1. bölüm / 26
Hiçliğin ardında1.bölüm
Bölümler 26Şu an: 1.bölüm
- 1 1.bölüm793 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.bolum1.006 kelime
- 3 3.bölüm866 kelime
- 4 4.bolum767 kelime
- 5 5.bolüm732 kelime
- 6 6.bölüm903 kelime
- 7 7.bölüm885 kelime
- 8 8.bolum628 kelime
- 9 9.bölüm913 kelime
- 10 10.bolum758 kelime
- 11 11.bölüm844 kelime
- 12 12.bolum897 kelime
- 13 13.bolum898 kelime
- 14 14.bolum871 kelime
- 15 15.bolum772 kelime
- 16 16.bolum791 kelime
- 17 17.bolum1.486 kelime
- 18 18.bolum830 kelime
- 19 19.bolum796 kelime
- 20 20.bolum937 kelime
- 21 21.bolum649 kelime
- 22 22.bolum874 kelime
- 23 23.bolum859 kelime
- 24 24.bolum Final875 kelime
- 25 Bölüm 24.5548 kelime
- 26 Özel..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
✦ ✦
Hikâyeyi okumadan önce bilinmesi gerekenler
Sevgili okurlar,
Bu hikâyede birden fazla evren ve aynı karakterlerin farklı dünyalardaki yansımaları bulunuyor. Bu nedenle bazı bölümlerde duyduğunuz isimler ve geçmiş hikâyeleri birbirine benzer görünebilir.
Özellikle Rowan ve Lucien'in Aurelion hakkında söyledikleri kafa karıştırıcı olabilir.
Rowan, geçmişinde Aurelion'u terk ettiğini anlatıyordu.
Lucien de kendi geçmişinde Aurelion'u terk ettiğini söylüyordu.
Bu bir çelişki değil.
Çünkü Rowan ve Lucien aynı evrenden gelmiyorlar.
Farklı evrenlerde, farklı hayatlar ve farklı isimlerle yaşayan karakterler var. Bir evrende Rowan olarak karşımıza çıkan kişi, başka bir evrende tamamen farklı bir isimle yaşamış olabilir. Aynı şekilde Lucien'in de geçmişi başka bir evrendeki hayatıyla bağlantılıdır.
Değişen şeyler isimler, hayatlar, yaşanan olaylar ve dünyalardır.
Fakat bütün bu evrenlerin içinde değişmeyen tek isim vardır:
AURELION.
Aurelion, farklı evrenlerde farklı insanların hayatlarına dokunan ortak noktadır. Bu yüzden onun geçmişinde yaşanan bazı olaylar, başka evrenlerde farklı kişiler ve farklı biçimlerde yeniden karşımıza çıkabilir.
Bu nedenle Rowan'ın geçmişi ile Lucien'in geçmişini birbirinin devamı olarak değil, aynı büyük hikâyenin farklı evrenlerde yaşanmış yansımaları olarak düşünmelisiniz.
Ve en önemli nokta:
Rowan ≠ Lucien.
İkisi farklı kişilerdir.
Ancak ikisinin de geçmişinde Aurelion vardır.
Bu yüzden bazı anılar birbirine benzeyecek, bazı cümleler tekrar edecek ve bazı olaylar farklı şekillerde yeniden yaşanacaktır.
Çünkü bu hikâyede dünyalar değişebilir...
İsimler değişebilir...
Hayatlar değişebilir...
Ama bazı insanlar, hangi evrende olurlarsa olsunlar, birbirlerinin hikâyesinde iz bırakmaya devam eder.
Ve belki de asıl soru şudur:
Bir insan başka bir evrende farklı biri olarak doğarsa, geçmişindeki seçimleri gerçekten geride bırakabilir mi?
Bundan sonraki bölümlerde bu sorunun cevabını birlikte göreceğiz.
— Yazar Notu
🌑 BÖLÜM 1
Hiçliğin Ardında
Hiçlik sessizdi.
Öylesine sessizdi ki Rowan bir süre sonra kendi nefesini bile duyamaz olmuştu.
Ayaklarının altında zemin yoktu.
Başının üzerinde gökyüzü yoktu.
Sağında, solunda, önünde veya arkasında hiçbir şey bulunmuyordu.
Sadece sonsuz bir karanlık.
Rowan yürüyordu.
Ne kadar zamandır yürüdüğünü bilmiyordu.
Saatler mi geçmişti?
Günler mi?
Yıllar mı?
Hiçliğin içinde zamanın anlamı yoktu.
Her adımı aynı yere çıkıyor gibiydi.
Her baktığı yön aynı karanlığa uzanıyordu.
Bir süre sonra durdu.
Başını kaldırdı.
Karanlığa baktı.
“Buradan çıkış yok mu?”
Cevap gelmedi.
Rowan gözlerini kapattı.
Aurelion'un yüzü aklına geldi.
Ardından Vaelis.
İkisini birlikte düşündüğünde içinde yükselen öfkeyi bastırmaya çalıştı.
Onlar gerçek dünyadaydı.
Birlikteydiler.
O ise burada kalmıştı.
Rowan dudaklarını sıktı.
“Benim yerimde olmalıydınız…”
Sesi boşlukta kayboldu.
Sonra…
Bir ışık belirdi.
Rowan'ın gözleri açıldı.
Karanlığın çok uzağında, küçücük bir parıltı vardı.
Önce tek bir noktaydı.
Sonra ikinci bir ışık oluştu.
Üçüncü.
Dördüncü.
Işıklar çoğaldıkça hiçliğin içindeki karanlık geri çekilmeye başladı.
Rowan yavaşça ayağa kalktı.
“Bu da ne?”
Işıkların arasında siyah parçalar belirmeye başladı.
Sanki görünmez bir el, boşluğun içine taşlar yerleştiriyordu.
Sonra taşların arasından yollar oluştu.
Yolların ardından binalar.
Kuleler.
Köprüler.
Ormanlar.
Uzakta devasa bir şehir yükselmeye başladı.
Rowan nefesini tuttu.
Bir dünya…
Onun gözlerinin önünde doğuyordu.
Ama bu kez kitap yoktu.
Sayfa yoktu.
Yazar yoktu.
Hiçbir şeyin üzerinde bir cümle yazmıyordu.
Dünya sadece…
oluşuyordu.
Rowan birkaç adım attı.
Ayağının altında ilk kez gerçek bir zemin hissetti.
Taş.
Soğuk ve sert.
Başını kaldırdığında karşısında yükselen şehri gördü.
Şehrin merkezinde, siyah kulelerle çevrilmiş devasa bir saray vardı.
Sarayın en yüksek kulesinde bir bayrak dalgalanıyordu.
Rowan bayrağın üzerindeki sembolü tanımıyordu.
Ama bir şey dikkatini çekti.
Sarayın kapıları açıldı.
İçeriden askerler çıktı.
Rowan geri çekildi.
Askerler kılıçlarını çekmedi.
Sadece ona baktılar.
Sonra başlarındaki kişi konuştu.
“Sen.”
Rowan cevap vermedi.
“Bizimle geleceksin.”
“Ya gelmezsem?”
Askerin yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.
“Bunu kralın önünde söylersin.”
Rowan şehrin merkezindeki saraya baktı.
İçinde garip bir merak oluştu.
Belki de bu dünya, hiçlikten kurtulmasının yoluydu.
Belki de burada yeniden başlayabilirdi.
Yavaşça yürümeye başladı.
Sarayın kapısından geçtiğinde ilk fark ettiği şey sessizlik oldu.
İkinci fark ettiği şey ise…
tahtta oturan adamdı.
Platin sarısı saçları vardı.
Soğuk renkli gözleri, Rowan'ın üzerinde hiçbir duygu göstermeden dolaştı.
Üzerinde siyah ve altın işlemeli kraliyet kıyafetleri vardı.
Başında ağır bir taç duruyordu.
Adam Rowan'a uzun süre baktı.
Sonunda konuştu.
“Adın?”
Rowan başını kaldırdı.
“Rowan.”
Kralın gözleri hafifçe daraldı.
“Rowan…”
İsmi sanki tartıyormuş gibi tekrar etti.
Sonra tahtından kalktı.
Merdivenleri ağır ağır indi.
Rowan'ın karşısında durdu.
Kralın bakışlarında merhamet yoktu.
Sadece soğuk bir merak vardı.
“Bu dünyaya ait değilsin.”
Rowan'ın yüzündeki ifade değişti.
Kral devam etti:
“Ama nasıl geldiğini henüz bilmiyorum.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Öğreneceğim.”
Rowan gözlerini ondan ayırmadı.
“Sen kimsin?”
Kral hafifçe gülümsedi.
“Bu dünyanın kralıyım.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Ardından:
“Lucien Valerian.”
Rowan'ın içinde açıklayamadığı bir his oluştu.
Bu yüz…
Birini hatırlatıyordu.
Ama kimi?
Rowan henüz bilmiyordu.
Lucien ise arkasını dönerek tahtına doğru ilerledi.
“Onu odasına götürün.”
Askerler Rowan'ın yanına geldi.
Rowan hareket etmeden önce son kez saraya baktı.
Ve o anda fark etti.
Duvarın üzerinde büyük bir yazı vardı.
“BU DÜNYADA HERKESİN BİR YERİ VARDIR.”
Rowan yazıya baktı.
Sonra kendine.
İlk kez aklından tek bir düşünce geçti:
“Peki benim yerim neresi?”
Hiçlik cevap vermedi.
Ama çok uzakta, henüz kimsenin bilmediği bir yerde…
yeni dünyanın ilk sayfası açıldı.
