TEODEN MAFYA kitap kapağı

34. bölüm / 36

TEODEN MAFYA

33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA

Yazar: Zöhre Yılmazzz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA
  1. 1 Tanıtım128 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE682 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI1.083 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM1.299 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ1.121 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI975 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA1.030 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM953 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR2.022 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER2.035 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER1.086 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR935 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK784 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR1.398 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU1.473 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK827 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM1.510 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ1.084 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ1.141 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM974 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ1.539 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR1.345 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK736 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ1.969 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI1.214 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK1.251 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM2.957 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ1.234 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT1.683 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR2.228 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +181.437 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER2.161 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE1.525 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA1.373 kelime · Okuduğun bölüm
  35. 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT536 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL1.741 kelime

33. BÖLÜM:

Burak’ın ihanetinin ortaya çıkarılmasının ve kilit altındaki hücresine kapatılmasının ardından İstanbul’da havadaki nem bile ağırlaşmıştı.
Yeraltı dünyasının eski ve acımasız ismi İskender, Viktor Volkov’un ölümünden doğan güç boşluğunu fırsat bilerek Karadeniz ve Balkan hatlarını tek çatıda toplamaya çalışıyordu.
Akkaya Holding’in komuta merkezinde dev ekranlar yanıp sönüyordu.
Teoman Akkaya, masanın başında kollarını bağlamış, ekrandaki radar simülasyonlarını izliyordu.
Siyah gömleği ve çelik gibi duruşuyla odadaki tüm otoriteyi elinde tutuyordu.
Yanındaki Deniz, mürdüm rengi ceketini çıkarmış, koruyucu yeleğini giymiş ve zümrüt kolyeli boynunu açıkta bırakan saçlarını sımsıkı toplamıştı.
Diğer tarafta Aras Öztürk, elindeki otomatik tabancanın şarjörünü tek hamlede yerine oturtup emniyetini kapattı.
Leyla ise bilgisayardan İskender’in telsiz frekanslarını kırmaya çalışıyordu.
L~"İskender bu gece oynayacak oyunu," dedi , sesi son derece net ve pürüzsüzdü.
"Burak’ın yakalandığını öğrendi. Planını öne çekti. Karadeniz’deki eski maden tesislerine üç tır dolusu ağır mühimmat indiriyor. Şehrin merkezine saldırmak için güç topluyor."
Teoman masaya yaklaştı.
"Bize doğrudan saldırmaya cesaret edemez. Aras ile beni ayırmak isteyecektir."
Aras gülümsedi; bu gülüş tehlikeli ve karanlık bir özgüven taşıyordu.
A~ "Bizi ayıramaz Akkaya. Biri sol kanadıma dokunursa, sağ kanadımla dünyasını başına yıkarım."
Deniz, Teoman’ın yanına geldi. Elini kocasının koluna koydu.
D ~"İskender’in hedefi sadece siz değilsiniz Teoman. O adam Karadeniz’deki eski düzeni geri istiyor. Yani babamın ve sizin inşa ettiğiniz o sistemi yok etmek istiyor."
Teoman, Deniz’in elini tutup sıktı.
T~"Sistem de biziz, şehir de biziz güzelim. İskender bu gece o madenden canlı çıkamayacak."
Asena ekrana yeni bir harita getirdi.
Asena~"Ağabey, maden sahası çok geniş ve çitlerle çevrili. İki ayrı koldan girmeliyiz. Teoman Abi ve Deniz Yenge kuzey girişinden, Aras Abi ve Leyla Yenge güney tünellerinden sızmalı."
Aras, Leyla’ya döndü.
A~ "Karanlık tüneller tam bize göre yavrum, ne dersin?"
Leyla, belindeki çift kılıfı kontrol edip Aras’a kararlı bir bakış fırlattı.
L~"Öztürk, tünellerde önümden yürüme yeter, hedefimi kapatıyorsun."
Aras keyifle güldü, karısının alnına gurur dolu bir öpücük kondurdu.
A~"Senin hedefini kimse kapatamaz güzelim."

Saat 02.00’yi gösterdiğinde Karadeniz kıyısındaki terkedilmiş maden sahası, sağanak yağmurun ve fırtınanın etkisiyle zifiri karanlığa gömülmüştü.
İki zırhlı mat siyah cip, projektörleri kapalı şekilde çamurlu yollarda sessizce süzülüyordu.
Öndeki araçta Aras ve Leyla vardı. Tünel girişine iki yüz metre kala Aras aracı durdurdu.
Arabanın içindeki kırmızı iç aydınlatma yüz hatlarını keskinleştiriyordu.
Aras vitesi boşa aldı, bakışlarını Leyla’ya çevirdi. Leyla’nın yüzündeki o sakin ama ölümcül ifadeye baktı.
A~"Bu adam kural tanımaz Leyla," dedi , sesi fısıltı kadar kısık ama kaya kadar ağırdı. "Gözünü dört aç. Arkamı kollarken kendini riske atmanı istemiyorum."
Leyla uzanıp Aras’ın elini tuttu.
L~ "Aras... Biz buraya birlikte geldik, birlikte çıkacağız. Kendini öne atmak yok, anlaşmamız böyleydi."
Aras, karısının elini kaldırıp dudaklarına bastırdı.
A~"Anlaştık güzelim. Seni seviyorum."
L~"Ben de seni seviyorum Öztürk. Şimdi o madeni başlarına yıkalım."
ARKADAKİ CİPTE İSE...
Teoman, telsiz kulaklığını ayarlarken yanındaki Deniz’e baktı. Deniz, belindeki feneri ve tabancasını son kez kontrol ediyordu.
"Deniz," dedi Teoman. Sesi her zamanki sertliğinin aksine son derece yumuşaktı.
T~"Bana söz ver. Çok yakına girmeyeceksin."
Deniz başını kaldırıp Teoman’ın gözlerinin içine baktı.
D~ "Teoman, ben senin arkanda bekleyen bir süs değilim. Ben senin karısıyım. Tehlike neredeyse ben oradayım."
Teoman elini uzatıp Deniz’in ensesinden tuttu, kendine çekip alnını alnına dayadı.
T~ "Biliyorum yavrum... Zaten senin bu korkusuzluğuna aşığım. Ama canın yanarsa bu dünyayı yakarım, bunu sakın unutma."
D~"Benim canımı kimse yakamaz Akkaya," dedi gururla. "Sen yanımdayken asla."
Cipın kapıları açıldı, dörtlü karanlığın içine dağıldı.

Maden sahası, eski pasa döküm alanları ve paslı demir tünellerden oluşan devasa bir labirent gibiydi.
İskender’in elliden fazla ağır silahlı koruması tırların etrafında nöbet tutuyordu.
Tesisin ortasında, yüksek bir platformun üzerinde duran İskender, elindeki telsizle talimatlar veriyordu. Yüzünde eski yeraltı dünyasının o acımasız, çatlak izleri vardı.
"Herkes tetikte olsun!" diye kükredi İskender. "Akkaya ve Öztürk bu gece buraya gelecek. İkisinin de leşini istiyorum!"
Ancak sözünü bitiremedi! ŞAK!
Asena’nın yüksek tepeden sıktığı ilk keskin nişancı mermisi, ana kuledeki projektörü patlattı! Saha bir anda zifiri karanlığa ve kaosa sürüklendi.
"BASKIN! S*LA*L*RI ÇEKİN!"
O an güney tünellerinden Aras ve Leyla fırladı!
Aras, iki elindeki tabancalarla adeta fırtına gibi esti.
Çamurların arasından kayarak iki korumayı etkisiz hale getirdi, ardından sırtını paslı bir konteynere yasladı.
Leyla ise Aras’ın hemen arkasından gelerek üst platformdaki iki nişancıyı tam alnının ortasından vurdu.
Hareketleri o kadar seri ve profesyoneldi ki, Aras çatışmanın ortasında bile karısını izlemekten kendini alamadı.
"Sol kanat temiz Öztürk!" diye bağırdı Leyla, şarjörünü değiştirirken.
"Sana boşuna krallığımın kraliçesi demiyorum yavrum!" diye yanıtladı Aras, üzerine gelen iki kişiyi daha yere sererken.
Kuzey kanadında ise Teoman ve Deniz tam bir yıkım ekibiydi.
Teoman, elindeki otomatik tüfekle İskender’in ana koruma kalkanını yararak ilerliyordu.
Karşısına çıkan hiç kimse Teoman’ın o yıkıcı gücünün önünde duramıyordu.
Deniz ise Teoman’ın hemen sol çaprazında, yaklaşmaya çalışanları bıçağı ve silahıyla püskürtüyordu.
Boynundaki zümrüt kolye karanlıkta hafifçe parıldıyordu.
"Teoman! İskender orta tünere kaçıyor!" diye bağırdı Deniz.
Teoman adımlarını hızlandırdı. "Aras! Tünel çıkışını tut!"

İskender, üç özel korumasıyla birlikte tünelin derinliklerine doğru kaçarken Deniz tünel girişine ilk ulaşan kişi oldu.
Teoman arkadaki üç korumayı indirirken, Deniz öne atıldı.
"Dur orada İskender!"
İskender arkasını döndü. Yüzünde karanlık bir gülümseme belirdi. "Akkaya’nın küçük karısı..."
İskender belindeki gizli silahı çekip ateşlemek üzereyken, Deniz hamle yaptı.
Ancak tünelin tavanındaki paslı demirlerden biri çatışmanın sarsıntısıyla çöktü! Devasa bir beton ve demir bloku Deniz’in üzerine doğru devrildi!
"DENİZ!"
Teoman’ın kükremesi tüm maden tünelinde yankılandı.
Teoman imkansız bir hızla fırladı, kendi hayatını hiçe sayarak Deniz’i kenara itti! Beton blogu büyük bir gürültüyle yere çakıldı. Deniz kurtulmuştu ama Teoman’ın sol omzu ve kolu beton parçasının altında kaldı!
İskender bu durumdan faydalanıp tünelin karanlığında gözden kayboldu.
Deniz panikle doğruldu. "TEOMAN!"
Aras ve Leyla sesleri duyup tünele koştular. Aras gördüğü manzara karşısında hızla öne atıldı. "Akkaya! Hold on!"
Aras ve Leyla, devasa beton blokunu var güçleriyle kaldırırken Deniz Teoman’ı altından çekti.
Teoman’ın sol kolu kanlar içindeydi ve acıdan dişlerini sıkıyordu ama gözlerindeki o sert bakış bir milim bile gerilememişti.
Deniz gözyaşlarını tutmaya çalışarak Teoman’ın yüzünü ellerinin arasına aldı. "Akkaya... İyi misin? Benim yüzümden..."
Teoman, sağ eliyle Deniz’in elini sıktı. Sesi kısıktı ama gürdü. "Ağlama güzelim... Senin kılına zarar gelmedi ya, gerisi mühim değil."
Aras, Teoman’ın kolunu kontrol etti. "Kırık var Akkaya. Tesis temizlendi, İskender kaçtı ama şehirden çıkamaz. Seni hemen hastaneye götürmemiz lazım."
Teoman ayağa kalktı. Acıya aldırış etmeden dimdik durdu. "Hastaneye değil... Evimize gidiyoruz. İskender’in ölüm fermanı bu gece yazıldı. Yarın (bu şehri ona dar edeceğiz."
Sabaha karşı saat dörtte, Şile’deki villada fırtına dinmişti.
Özel doktor Teoman’ın sol kolunu alçıya almış, yaralarını sarmıştı.
Villanın devasa salonundaki şömine yanıyor, ortama sıcak bir ışık yayıyordu.
Aras ve Leyla, Teoman’ın durumunun iyi olduğunu görünce kendi odalarına çekilmişlerdi.
Leyla, Aras’ın omzundaki hafif sıyrığı temizlerken iki çift de gecenin şokunu atlatmaya çalışıyordu.
Aras’ın Odasında:
Aras, yatağın kenarında oturuyordu. Leyla, elindeki pamuk ve tentürdiyotla Aras’ın omzundaki çiziğe pansuman yapıyordu.
"Dikkatli ol Öztürk," dedi Leyla, sesi fısıltı gibi yumuşaktı. "Bu gece Teoman’ı kaybedebilirdik."
Aras elini kaldırıp Leyla’nın belini kavradı. Karısını kendine çekip yüzünü Leyla’nın karnına yasladı.
"Teoman güçlüdür güzelim," dedi Aras, sesi yorgundu.
"Ama bu gece anladım ki... Ailemizden birine bir şey olursa ben bu şehri taş üstünde taş bırakmam. Hele sana bir şey olursa..."
Leyla ellerini Aras’ın saçlarının arasına geçirdi. "Bize bir şey olmayacak Aras. Biz birleştik, sarsılmayız."
Aras başını kaldırıp Leyla’nın dudaklarına derin, şefkat dolu bir öpücük kondurdu. "Sen benim en büyük gücümsün Leyla."
Teoman’ın Odasında:
Teoman, yatakta sırtını yastıklara yaslamıştı. Sol kolu askıdaydı.
Deniz, yatağın kenarına oturmuş, Teoman’ın sağ elini iki elinin arasında tutuyordu. Gözleri hala nemliydi.
"Beni kenara itmeseydin o beton senin üzerine düşmeyecekti," dedi Deniz, sesi titreyerek.
Teoman sağ eliyle Deniz’in çenesini tuttu, karısının yüzünü kendine kaldırdı. Gözlerinin içine baktı.
"Bana bak Deniz Akkaya," dedi Teoman, sesi otoriter ama bir o kadar da derin bir aşk doluydu. "Senin yaşaman için ben canımı bin defa veririm. Bir kolum kırılmış, çok mu? Sen iyisin ya, gerisi umurumda değil."
Deniz eğildi, Teoman’ın sağ yanağını ve ardından dudaklarını öptü. "Seni çok seviyorum Teoman."
"Ben de seni çok seviyorum yavrum," dedi Teoman. "Şimdi yanıma yat ve dinlen. Yarın İskender için son gün olacak."
Deniz Teoman’ın sağ tarafına uzandı, başını kocasının göğsüne koydu. Teoman da tek koluyla karısını sımsıkı sardı.

Güneş Boğaz’ın üzerine doğarken, İstanbul son ve en büyük hesaplaşmasına gebeydi.
İskender, Karadeniz madenindeki baskından kaçmıştı ama gidecek hiçbir yeri kalmamıştı.
Akkaya ve Öztürk ailelerinin tüm kolları, şehrin çıkışlarını ve saklanma noktalarını tutmuştu.
Teoman yaralıydı ama her zamankinden daha tehlikeliydi. Aras, Leyla ve Deniz ise ailelerini korumak için son kez silahlarını kuşanmaya hazırlanıyorlardı.
İyi gublerrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
Son 2 Bölümm

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

70okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…