15. bölüm / 26
Hiçliğin ardında15.bolum
Bölümler 26Şu an: 15.bolum
- 1 1.bölüm793 kelime
- 2 2.bolum1.006 kelime
- 3 3.bölüm866 kelime
- 4 4.bolum767 kelime
- 5 5.bolüm732 kelime
- 6 6.bölüm903 kelime
- 7 7.bölüm885 kelime
- 8 8.bolum628 kelime
- 9 9.bölüm913 kelime
- 10 10.bolum758 kelime
- 11 11.bölüm844 kelime
- 12 12.bolum897 kelime
- 13 13.bolum898 kelime
- 14 14.bolum871 kelime
- 15 15.bolum772 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.bolum791 kelime
- 17 17.bolum1.486 kelime
- 18 18.bolum830 kelime
- 19 19.bolum796 kelime
- 20 20.bolum937 kelime
- 21 21.bolum649 kelime
- 22 22.bolum874 kelime
- 23 23.bolum859 kelime
- 24 24.bolum Final875 kelime
- 25 Bölüm 24.5548 kelime
- 26 Özel..
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KARANLIĞIN ÖTESİNDE
Gölün kıyısındaki ateş yavaş yavaş sönüyordu.
Gece boyunca kimse doğru dürüst uyumamıştı. Rowan, gölün karşısında beliren kapıyı düşünmekten kendini alamıyordu. Kapı, iki kayanın arasında duruyordu ve etrafındaki karanlıktan farklı olarak hiçbir ışık yansıtmıyordu. Sanki orada değildi de dünyanın üzerine sonradan çizilmiş bir boşluktu.
Üzerinde yalnızca tek bir kelime vardı.
BAŞLANGIÇ.
Sabah olduğunda Rowan ayağa kalktı.
Lucien çoktan hazırlanmıştı.
“Gideceğiz,” dedi.
Rowan başını salladı.
“Evet.”
Lucien ona baktı.
“Fikrini değiştirebilirsin.”
“Hayır.”
“Bunun bir görev olmadığını unutma.”
“Biliyorum.”
Rowan göle baktı.
“İki yıl boyunca bu dünyayı öğrenmeye çalıştık. Dün gece ilk kez bize cevap veren bir şey gördük. Şimdi geri dönmek... daha kötü olurdu.”
Lucien birkaç saniye sustu.
Sonra başını salladı.
“Öyleyse birlikte.”
Bu kelime son zamanlarda aralarında sık kullanılmaya başlamıştı.
Birlikte.
Eskiden Lucien emir verir, Rowan yerine getirirdi.
Şimdi ise kararları çoğu zaman yan yana alıyorlardı.
Gölün karşı kıyısına vardıklarında hava garip bir şekilde sessizdi.
Atlarını geride bıraktılar.
Önlerinde duran kapıya doğru yürüdüler.
Kapının arkasında ne olduğunu görmek mümkün değildi. Ne ışık vardı ne de karanlığın içinde seçilebilecek bir yol.
Rowan elini kapıya uzattı.
Fakat dokunmadan önce Lucien onun bileğini hafifçe tuttu.
“Bekle.”
Rowan ona döndü.
“Ne oldu?”
“Önce ben.”
Lucien kapıya yaklaştı ve elini taş yüzeye koydu.
Hiçbir şey olmadı.
Sonra Rowan aynı yere dokundu.
Kapı bir anda titredi.
Gölün yüzeyi aynı anda dalgalandı.
İki güneşten biri gökyüzünde olmasına rağmen çevreleri birkaç saniyeliğine karardı.
Kapının üzerindeki yazı değişti.
BAŞLANGIÇ
yerine,
GEÇİŞ
yazıldı.
Rowan'ın yüzü ciddileşti.
“Bizi tanıyor.”
Lucien elini kapıdan çekti.
“Ya da seni.”
Rowan bu ihtimali düşündü.
“Belki ikimizi de.”
Kapı açıldı.
Arkasında uzun bir taş yol vardı.
Fakat yolun sonunda hiçbir yapı görünmüyordu.
Sadece yoğun bir sis.
İkisi birbirlerine baktı.
Sonra içeri girdiler.
Kapı arkalarından kapandığında gölün sesi tamamen kayboldu.
Rowan arkasını döndü.
Kapı yoktu.
Sadece sonsuz gibi görünen gri bir duvar vardı.
“Lucien.”
“Buradayım.”
Rowan rahatlayarak nefes verdi.
“Kapının kaybolmasını sevmedim.”
Lucien çevreyi inceliyordu.
“Ben de.”
Önlerinde uzanan yol sislerin arasından devam ediyordu. Yolun iki yanında yüksek taş duvarlar vardı. Duvarların üzerinde yüzlerce sembol bulunuyordu.
Bazıları tanıdıktı.
Bazılarıysa hiçbir dile ait değildi.
Rowan bir sembolün önünde durdu.
“Bunları daha önce gördüm.”
Lucien yanına geldi.
“Nerede?”
Rowan cevap vermedi.
Bir süre sembole baktı.
Sonra gözlerini kapattı.
Aklında çok kısa bir görüntü belirdi.
Bir oda.
Bir masa.
Açık bir kitap.
Ve boş bir sayfa.
Ardından görüntü kayboldu.
Rowan gözlerini açtığında Lucien hâlâ yanındaydı.
“Ne gördün?”
“Bir kitap.”
Lucien'in yüzü sertleşti.
“Eski dünyadaki gibi mi?”
“Hayır.”
Rowan başını salladı.
“Daha eskiydi.”
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra sisin içinden bir ses geldi.
“Geç kaldınız.”
Rowan hızla arkasına döndü.
Kimse yoktu.
Lucien elini kılıcına götürdü.
“Kim var?”
Cevap gelmedi.
Yalnızca sis hareket etti.
Ardından yerde küçük bir ışık belirdi.
Işık yavaşça yükseldi ve önlerinde bir görüntü oluşturdu.
Bir şehir.
Fakat şehir tamamlanmamıştı.
Binaların bazıları vardı, bazıları yalnızca temellerden ibaretti.
İnsanlar sokaklarda yürüyordu ama yüzleri seçilemiyordu.
Sonra görüntü değişti.
Bir saray belirdi.
Ve tahtta oturan biri...
Rowan'ın nefesi kesildi.
Lucien de görüntüye dikkatle baktı.
Tahtta oturan kişi Lucien'e benziyordu.
Ama Lucien değildi.
Görüntü birkaç saniye sonra dağıldı.
Rowan fısıldadı:
“Bu da neydi?”
Lucien cevap vermedi.
Çünkü ilk kez o da gerçekten şaşırmış görünüyordu.
Yolun sonunda büyük bir taş kapı daha ortaya çıktı.
Bu kapının üzerinde ise tek bir cümle vardı:
“HER DÜNYA, ONU TAŞIYANLARIN İZİNİ SAKLAR.”
Rowan yazıyı okudu.
“Demek bu dünya da geçmişimizi taşıyor.”
Lucien başını salladı.
“Fakat neden?”
“Bilmiyorum.”
Lucien ona baktı.
“Artık bu cevabı birlikte arayacağız.”
Rowan hafifçe gülümsedi.
“Eskiden bana sürekli ne yapacağımı söylerdiniz.”
“Artık söylemiyorum.”
“Fark ettim.”
“Çünkü artık sana güveniyorum.”
Rowan'ın yüzündeki ifade değişti.
Bu cümle onun için beklenmedik derecede önemliydi.
Güven.
Bir zamanlar güveni kullanmıştı.
Bir zamanlar insanların ona verdiği güveni kendi çıkarları için yönlendirmişti.
Şimdi ise bir insanın ona gerçekten güvenmesini taşıması gereken bir sorumluluk gibi hissediyordu.
“Bunu hak etmek istiyorum,” dedi.
Lucien'in bakışları yumuşadı.
“Zaten ediyorsun.”
Rowan bir şey söylemedi.
Sadece başını eğdi.
İkisi yeniden yürümeye başladı.
Saatler sonra sis dağıldı.
Karşılarında uçsuz bucaksız bir vadi ortaya çıktı.
Vadinin tam ortasında ise siyah bir kule yükseliyordu.
Kule o kadar uzundu ki tepesi bulutların arasına karışıyordu.
Ve kulenin üzerinde aynı sembol vardı.
Gölün kıyısındaki taşta gördükleri sembol.
Rowan durdu.
“İşte cevap orada.”
Lucien de kuleye baktı.
“Belki cevap.”
“Ya da başka bir soru.”
Lucien kısa bir gülümsemeyle ona baktı.
“Artık aralarındaki farkı anlayabiliyorsun.”
Rowan gülümsedi.
“İki yılda bazı şeyler öğrendim.”
Birlikte vadiye doğru ilerlediler.
Fakat arkalarında bıraktıkları taş yolun üzerinde küçük bir yazı daha belirdi.
İkisi bunu göremedi.
Yazı yavaşça tamamlandı:
“İKİ YIL BOYUNCA DÜNYA ONLARI İZLEDİ.”
Ardından ikinci satır ortaya çıktı.
“ŞİMDİ SIRA ONLARDA.”
Ve son olarak:
“ONLAR DÜNYAYI İZLEYECEK.”
Uzakta siyah kule sessizce yükselmeye devam ediyordu.
Rowan ve Lucien ise henüz bilmiyordu.
Bu kule, yeni dünyanın sırrının yalnızca kapısıydı.
Asıl hikâye...
Şimdi başlıyordu.
