Hiçliğin ardında kitap kapağı

24. bölüm / 26

Hiçliğin ardında

24.bolum Final

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: 24.bolum Final

24. BÖLÜM — SON KIYI

Sis yavaş yavaş dağılıyordu.
Denizin üzerinden yükselen beyazlık parçalanırken Rowan olduğu yerde durdu. Birkaç saniye önce Lucien'in sesini duymuştu. Onu gerçekten görmüştü.
Şimdi ise sisin arkasındaki siluet yeniden belirginleşiyordu.
Rowan'ın kalbi hızlandı.
“Lucien...”
Siluet hareket etti.
Rowan bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Ve sonunda sis tamamen çekildi.
Karşısındaydı.
Lucien.
Rowan'ın gözleri doldu.
Yedi yıl boyunca birlikte yaşadığı insan, hiçliğin içinde kaybettiği kişi, şimdi birkaç metre uzağında duruyordu.
“Lucien!”
Koşmaya başladı.
Lucien'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Rowan!”
Rowan durmadı.
Lucien bir adım geriledi.
“Dur!”
Rowan'ın gözleri ondaydı.
“Sonunda seni buldum!”
“Rowan, yaklaşma!”
Rowan bunu anlamadı.
“Lucien, ben—”
“Uzak dur!”
Lucien'in sesi bu kez çok daha sertti.
Rowan bir anlığına duraksadı.
Ama yedi yıldır tanıdığı insanın yüzündeki korkuyu görünce daha da hızlandı.
“Ne oldu sana?”
Lucien'in elleri titriyordu.
“Rowan, beni dinle!”
“Hayır.”
Rowan'ın sesi kırılmıştı.
“Bu kez seni bırakmayacağım.”
Lucien başını iki yana salladı.
“Bunu yapma.”
Rowan koşmaya devam etti.
“Yedi yıldır birlikteyiz! Seni burada bulmuşken nasıl geri dönebilirim?”
Lucien'in gözleri doldu.
“Çünkü ben—”
Sesi yarıda kaldı.
Bir an boyunca yüzündeki ifade tamamen değişti.
Sanki Lucien'in gözlerinin ardında başka bir şey uyanmıştı.
Aurelion.
Lucien'in bedeni olduğu yerde dondu.
Başını hafifçe eğdi.
Sonra yeniden kaldırdı.
Bakışları artık Lucien'in bakışları değildi.
Rowan bunu fark etmedi.
Çünkü onun gördüğü tek şey hâlâ sevdiği insandı.
“Lucien?”
Lucien'in dudakları hareket etti.
Fakat çıkan ses çok daha soğuktu.
“Rowan.”
Rowan durmadı.
“Buradayım.”
Aurelion, Lucien'in bedeninin içinden Rowan'a baktı.
Ve Rowan'ın yüzündeki rahatlamayı gördü.
O kadar gerçekti ki...
Bir anlığına kendi geçmişini hatırladı.
Terk edildiği günü.
Lucien'in arkasından gidişini.
Sonra yıllar boyunca bekleyişini.
Yine de kararını değiştirmedi.
“Bunu yapmak zorundayım.”
Rowan'ın kaşları çatıldı.
“Ne?”
Bir anda her şey oldu.
Rowan'ın adımı yarıda kaldı.
Yüzündeki ifade değişti.
Sanki dünya bir anda sessizleşmişti.
Denizin sesi uzaklaştı.
Rüzgâr sustu.
Rowan birkaç saniye Lucien'e baktı.
Sonra gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
“Lu...cien?”
Lucien'in bedeni sarsıldı.
Ve o anda Aurelion'un kontrolü sona erdi.
Lucien kendi bedenine geri döndü.
Gözleri açıldı.
Önündeki Rowan'ı gördü.
Ve yüzündeki bütün renk çekildi.
“Rowan...”
Rowan cevap vermedi.
Ayakta durmakta zorlanıyordu.
Lucien ona doğru koştu.
“Hayır... hayır, hayır...”
Rowan yavaşça yere çöktü.
Lucien onu tutmaya çalıştı.
“Rowan!”
Rowan gözlerini kaldırdı.
Lucien'in yüzünü gördü.
Gerçek Lucien'i.
Korkmuş, çaresiz ve ne olduğunu anlayamayan Lucien'i.
Rowan'ın dudaklarından çok hafif bir ses çıktı.
“Sen... değildin.”
Lucien'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Ben değildim.”
Rowan bunu zaten anlamıştı.
“Biliyordum.”
Lucien onu daha sıkı tutmaya çalıştı.
“Dayan.”
Rowan başını hafifçe salladı.
“Bana... uzak dur demiştin.”
“Dinlemedin.”
Rowan'ın yüzünde çok küçük bir gülümseme oluştu.
“Çünkü seni bulduğumu sandım.”
Lucien'in sesi titredi.
“Beni buldun.”
Rowan gözlerini ondan ayırmadı.
“Evet.”
Bir süre birbirlerine baktılar.
Denizin kıyısında, bütün dünyalardan uzakta, yalnızca ikisi kalmış gibiydi.
Lucien başını eğdi.
“Ben bunu istemedim.”
Rowan'ın nefesi giderek ağırlaşıyordu.
“Biliyorum.”
“Ben sana zarar vermek istemedim.”
“Biliyorum, Lucien.”
“Bunu ben yapmadım.”
Rowan gözlerini kapatıp tekrar açtı.
“Biliyorum.”
Lucien'in elleri titriyordu.
“Özür dilerim.”
Rowan uzun süre ona baktı.
Sonra çok sessiz bir şekilde:
“Yedi yıl...”
Lucien'in gözleri doldu.
“Ne?”
“Yedi yıl boyunca aynı evde yaşadık.”
Lucien başını salladı.
“Evet.”
“Aynı masada yemek yedik.”
“Evet.”
“Bazen kavga ettik.”
Lucien ağlamaklı bir gülümsemeyle başını salladı.
“Evet.”
“Sonra barıştık.”
“Evet.”
Rowan'ın sesi daha da kısıldı.
“Ve ben... sonunda gerçekten bir yere ait olduğumu düşündüm.”
Lucien'in gözlerinden yaşlar aktı.
“Öyleydin.”
Rowan ona baktı.
“Senin yanında.”
Lucien cevap veremedi.
Rowan'ın gözleri yavaşça kapandı.
Lucien:
“Rowan?”
Cevap gelmedi.
“Rowan...”
Onu uyandırmaya çalıştı.
Ama Rowan artık konuşmuyordu.
Lucien başını onun omzuna yasladı.
“Lütfen...”
Deniz kıyısında sesi yankılandı.
“Lütfen beni bırakma.”
Hiçbir cevap gelmedi.
Lucien gözlerini kapattı.
“Bana söz vermiştin.”
Sesi artık neredeyse duyulmuyordu.
“Yeni bir hayat kuracaktık.”
Sessizlik.
“Bir evimiz olacaktı.”
Sessizlik.
“Burada kalacaktık.”
Lucien başını kaldırdı.
“Burası son dünyamız olacaktı.”
Tam o sırada arkasında bir hareket oldu.
Aurelion, Lucien'in bedeninden tamamen ayrılmıştı.
Bir süre sessizce Rowan'a baktı.
Sonra Lucien'e.
Aurelion'un yüzünde zafer yoktu.
Çünkü kazandığını düşünmesi gereken bir anda bile, karşısındaki iki insanın arasında kurduğu bağın ağırlığını görüyordu.
Lucien ona baktı.
Bakışlarında yalnızca acı vardı.
“Sen ne yaptın?”
Aurelion cevap vermedi.
Lucien:
“Onu geri getir.”
Aurelion başını iki yana salladı.
“Artık olmaz.”
Lucien'in yüzü çöktü.
“Sen benim bedenimi kullandın.”
Sessizlik.
“Onu benden aldın.”
Aurelion'un gözleri Rowan'a kaydı.
“Ben de bir zamanlar aynı şeyi hissettim.”
Lucien:
“Bu seni haklı yapmaz.”
Aurelion cevap vermedi.
Çünkü bu kez söyleyecek hiçbir şeyi yoktu.
Lucien yeniden Rowan'a döndü.
Onu bırakmadı.
Saatler geçti.
Güneş denizin üzerinde yükseldi.
Sonra yavaşça gökyüzünde ilerledi.
Ama Lucien yerinden kalkmadı.
Rowan'ın yanında kaldı.
Yedi yıl önce iki yabancı olarak başladıkları yolculuk, tam da yeni bir hayat kurduklarına inandıkları yerde sona ermişti.
Ne saray kalmıştı.
Ne kitap.
Ne kapı.
Ne başka bir dünya.
Sadece deniz vardı.
Ve kıyıda, birbirlerinden ayrılmayan iki insanın bıraktığı son iz.
Lucien gözlerini kapattı.
Rowan'ın söylediklerini hatırladı:
“İlk defa birini gerçekten istediğim için yanımda istiyorum.”
Lucien'in gözlerinden bir damla yaş daha süzüldü.
“Ben de seni seçmiştim.”
Fakat artık cevap verecek kimse yoktu.
Uzakta Aurelion sessizce arkasını döndü.
Yürümeye başladı.
Lucien ise Rowan'ın yanında kaldı.
Çünkü bazı hikâyelerde insanlar sonsuza kadar birlikte kalmazdı.
Bazı hikâyeler mutlu bitmezdi.
Ama bu, yaşananların değersiz olduğu anlamına gelmezdi.
Rowan ve Lucien'in yedi yılı...
Bir ev.
Bir hayat.
Birbirlerine duydukları güven.
Ve kendi seçimleriyle kurdukları o dünya...
Artık yalnızca bir geçmişti.
Deniz dalgaları kıyıya vururken Lucien son kez fısıldadı:
“Seni bulduğum için hiç pişman olmadım.”
Ve hikâye, başladığı gibi bir dünyanın içinde değil...
bir kıyının sessizliğinde sona erdi.