27. bölüm / 40
İntikam YeminiBölüm 26
Bölümler 40Şu an: Bölüm 26
- 1 giriş78 kelime
- 2 1. bölüm734 kelime
- 3 2. bölüm1.176 kelime
- 4 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i... Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...625 kelime
- 5 Bazı başlangıçlar vardır hiç istenmeyen bir sonla biter bazı başlangıçlar vardır hiç hatırlanmayan bir sonla biter618 kelime
- 6 5. bölüm2.762 kelime
- 7 6. bölüm1.465 kelime
- 8 7. bölüm2.021 kelime
- 9 8. bölüm991 kelime
- 10 9. bölüm1.293 kelime
- 11 10 bölüm877 kelime
- 12 11 bölüm586 kelime
- 13 12. bölüm1.557 kelime
- 14 13. bölüm448 kelime
- 15 14. bölüm1.337 kelime
- 16 15. bölüm1.599 kelime
- 17 Sen askersin KATİL DEĞİL!779 kelime
- 18 tolga'nın kayıbı1.230 kelime
- 19 “Ölüm, bir aynadır; herkes kendi yüzünü orada kaybeder.” Necip Fazıl Kısakürek1.155 kelime
- 20 “Bir yüz silindi hayatımdan, aynalar bile eksik artık. Gidenin ardından kalan şey, susmayı öğrenmiş bir varlık.” — Cahit Sıtkı Tarancı631 kelime
- 21 20. bölüm1.214 kelime
- 22 21. bölüm1.147 kelime
- 23 Canavarlarla savaşan dikkat etmelidir ki kendisi de bir canavara dönüşmesin.1.511 kelime
- 24 Bölüm 231.713 kelime
- 25 Bölüm 24293 kelime
- 26 Bölüm 25849 kelime
- 27 Bölüm 261.273 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan1.587 kelime
- 29 Bölüm 283.397 kelime
- 30 "Sana bir şiir okurdum, anlardın.Şimdi bir şehir uzaktasın,Bütün şehirler gibi.Sen artık bir anısın." Özdemir Asaf3.308 kelime
- 31 "Beni öyle bir yalansız sev ki ki,İçindeki bütün yalanlar bana gelsin.Bir gün ölüm düşerse akına,Senin yerine benim canım verilsin." Ümit Yaşar Oğuzcan6.240 kelime
- 32 Bölüm 313.007 kelime
- 33 Bölüm 324.937 kelime
- 34 "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?Kal, dedi, daha vaktin var,Tamamlanacak çok davan var." Necip Fazıl Kısakürek5.189 kelime
- 35 Bölüm 344.755 kelime
- 36 Bölüm 354.135 kelime
- 37 Bölüm 366.525 kelime
- 38 Bölüm 372.489 kelime
- 39 Bölüm 384.632 kelime
- 40 Bölüm 395.134 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Teğmen derin Tekkurt. Emret komutanım" dedim komutansa "otur teğmenim" dedi
Bir iki adım attıktan sonra sandalyeye dik ve ellerim dizlerimde olacak şekilde oturdum "emredersiniz komutanım" dedikten sonra komutanı gözlerimle takip ettim
"Teğmen senin buraya geliş amacını ve yaptığın faaliyetleri yaptığın operasyonlari inceledim ve senin başka bir time geçişini uygun gördüm. Ya da daha doğrusu, senin gibi bir subayın yeteneklerinden tam kapasiteyle yararlanabileceğimiz bir yere" komutan önündeki dosyayı kapatıp ellerini dosyanın üzerinde birleştirdi ve devam etti "son operasyonda gösterdiğin refleks ve aldığın risklerle birlikte bu fikrimin doğru olduğunu tamamen inanmış oldum gideceğin tim" dedi ve masasının yanında ki çekmeceye ulaşıp yeni görev yeri dosyasını çıkartıp masaya benim önüme koydu "senin gibi başarılı seçkin bir tim olacak ama bundan önce bu yükü yüklenebilir mısın teğmen?"
Yüklenirdim yüklenmek zorundaydım bu bulunduğum tim bana her şeyi öğretti hamlığımı unutturdu profesyonel bir subay olmama yardımcı oldu timin en küçüğü ve tek kadın subayı olduğum için bir arka plan durumum vardı hemen şehit olmamı kimse istemiyordu ama bu günün geleceğini adım kadar biliyordum bir gün bir ayrılık olacağını biliyordum fakat biraz hızlı olmuştu buraya atanalı sadece 1,5 yıl olmuştu daha fazla susmanın kimseye faydası yoktu bu gün burdaysam babam ve tim arkadaşlarıma borçluydum.
"Yüklenirim komutanım eğer siz beni bu kurulacak time layık gördüyseniz ben o yükün altında ezilmem" dedim ve komutanı dinlemeye devam ettim
"O zaman git arkadaşlarınla vedalaş bu gün akşam yola çıkıyorsun bütün bilgiler dosyada bulunuyor yolun açık olsun kızım" dedi kızım sözcüğü size ne anlatır neyi düşündürür bilemem ama askeriyede bu büyük bir şey o kızım bütün aferinlere bedel bütün her şeye her soruna çözüm
Önümdeki dosyayı aldım, anında ayağa fırlayıp topuklarımı sertçe birbirine vurdum. Jilet gibi bir esas duruşa geçip selamımı çaktım: "Sağ olun komutanım!" dedim. Makam odasından çıkarken omuzlarımdaki yük katlanmıştı ama içimdeki o gurur fırtınası beni bambaşka bir geleceğe doğru sürüklüyordu.
İlk olarak belgeyi odama bırakıp ortak alana doğru gittim tim orada olmalıydı girdim içeri komutan vardı kendisi üsteğmen Emre Kalkandi soyadı gibi kalkan olur görevde önden gider gelen ilk kurşunu göğsüne isabet etirmeyecek biri bu time komutan olamaz derdi
Esas duruşa gecip "teğmen derin Tekkurt"dedim oda "buyur Tekkurt hayırdır" dedi
"Komutanım belki haberiniz vardır, benim yeni bir görev yerine tayinim çıktı. Bugün akşam saatlerinde kışladan ayrılıyorum, sizinlede son bir vedalaşmak için geldim" dedim. Odanın içindeki o her zamanki neşeli, gürültülü hava benim bu cümlemlerimle birlikte sanki bir bıçakla kesilmiş gibi anında dondu.
Üsteğmen ise bardağı sertçe masaya vurup ayaklandı Aramızda sadece iki adımlık mesafe kalmıştı. Öfke miydi, kırgınlık mıydı bilemediğim o yoğun duygu dalgası yüzündeki her bir çizgiyi gerdi. Çenesi kasıldı. Gözlerini milim ayırmadan gözlerime dikti, sesi adeta derinden gelen bir gök gürültüsü gibi fısıltıyla karışık çıktı
"Ne diyorsun sen teğmen?" dedi, sesindeki o tehlikeli ton odadaki herkesi hazır ola dikmeye yetecek kadar ağırdı. "Ne tayini? Kimin haberi var? Benim niye şimdi haberim oluyor?!"
Sadece benim değil, arkada duran koca koca uzman çavuşların, astsubayların bile nefes almaya korktuğu o anı iliğime kadar hissettim. Yavaşça yutkunup söze girdim
"Komutanım, az önce Tabur Komutanlığı makamındaydım," dedim, dik duruşumu bozmayarak, askeri nizamı elden bırakmadan. "Evraklar doğrudan Ankara'dan, gelmiş. Bir tim kuruluyormuş. Tabur komutanımız emirleri bizzat tebliğ etti, dosyayı önüme koydu. 'Bugün akşam yola çıkıyorsun, git arkadaşlarınla vedalaş' dedi. Benim de... Benim de birkaç dakika önce haberim oldu komutanım."
Emre Üsteğmen duyduklarıyla birlikte bir an duraksadı. Öfkesinin hedefinin ben olmadığını, yukarılardan gelen o sarsılmaz emir-komuta zincirinin benim de ellerimi bağladığını anladı derin bir nefes alıp nefes vererek sinirli bir şekilde güldü
"Ulan... Koskoca taburda 20 tane tim en az 350 tane asker 100 tanede teğmen var benim timimden mi seçmişler" dedi daha da diyemezdi zaten emir burada her şeyden üstündü. "Sen"dedi bu anda "sen hazır mısın bu time gidicek mısın istiyor musun? Sadece, bak sadece komutanım demen yeterli bütün yetkimi ortaya koyup seni burada" dedi gözleri tim arkadaşlarıma döndü "bu timde tutarım"
Hayatta daha zor bir seçim verilmemişti bana bu tim bu komutanın hatta buradaki bütün askerlerin hakkını asla ödeyemezdim ama babam vardı onun intikamı vardı tutmam gereken bir söz gerçekleşmesi gereken bir yemin vardı. İki tarafı boklu değneğin tam ortasındayım ne yapsam olmayacaktır babam için sahada yükselip en büyüklerini devletimin önüne sermek mi yoksa burada durup başarılı operasyon ve aile gibi bir timle devam etmek mi? Gözüm doldu olmamaliydi işte şuan asla değildi ben bir askerdim karşımda komutanım vardı. Gözlerimi kapatıp açtım
"Yaparım komutanım hakkınızı asla ama asla ödeyemem ama babama sözüm var onun kanını yere düşürenlerden sormam gereken bir hesap var yanlış anlaşılmak istemem sadece kin öfke değil vatan için komutanım emir böyle üstlerim böyle uygun görmüş benim diyecek hiç bir sözüm kalmıyor"
Boğazım kesiliyordu nefes almak bile batıyordu burada bizlere öğretilen tek şey savaşmak veya öldürmek değildi bize en başında öğretilen şey güven ve bağ yanındaki adama güvenirsin ki canını emanet edesin bağ kurarsın ki mücadelen bir olsun. Şimdi ben o sarsılmaz bağı, canımı sakınmadan bıraktığım o kolları arkamda bırakıp tamamen bilinmeze doğru gidiyordum.
Emre Üsteğmen gözlerimin içindeki o sönmeyen babamın ateşini, o sarsılmaz iradeyi görünce yutkundu. Söyleyecek hiçbir söz kalmamıştı artık.
"Git o zaman teğmenim diyecek bir şey yok" time döndü "ne duruyorsunuz lan gelin uğurlayalim teğmenimizi" hepsi dolandı bir anda etrafımda bir yuvarlak oluşmuştu Berk vardı rütbesi benden küçük yaşı ise bir yıl büyüktü "komutanım unutmayın bizi be" dedi bende nefes verip gülümsedim "unutmam, unutamam zaten" dedim
Biraz daha sohbet edip ayrıldım odama dönüp bavulumu hazırladım. Sonra oturdum yatağımın üstüne masamdaki evraklar, yatak ucundaki dolap, baş ucumdaki komodin ve en son kapıya baktım bunların hepsi birer anı birer yaşanmışlıktı. Hiç bir şeyi böyle romantize edip ağlamayı hiç sevmem aslında genel olarak ağlamayı sevmem zaten. Gereksiz boş bir eylem gibi gelir
Kapıdan giren mezun derin geldi gözlerimin önüne annemler beni kapının önünde bırakmış ve ayrılmıştık hemen evrakları imzalayıp girdim odaya koridorlarin ağırlığı fazlasıyla büyüktü komutan sadece 20 dk vermiş sonra timi tanımam için tekrar yanına çağırmıştı bavulumu sürükleyerek komidinin yanına koydum bi burukluk çöktü üstüme oturdum yatağın üstüne derin nefes aldım falan ama faydası yoktu burada ilk kez başladım ağlamaya sonra ayağa kalktım üniformamı giydim bavulumu direkt dolaba koydum başörtümü yapıp çıktım oradan. Buraya ilk gelen derinin heyacani çok fazlaydı tıpkı şuan benim üzüntüm gibi
Bende şimdi aynılarını yaptım hala ağlarken başörtümu düzeltip evrakları imzaladım ardından derin bir nefes alıp sildim gözyaşlarımı komidinin önüne ilerleyip ikinci çekmeceden silahımı aldım ve komidinin yanında ikinci ve son kez duran bavulumun sapından tutup cekistirmeye başladım bir elimde evraklar bir elimde bavulum tekrar komutanın odasına gittim bavulumu kapının önüne koyup kapıyı çalarak girdim içeri
"Teğmen derin Tekkurt. Emret komutanım" dedim komutansa büyür diyince söze girdim. "Komutanım hem bu evrakları vermeye hemde sizlerden helallik almaya geldim" diyip evrakları masaya bıraktım "hakkınızı helal edin komutanım sizin bende hakkınız çok büyük yeri geldi Baba yeri geldi bir abi oldunuz en çokta komutanım olduğunuz için teşekkür ederim bu görevle ilgili de içinizde en ufak bir sorun olmasın görevimi layığıyla yapacağından emin olabilirsiniz"
Komutan önce evraklara sonra bana baktı "helal olsun teğmenim,sonuna kadar ne hakkım varsa hepsi helal olsun sende helal et hiç bir zaman gözüm arkada kalmayacak zaten bunu buradaki faaliyetlerinle gayet iyi anlattın seni buralarda gözlerimiz arayacak ama daha iyi bir yerlere gelmen en çok istedimiz şey neyse helikopter seni bekliyor gitme vaktin geldi" dedi ve masasından ayaklanıp yanıma geldi en son Babacan bir şekilde sarıldı"ne türlü sıkıntın olursa ara elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışırız"
"Emredersiniz komutanım" son kez ve son kez selamımı verip çıktım odadan kenardeki askere iyi görevler dedim yeni atanmıştı benim gibi onun da ilk görev yeri burasiydi gözlerinin içi parlıyor bir yandanda ürperiyordu valizimin kolundan tutup sürükledim çıktım kapıdan arka taraftaki helikopter pistine doğru ilerledim. Helikopterin pervanelerinden gelen toz ve rüzgarlar yüzüme çarpıyordu son kez arkamı döndüğümde gördüğüm manzara olmaması gerekti tim tüm kadroyla arkamda bekliyorlardi buruk bir gülümsemeyle komutana selam verip koşarak helikoptere atladım.
Bölüm etkileşimi
