Merve abla ise o saniyeden itibaren ağlıyor tolga abiyi arıyordu telefon her açılmadığında daha da yıkılıyordu. Abimse cenaze işleriyle ilgileniyordu akrabalarını arıyordu müftülükten hoca bakıyordu falan. Sanırım oda böyle ayakta duruyordu.
2 saat sonra
Gece oluyordu yavaş yavaş telefonda hala bakıyordum ama yazamıyordum arayamıyordum. Kafayı yiyecektim. Abim annemle odanın dışındaydı kapı açıldı girdiler içeri abim bana dönüp “gel abim gidelim hem dinlen hem de ece evde tek kaldı bide yarın Allah’ın izniyle defnedeceğiz gitmemiz lazım” dedi tamam dedim bende anneme sarıldım o burada kalacaktı.
Çıktık biz eve gidiyorduk Arabada hiç kimse konuşmadı. Sadece sinyal sesi ve dışarıdaki arabaların uğultusu vardı. Başımı cama yaslamış dışarı bakıyordum ama hiçbir şeyi gerçekten gördüğümü sanmıyordum. Eve geldiğimizde Ece kapıda bizi bekliyordu. Beni görür görmez sarıldı ama hiçbir şey sormadı. Sanırım yüzümden anlamıştı bazı şeyleri. Ev sessizdi. Öyle normal bir sessizlik değil…
İnsan konuşsa ayıp olacakmış gibi duran türden. Mutfağa girdim abim eceyle konuşuyordu olayı anlatıyordu sanırım anlayacağı bir dilden. Bir bardak su doldurdum. bir yudum aldım boğazımdan hiçbir şey geçmemişti ama onu tam şuan anladım kuruluktan su bile acıttı canımı koydum bardağı tezgahın üstüne.
Bu akşam beraber, hep beraber yiyeceğimiz yemekleri koydum dolaba etrafı topladım yarın burası bir kez daha cenaze yeri olucaktı her yeri temizledim. Odama girdim üstümü bile değiştirmeden yatağa oturdum. Gözüm masamın üstündeki MSÜ kitaplarına kaydı. Babam geldi aklıma. Sözüm vardı ne olursa olsun yapmalıydım ama ağlamaya başladım hiçbir şey bizim elimizde değildi her şey kader ve alın yazısıydı.
Sadece başörtümü çıkartım telefonumu aldım ama karanlık ekrana baktım. Kapı hafifçe aralandı abim geldi yavaşça yanıma çöktü. “uyu artık abim” dedi “abi hani ben bu sınava gireceğimde sana sordum ya yapabilir miyim babam-” durdum sadece durdum “babamı özlüyorum falan diye sende o yumruyla yaşamayı öğrenmelisin demiştin bana” abim pürdikkat beni dinliyordu.
“evet, abim” ben devam ettim “ben sanırım korktuğum kişi oluyorum sanırım bu kayıplara alışıyorum ama ben bunu istemiyorum abi” midem bulanmaya başlamıştı hep aynısı oluyordu.
Abim elini dizime koydu “alışmak başka şey abim onlarla yaşamak başka” dedi. Midem düğüm düğümdü. “ama ben korkuyorum abi bir gün birini kaybederim ve hiç bir şey hissetmezsem diye tolga abi gibi olmaktan korkuyorum”
Abim sorgularca baktı “tolga gibi mi? Tolga duygusuz acıya alışmış biri değil abim sen gördün nasıl yıkıldığını hissediyor demek ki sende hissediyordun morga girdin beton gibi mi durdun hayır ağladın, hastanede ağladın o yüzden korkma”
Dudaklarım titredi gözlerim masadaki babamın resmine gitti istemeden aktı bu sefer yaşlar. “çok özledim abi hem de çok” dedim sanki her şey onun gidişiyle başlamıştı. Abimde baktı aynı resme yüzü gerildi ağlamamak için burnunu çekti beni bacağına yatırdı. “bilmez miyim be güzelim ama bak o şuan bizi öyle bir yerden izliyor ki o güzelliği görsen sende istersin yapma böyle olur mu?”
“abi şimdi babam olsa ne yapardı?” ne kadar ben babamı görmüş olsam da daha tam tanımama izin verilmemişti.
“çok kızardı sana benim kızım niye ağlıyor böyle derdi ben öğretmedim mi derdi. Sonra o babacan sesiyle karanlık çöktü diye güneşten vaz geçilir mi? Sevdiğin her insan giderken sana bir parça ışık bırakır kalk artık da o ışıkları topla çünkü yolun uzun bu yolda o ışıkları kullanacaksın derdi” ağlamam hiddetlenmişti çünkü babamın azcık hatırladığım sesi abimin sesiyle aynıydı.
Biraz bi gülüş sesi geldi kulağıma yaşlarımı silip baktım “hem bak babamın bize bıraktığı o ışık sensin inadın aynı o hele bide sinirlenince baktığın o bakış abo ölüyü diriltir cinsten” dedi gülümsedim bende. “ece uyudu mu?” dedim “uyudu” dedi “hadi sıra sende uyu artık sende” eli hala saçımı okşuyordu doğruldum “tamam sende yat istersen hayırlı geceler” dedim abim anlımdan öpüp ayağa kalktı “sana da” dedi ve çıktı odadan
