Hiçliğin ardında kitap kapağı

16. bölüm / 26

Hiçliğin ardında

16.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: 16.bolum

SON DÜNYA

Siyah kulenin önünde durduklarında Rowan, iki yıl boyunca öğrendiği her şeyin bir anda anlamını yitirdiğini hissetti.
Kulenin kapısı önlerinde sessizce açıldı.
İçeride ne taht vardı ne de bir hükümdarın salonu. Duvarlarda eski yazılar, yerde ise daha önce hiç görmedikleri semboller bulunuyordu. Fakat bu kez ikisi de korkmuyordu. Çünkü artık ne aradıklarını biliyorlardı.
Bir çıkış.
Ama bu kez çıkış, başka bir dünyaya kaçmak anlamına gelmeyecekti.
Bir yere ait olmak anlamına gelecekti.
Rowan ve Lucien birlikte ilerlediler.
Kulenin en üst katına ulaştıklarında karşılarında büyük, beyaz bir kapı vardı. Kapının üzerinde hiçbir yazı bulunmuyordu.
Ne ÇIKIŞ.
Ne BAŞLANGIÇ.
Ne de onları daha önce yönlendiren başka bir kelime.
Sadece boşluk.
Rowan kapıya yaklaştı.
“Bunun arkasında ne olduğunu biliyor musun?”
Lucien başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Rowan elini kapının üzerine koydu.
“İlk kez hiçbir şey yazmıyor.”
Lucien onun yanına geldi.
“Belki de bu yüzden doğrudur.”
Kapı açıldı.
Işık gözlerini kapatmalarına neden oldu.
Rowan birkaç saniye boyunca hiçbir şey göremedi. Sonra ayaklarının altında taş değil, sıcak bir zemin hissetti.
Hava farklıydı.
Çok farklı.
Ne iki güneş vardı.
Ne sonsuz sis.
Ne saray kuleleri.
Ne de dünyanın kendisini değiştirdiğini hissettiren o garip sessizlik.
Sadece rüzgâr vardı.
Uzaklardan gelen araba sesleri.
Kuşların sesi.
Şehirden yükselen insanların konuşmaları.
Rowan gözlerini açtı.
Karşısında geniş bir cadde uzanıyordu.
Binalar yükseliyordu.
Camlar güneş ışığını yansıtıyor, insanlar ellerindeki telefonlarla yürüyordu. Bir kafeden müzik sesi geliyor, yol kenarında arabalar ilerliyordu.
Rowan uzun süre konuşamadı.
Lucien de sessizdi.
Çünkü ikisi de aynı şeyi anlamıştı.
Gerçek dünyadaydılar.
Ama bu, Rowan'ın daha önce bildiği gerçek dünya değildi.
Bu dünya onların geçmişinden kalan bir yer değildi.
Ne Rowan'ın eski hayatıydı...
Ne Lucien'in yirmi yıl önce bıraktığı hayat.
Burası ikisinin geçmişlerinden bağımsızdı.
Burası onların yeni başlangıcıydı.
Rowan yavaşça kaldırıma adım attı.
Hiçbir şey olmadı.
Dünya değişmedi.
Gökyüzü çatlamadı.
Bir kitap ortaya çıkmadı.
Hiçbir ses onlara ne yapmaları gerektiğini söylemedi.
Rowan birkaç adım daha attı.
Yol aynı kaldı.
Binalar yerinde durdu.
İnsanlar yürümeye devam etti.
Rowan derin bir nefes aldı.
“Bu kez gerçekten gerçek.”
Lucien ona baktı.
“Evet.”
“Bizi geri götürecek bir kapı yok.”
“Biliyorum.”
“Başka bir dünya da yok.”
“Yok.”
Rowan bir süre sustu.
Sonra sordu:
“Burada kalacağız.”
Lucien'in cevabı tereddütsüzdü.
“Evet.”
Yakındaki küçük bir parka gittiler.
Bir bankta oturduklarında ikisi de çevreyi izliyordu.
Rowan insanların hayatlarına devam edişine baktı. Kimse onları tanımıyordu. Kimse kralın önünde eğilmiyordu. Kimse ondan emir beklemiyordu.
İlk kez Rowan'ın üzerinde herhangi bir geçmişin ağırlığı yoktu.
Lucien için de durum aynıydı.
Artık kral değildi.
Taç yoktu.
Saray yoktu.
Askerler yoktu.
Emirler yoktu.
Sadece Lucien vardı.
Ve yanında Rowan.
Lucien ellerine baktı.
“Garip.”
Rowan ona döndü.
“Nesi?”
“Yıllarca herkes bana kral diye seslendi.”
Rowan hafifçe gülümsedi.
“Şimdi ne diyecekler?”
Lucien ona baktı.
“Lucien.”
Rowan'ın gülümsemesi biraz daha belirginleşti.
“Güzel.”
“Sen de Rowan'sın.”
“Bunu değiştirmeyeceğim.”
İkisi bir süre sessizce oturdu.
Sonra Rowan başını gökyüzüne kaldırdı.
“Biliyor musun?”
“Ne?”
“Sanırım ilk defa bir dünyanın sonundan korkmuyorum.”
Lucien onu dinledi.
“Çünkü bu dünyanın sonu olmayacak.”
Rowan ona baktı.
Lucien'in sesi sakindi.
“Bize verilen bir dünya değil bu. Kendi hayatımızı kuracağımız bir yer.”
Rowan başını salladı.
“Ve hiçbir şey bizi buradan çıkarmayacak.”
“Çıkarmasını da istemiyorum.”
Bu cümleden sonra aralarında uzun bir sessizlik oluştu.
Fakat bu kez sessizlik ağır değildi.
Huzurluydu.
Akşam olduğunda şehir ışıkları tek tek yanmaya başladı.
İki güneşin olmadığı bir gökyüzü...
Tek bir ay...
Gerçek bir gece...
Rowan bunların hepsine uzun süre baktı.
“Burada nasıl yaşayacağız?”
Lucien gülümsedi.
“Bilmiyorum.”
“Ev?”
“Buluruz.”
“İş?”
“Buluruz.”
“Para?”
Lucien birkaç saniye düşündü.
“Onu da buluruz.”
Rowan güldü.
“İlk defa bir planınız yok.”
Lucien ona baktı.
“İlk defa buna ihtiyacımız yok.”
Rowan sustu.
Çünkü haklıydı.
Daha önce her dünyada bir görevleri vardı.
Bir kaderleri vardı.
Bir yerden kaçmaları veya bir yere ulaşmaları gerekiyordu.
Burada ise hiçbir zorunluluk yoktu.
Hayatlarını kendileri seçebileceklerdi.
Birlikte yürümeye başladılar.
Şehrin kalabalığında yan yana ilerlediler. Kimse onların kim olduğunu bilmiyordu.
Ve ilk defa bunun iyi bir şey olduğunu düşündüler.
Rowan bir süre sonra durdu.
“Lucien.”
“Efendim?”
Rowan başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Ne?”
“Artık efendim değil.”
Lucien birkaç saniye ona baktı.
Sonra başını hafifçe eğdi.
“Peki.”
Rowan gülümsedi.
“Lucien.”
“Evet?”
“Yeni hayatımıza nereden başlayacağız?”
Lucien önlerindeki uzun caddeye baktı.
Sonra Rowan'a döndü.
“Bir ev bulacağız.”
Rowan:
“Sonra?”
“Bir iş.”
“Sonra?”
“Bir hayat.”
Rowan'ın gözleri yumuşadı.
“Birlikte mi?”
Lucien'in cevabı çok kısa oldu.
“Birlikte.”
Ve yeniden yürümeye başladılar.
Arkalarında hiçbir kapı açılmadı.
Hiçbir kitap sayfası dönmedi.
Hiçbir dünya çatlamadı.
Hiçbir kader onları çağırmadı.
Çünkü artık kaçmaları gereken başka bir dünya yoktu.
Burası onların son dünyasıydı.
İlk kez bir dünya onları değiştirmeye çalışmıyordu.
İlk kez bir hikâye onlar için önceden yazılmamıştı.
Ve belki de bu yüzden...
İlk kez gerçekten yaşayabileceklerdi.
Rowan ve Lucien, bilmedikleri bir şehrin ışıkları arasında ilerlerken, önlerinde uzanan hayatın ne getireceğini bilmiyorlardı.
Ama bunu bilmemek artık korkutucu değildi.
Çünkü bu kez gelecek onların karşısına yazılmış olarak çıkmayacaktı.
Geleceği kendileri yazacaktı.
Ve bu kez...
hikâyenin sonunu kimse değiştiremeyecekti.