17. bölüm · İntikam Yemini

Sen askersin KATİL DEĞİL!

Elara Ates

Bölümler
1 giriş 2 1. bölüm 3 2. bölüm 4 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i... Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi... 5 Bazı başlangıçlar vardır hiç istenmeyen bir sonla biter bazı başlangıçlar vardır hiç hatırlanmayan bir sonla biter 6 5. bölüm 7 6. bölüm 8 7. bölüm 9 8. bölüm 10 9. bölüm 11 10 bölüm 12 11 bölüm 13 12. bölüm 14 13. bölüm 15 14. bölüm 16 15. bölüm 17 Sen askersin KATİL DEĞİL! 18 tolga'nın kayıbı 19 “Ölüm, bir aynadır; herkes kendi yüzünü orada kaybeder.” Necip Fazıl Kısakürek 20 “Bir yüz silindi hayatımdan, aynalar bile eksik artık. Gidenin ardından kalan şey, susmayı öğrenmiş bir varlık.” — Cahit Sıtkı Tarancı 21 20. bölüm 22 21. bölüm 23 Canavarlarla savaşan dikkat etmelidir ki kendisi de bir canavara dönüşmesin. 24 Bölüm 23 25 Bölüm 24 26 Bölüm 25 27 Bölüm 26 28 Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan 29 Bölüm 28 30 "Sana bir şiir okurdum, anlardın.Şimdi bir şehir uzaktasın,Bütün şehirler gibi.Sen artık bir anısın." Özdemir Asaf 31 "Beni öyle bir yalansız sev ki ki,İçindeki bütün yalanlar bana gelsin.Bir gün ölüm düşerse akına,Senin yerine benim canım verilsin." Ümit Yaşar Oğuzcan 32 Bölüm 31 33 Bölüm 32 34 "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?Kal, dedi, daha vaktin var,Tamamlanacak çok davan var." Necip Fazıl Kısakürek 35 Bölüm 34

Sorgu için karakola gelmişti tolga sorgu odasına doğru ilerlerken albayı gördü hemen esas duruşa geçti. “sen Tomris albaya dua et üsteğmenim bana kalsa yüzünü bile göstermezdim” dedi ardından gözleri tolganın kanlı gömleği ve ellerine gitti ardından yanındaki asker elindeki kıyafetleri uzattı “al şunları giy ellerini de yıka üsteğmenim bu halde giremezsin” tolga istifini bozmadan “emredersiniz komutanım” dedi
Ardından bi 10 dakika sonra siyah tişört ve kot pantolonu giyip gelmişti askere kanlı kıyafetlerini verdi ve “çıkışta bana geri ver bunları” dedi askerse kabul etti elindeki kanlar kuruyordu tamamen gitmeden intikamı almaya başlamalıydı. Sorgu odasının önünde derin bir nefes aldı dövmek istemiyordu daha doğrusu öldürmek istiyordu elinde şahısın belgesiyle açtı kapıyı masanın başında elleri kelepçeli başı önüne eğik bir erkek vardı
Sinirle soludu tolga bunu burada boğmaması için bu olayın hiç yaşanmamış olması gerekiyordu dosyayı masaya fırlattı sonra sandalyeyi çekti ve oturdu
“kaldır lan başını” aynı anda masaya yumruğunu geçirdi. “kaldır lan şu başını o kadına sıkarken bilmiyor muydun lan” yavaşça başını kaldırdı daha yirmili yaşlarında bir gençti acaba hiç mi sızlamadı içi hiç mi düşünmedi kendi anasını bacısını başını tam kaldırdığında karşında ona nefret ve kinle bakan kıpkırmızı bir çift göz göreceğini asla tahmin etmemişti.
Ama hala pişkinliğini koruma derdindeydi “al kaldırdım oldu mu? Rahatladın mı? Bide nasıldı intikam için çıktığın yolda bir kayıp daha vermek he biliyor musun? Ben senin o anki yüzünü yakından görmek isterdim de ne diyorsunuz siz na-” hatırlamaya çalışıyordu tolganın gerilen çene kasına bakarak sonunda devam ettirdi.
“he nasip, nasip komutan göremedim ama şunu unutma” elleri bağlı olmasına rağmen masada öne doğru uzattı başını “bu ne ilk olacak ne de son seni milim milim öldüreceğiz”
Bu sözü duymasıyla eklemlerine varana kadar elektrik çarpmış gibi hisseti tolga yüzü gerildi kaşları çatıldı, boynundaki damarları belirginleşti, dişlerini sıktığı çene kasının gerilmesinden anlaşıldı, gözleri ise kin, nefret ve annesine zarar verilmenin acısıyla titredi. Masanın altından titremesini dindirmek için yumruk yapıp açtığı elleri ise daha dayanamadı.
Bütün gücüyle öne doğru sünen kelleyi masaya yapıştırdı ne zaman yaptığını hatırlayamayacağı bir hızla karşısındaki teröristin ellerini kelepçesinden açtı ani bir sinirle ayağa kalktı bu kalkışla sandalye yere düştü masanın üzerinden atlayıp o şerefsizin yakasından yakalayıp duvara yapıştırdı.
“orospu çocuğu gel bana sık lan yiyorsa ne istediniz lan suçsuz günahsız kadından ne istediniz lan” dudakları bile sinirden titriyor nefesi dahi onun bu sinirine alışık değildi hızlı, hızlı nefes alıyordu.
Yumruklamaya devam etti duvara yasladığı terörist yere yığıldı bırakmadı tolga bu sefer sağ elini tuttu şerefsizin “bu elinle mi yaptın lan bu elinle mi çektin o tetiği” başına ağrılar girmişti hiç düşünmeden işaret parmağını tuttuğu gibi çevirdi tolganın bağrış sesine ek kütür kütür kırılma sesi ardından da şerefsizin bağrış sesleri geldi kırdı tolga annesine uzanan o parmağı kırdı.
Bu sefer üstüne çıkıp yumruklarını gene suratına salladı “daha bitmedi daha bitmedi seni ölmekten beter edicem o emanete el sürdüğün her saniyesine her nasıl kurşun sıkacağını düşündüğün beyin nöronlarına kadar pişman edicem seni piç kurusu beynine giden her kanın pıhtısını sike-” derken büyük bir hızla kapı açıldı.
Anında kollarına iki asker girdi tolganın tolgayı kaldırdılar ama durmadı bu sefer tekmelemeye başladı tolga neresine vurduğunu görmüyordu sadece tekmeliyordu “bırak bırakın beni, ona sıktığı kurşunların hesabını sorucam bırak” diye köpürdü tolga ama başaramadı geriye doğru sürükleniyordu aynı anda odaya Tomris albayın sesi yankılandı “tolga! Hemen bırak o şerefsizi” sesiyle birlikte tolga ve iki askerde Tomris albaya döndü ama tolgayı bırakmadılar tolga tutanların kim olduğunu bile bilmiyordu.
“ne yaptığını sanıyorsun sen! Napıyorsun ne bu hal” diyordu albay, tolganın nefesi burnundan püskürüyordu resmen istemeden sol gözünden bir yaş indi. “komutanım” diyordu ki Tomris söze girdi. “başlatma lan, başlatma komutanına ben sana gir diye bu yüzden mi izin verdim şu haline bak senin amacın askerliğini yakmak mı oğlum he ne hale getirmişsin adamı amacın ne lan ne olsun istiyorsun sen biz insanlıktan anlamayan birileri değiliz evet acın büyük, evet kayıp yaşadın ama burası acıyı kaldırmaz bu üniforma her gözü dönen giysin diye yapılmadı sen askersin, asker! Psikopat bir manyak değilsin sen askersin KATİL DEĞİL!” tolgayı tutan kollar gevşemişti tolga ise komutana doğru bir iki adım attı yaklaştı ona
“komutanım o benim tek dayanağımdı” dedi Tomris ise hemen ellerini tolganın omuzlarına attı “aslanım biliyorum ama yapacak hiçbir şeyimiz yok tek yapacağımız şey bu şerefsizi konuşturup bunu kimin yaptırdığını öğrenmek şimdi git hastaneye acını yaşa sonra görevine dönersin” dedi ve odadan çıktı. Onunla birlikte askerlerden biride çıktı biri duruyordu tolga arkasını döndü gördüğü yüz ise hep gördüğü o yüzdü murat.
“annemi koruyamadım lan babamın emanetine sahip çıkamadım daha bir emanete sahip çıkamazken koskoca vatanı nasıl koruyayım” dedi murat ise düşünmeden kardeşi bildiği tolganın başını omzuna yasladı ve sarıldı ona
“asuman teyzenin intikamını da alıcaz kardeşim sen hiç merak etme” dedi. Sarılmadan sonra tolga dışarı çıktı ayaklarında güç yoktu karakoldan çıktığı gibi duvar dibine çöktü.