18. bölüm / 40
İntikam Yeminitolga'nın kayıbı
Bölümler 40Şu an: tolga'nın kayıbı
- 1 giriş78 kelime
- 2 1. bölüm734 kelime
- 3 2. bölüm1.176 kelime
- 4 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i... Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...625 kelime
- 5 Bazı başlangıçlar vardır hiç istenmeyen bir sonla biter bazı başlangıçlar vardır hiç hatırlanmayan bir sonla biter618 kelime
- 6 5. bölüm2.762 kelime
- 7 6. bölüm1.465 kelime
- 8 7. bölüm2.021 kelime
- 9 8. bölüm991 kelime
- 10 9. bölüm1.293 kelime
- 11 10 bölüm877 kelime
- 12 11 bölüm586 kelime
- 13 12. bölüm1.557 kelime
- 14 13. bölüm448 kelime
- 15 14. bölüm1.337 kelime
- 16 15. bölüm1.599 kelime
- 17 Sen askersin KATİL DEĞİL!779 kelime
- 18 tolga'nın kayıbı1.230 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 “Ölüm, bir aynadır; herkes kendi yüzünü orada kaybeder.” Necip Fazıl Kısakürek1.155 kelime
- 20 “Bir yüz silindi hayatımdan, aynalar bile eksik artık. Gidenin ardından kalan şey, susmayı öğrenmiş bir varlık.” — Cahit Sıtkı Tarancı631 kelime
- 21 20. bölüm1.214 kelime
- 22 21. bölüm1.147 kelime
- 23 Canavarlarla savaşan dikkat etmelidir ki kendisi de bir canavara dönüşmesin.1.511 kelime
- 24 Bölüm 231.713 kelime
- 25 Bölüm 24293 kelime
- 26 Bölüm 25849 kelime
- 27 Bölüm 261.273 kelime
- 28 Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan1.587 kelime
- 29 Bölüm 283.397 kelime
- 30 "Sana bir şiir okurdum, anlardın.Şimdi bir şehir uzaktasın,Bütün şehirler gibi.Sen artık bir anısın." Özdemir Asaf3.308 kelime
- 31 "Beni öyle bir yalansız sev ki ki,İçindeki bütün yalanlar bana gelsin.Bir gün ölüm düşerse akına,Senin yerine benim canım verilsin." Ümit Yaşar Oğuzcan6.240 kelime
- 32 Bölüm 313.007 kelime
- 33 Bölüm 324.937 kelime
- 34 "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?Kal, dedi, daha vaktin var,Tamamlanacak çok davan var." Necip Fazıl Kısakürek5.189 kelime
- 35 Bölüm 344.755 kelime
- 36 Bölüm 354.135 kelime
- 37 Bölüm 366.525 kelime
- 38 Bölüm 372.489 kelime
- 39 Bölüm 384.632 kelime
- 40 Bölüm 395.134 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“15-20 dakika içerisinde uyanır merak etmeyin tekrardan geçmiş olsun” dedi bir hemşire bense sadece başımı salladım. Merve abla bitkin bir şekilde odada yatıyordu hemşirede öyle deyince asuman teyzeyi sormak için çıktım odadan. Yoğun bakıma doğru gittim oturdum bir tane sandalyeye annemlere attığım mesaja baktım daha görmemişlerdi sonra tolga abiyi aradım kendine zarar verme düşüncesi beni korkutuyordu hele bide Merve ablada böyleyken. Artık sadece ikisi kalabilirdi sadece gelirken kalbi durmuş lafı bile ne hale getirmişken Allah korusun vefat haberi gelir ve duyarsa daha da yıkılırdı.
Başımı duvara yaslayıp gözlerimi kapattım beş dakikaya yakın öyle durdum “derin” diye biri seslenene kadar. Gözümü açıp sesin geldiği yöne baktım tolga abi gelmişti “ abi” diyerek ayaklandım.
Yoğun bakıma bakarak “durumu nasıl?” dedi hemen cevapladım “iyi, iyi olacak gel otur biraz abi su, su falan getiriyim mi ister misin?”
Sakince sandalyeye oturdu sonra gözlerime baktı “doğruyu söyle” dedi ne emir gibi ne de merak gibiydi boş, bomboş çıkmıştı sesi. Gülmeye çalışarak “iyi abi niye yalan söyleyim ki” dedim. Ama belli ki doğru olmadığını çok belli ediyordum. “şey” dedim yavaşça yanına otururken “g-gelirken” konuşamıyordum laf çıkmıyordu boğuluyordum.
“eee kalp, kalbi durmuş ama şuan iyi” dedim hızlıca kaşları çatıldı sanki bir yerine bir şey olmuş gibi sonra nefes alarak “ablam nerde” dedi bende gözlerimi kaçırarak “odaya aldılar doktor öyle bi anda söyleyince sinir krizi geçirdi fenalaştı sakinleştirici verdiler” hemen arkasından “ama merak etme oda iyi” dedim.
Gözleri boşluktaydı dediklerimi duymamış gibi duruyordu. Hafifçe koluna dokundum “abi” dedim. Bana bakmadan aynı yere odaklanarak “ya ölürse derin gibiydi derindi yarası” sonra yavaşça çevirdi kafasını “ölür mü bırakır mı beni, bizi” dedi sesi çocuk gibiydi “yok, yok abi hayır yok öyle bir şey bak gör buradan birlikte yürüyerek çıkacaksınız”
Tam bir şeyler söyleyecekti ki ikimizde aynı anda yoğun bakımın açılan kapısına döndük gene aynı doktor. “asuman hanımın yakınları sizlerdiniz değil mi?” dedi tolga abi hemen ayaklanıp “evet ben oğluyum” dedi bende ayaklandım. Doktorsa “elimizden gelen her şeyi yaptık ama maalesef kurtaramadık başınız sağ olsun” dedi ben duyar duymaz ellerimi ağzıma götürüp sessizce ağlarken tolga abi doktorun omuzlarından tuttu sarstı adamı.
“nasıl olur hocam nasıl gözünü seveyim sen yanlış duydun de Allah aşkına yalvarırım” dedi doktor aynı yüzle bakınca içeriye doğru bağırıp ilerlemek istedi. “Annee, anne gel hadi kurban olayım rüya bu kabus bu oğlum uyan de kalk markete gidelim de annee”
Tolga abi’nin sesi koridoru yırttı resmen. O an herkes dönüp baktı ama kimsenin müdahale etmeye cesareti yoktu. Doktor kollarından kavradı. Tolga abi ileri atılacakken omzundan tuttum bütün gücümle. “abi dur” dedim ama sanki beni duymuyordu bile.
Doktor araya girdi, “lütfen sakin olun” dedi ama tolga abi onu itip geçti. Yoğun bakım kapısından içeri giriyordu ki beyaz örtüyle kapatılmış sedye geldi. Tam önündeydi tolga abini kaşları havalandı bir an durdu biraz sonra hemen koştu sedyenin başına açtı örtüyü o an sol gözünden bir damla yaş süzülüp asuman teyzenin bembeyaz olmuş suratına düştü. Sildi hemen eliyle kavradı başını vücuduna bastırdı
“anne, annem… Kalk gözümün nuru kalk… Nolur ya üşümüş buz gibi olmuşsun bak hadi ne olur…” nefes almak için durmuştu aldığı nefes zehir oluyor gibiydi. Gözyaşları daha da hızlandı “kaldırın onu hadi ya doktor hadi abi lütfen uyandır onu HADİ !” başını öptü saçlarının kokusunu içine çekti.
Daha izleyici olamazdım yanına gittim tutum omzundan kendime doğru çekmeye çalıştım “abi tamam, tamam gel şöyle” dedim ama nafileydi. Al çanak kan olmuş gözleri bana döndü “derin dur abicim dedin sende uyanacak yürüyerek çıkacaktık derin” dedi gözlerimin yaşları o sözle daha da hızlandı. “abi yapma lütfen” dedim hala çekmeye çalışıyordum
Koşarak biri geldi beni kenara doğru alırken tolga abinin omuzlarından o tuttu sonra başını kendi omzuna yasladı “tamam, tamam aslanım gel şöyle kenara hadi oğlum hadi” dedi abim gelmişti. Etrafa bakındım ama annem yoktu. Abim ittirirken asuman teyzenin elleri tolga abinin ellerinden kayıp gitti
“abi bırak bırak abi gitmesin abi” dedi abimi geçmeye çalışıp asuman teyzeye ulaşmaya çalışıyordu. Doktorlar sedyeyi götürmeye başladı bu sefer gene çırpındı tolga abi “abi alo bırakın lan durdur olum şu sedyeyi anne, anne dur anne” dedi baktı olmuyor abime döndü.
“abi söyle kurban olayım ya kurban olayım durdursunlar gitmesin hem orası” dedi ağlamaya devam ederek “orası soğuk abi buz gibi annem narin üşür gitmesin” dedi yere yığılırken abimde onla birlikte çöktü başını göğsüne yasladı. “dur oğlum dur lan bak sakin ol hadi aslanım” dedi artık istemese de kabullenmişti tolga abi sadece “abi” diye yalvarıyordu abim en sonunda tuttu yakasından “yeter lan kendine gel ölenle ölünmüyor işte oğlum yapma böyle yeter sakinleş artık” diye bağırarak sarstı
“keşke ölsem lan keşke bende ölsem hatta öylede olacak” diyerek ayaklandı abimse önünde durarak “ne diyorsun oğlum sen” dedi oysa hemen “evet o, o beni bırakmazdı bende onu bırakmıycam mezarda bile” dedi ben abimin kolundan tutup “abi” dedim korkarak işte en başından beri korktuğum şey buydu. Abim güven veren bir bakışla gözlerini kapattı.
Tam o sırada tolga abi belinden silahını çıkardı ve sürgüsünü çekti mermi yuvasında tetiğin çekilmesini bekliyordu. Hızla abim elini silahın uç kısmına doğru sabitledi diğer eliyle tolga abinin bilek kısmına baskı uygulayarak çekti ve aldı bana uzattı aldım hızla tolga abi üstüme doğru eğilerek “ver şunu derin ver” diye bağırdı.
Abim bir eliyle yakasından tutup diğer eliyle yüzüne yumruğu yapıştırdı “yeter lan kendine gel daha ablan var yıkılma” vurmanın etkisiyle yüzü yana düştü tolga abinin sonra eli yavaşça dudağına gitti dudağı patlamıştı. Başparmağıyla dudağındaki kanı sildi ve abime döndü ufak bi aradan sonra sarıldı abime abimde sımsıkı sardı.
Bense elimde tabancayla oturdum sandalyeye anne bildiğim kadın artık yoktu annemden sonra ilk koştuğum kişi yoktu. Bende bambaşka bir yeri vardı asuman teyzenin ya bir insan sizin anneniz yerine geçebilir mi? O bende öyleydi düştüm mü yanımda annem yoksa ağlayarak koşardım ona, annemden izin alamadım mı koşardım yanına ayarlardı bir şekilde, ya asker olmamı bile o alıştırmıştı anneme. Param mı bitti bir köşede tutuştururdu elime bir miktar para, acıktım mı yapardı en güzel yemeklerinden koyardı önüme ben de en az onlar kadar yıkılmıştım son bir kez elini tutmak istiyordum.
Kalktım ayağa ama beynim bu tepkime daha hazır değildi. Bir anlık gördüğüm her şey karardı bir anlık boşluğa düşer gibi oldum gözlerimi açamadım başıma bir ağrı saplandı. Sendeleyerek duvara tutundum abim arkamdan bağırdı “derin” diye elimle ona durmasını işaret ederek iyi olduğumu anlatmaya çalıştım. Sonra görüntü yavaşça gözükmeye başladı derin bir nefes alarak adımladım elimdeki silahı pantolonuma koydum ve morgu aradım.
Morgun kapısına geldiğimde ayaklarım bir anda ağırlaştı. Az önce koşan ben değildim sanki. Kapının önünde durdum birkaç saniye… Elim kapı koluna gitti ama açamadım. İçeri girince her şey gerçek olacaktı çünkü. Yutkundum “toparlan” diye fısıldadım kendime. Kapıyı ittim. İçerisi beklediğimden daha sessizdi… Soğuk desen değil, ama insanın içine işleyen bir boşluk vardı. Görevli adam başını kaldırıp baktı.
“Asuman hanım…” dedim, gerisini getiremedim. Adamda anladı zaten önden o arkadan ben girdim bir sürü dolap vardı çekti birini bembeyaz örtüyü kaldırdı o yüzle karşılaştım. Adam çıktı sonra gözlerimi kapatıp yutkundum sanki milyonlarca iğne yutmuşum gibi yırtıldı boğazım ellerimin titremesi geçmiyordu. En sonunda açtım gözümü yavaş ve temkinli adımlarla ilerledim başucunda durdum elini tuttum yumuşacık elleri buz gibiydi babamın da elleri en son toprak olmuştu. O an daha da ağladım
“Allah’ım yalvarırım annemi de alma benden” diye dua döküldü dilimden sonra tekrar asuman teyzenin ellerini okşadım “teyze niye yaptın ki bunu senin daha çok yapman gerekenler vardı. Biz şimdi Merve ablaya nasıl söyliycez. Ama” dedim burukça gülümseyerek “dayanamadın demi Hasan amcanın yokluğuna gittin yanına b- benim hakkım varsa sonuna kadar helal olsun sende helal et olur mu çok yordum seni küçükken” dedim kapı açıldı abimdi gelen.
Bölüm etkileşimi
