Hiçliğin ardında kitap kapağı

9. bölüm / 26

Hiçliğin ardında

9.bölüm

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: 9.bölüm

Bölüm 9 —

Batı Kulesi'nden ayrıldıktan sonra Rowan ile Lucien uzun süre konuşmadılar. Sarayın koridorlarında yan yana ilerliyorlardı fakat ikisinin de zihni aynı yere takılmıştı: yirmi yıl önce yaşanan ve bugün hâlâ bu dünyanın duvarlarında yankılanan o geceye. Lucien'in hatırlamadığı yüz, yarım bırakılmış cümleler, Aurelion'un aynada beliren görüntüsü ve kitabın durmadan tekrarladığı hatıralar artık birbirinden bağımsız sırlar değildi. Hepsi aynı hikâyenin parçalarıydı. Fakat o hikâyenin son parçası henüz ortaya çıkmamıştı.
Sarayın alt katlarına indiklerinde Rowan, önceki gün fark ettiği küçük kapıyı gördü. Kapı artık tamamen açıktı. İçeriden soğuk bir hava geliyordu. Lucien durdu.
“Burası dün kapalıydı.”
Rowan kapıya baktı.
“Kitapta beşinci hatıranın benim hatıram olacağı yazıyordu.”
Lucien ona döndü.
“İçeri girmek istediğine emin misin?”
Rowan hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hayır.”
Bir an sustu.
“Fakat yine de gireceğim.”
Lucien kapının önünde birkaç saniye bekledikten sonra içeri girdi. Rowan da arkasından ilerledi.
Oda diğerlerinden farklıydı. Duvarlarda hiçbir süsleme yoktu. Ortada yalnızca eski bir masa, masanın üzerinde siyah bir kitap ve yanında küçük bir metal kutu bulunuyordu. Penceresi olmayan odada tek ışık, kitabın sayfalarından yayılan soluk parıltıydı.
Rowan masaya yaklaştığında kitabın kapağı kendiliğinden açıldı.
Bu kez hiçbir yazı çıkmadı.
Onun yerine Rowan'ın karşısında bir görüntü oluştu.
Bir şehir.
Yağmur.
Yirmi yıl önce.
Genç bir Rowan.
Lucien'in gözleri büyüdü.
“Sen…”
Rowan'ın nefesi kesildi.
Görüntüdeki genç Rowan, bugünkü hâlinden çok daha farklı görünüyordu. Fakat yüzü aynıydı. Aynı bakışlar, aynı gözler, aynı hareketler…
Rowan birkaç adım geri çekildi.
“Bu benim.”
Görüntüde genç Rowan bir binanın önünde duruyordu. Karşısında genç Lucien vardı.
Lucien'in sesi duyuldu:
“Gitme.”
Genç Rowan başını çevirdi.
“Gitmem gerekiyor.”
“Beni bırakıp nereye gideceksin?”
“Bilmiyorum.”
“Geri dönecek misin?”
Genç Rowan uzun süre cevap vermedi.
Sonra:
“Belki.”
Görüntü karardı.
Yeni bir görüntü oluştu.
Bu kez Aurelion vardı.
Tek başına bir odada oturuyordu.
Elinde açık bir kitap vardı.
Sayfaya bir şeyler yazıyordu.
Rowan'ın kalbi hızlandı.
Aurelion'un yüzüne baktığında eski dünyadaki bütün anılar bir anda zihnine dolmaya başladı.
İlk karşılaşmaları.
Vaelis'in bedeni.
Kitabın dünyası.
Aurelion'un güvenini kazanması.
Kendi planı.
Vaelis'in varlığı.
Geçişler.
Kitabın kontrolü.
Aurelion'un kazası.
Gerçeğin ortaya çıkışı.
Ve sonunda…
Aurelion ile Vaelis'in gerçek dünyaya geçişi.
Rowan'ın dizlerinin bağı çözüldü.
“Ben…”
Ellerini başına götürdü.
“Hatırlıyorum.”
Lucien ona baktı.
Fakat aynı anda Lucien'in de zihninde bir şey kırılmış gibi oldu.
Yıllardır kapalı duran bir kapı açıldı.
Gençliğine ait görüntüler peş peşe zihnine doldu.
Aurelion.
İlk karşılaşmaları.
Onunla geçirdiği günler.
Aurelion'un ona duyduğu güven.
Aralarındaki bağ.
Sonra Rowan.
Ve Rowan'ın ortaya çıkışı.
Lucien'in gözleri karardı.
“Hayır…”
Bir eliyle masaya tutundu.
“Ben bunu unutmuşum.”
Rowan ona baktı.
“Sen de hatırladın.”
Lucien başını kaldırdı.
Artık gözlerinde yalnızca kralın soğukluğu yoktu.
Yirmi yıl boyunca gömülmüş bir geçmiş vardı.
“Evet.”
Kitap hızla sayfalarını çevirmeye başladı.
Her sayfada geçmişten bir görüntü belirdi.
Aurelion'un çocukluğu.
Genç Lucien.
Rowan'ın hayatına girişi.
Aurelion'un kitabı yazması.
Vaelis'in yaratılması.
Rowan'ın Vaelis'in bedenini ele geçirmesi.
Ve ardından her şeyi değiştiren plan.
Lucien bütün görüntüleri sessizce izledi.
Son sayfada ise Rowan'ın Vaelis'in bedeninde Aurelion'un yanında durduğu görüldü.
Lucien'in bakışları Rowan'a çevrildi.
“Sen onun bedenini kullandın.”
Rowan cevap vermedi.
“Ve Aurelion'u kendi planının bir parçası yaptın.”
Rowan'ın yüzünde savunmaya çalışan bir ifade belirdi.
“Ben yalnızca kaybettiğim şeyi geri almak istedim.”
Lucien sertçe karşılık verdi:
“Bunun için başka birinin hayatını kullandın.”
Rowan sustu.
Lucien kitabın sayfasına tekrar baktı.
“Vaelis…”
Bu isim odada yankılandı.
Ve o anda kitabın sayfasında yeni bir görüntü belirdi.
Vaelis.
Hiçliğin içinden onları izliyordu.
Fakat bu kez görüntü geçmişe ait değildi.
Vaelis'in yüzünde sakin bir ifade vardı.
Aurelion onun yanındaydı.
İkisi gerçek dünyadaydı.
Mutluydular.
Birlikteydiler.
Lucien uzun süre görüntüye baktı.
Sonra sessizce konuştu:
“Demek sonunda başardı.”
Rowan'ın gözleri görüntüden ayrılmadı.
“Benim yerime.”
Lucien ona döndü.
“Hayır.”
Rowan'ın yüzü sertleşti.
“Ne demek hayır?”
“Vaelis senin yerine geçmedi.”
Lucien'in sesi sakindi.
“Sen onun yerini almaya çalıştın.”
Rowan cevap veremedi.
Çünkü artık hatırlıyordu.
Vaelis'in bütün bu süre boyunca Aurelion'u korumaya çalıştığını.
Kitabın geçişlerini kontrol ettiğini.
Rowan'ın planını bozmak için her şeyi yaptığını.
Ve sonunda Aurelion'un gerçeği öğrendiği günü…
Vaelis'in yanında kaldığını.
Aurelion ile birlikte gerçek dünyaya geçtiğini.
Kitabın çöktüğünü.
Rowan'ın ise hiçlikte kaldığını.
Rowan gözlerini kapattı.
“Ben kaybettim.”
Lucien cevap vermedi.
“Her şeyi kaybettim.”
“Evet.”
Rowan gözlerini açtı.
Lucien'in yüzündeki ifade değişmişti.
Artık ona yalnızca yabancı bir varlık gibi bakmıyordu.
Geçmişinin bir parçasını görüyordu.
“Yirmi yıl önce seni terk ettim.”
Rowan şaşırdı.
Lucien devam etti:
“Sonra seni tamamen unutmuşum. Fakat sen başka bir dünyada yaşamaya devam etmişsin.”
Rowan'ın sesi titredi.
“Sen neden beni terk ettin?”
Lucien başını eğdi.
“Çünkü o zaman seni yanımda tutarsam ikimizin de hayatını mahvedeceğime inanıyordum.”
“Ve şimdi?”
Lucien ona baktı.
“Şimdi bunun korkudan verilmiş bir karar olduğunu biliyorum.”
Odanın sessizliğinde kitap yeniden açıldı.
Sayfanın üzerinde tek bir cümle belirdi:
“BEŞİNCİ HATIRA TAMAMLANDI.”
Ardından ikinci cümle yazıldı:
“ARTIK İKİSİ DE HATIRLIYOR.”
Rowan ve Lucien aynı anda kitaba baktılar.
Son satır yavaşça ortaya çıktı:
“ŞİMDİ GERÇEK SEÇİM BAŞLIYOR.”
Rowan kitabın kapağını kapattı.
“Ne seçimi?”
Lucien cevap vermedi.
Çünkü odanın duvarında daha önce olmayan bir kapı belirmişti.
Kapının üzerinde tek bir kelime vardı:
“ÇIKIŞ.”
Rowan kapıya baktı.
“Demek sonunda çıkış var.”
Lucien yavaşça ona yaklaştı.
“Belki.”
“Bunca zamandır bunu arıyorduk.”
“Hayır.”
Rowan ona döndü.
Lucien kapının üzerindeki kelimeye baktı.
“Bunca zamandır bu kapının bizi bulmasını bekliyorduk.”
Kapı kendiliğinden açıldı.
Fakat ardında ne saray vardı ne şehir ne de hiçlik.
Sadece sonsuz beyazlık.
Ve beyazlığın içinde bir ses duyuldu:
“Bir dünya daha doğmadan önce, iki kişi geçmişleriyle yüzleşmelidir.”
Rowan'ın yüzü gerildi.
Lucien ise ilk kez tereddüt etmeden kapıya doğru yürüdü.
“Bu kez kaçmayacağım.”
Rowan birkaç saniye yerinde kaldı.
Sonra onun arkasından ilerledi.
Kapı kapanırken kitap son kez açıldı.
Sayfada yalnızca bir isim vardı:
AURELION
Altında ise:
“Hikâyenin dışında olduğunu sanıyorsanız, henüz sonunu görmediniz.”
Ve kapı kapandı.