İntikam Yemini kitap kapağı

24. bölüm / 40

İntikam Yemini

Bölüm 23

Vaveyla Yazarı: Elara Ates

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: Bölüm 23
  1. 1 giriş78 kelime
  2. 2 1. bölüm734 kelime
  3. 3 2. bölüm1.176 kelime
  4. 4 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i... Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...625 kelime
  5. 5 Bazı başlangıçlar vardır hiç istenmeyen bir sonla biter bazı başlangıçlar vardır hiç hatırlanmayan bir sonla biter618 kelime
  6. 6 5. bölüm2.762 kelime
  7. 7 6. bölüm1.465 kelime
  8. 8 7. bölüm2.021 kelime
  9. 9 8. bölüm991 kelime
  10. 10 9. bölüm1.293 kelime
  11. 11 10 bölüm877 kelime
  12. 12 11 bölüm586 kelime
  13. 13 12. bölüm1.557 kelime
  14. 14 13. bölüm448 kelime
  15. 15 14. bölüm1.337 kelime
  16. 16 15. bölüm1.599 kelime
  17. 17 Sen askersin KATİL DEĞİL!779 kelime
  18. 18 tolga'nın kayıbı1.230 kelime
  19. 19 “Ölüm, bir aynadır; herkes kendi yüzünü orada kaybeder.” Necip Fazıl Kısakürek1.155 kelime
  20. 20 “Bir yüz silindi hayatımdan, aynalar bile eksik artık. Gidenin ardından kalan şey, susmayı öğrenmiş bir varlık.” — Cahit Sıtkı Tarancı631 kelime
  21. 21 20. bölüm1.214 kelime
  22. 22 21. bölüm1.147 kelime
  23. 23 Canavarlarla savaşan dikkat etmelidir ki kendisi de bir canavara dönüşmesin.1.511 kelime
  24. 24 Bölüm 231.713 kelime · Okuduğun bölüm
  25. 25 Bölüm 24293 kelime
  26. 26 Bölüm 25849 kelime
  27. 27 Bölüm 261.273 kelime
  28. 28 Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan1.587 kelime
  29. 29 Bölüm 283.397 kelime
  30. 30 "Sana bir şiir okurdum, anlardın.Şimdi bir şehir uzaktasın,Bütün şehirler gibi.Sen artık bir anısın." Özdemir Asaf3.308 kelime
  31. 31 "Beni öyle bir yalansız sev ki ki,İçindeki bütün yalanlar bana gelsin.Bir gün ölüm düşerse akına,Senin yerine benim canım verilsin." Ümit Yaşar Oğuzcan6.240 kelime
  32. 32 Bölüm 313.007 kelime
  33. 33 Bölüm 324.937 kelime
  34. 34 "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?Kal, dedi, daha vaktin var,Tamamlanacak çok davan var." Necip Fazıl Kısakürek5.189 kelime
  35. 35 Bölüm 344.755 kelime
  36. 36 Bölüm 354.135 kelime
  37. 37 Bölüm 366.525 kelime
  38. 38 Bölüm 372.489 kelime
  39. 39 Bölüm 384.632 kelime
  40. 40 Bölüm 395.134 kelime

03.15 alarmı çalmadan çok önce uyanmıştım lavabodan çıktığımda annem mutfakta kahvaltı hazırlıyordu ben hallederim desem de dinletemedim üstümü giyindim biraz resmi bir şeyler geçirdim üstümü sonra bugün için aldığım eşofman takımının çantama attım bugüne özeldi gerçi bugün her şey her dakika benim için özel olacaktı. Masamın başına geçtim başörtümü yapmak için "Hay ebenin tövbe tövbe"bonem asla olmuyordu rahat bir 10 dakikadır bonemle uğraşıyordum sinirle çıkartıp fırlattım derin bir nefes alıp tekrardan yavaş bir şekilde yapmaya başladım ben bonemle uğraşırken arkadan annemin sesi geldi
"Derriiin hadi kızım seni bekliyoruz"hemen cevap verdim "geliyorum başlayın siz"

Sonra başörtü mü yapıp çıktım mutfak masasında oturuyorduk abimle gözleri uykulu bir şekilde geldi bir tek Ece uyanık değildi annem biraz mutlu mutsuz arasında bir şeydi

"Anne sen gelmesen de olur biz abimle gideriz"dedim bir diyalog başlatmak adına bir de gerçekten gerek yoktu ama bence anlamayacaktı da

"Olmaz öyle şey ben de geliyorum göreceğim kızım orada"dedi size göre normal bir cümle olabilir ama bu cümle eğer annemden çıktıysa artık gerçekten kabullenmiş demektir.

Aslında bayağı bir vaktimiz vardı fakat erken gitmekte fayda var saat 5 gibi çıktık evden bir 15 dakikaya vardık zaten arabayla

Biraz durdum arka koltukta camdan izliyordum yavaştan gelenler vardı annemle abim bir şeyler konuşuyordu ne olduğu hakkında bir bilgim yok açıkçası annem "ne zaman çıkarsın yavrum" dedi

"Bilmem ki siz gidin isterseniz ben telefonumu şuradaki emanet yerine bırakırım burda Güneş altında beklemeyin"

Abim azcik toparlandı sonra biraz gerilip ellerini gözlerine götürdü ve gözlerini ovuşturdu "yav amma boş yaptın be abim sence bak beni salla bu kadın gider mi zaten ben olmasam kapıdaki subaylarla konuşacak yani-" esnemeye başladı uykusunu almadığı bekleydi "öyle işte boşver biz buradayız yani"

"E ama abi ece-" derken lafımı böldü

Abimin yüzünü avucladigini gördüm sanırım sinirleniyordu bu görüntü gülmeme neden oldu ama tuttum kendimi ofladıktan sonra

"La bı sus laa valla çok boş yapıyon ne zaman gidiyon etraf kalabalık olmaya başladı" dedi sonra şöyle bir baktım harbi gelenler vardı daha 2 saat vardı ama baya kalabalıktı

"AA dur ben, ben gidiyim artık hadi görüşürüz" diyip abimi de annemi de öpüp indim arabadan Onlara el sallayıp kalabalığa doğru yürüdüm. 1 Numaralı Nizamiye Kapısı’nın önündeki o demir bariyerlerin arkasına geçtiğimde, artık ailem arkada, hayallerim ise tam karşımdaydı.

Bir astsubay yüksek sesle bağırdı: "Adaylar, sınav çağrı belgelerinizi ve kimliklerinizi ellerinize alın! Akıllı saat, telefon gibi elektronik eşyası olanlar kesinlikle içeri alınmayacaktır, şimdiden emanete bırakın!"

Derin bir nefes aldım. Çantamdaki o gıcır gıcır eşofmanların varlığını hissederek sıraya girdim. Sıra bana geldiğinde nöbetçi asker sert ve net bir sesle konuştu:

"Kimlik ve sınav çağrı belgesi lütfen."

Belgelerimi uzattım. Asker listeden adımı kontrol edip gözlerimin içine baktı:

"Giriş serbest aday hanım. Düz ilerleyin, tabelaları takip ederek Kayıt Kabul Salonu'na geçin. Başarılar." Dedi bende teşekkür ettim kapıdan girdiğimde bir tane kadın subay üstümü aradı sonra ilerledim ama bu anı tarif bile edemem o koku o his işte orada hissetim bir Türk olduğumu ve sanırım Türk olmasam Türklerde kıskanacağım çok şey olacaktı biri tam önümde duran up uzun direğin üstünde Nazlı nazlı sallanan bu bayrak olacaktı

Binanın kapısından içeri girdiğimde, dışarıdaki o sabah sakinliğinden eser yoktu. Devasa salon, resmi kıyafetleri içinde heyecanla bekleşen yüzlerce adayın uğultusuyla çalkalanıyordu. Duvarlarda asılı duran "Disiplin", "Vatan" ve "Vazife" yazılı tabelalar ortamın ciddiyetini yüzüme bir tokat gibi çarptı. Buradaki herkes, en az benim kadar hırslı görünüyordu. Gözlerim gayriihtiyari kadın adayların toplandığı sıraya kaydı. Birbirini süzen, içten içe rekabet eden onlarca göz... "Herkes en iyisi olmak için gelmiş," diye düşündüm çantamın askısını sıkarak. "Hak eden girmeli umarım ki içlerinde bende varımdır"

Görevli bir astsubayın, "Adaylar evraklarını sıraya koysun, eksik belgesi olan şimdiden görevlilere bildirsin!" diye gürlemesiyle irkildim.

Sıra bana geldiğinde, numarayla ayrılmış masalardan birine doğru ilerledim. Masanın arkasında çakmak çakmak gözleriyle oturan bir üsteğmen vardı. Evden çıkmadan önce bin kez kontrol ettiğim o dosyayı masaya bıraktım. Kimliğimi, e-Devlet çıktılarımı ve o altı biyometrik fotoğrafı tek tek inceledi. Çıt çıkmıyordu. Sadece bilgisayar klavyesinin tıkırtısı ve üsteğmenin belgeleri çevirirken çıkardığı sesler duyuluyordu.

Sonunda başını kaldırıp doğrudan gözlerimin içine baktı. Bakışlarındaki o askeri ciddiyet insanı ayağa dikmeye yetiyordu. Önündeki kağıdı imzalayıp bana doğru uzattı, yanında da üzerine numara basılmış beyaz bir bez parçası vardı.

"Evrakların tamam, Derin Tekkurt," dedi net bir sesle. "Aday numara 2240 Bu numarayı göğsüne iğnele, işlemlerin bitene kadar da sakın çıkarma. Şimdi koridorun sonundaki Ön Sağlık bölümüne geç."

Belgelerimi toparlayıp, "Sağ olun komutanım," dedim. Masadan ayrılırken göğsüme takacağım o numaraya baktım. 2240 Artık sadece bir isim değildim, bu şanlı ordunun bir parçası olmak için yarışan resmi bir aday numarasıydım.

Sağlık bölümüne gittim önümde üç kişi vardı arkam ise dolu insandı kapı açıldı içerden bir kadın çıktı kapıdan çıkana kadar tutmuş kendini sonra ağlamaya başladı hemen askerler kenara oturtup su getirdiler bense gittim sordum "noldu içerde"

Kız zarzor nefes alıp "iki santim Allah kahretsin ki iki santim ya umarım sen yapabilirsin" dedi şok içerisindeydim ne diye teselli etsem olmazdı edemezdim de zaten ama içim bu ürpermedi değil tam kızla konuşurken benim sıram geldi girdim içeri kiloma boyuma baktılar neyseki boyum 1,70'ti neden korktum o zaman mal ama o an herşey olabilirdi belki bu zamana kadar ben yanlış hesapladım sonra kadın kollarıma falan baktı kesik iz vebenzeri varmı diye sonrada

"tamamdır çıkabilirsiniz dışardaki subaylar sizlere bilgi verecektir" dediGörevli askerin yönlendirmesiyle doğrudan kadın adaylar için ayrılmış soyunma odasına geçtim.

Çantamı açıp o bugüne özel aldığım gıcır gıcır eşofman takımıyla spor ayakkabılarımı çıkardım. Üzerimdeki resmi kıyafetlerden kurtulup sporları giydiğimde kendimi çok daha hafif, savaşa çok daha hazır hissettim.Bana verilen o beyaz aday numarası bezini göğsüme iğneledim.

Soyunma odasından çıktığımızda bizi büyük bir bekleme alanına aldılar. Derken görevli bir astsubayın gür sesi salonda yankılandı:

"Arkadaşlar, şimdi sizi Fiziki Yeterlilik Testi için gruplara ayıracağız! Herkes ismini veya numarasını duyduğunda kendi grubunun başındaki lider personelin arkasında sıraya geçsin!"

İsimler ve numaralar ardı ardına okunurken kalbim yeniden hızlanmaya başladı. Nihayet benim numaram da okundu. Bizim grubu toparlayan sert bakışlı, eşofmanlı bir kadın astsubayın arkasında tekli sıra halinde dizildik. Grubumuzda yaklaşık yirmi kadın aday vardı. Herkes sessizce birbirini süzüyor, adeta rakiplerinin kondisyonunu tartmaya çalışıyordu.

Grup liderimiz olan astsubay arkasını dönüp hepimize keskin bir bakış attı:

"Grup 4, beni takip edin. Nizami adımlarla, sırayı bozmadan spor salonuna geçiyoruz. İçeride yüksek sesle konuşmak, sıradan çıkmak yasaktır. İlk testimiz şınav ve mekik olacak. Kendinize güvenin ama kuralların dışına asla çıkmayın, gözüm üzerinizde."

Kadın o kadar otoriter bir sese sahipti ki o an her şeyi yapabilirdim herkes ne diyeceğini bilemediği için sessiz bir şekilde astsubayi takip ettik bahçeden Spor salonuna geçtik minderler sıralanmıştı bizde kenarda bekledik bizden önceki gruplar işlerini bitirince tribüne geçip oturdular sonra bizi çağırdılar hepimiz bir minderin başında bekliyorduk kadın astsubay anlatmaya başladı kadınlar böyle çeker yanlış yapsanız bile durmayın süreyi bizi ve düdük sesini takip edin falan dedi

Geçtim mindere pozisyonumu alıp bekledim düdük çaldı bir, eğildim iki, eğildim üç, dört derken ilerledim 17 yaptığımda "sayılmaz göğsün değsin" dedi kalbimin o anki hızını size asla anlatamam yapamiyvam korkusu yedi bitirdi bir dakikanın sonunda bitirdim ve mekik yapmaya başladım

Şınav ve mekik minderlerinden kalktığımda kollarım ve karın kaslarım alev alev yanıyordu. Ama dinlenmeye zerre vakit yoktu. Grup liderimiz olan kadın astsubay, "Grup 4, seri şekilde açık atletizm pistine çıkıyoruz, koşu startı için yerlerinizi alın!" diye gürledi.

Salondan çıkıp açık havadaki tartan piste adım attığımızda Ankara'nın o sabah güneşi yüzümüze vurdu. Pistin kenarında ellerinde kronometrelerle bekleyen subaylar, nizami bir disiplinle bizi bekliyordu. 400 metre... Sadece bir tur gibi görünse de, o çizgiye yaklaştıkça pist gözüme dipsiz bir kuyu gibi gelmeye başladı.

Bizim gruptan beşerli olarak çıkış yapacaktık. Ben ikinci gruptaydım. İlk grubun koşuşunu izlerken nabzım resmen kulaklarımda atıyordu. Kızlardan biri son yüz metrede nefesi kesilip yere yığıldı, bir diğeri ağlayarak yarışı bıraktı. Görevli askerler elenenleri pistin dışına alırken içimden sadece tek bir şey mırıldandım: “Sen düşmeyeceksin Derin. Ölsen de o çizgiyi geçeceksin.”

"İkinci grup, çıkış çizgisine!"

Gidip kulvarımdaki yerimi aldım. Ayaklarımı tartan piste sabitledim, göğsümdeki aday numarasına elim gitti. Başımı kaldırıp tam karşıya, bitiş çizgisine baktım.

Başımızda duran üsteğmen sağ elindeki start düdüğünü dudaklarına götürdü. Kronometresini kaldırdı.

"Adaylar... Dikkat..."

O keskin düdük sesiyle beraber içimdeki yay fırladı. İlk virajı alırken adımlarımı uzun tutmaya, nefesimi düzene sokmaya çalıştım. Yanımdaki iki kız hızla öne fırladı ama tempomu bozmadım, çünkü biliyordum; erken hızlanan son yüz metrede patlardı.

İkinci virajı döndüğümüzde, yani yolun yarısına geldiğimizde ciğerlerimin yavaş yavaş sıkıştığını hissettim. Bacaklarıma sanki kurşun dökülmüştü, her adımda daha da ağırlaşıyorlardı. Tam o an, beynimin içindeki o karanlık ses fısıldadı: “Yoruldun Derin, biraz yavaşla.”

Ama o sese izin vermedim. Gözümün önüne nizamiyede nazlı nazlı dalgalanan o Türk bayrağı geldi. O bayrağın altında, o şanlı üniformayı giymiş halim geldi. “baba senin için" dedim kendi kendime

Son yüz metrelik düzlüğe çıktığımızda artık acıyı hissetmiyordum. Kulaklarımı rüzgarın uğultusu doldurmuştu. Tempoyu artırdım. Yanımdan hızla geçen o kızları tek tek geride bırakmaya başladım. Bitiş çizgisinde ellerinde kronometreyle bekleyen subaylara yaklaştığımı gördükce nefesim ve dizlerim boşalıyordu

Tüm gücümü bacaklarıma verdim, gözlerimi kapattım ve çizgiyi adeta kendimi ileri fırlatarak geçtim.

Çizgiyi geçer geçmez dizlerimin üstüne çöktüm. Ciğerlerim patlayacak gibi körüklüyor, kalbim yerinden çıkacak gibi vuruyordu. Oturduğum yerde nefes almaya çalıştım beynim büyüyüp küçülüyordu. Yanıma bir tane subay geldi

"iyi misin geç şöyle kenara"dedi koluma girmeye. Çalışırken

Bense ayağa kalkıp nefesimi topladım "i-iyim komutanım" dedim ve kenara geçtim

Bir süre sonra astsubay gelip. Kalemi panoya vurarak sert ve net bir sesle konuştu:

"Evet arkadaşlar, Fiziki Yeterlilik Testi bitti. Şimdi derecelerinize göre kimin kalıp kimin geçtiğini tebliğ edeceğim. İsmini ve numarasını okuduğum aday, 'Burada' diyerek bir adım öne çıksın. Geçti mi kaldı mı söyleyeceğim. Elenenler belgelerini alıp sol taraftan kışlayı terk edecek. İtiraz istemiyorum. Anlaşıldı mı?"

Hep bir ağızdan, kalan son nefesimizle bağırdık: "Anlaşıldı komutanım!"

Üsteğmen listeye baktı.

"Aday 1801, Aslı Yılmaz!"

Kız titreyen bir sesle "Burada komutanım," deyip öne çıktı. Üsteğmen yüzünü bile kaldırmadan, "Koşu barajının gerisinde kaldın. Elendin. Sola dön, çıkışa ilerle," dedi. Kızın gözünden bir damla yaş süzülürken arkasını dönüp gidişini izledik. İçim ürperdi.

"Aday 1805, Merve Kurt!"

"Burada komutanım!"

"Geçti. Arkaya geç."

Sıra gitgide bana yaklaşıyordu. Heyecandan ellerimin içi terlemişti. Üsteğmenin dudaklarından çıkacak o iki kelime benim geleceğimi belirleyecekti. Ve nihayet o numara yankılandı sahada:

"Aday 2240, Derin Tekkurt!"

Göğsümü dikleştirip, sesimin titrememesine özen göstererek bir adım öne çıktım:

"Burada komutanım!"

Yüzünde minik bir hareket bile olmadı tekrar kağıda eğdi başını oradaki saniyeler kalbimin ağrısı sahada bastırdı başını kaldırıp

"Geçti arkaya geç" dedi sanki o cümleyi duymadan önce nefes almiyormusum da o cümle bana nefes olmuştu derin bir nefes alıp arkaya geçtim. Yarın mülakata geliyordum başarmıştım yapmıştım gözünden bir iki damla yaş süzüldü ama ilk defa mutluluk gözyaşlarıydı bunlar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18