17. bölüm / 40
İntikam YeminiSen askersin KATİL DEĞİL!
Bölümler 40Şu an: Sen askersin KATİL DEĞİL!
- 1 giriş78 kelime
- 2 1. bölüm734 kelime
- 3 2. bölüm1.176 kelime
- 4 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i... Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...625 kelime
- 5 Bazı başlangıçlar vardır hiç istenmeyen bir sonla biter bazı başlangıçlar vardır hiç hatırlanmayan bir sonla biter618 kelime
- 6 5. bölüm2.762 kelime
- 7 6. bölüm1.465 kelime
- 8 7. bölüm2.021 kelime
- 9 8. bölüm991 kelime
- 10 9. bölüm1.293 kelime
- 11 10 bölüm877 kelime
- 12 11 bölüm586 kelime
- 13 12. bölüm1.557 kelime
- 14 13. bölüm448 kelime
- 15 14. bölüm1.337 kelime
- 16 15. bölüm1.599 kelime
- 17 Sen askersin KATİL DEĞİL!779 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 tolga'nın kayıbı1.230 kelime
- 19 “Ölüm, bir aynadır; herkes kendi yüzünü orada kaybeder.” Necip Fazıl Kısakürek1.155 kelime
- 20 “Bir yüz silindi hayatımdan, aynalar bile eksik artık. Gidenin ardından kalan şey, susmayı öğrenmiş bir varlık.” — Cahit Sıtkı Tarancı631 kelime
- 21 20. bölüm1.214 kelime
- 22 21. bölüm1.147 kelime
- 23 Canavarlarla savaşan dikkat etmelidir ki kendisi de bir canavara dönüşmesin.1.511 kelime
- 24 Bölüm 231.713 kelime
- 25 Bölüm 24293 kelime
- 26 Bölüm 25849 kelime
- 27 Bölüm 261.273 kelime
- 28 Yüzün bir sis bulutu, silinmiş hafızamdan,Lakin kokun vurur geçer, en derin yaramdan1.587 kelime
- 29 Bölüm 283.397 kelime
- 30 "Sana bir şiir okurdum, anlardın.Şimdi bir şehir uzaktasın,Bütün şehirler gibi.Sen artık bir anısın." Özdemir Asaf3.308 kelime
- 31 "Beni öyle bir yalansız sev ki ki,İçindeki bütün yalanlar bana gelsin.Bir gün ölüm düşerse akına,Senin yerine benim canım verilsin." Ümit Yaşar Oğuzcan6.240 kelime
- 32 Bölüm 313.007 kelime
- 33 Bölüm 324.937 kelime
- 34 "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?Kal, dedi, daha vaktin var,Tamamlanacak çok davan var." Necip Fazıl Kısakürek5.189 kelime
- 35 Bölüm 344.755 kelime
- 36 Bölüm 354.135 kelime
- 37 Bölüm 366.525 kelime
- 38 Bölüm 372.489 kelime
- 39 Bölüm 384.632 kelime
- 40 Bölüm 395.134 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sorgu için karakola gelmişti tolga sorgu odasına doğru ilerlerken albayı gördü hemen esas duruşa geçti. “sen Tomris albaya dua et üsteğmenim bana kalsa yüzünü bile göstermezdim” dedi ardından gözleri tolganın kanlı gömleği ve ellerine gitti ardından yanındaki asker elindeki kıyafetleri uzattı “al şunları giy ellerini de yıka üsteğmenim bu halde giremezsin” tolga istifini bozmadan “emredersiniz komutanım” dedi
Ardından bi 10 dakika sonra siyah tişört ve kot pantolonu giyip gelmişti askere kanlı kıyafetlerini verdi ve “çıkışta bana geri ver bunları” dedi askerse kabul etti elindeki kanlar kuruyordu tamamen gitmeden intikamı almaya başlamalıydı. Sorgu odasının önünde derin bir nefes aldı dövmek istemiyordu daha doğrusu öldürmek istiyordu elinde şahısın belgesiyle açtı kapıyı masanın başında elleri kelepçeli başı önüne eğik bir erkek vardı
Sinirle soludu tolga bunu burada boğmaması için bu olayın hiç yaşanmamış olması gerekiyordu dosyayı masaya fırlattı sonra sandalyeyi çekti ve oturdu
“kaldır lan başını” aynı anda masaya yumruğunu geçirdi. “kaldır lan şu başını o kadına sıkarken bilmiyor muydun lan” yavaşça başını kaldırdı daha yirmili yaşlarında bir gençti acaba hiç mi sızlamadı içi hiç mi düşünmedi kendi anasını bacısını başını tam kaldırdığında karşında ona nefret ve kinle bakan kıpkırmızı bir çift göz göreceğini asla tahmin etmemişti.
Ama hala pişkinliğini koruma derdindeydi “al kaldırdım oldu mu? Rahatladın mı? Bide nasıldı intikam için çıktığın yolda bir kayıp daha vermek he biliyor musun? Ben senin o anki yüzünü yakından görmek isterdim de ne diyorsunuz siz na-” hatırlamaya çalışıyordu tolganın gerilen çene kasına bakarak sonunda devam ettirdi.
“he nasip, nasip komutan göremedim ama şunu unutma” elleri bağlı olmasına rağmen masada öne doğru uzattı başını “bu ne ilk olacak ne de son seni milim milim öldüreceğiz”
Bu sözü duymasıyla eklemlerine varana kadar elektrik çarpmış gibi hisseti tolga yüzü gerildi kaşları çatıldı, boynundaki damarları belirginleşti, dişlerini sıktığı çene kasının gerilmesinden anlaşıldı, gözleri ise kin, nefret ve annesine zarar verilmenin acısıyla titredi. Masanın altından titremesini dindirmek için yumruk yapıp açtığı elleri ise daha dayanamadı.
Bütün gücüyle öne doğru sünen kelleyi masaya yapıştırdı ne zaman yaptığını hatırlayamayacağı bir hızla karşısındaki teröristin ellerini kelepçesinden açtı ani bir sinirle ayağa kalktı bu kalkışla sandalye yere düştü masanın üzerinden atlayıp o şerefsizin yakasından yakalayıp duvara yapıştırdı.
“orospu çocuğu gel bana sık lan yiyorsa ne istediniz lan suçsuz günahsız kadından ne istediniz lan” dudakları bile sinirden titriyor nefesi dahi onun bu sinirine alışık değildi hızlı, hızlı nefes alıyordu.
Yumruklamaya devam etti duvara yasladığı terörist yere yığıldı bırakmadı tolga bu sefer sağ elini tuttu şerefsizin “bu elinle mi yaptın lan bu elinle mi çektin o tetiği” başına ağrılar girmişti hiç düşünmeden işaret parmağını tuttuğu gibi çevirdi tolganın bağrış sesine ek kütür kütür kırılma sesi ardından da şerefsizin bağrış sesleri geldi kırdı tolga annesine uzanan o parmağı kırdı.
Bu sefer üstüne çıkıp yumruklarını gene suratına salladı “daha bitmedi daha bitmedi seni ölmekten beter edicem o emanete el sürdüğün her saniyesine her nasıl kurşun sıkacağını düşündüğün beyin nöronlarına kadar pişman edicem seni piç kurusu beynine giden her kanın pıhtısını sike-” derken büyük bir hızla kapı açıldı.
Anında kollarına iki asker girdi tolganın tolgayı kaldırdılar ama durmadı bu sefer tekmelemeye başladı tolga neresine vurduğunu görmüyordu sadece tekmeliyordu “bırak bırakın beni, ona sıktığı kurşunların hesabını sorucam bırak” diye köpürdü tolga ama başaramadı geriye doğru sürükleniyordu aynı anda odaya Tomris albayın sesi yankılandı “tolga! Hemen bırak o şerefsizi” sesiyle birlikte tolga ve iki askerde Tomris albaya döndü ama tolgayı bırakmadılar tolga tutanların kim olduğunu bile bilmiyordu.
“ne yaptığını sanıyorsun sen! Napıyorsun ne bu hal” diyordu albay, tolganın nefesi burnundan püskürüyordu resmen istemeden sol gözünden bir yaş indi. “komutanım” diyordu ki Tomris söze girdi. “başlatma lan, başlatma komutanına ben sana gir diye bu yüzden mi izin verdim şu haline bak senin amacın askerliğini yakmak mı oğlum he ne hale getirmişsin adamı amacın ne lan ne olsun istiyorsun sen biz insanlıktan anlamayan birileri değiliz evet acın büyük, evet kayıp yaşadın ama burası acıyı kaldırmaz bu üniforma her gözü dönen giysin diye yapılmadı sen askersin, asker! Psikopat bir manyak değilsin sen askersin KATİL DEĞİL!” tolgayı tutan kollar gevşemişti tolga ise komutana doğru bir iki adım attı yaklaştı ona
“komutanım o benim tek dayanağımdı” dedi Tomris ise hemen ellerini tolganın omuzlarına attı “aslanım biliyorum ama yapacak hiçbir şeyimiz yok tek yapacağımız şey bu şerefsizi konuşturup bunu kimin yaptırdığını öğrenmek şimdi git hastaneye acını yaşa sonra görevine dönersin” dedi ve odadan çıktı. Onunla birlikte askerlerden biride çıktı biri duruyordu tolga arkasını döndü gördüğü yüz ise hep gördüğü o yüzdü murat.
“annemi koruyamadım lan babamın emanetine sahip çıkamadım daha bir emanete sahip çıkamazken koskoca vatanı nasıl koruyayım” dedi murat ise düşünmeden kardeşi bildiği tolganın başını omzuna yasladı ve sarıldı ona
“asuman teyzenin intikamını da alıcaz kardeşim sen hiç merak etme” dedi. Sarılmadan sonra tolga dışarı çıktı ayaklarında güç yoktu karakoldan çıktığı gibi duvar dibine çöktü.
Bölüm etkileşimi
